Saturday, August 8, 2026

Kathimerini /Oksijen - Kathimerini Orta Doğu'nun NATO'sunu inceledi: Yunanistan için utanç verici bir durum - 7 Ağustos 2026

 Kathimerini /Oksijen 

Kathimerini Orta Doğu'nun NATO'sunu inceledi: Yunanistan için utanç verici bir durum

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan karşılıklı savunma iş birliği anlaşması, Yunanistan'da endişeye yol açtı. Kathimerini, Atina'nın Riyad'la son yıllarda geliştirdiği yakın ilişkilere rağmen Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırmasını eleştirdi
Kathimerini Orta Doğu'nun NATO'sunu inceledi: Yunanistan için utanç verici bir durum
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında sürpriz bir şekilde imzalanan karşılıklı savunma iş birliği paktı, Atina yönetiminde büyük bir endişe ve şaşkınlık yarattı.

Kathimerini'nin haberine göre Yunanistan'ın son yıllarda Riyad yönetimiyle kurduğu yakınlaşmayı ve açılımları fırsata çevirmedeki başarısızlığı, Atina'nın bölgedeki diplomasisinin ne denli etkisiz kaldığını gözler önüne serdi. Kathimerini yayınladığı haber için 'utanç verici bir durum' benzetmesini yaptı.

Yunanistanlı yetkililer ABD'nin İran çevresindeki ülkeleri daha yakın bir iş birliğine zorladığının farkında olsa ve süreci yakından takip etse de bu ilişkinin "karşılıklı savunma/yardım kalkanı" içeren resmi bir askeri ittifaka dönüşebileceğini öngöremedi.

Atina'yı derin bir stratejik krizle baş başa bırakan bu pakt, Riyad’ın Yunanistan’ın büyük yatırım yaptığı Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerden sapması anlamına geliyor.

Yunan basını, bu durumun tıpkı daha önce rafa kalkan EastMed doğalgaz boru hattı projesi gibi olabileceğini belirtiyor.

Yunanistan, son beş yıldır Suudi Krallığı ile ilişkilerini güçlendirmek için devasa bir diplomatik sermaye harcadı. Atina, Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu rafineri/arıtma tesislerini ve Doğu-Batı boru hattını korumak amacıyla Yunan Hava Kuvvetleri'ne ait bir Patriot füze bataryasını bölgeye konuşlandırmıştı.

Son aylarda bu bataryada görevli 100'den fazla Yunan askeri, İran ve Husiler tarafından fırlatılan balistik füzeler ile İHA'ları düşürerek Suudi çıkarlarını korumak için hizmet veriyordu. Ancak atılan bu adımlar, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını engelleyemedi.

Kraliyet sarayına yakınlığıyla bilinen Suudi yorumcu Ali Shihabi, dün yaptığı açıklamada bu üçlü askeri ittifakın gerekçesini şöyle özetledi:

"Bu ittifak, Amerikan caydırıcılık kapasitesinin ciddi şekilde zayıfladığı ve İran tehdidinin artık bölgesel güçler tarafından bizzat göğüslenmesi gerektiği gerçeğinin bir sonucu"

Mekke Anlaşması Orta Doğu'da neleri değiştirecek?

Söz konusu anlaşma, Riyad’ın Tahran destekli Yemenli Husilerden kaynaklanan tehditlerin arttığı bir dönemde imzalandı. Husiler Kızıldeniz’deki tankerlere saldırarak, dron ve füzelerle krallığın enerji altyapısını vurarak Suudi Arabistan ile olan tarihsel gerilimi yeniden tırmandırmıştı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı paktı memnuniyetle karşıladığını belirterek, yayımladığı bildiride "Anlaşmanın her türlü saldırganlığa karşı karşılıklı caydırıcılık gücünü artırmayı hedeflediğini ve bir devlete yapılan silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağını" duyurdu.

Anlaşmaya Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif imza attı.

Söz konusu metin, Suudi Arabistan ile Pakistan'ın geçtiğimiz eylül ayında imzaladığı anlaşmaya benzerlik gösteriyor. O anlaşma kapsamında İslamabad, Nisan ayında Suudi Arabistan'daki bir üsse savaş uçağı filosu ve Çin yapımı HQ-9 hava savunma sistemleri sevk etmişti.

Riyad ve İslamabad, savunma paktını genişletmek amacıyla Türkiye ile aylardır görüşme halindeydi. Husilerle yaşanan çatışmaların tırmanması ise bu müzakereleri hızlandırdı.

ABD ve Türkiye'nin talebine uyan ittifak

Ankara, bu pakt vesilesiyle Basra Körfezi’ndeki savunma ihracatını katlamayı hedefliyor. Anlaşma, Riyad’ın petro-dolarlarını, Türkiye ve Pakistan’ın hem ordu hem de savunma sanayisi alanındaki devasa askeri kabiliyetleriyle birleştirme potansiyeline sahip.

