Sunday, September 6, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Veysel Ulusoy - 06 Eylul 2026 - İki Türkiye

 

İki Türkiye

06.09.2026 04:00
Güncellenme:

Türkiye’nin kişi başına geliri 2025 yılında 18 bin 40 dolara yükseldi. Günümüzde de yükselmeye devam ediyor.

En azından önümüze düşen verilere bakınca bunu görüyoruz.

Hangi veriler mi?

Kurumsal veriler... Yani devletin kurumlarının bize sundukları.

Örneğin TÜİK’e göre ekonomi 2025 yılında reel olarak yüzde 3.6 büyüdü. Cari fiyatlarla GSYH ise yüzde 41.3 artarak 63 trilyon lirayı aştı. Kâğıt üzerinde bakıldığında Türkiye hızla zenginleşiyor.

Ancak bir de diğer Türkiye var.

Dünya Bankası ülkeleri gelir gruplarına ayırırken atlas yöntemini kullanıyor. 2027 mali yılı sınıflamasında yüksek gelir eşiği kişi başına milli gelirde 14 bin 375 doların üzerinde. Buna rağmen Türkiye hâlâ “upper-middleincome”, yani üst-orta gelirli ülke grubunda. Üstelik Dünya Bankası Türkiye için özel bir not düşüyor: Sürekli yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde atlas yönteminin sınırlılıkları nedeniyle Türkiye bu grupta tutuluyor.

Kişi başına GSYH’nin 18 bin doları aşmasına rağmen Türkiye’nin hâlâ üst-orta gelir grubunda bulunması, üzerinde durulması gereken önemli bir ayrışma.

Bunun ilk nedeni kur.

Dolar cinsinden kişi başına GSYH, TL cinsinden nominal GSYH’nin ortalama döviz kuruyla dolara çevrilmesiyle hesaplanıyor. Çok yüksek enflasyon nominal GSYH’yi hızla artırırken kur aynı hızla yükselmiyorsa dolar cinsinden gelir yükselir. Üretim ve refah aynı ölçüde artmasa bile ülke dolar bazında zenginleşmiş görünür.

İkinci sorun deflatör, yani üretim ekonomisinin fiyat endeksi. Reel GSYH, nominal üretimin fiyat artışlarından arındırılmasıyla bulunur. Eğer gerçek fiyat artışları kullanılan fiyat endeksinde eksik ölçülüyorsa reel büyüme de olduğundan daha yüksek hesaplanabilir. Bu nedenle tartışılması gereken hem TÜFE hem de GSYH’yi reel hale getiren bütün fiyat sistemidir.

Şimdi üretim tarafına bakalım.

Türkiye İmalat PMI endeksi son beş yılda sanayideki zayıflığın geçici olmaktan çıktığını gösteriyor. Eylül 2021-Ağustos 2026 arasındaki 60 ayın 46’sında PMI 50’nin altında kaldı. Yani son beş yılın yaklaşık yüzde 77’sinde imalat sektörünün faaliyet koşulları kötüleşti. Daha da çarpıcısı, Nisan 2024’ten Ağustos 2026’ya kadar geçen 29 ayın tamamında PMI daralma bölgesindeydi.

İşgücü verileri de farklı bir hikâye anlatmıyor. 2026’nın ikinci çeyreğinde sanayi istihdam endeksi yıllık yüzde 2.2 gerilerken sanayide çalışılan saatler arttı. Geniş tanımlı atıl işgücü oranı ise yüzde 29.9’a ulaştı. Başka bir ifadeyle, işgücünün neredeyse üçte biri etkin biçimde kullanılamıyor.

Tam da burada verimlilik sorunu önem kazanıyor. İstihdam azalırken ölçülen reel üretim artıyorsa çalışan başına çıktı matematiksel olarak yükselir. Ancak bu, her zaman gerçek bir teknolojik ya da yapısal verimlilik artışı değildir. Daha az çalışanla üretimin sürdürülmesi ve reel çıktının nasıl ölçüldüğü de verimliliği parlak gösterebilir.

İşte iki Türkiye burada ortaya çıkıyor.

Ekonomi literatüründe “immiserizing growth”, yani fakirleştiren büyüme kavramı vardır. Klasik tanımında büyüme, dış ticaret hadlerini bozarak refahı azaltabilir. Türkiye’de mekanizma bire bir aynı olmayabilir. Fakat yüksek enflasyon, gelir eşitsizliği, atıl işgücü ve ölçüm sorunları birlikte düşünüldüğünde daha geniş bir fakirleştiren büyüme biçiminden söz etmek mümkün.

Bir ekonomi büyürken halk fakirleşebilir mi?

