Friday, May 15, 2026

NATO Secretary General at B9 and Nordic Allies Summit in Bucharest: We need a stronger Europe in a stronger NATO - 13 May 2026

 

On Wednesday (13 May 2026), NATO Secretary General Mark Rutte participated in the Bucharest Nine (B9) and Nordic Allies Summit, 

co-hosted by President Nicușor Dan of Romania and President Karol 

Nawrocki of Poland.

The Secretary General said the gathering of NATO Allies, from the 

Black Sea to the Arctic, “demonstrates our unity and determination 

to stand together, and to defend against any threat, from any direction.” 

In the run up to the NATO Summit in Ankara this July, Mr Rutte 

emphasised the need for “a stronger Europe in a stronger NATO, 

through increased defence spending and defence production, and 

with European Allies taking more responsibility for their own 

conventional defence, backed by American power.” 

President Volodymyr Zelenskyy joined today’s meeting in Bucharest 

to discuss ​​what more can be done to help Ukraine defend against 

Russian aggression. The Secretary General urged more support

 through NATO’s PURL initiative, which continues to provide 

American military equipment to Ukraine, paid for by Allies and 

partners. 

Cumhuriyet gazetesi - Özlem Yüzak - 15 Mayıs 22026 - Gelecek konuşulurken... ABD - Çin ...Ve Türkiye

 

Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

15.05.2026 04:00
Güncellenme:

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar... Türkiye uzun süredir enerjisinin büyük bölümünü iç siyasi gerilimlere harcıyor. Muhalefeti etkisiz hale getirme çabaları ve bunu yargıyı alet ederek yapmaları; medya kontrolü ve kutuplaştırma AKP iktidarının yürüttüğü siyasetin merkezine yerleşmiş durumda. Görünen o ki bu iklim daha bir süre devam edecek.

Ama tam da böyle dönemlerde büyük resmi kaçırmamak gerekiyor. Çünkü dünyanın geri kalanında bambaşka bir gelecek tartışılıyor.

Bu hafta Pekin’de gerçekleşen Trump-Şi görüşmesi yalnızca iki liderin buluşması değildi. Aslında insanlığın önümüzdeki birkaç on yılını şekillendirecek başlıkların masaya yatırıldığı kritik bir zirveydi. Ticaret savaşlarından yapay zekâya, iklim krizinden enerji yollarına, yarı iletkenlerden savaş teknolojilerine kadar uzanan devasa bir gündem... 

TRUMP-Şİ BULUŞMASI  

Dünyada ABD ile Çin arasındaki ilişkiden daha önemli çok az ilişki var. Çünkü bu iki süpergücün aldığı kararlar yalnızca kendi toplumlarını değil, insanlığın geleceğini belirliyor. Ve bugün o geleceğin merkezinde yapay zekâ da bulunuyor. Nitekim Amerikan basını Trump’ın Çin ziyaretini değerlendirirken çok çarpıcı bir başlık kullandı:

“Trump’ın Çin ziyaretinin gizli mayın tarlası: Yapay zekâ.”

Gerçekten de öyle. İki ülkenin liderlerinin ilk kez yapay zekâ kaynaklı riskleri kapsamlı biçimde ele aldığı belirtiliyor. Ancak sorun şu ki ne ABD ne de Çin bu yarışta yavaşlayan ilk ülke olmak istiyor. Çünkü artık mesele yalnızca teknoloji üretmek değil; küresel güç mimarisini belirlemek.

Dünya aynı anda birkaç büyük kırılma yaşıyor: yapay zekâ devrimi, enerji dönüşümü, küresel güç kayması, ekonomik yavaşlama, iklim baskısı, göç hareketleri ve dijital denetim teknolojileri... Bütün bunlar yeni bir çağın doğduğunu gösteriyor. Ve bu yeni çağın merkezinde veri, algoritma ve işlem gücü var.

Bugün ABD ve Çin, insan müdahalesi olmadan hedef seçebilen silah sistemleri geliştiriyor. Yapay zekâ destekli siber saldırılar bankacılık sistemlerini, enerji altyapılarını ve iletişim ağlarını felç edebilecek kapasiteye ulaşıyor. Uzmanlar biyolojik silah üretiminden otonom savaş sistemlerine kadar çok geniş bir risk alanına dikkat çekiyor.

YAPAY ZEKÂ JEOPOLİTİĞİN TAM MERKEZİNDE

Son haftalarda ABD’li yetkililer İran savaşında hedef belirleme süreçlerinde yapay zekâ kullandıklarını açıkça dile getirdi. Çin ise geçen yıl düzenlediği askeri geçit töreninde savaş uçaklarına eşlik eden otonom dron sistemlerini sergiledi.

Kısacası yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin meselesi değil. Jeopolitiğin tam merkezinde.

Ama daha da çarpıcı olan şu: İnsanlık bu kadar güçlü bir teknolojiyi geliştirmiş durumda fakat onu nasıl yöneteceği konusunda ortak bir dil bile oluşturabilmiş değil.

Amerikalılar daha çok “varoluşsal riskleri” konuşuyor: Yapay zekânın biyolojik patojen üretmesi, yanlışlıkla nükleer savaş başlatması ya da insan zekâsını aşan bir süper zekâya dönüşmesi gibi...

Çin ise daha çok toplumsal istikrar ve devlet güvenliği üzerinde duruyor. Dezenformasyon, dijital kontrolün zayıflaması ve siyasi denetimin aşınması Pekin’in öncelikleri arasında.