Ankara ve İslamabad halihazırda insansız hava aracı geliştirilmesinde ortak çalışırken, Suudi Arabistan da Baykar ile devasa insansız hava aracı alım sözleşmelerine imza atmıştı.

Londra merkezli Krallık Birleşik Hizmetler Enstitüsü analisti Burcu Özçelik, Financial Times’a yaptığı değerlendirmede şu yorumda bulundu:

"Bu üçlü savunma paktı, ABD'nin 'bölge ülkeleri kendi savunma sorumluluklarını üstlenmelidir' talebiyle tam uyum sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin 'bölgesel sorunlara bölgesel çözümler' yönündeki köklü dış politika talebini de fazlasıyla karşılıyor."

Öte yandan Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan ve Mısır Orta Doğu'da üç yıldır süren savaşın yıkıcı etkilerini yönetebilmek adına son bir yılda ilişkilerini iyice sıkılaştırdı. Bu ülkeler İran tehdidinin yanı sıra İsrail'in saldırgan hamlelerinden de ciddi rahatsızlık duyuyor.

İmzalanan anlaşmanın Pakistan’ın nükleer caydırıcılık gücünü kapsamadığı, bu gücün yalnızca Hindistan tehdidine karşı tutulduğu öğrenildi. İslamabad onlarca yıldır Suudi ordusuna teknik ve eğitim desteği verirken; Türkiye ve Pakistan ortak deniz ve hava tatbikatları gerçekleştiriyor.

Friday, August 7, 2026

United Against Nuclear Iran (UANI) - Did Iran's President Really Offer to Resign? - by Jason M. Brodsky - 7 August 2026

 

Did Iran’s President Really Offer to Resign?

By Jason M. Brodsky


A familiar pattern emerged this week in Supreme Leader Mojtaba Khamenei’s Iran. Mohammad Bagher Kharrazi, brother of the wife of Mojtaba’s brother Masoud, claimed in a revealing interview that President Masoud Pezeshkian had offered to resign 28 times. 


The situation, according to Kharrazi, has become so fraught that Mojtaba lashed out at Pezeshkian, saying, “[I]f he resigns one more time, I will approve it. I will write ‘approved’ underneath it, and that will be the end of it.” 


Kharrazi’s assertions were later denied by the Office of the President and the Office of the Supreme Leader. However, news media reported previously about Pezeshkian submitting an official letter of resignation to Mojtaba. In May 2026, Iran International TV reported that the president had done so after being sidelined by the Islamic Revolutionary Guard Corps (IRGC) in decision-making. 


While Kharrazi has a history of making controversial statements, he does enjoy access to the inner circles of power in the Islamic Republic. In addition to his status as an in-law of the Khamenei family, he is the son of Mohsen Kharrazi, who has been a member of the Assembly of Experts. Additionally, Mohammad Kharrazi’s uncle, Kamal, served as foreign minister and then chairman of the Strategic Council on Foreign Relations, advising the supreme leader. Kamal was killed in an Israeli airstrike during the current war.


There is a long history of Iranian presidents feeling marginalized and constrained by the more powerful Office of the Supreme Leader and the IRGC, especially under the Khameneis’ rule. When Mohammad Khatami served as president from 1997 to 2005, he offered to resign multiple times as his reform agenda was blocked. His successor, Mahmoud Ahmadinejad, also was confronted with the choice to resign after a tussle over his sacking of the intelligence minister or accept the supreme leader’s choice for the position. Hassan Rouhani likewise offered to resign at least twice during his tenure.


However, each time a president came close to quitting, then-Supreme Leader Ali Khamenei usually nixed it. Thus, given these precedents, it’s conceivable that Pezeshkian has offered to resign. Mojtaba, or the IRGC, seeking to keep Pezeshkian in office for now would be consistent with Ali Khamenei’s example. Especially now, in a wartime situation, the system is trying to create the illusion of cohesion, unity, and stability. A Pezeshkian resignation could rupture that strategy.


The IRGC also likely finds it useful to retain Pezeshkian, and his foreign minister Abbas Araghchi, as softer faces to dispatch for negotiations to play good cop, bad cop with the United States and its allies. This oft-practiced regime ploy overhypes divisions within the Islamic Republic’s political elite and allows officials perceived as “moderate” to extract concessions from Western officials, who believe they are empowering “moderates” at the expense of “hardliners.” Of course, this belief comes despite the reality that the Office of the Supreme Leader and the IRGC drive foreign policy decision-making, with the president and foreign minister largely mere implementers.