Evet.

Kişi başına GSYH yükselirken reel ücretler geriliyor, gelir dağılımı bozuluyor, sanayi zayıflıyor ve büyümenin getirileri geniş toplum kesimlerine ulaşmıyorsa ortalama gelir artarken refah düşebilir.

Tüm bu etkenlerden dolayı şu kadar büyüdük, dış ticaret hacmimiz şu oldu demek bir fayda sağlamaz. Bunların yanında, üretimin yapısına, reel ücretlere, istihdama, satın alma gücüne ve en önemlisi büyümeden kimin yararlandığına bakmak gerekir.

Bugün karşımızda iki Türkiye var.

Biri dolar üzerinden ölçülen.

Diğeri geçim üzerinden.

NEWSWEEK - analysis Scott Bessent Slaps NATO Ally and Spares Xi Jinping’s Blushes on Iran Published Sep 04, 2026 at 11:38 AM EDT updated Sep 04, 2026 at 12:29 PM EDT

 NEWSWEEK  -  analysis

Scott Bessent Slaps NATO Ally and Spares Xi Jinping’s Blushes on Iran

In this pool photograph distributed by the Russian state agency Sputnik, China’s President Xi Jinping attends a SCO+ format meeting of the Shanghai Cooperation Organisation (SCO) summit in Bishkek on September 1, 2026.
In this pool photograph distributed by the Russian state agency Sputnik, China's President Xi Jinping attends a SCO+ format meeting of the Shang... | Peter KOVALEV/POOL/AFP via Getty Images
to see more of our trusted coverage when you search.

The latest Treasury action to squeeze the regime in Tehran travels via a financial institution located within a NATO ally and exposes the China problem inside Washington’s attempt to cut off Iranian oil money.

The U.S. Treasury sanctioned a Turkey-based bank on Friday over alleged Iranian financial flows, reaching into an allied nation while leaving the harder target—Chinese demand for Iranian oil—outside the day’s enforcement action.

Treasury said it placed Golden Global Yatirim Bankasi Anonim Sirketi and two subsidiaries under sanctions, accusing the bank of moving tens of millions of dollars for the IRGC-QF and giving Iran access to the international banking system.

Read More on Analysis

The department also said Golden Global was established to transfer Iranian oil revenues from China to Turkey, where money exchangers could convert them into cash and gold.

Middlemen Take the Hit

Bessent framed the action as part of Operation Economic Outcast, an August 24 campaign he said would "block every potential source of revenue" for Iran.

On Friday, he said financial institutions would "find out the hard way" that Washington was serious.

The target was Turkey-based, a sensitive choice because of Ankara's membership in NATO and President Donald Trump's own warm relationship with Turkish President Recep Tayyip Erdoğan.

Yet Treasury’s account of the violation points well beyond Turkey and much further east: the money entered the network as oil revenue from China.

The timing raises questions about whether broader China-related sanctions are being weighed against other U.S. priorities.

Xi’s Washington Visit Narrows the Room

The White House said in May that Trump would welcome Xi Jinping in Washington this fall, reciprocating his own visit to Beijing that month.

Reuters reported Friday, citing two unnamed sources, that Xi was preparing an unusually large business delegation for the September 24 summit, adding a commercial test to the diplomatic one.

The Trump administration has already sanctioned China- and Hong Kong-linked intermediaries, shipping companies and independent "teapot" refineries, but has stopped short of targeting a major Chinese bank.

Bessent has rejected the idea that Washington was reluctant to confront China as a "completely false narrative."

But directly targeting a major Chinese bank could carry significant economic and diplomatic costs, particularly ahead of the summit with Xi.

Targeting a major Chinese bank before Xi's visit could trigger retaliation and complicate the summit.

Bessent denies Washington is reluctant to confront China, although his own rhetorical question—“Why would I want to blow up the global financial system?”—captures the risk.

The U.S. has arrived at a fragile truce with Beijing in a trade war that spread volatility across the financial markets and caused severe pain for importers and exporters on both sides of the Pacific.

Xi's visit is intended to stabilize the relationship after months of trade tensions. A sanctions escalation involving a major Chinese bank could complicate those efforts.

China’s Objection

China’s foreign ministry said August 25 that "economic warfare and maximum pressure provide no solution" and that China’s cooperation with Iran should not be disrupted.

It is a stance that leaves Washington with two paths forward: move from intermediary banks toward major Chinese financial institutions, or keep pressuring the networks around Iranian oil before Xi arrives.

If Treasury names a major Chinese bank before the planned summit, the Iran campaign will become a direct test of the U.S.-China thaw.