İKV ve KSO Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. Yıldönümünde bir açıklamada bulundu. Başkan Dr. Zeytinoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın adaya barış getirmekte ve Kıbrıs Türk varlığının korunmasındaki önemine dikkat çekti ve AB’nin tutumunu eleştirdi:
“Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıldönümünde adada barışın sağlanması ve Kıbrıslı Türklerin can güvenliğinin ve varlığının korunması için canını veren şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyoruz. Harekât kararını alan dönemin hükümeti ve başbakanını da yad ediyoruz. Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama planının uygulamaya koyulmasını önleyen Kıbrıs Barış Harekâtı adada Kıbrıs Türk varlığının devamı açısından kritik önemdedir.
Adada BM gözetimindeki görüşmeler kapsamında yeniden bir federasyon kurulması için çaba gösterilmiş ancak bugüne kadar sonuç vermemiştir. Adanın birleşmesi için en önemli adım Annan Planı olmuştur. Annan Planı 24 Nisan 2004’te adanın kuzey ve güneyinde eş zamanlı olarak referanduma sunulmuş, KKTC’de halkın çoğunluğu tarafından kabul edilirken, güneyde reddedilmiştir. Buna rağmen, 1 Mayıs 2004 itibarıyla GKRY tüm adayı temsilen AB üyesi yapılmıştır. AB kendisinin de desteklediği federasyon alternatifini reddetmesine dolayısıyla AB değerlerine ters düşmesine rağmen, GKRY’yi almış ve KKTC’nin izole edilmesine yol açmıştır.
Dönemin Genişlemeden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Gunther Verheugen, Kıbrıslı Rumlar tarafından aldatıldığını belirtmiş ve haksızlığın giderilmesi için adım atacağını açıklamıştır. Ancak bu itirafa rağmen, KKTC’nin izolasyonlarını bitirmeye yönelik bir girişimde bulunulmamıştır. Bu haksız ve adaletsiz tutum Türkiye’nin AB ile ilişkilerine de yansımış ve müzakere sürecinden gümrük birliğinin güncellenmesine kadar farklı platformlarda engel olarak karşımıza çıkarılmıştır. AB’yi bu haksız ve adil olmayan yaklaşımdan vazgeçmeye davet ediyoruz. 2017’de Crans Montana’da yapılan müzakereler de yine GKRY’nin tavizsiz tutumu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Tüm bu tabloya bakılınca adada federasyon çözümünün gerçekçi olmadığı ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Barış Harekâtı ve ardınca KKTC’nin kurulması sonrasında Kıbrıs’ta düzenin sağlandığı görülmektedir.
Diğer taraftan Avrupa Komisyonu, Güney Kıbrıs'ın Schengen'e katılım hazırlıklarına ilişkin olumlu teknik değerlendirmesini tamamlayarak raporu kabul ettiğini, konunun sonraki aşamasında Eylül ayında AB Konseyi'nin gündemine gelerek ve nihai siyasi kararın üye devletler tarafından verileceğini açıklamıştır. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Fransa'nın başkenti Paris'te geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri ile gerçekleştirdiği görüşmede Güney Kıbrıs'ın Schengen Bölgesi'ne en kısa sürede katılmasına destek verdiğini ifade ederek, AB’nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin Raffaele Fitto’yu özel temsilci olarak atadıklarını bildirmiştir. Yaşanan bu gelişmeler AB’nin komşularıyla olan sorunları çözmeden, yeni bir çözümsüzlük sürecine girileceğine işaret etmektedir. Bu noktada adada iki devletli çözüm en gerçekçi yaklaşım olup, barış ve istikrarı güvence altına almaktadır. AB’yi, Kıbrıs’a ilişkin tek taraflı yaklaşımını terk etmeye ve gerçekliği kabul ederek KKTC’nin varlığını tanımaya davet ediyoruz” dedi.
Başkan Zeytinoğlu açıklamasının devamında “AB’nin haksız tutumunun yansımalarını Türkiye-AB ilişkilerinde görmeye devam ettiğimizi üzülerek belirtmek istiyoruz. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri devam etmektedir. AB, Türkiye’nin birinci ticari partneri konumundadır. Türkiye, vize serbestlik sürecinin tamamlanması için şart koşulan 72 kriterden 66’sı yerine getirmiş durumda olup kalan 6 kriter tamamlanmamıştır. Bu sürecin en kısa zamanda tamamlanmasını ümit ediyoruz. Bakanlıklarımızın çabaları ve iş dünyasının destekleri sonucu, gümrük birliği ortağı ülkelerden gelen ürünler de taslağa göre, ‘Made in Europe’ kapsamında ele alınacaktır. Ancak AB’de kamu alımlarında kritik sektörlerdeki ürünler için getirilen ‘Made in Europe’a dahil olmak için kamu alımları piyasalarının da karşılıklı açık olması beklenmektedir. Bununla birlikte özellikle son dönemde Avrupa güvenliğinde savunma sanayiinin öne çıktığı ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden şekillenmesinde güvenlik arayışının öne çıktığı bir döneme girmiş bulunmaktayız. Türkiye’nin bu alandaki stratejik rolünün sağladığı avantajdan yararlanarak, Türkiye’nin AB'ye tam üyelik sürecine yeniden ivme kazandırılmasını kritik önemde buluyoruz” dedi.
No comments:
Post a Comment