NEFES gazetesi
Süleymancılar operasyonunun perde arkası
Türkiye’de eski devlet refleksi ve eski devleti savunanlar, tarikatları içe kapalı, dolayısıyla amelleri hedefleri tam belli olmayan, insanları manipüle eden, sömüren, yabancı etki altına kolay girebilen, yabancı istihbarat servisleri tarafından kullanılabilen yapılar olarak gördü. Bu çağdışı yapıların yarar değil zarar getirebileceğini söyleyegeldi. İktidarın bu perspektifi anlayabilmesi için ise 15 Temmuz darbe girişiminin yaşanması gerekti.
***
Süleymancılarla hükümetin arası hiçbir zaman çok iyi olmadı. Tarikatın lideri Ahmet Arif Denizolgun, 28 Şubat sürecinde o dönem devletten yana duran isimlerden oldu. Parlamentoya Refah Partisi Antalya Milletvekili olarak girmişti. Ama parti üzerinde baskı artınca istifa etti, bağımsız milletvekili olarak siyasi kariyerine devam etti. Anasol-D hükümetinde de bakanlık yaptı. Denizolgun’un o dönem milletvekili listelerinde yer almasında siyasi kariyerinin başında olmasına rağmen ağırlığı hissedilen Erdoğan ile arasının iyi olması gösterildi. Süleymancıların bozulduğu noktalardan birisi Süleymancılara karşı Diyanet İşleri Başkanlığı döneminde net tavır almış isimlerden Tayyar Altıkulaç’ın AKP’nin kadrolarında yer alması oldu. Denizolgun 2007’de DYP’den milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.
***
Bir diğer kırılma noktası 15 Temmuz süreci. Arif Ahmet Denizolgun henüz hayattayken Alihan Kuriş, Kanada ve Avrupa ülkelerinde 4 farklı toplantı yaptı. Ardından Denizolgun’un varisinin Alihan Kuriş olduğu yalanı yayılmaya başlandı. Bunu öğrenen Denizolgun, yeğeni Alihan Kuriş’i cemaatten tasfiye etti, bir daha hiç yan yana gelmediler. Denizolgun, cemaatin “2 numarası” olarak anılan Mustafa Çelik’i darbeden 1 ay önce görevden aldı.
Mustafa Çelik, cemaatin kasasıydı. Ofisi Altunizade’deydi. FETÖ ile yakın bir isim olarak biliniyordu. Mustafa Çelik, eylül ayında hacca gideceğini, döndükten sonra görevinden ayrılacağını söyledi. Ardından 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesi yaşandı...
***
Denizolgun, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün beklediği tepkiyi göstermedi. Halbuki Nurcular içindeki büyük bir kesim, Alparslan Kuytul, Selefiler vb. 15 Temmuz’a darbe demedi, FETÖ’yü kolladı. Arif Ahmet Denizolgun ise son yıllarında FETÖ’ye açıktan meydan okumuştu. Medyada Fetullah Gülen’i eleştiren açıklamalar yapmıştı. Ölümünden hemen önce Antalya’ya giderek cemaatin üst düzey 40 yöneticisini bir araya getirdi. Denizolgun masadakilere “Siz baha ihanet ettiniz, ben sizinle beraber değilim” dedi ve toplantıyı terk etti. Uçakla İstanbul’a döndü ve vakit kaybetmeden Beykoz’daki çiftliğine gitti. Denizolgun burada şüpheli şekilde öldü. Cenazesine 36 saat sonra ulaşıldı. Bu 36 saat içinde Kuriş’in çiftliğe gelip bazı görüşmeler yaptığı söylendi. Beykoz Başsavcılığı hazırladığı bilgi notuna “ölüm şüpheli” yazdı ama Adli Tıp şüphelerin üstünü örttü. Otopsi raporuna imza atan Adli Tıp heyetindeki 3 doktordan biri FETÖ’cüydü.
***
Cenaze henüz Adli Tıp’tan çıkmamışken cemaatin Ümraniye’deki merkez yurduna üst düzey yöneticiler geldi. Alihan Kuriş, cemaatin üst düzey hocaları Ali Günay ve Mustafa Özaltın tarafından hızla lider ilan edildi. Cemaatin yöneticilerinden biat alındı. Biat etmeyenler tasfiye edildi. Ertesi gün cenaze töreninde Alihan Kuriş tabutu en önde taşıyarak kendini cemaate gösterdi. Şimdi Cemaate düzenlenen operasyonun ardında MASAK’ın tespit ettiği yüklü miktarda para transferleri, 100 milyar liranın üzerinde parayı Almanya’ya taşıma ve Almanya’da bir merkez açma çabaları gösteriliyor. Eskiler haklı çıktı. Bu içe kapalı yapılar denetimden ve yargıdan kaçarak karanlık işler çevirme konusunda mahirler ve karanlık yapıları istihbarat örgütleri her zaman kullanır. İnançlı saf vatandaşların dikkatli olması, devletin bizden onlardan ayrımı yapmadan görevini yapması gerekli.