The plausibility of Kharrazi’s claim raises additional questions. If Mojtaba Khamenei is taking extraordinary security precautions and is inaccessible and invisible to the most senior state officials, how would Kharrazi—an in-law—have such access to the supreme leader in this environment? Araghchi himself has admitted that he has never personally interacted with Mojtaba—both before Operation Epic Fury and since. Even Mojtaba’s father-in-law, Gholamali Haddad-Adel, recently told state media that “for the time being, due to certain issues, [Mojtaba] is not in contact with any person or institution, but God willing, he is healthy.” A cleric close to the Khamenei family disclosed that Mojtaba’s own children haven’t seen their father since the airstrike that killed Ali Khamenei and allegedly severely injured Mojtaba on February 28. 


In the end, the rumors about Pezeshkian’s resignation are unsurprising given the difficulties his predecessors as president encountered. However, it would be unusual if Mojtaba accepted Pezeshkian’s resignation, as doing so would break from Ali Khamenei’s practice of ensuring his presidents complete their terms. Ultimately, the competition over power among various factions within the Islamic Republic’s political elite continues—and becomes louder and more pronounced without an accessible and visible supreme leader.



Jason M. Brodsky is the policy director of United Against Nuclear Iran (UANI)

Haber Global - Elif Soykan - Yayınlanma: 07.08.2026- 09:54 -- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan üçlü ortak savunma anlaşması

 Haber Global 

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan üçlü ortak savunma anlaşması

PakistanSuudi ArabistanTürkiye
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan üçlü ortak savunma anlaşması
Fotoğraf: AA

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında "Mekke Savunma Anlaşması" imzalandı. Anlaşma gereğince 3 ülkeden herhangi birine saldırı olması durumunda bu tüm ülkelere yapılmış bir saldırı olarak kabul edilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma anlaşmasının imzalandığını açıkladı. Açıklamada, "Savunma anlaşması 3 ülkeden herhangi birine saldırı olması halinde bunun tüm ülkelere yapılmış olarak sayılacağını öngörüyor." denildi.

Reuters'a konuşan Türk yetkili, "Anlaşma belirli bir ülkeye karşı değil, tüm bölgeyi kapsıyor. Bu anlaşma, herhangi bir ikili veya çok taraflı anlaşmayı yürürlükten kaldırmıyor ya da yerine geçmiyor." dedi.

İletişim Başkanlığı ülke arasındaki anlaşmaya ilişkin ortak açıklamayı paylaştı. Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdülaziz Al Suud’un nazik davetleri üzerine, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, 24 Sefer 1448, miladi 7 Ağustos 2026 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na bir ziyarette bulunmuşlardır.

Veliaht Prens ve Başbakan Altesleri Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Suud; Türkiye Cumhurbaşkanı ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı ile Mekke’deki Safa Sarayı’nda bir araya gelmiş, burada resmî görüşmeler gerçekleştirilmiş, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konular ele alınmıştır. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Altesleri Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Suud, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihî ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma iş birlikleri temelinde; kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamışlardır.

Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güçlü Türkiye, değişen ve karmaşıklaşan küresel güvenlik ortamında dost ve kardeş ülkelerle geliştirdiği stratejik iş birlikleriyle bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrara katkı sunmayı kararlılıkla sürdürmektedir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması; ortak tarihimizin, köklü kardeşlik bağlarımızın ve güçlü dayanışma irademizin stratejik bir zeminde daha da tahkim edilmesi bakımından tarihî bir adımdır.

Herhangi bir ülkeyi hedef almayan Mekke Anlaşması; üç ülkenin ortak güvenliğini ve kolektif caydırıcılığını güçlendirirken savunma sanayii iş birliğini ve askerî birlikte çalışabilirliği ileri taşıyacak, bölgemizde barış ve istikrarın korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortaya koyduğu bu güçlü irade; zor zamanlarda omuz omuza duran kardeş milletlerin ortak değerlerine sahip çıkmasının ve geleceğin güvenlik mimarisini dayanışma içerisinde inşa etme kararlılığının somut bir tezahürüdür. Mekke’de imzalanan bu tarihî anlaşmanın üç kardeş ülke için hayırlara vesile olmasını diliyor; Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasındaki köklü kardeşliğin ve stratejik iş birliğinin daha da güçlenmesini temenni ediyorum."


The Washington Post - Breaking News - August 7, 2026 - Trump says he’ll bring ballroom fight to Supreme Court after lower court halts work

 

The Washington Post
 

Breaking News

August 7, 1:40 PM EDT

 

Trump says he’ll bring ballroom fight to Supreme Court after lower court halts work

An appeals court ruled earlier Friday that construction must stop until Congress authorizes the project. The ballroom is among the president’s top priorities for this term.