Yani iki ülke yalnızca çözüm konusunda değil, “tehlikenin ne olduğu” konusunda bile uzlaşabilmiş değil.

Buna rağmen iki taraf da hız kesmiyor. Çünkü herkes aynı korkuyu taşıyor:

“Yavaşlayan kaybeder.” İşte tam bu noktada insan ister istemez Türkiye’ye dönüp bakıyor.

TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR? 

Dünya yapay zekâ güvenliğini, kuantum teknolojilerini, yarı iletken savaşlarını, biyoteknolojiyi, enerji koridorlarını ve yeni küresel düzeni tartışırken bizim gündemimiz neden sürekli iç siyasi hesaplaşmalara sıkışıyor?

Neden üniversitelerin bilimsel kapasitesi yerine operasyonlar konuşuluyor?

Neden teknoloji politikaları yerine kutuplaşma gündemi büyüyor?

Neden geleceğin ekonomisi yerine sürekli siyasal tasfiye iklimi derinleşiyor?

Çünkü hızlı dönüşüm dönemlerinde birçok iktidar önce kontrolü korumaya yöneliyor.

Oysa artık mesele yalnızca demokrasi meselesi değil. Aynı zamanda kalkınma, rekabet ve gelecekte ayakta kalabilme meselesi.

Bilim politikası üretmeyen, üniversitelerini özgürleştirmeyen, eleştirel düşünceyi des- teklemeyen toplumların bu yeni çağda güçlü kalması çok zor.

Çin ile ABD arasındaki mücadele bize yalnızca iki süpergücün rekabetini göstermiyor. Aynı zamanda yeni çağın ne kadar sert olacağını da gösteriyor.

Bu çağda ülkeler yalnızca askeri güçleriyle değil; algoritmalarıyla, veri merkezleriyle, bilim insanlarıyla, eğitim sistemleriyle ve entelektüel kapasiteleriyle yarışacak.

Ve belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:

Dünya geleceği tartışırken biz neyi tartışıyoruz?

T.C. Dışişleri Bakanlığı : 15 Mayıs 2026, Yemenli Taraflar Arasında Tutukluların Serbest Bırakılması Konusunda Varılan Mutabakat Hk

 

T.C. Dışişleri Bakanlığı : 

15 Mayıs 2026, Yemenli Taraflar Arasında Tutukluların Serbest Bırakılması Konusunda Varılan Mutabakat Hk.

Yemenli taraflar arasında Amman’da gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde, tutukluların serbest bırakılması konusunda mutabakata varılmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

İlgili tüm tarafların sürece sundukları katkıları takdirle karşılıyoruz.

Söz konusu mutabakatın, Yemen’deki ihtilafa kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması yönündeki gayretlere ivme kazandırmasını temenni ediyoruz.

Türkiye, Yemen’in toprak bütünlüğü ve ulusal birliğinin muhafazası ile ülkede kalıcı barışın teminine yönelik çabalara olan desteğini sürdürecektir.












CNBC - Five takeaways from the Trump-Xi summit in Beijing so far - Published Thu, May 14 20263:21 AM EDTUpdated Thu, May 14 20269:12 AM EDT thumbnail Anniek Bao @in/anniek-bao-460a48107/ @anniekbyx

 

Five takeaways from the 

Trump-Xi summit in 

Beijing so far

Share
Key Points
  • China’s Xi and Trump agreed to build a “constructive China-U.S. relationship of strategic stability.”
  • China’s door to opening up will only open wider, Xi said.
  • China expressed interest in purchasing more U.S. oil to wean off its reliance on Middle Eastern crude.
  • Xi reserved his sharpest language for Taiwan, calling it “the most important issue” in the bilateral relationship.
U.S. President Donald Trump arrives for a state banquet hosted by Chinese President Xi Jinping at the Great Hall of the People on May 14, 2026 in Beijing, China.
U.S. President Donald Trump arrives for a state banquet hosted by Chinese President Xi Jinping at the Great Hall of the People on May 14, 2026 in Beijing, China.
Alex Wong | Getty Images News | Getty Images

The U.S. and China agreed to forge more cooperative ties at their summit in Beijing on Thursday, in a high-stakes meeting full of friendly gestures between two countries that have been battling for years on issues ranging from intellectual property and human rights to technology and trade.

Here are five key points, based on the meeting’s readouts from the Chinese government and a White House official.

1. New positioning

Chinese President Xi Jinping and U.S. President Donald Trump agreed to develop a “constructive China-U.S. relationship of strategic stability,” according to Beijing’s official English readout of the summit. Beijing will treat this as the guiding framework for the next three years and beyond, Xi said.

The strategic positioning would be led by cooperation and “measured competition” with manageable differences, Xi said, according to the readout, while stressing that the framework must be translated into concrete actions.

“It signals a period of ‘managed stability’ that will hold for some time,” said Tianchen Xu, senior economist at the Economist Intelligence Unit. While frictions are due to persist, “there will be a guardrail, and things won’t spiral out of the two sides’ control as they nearly did in 2025.”

2. Presummit meeting: ‘Balanced and positive’

The two countries’ trade envoys reached “overall balanced and positive outcomes” at the preparatory summit in South Korea on Wednesday, according to Xi. That delegation was led by U.S. Treasury Secretary Scott Bessent and Chinese Vice Premier He Lifeng.

“Both sides should work together to preserve this hard-won positive momentum,” Xi said. Beijing welcomes deeper commercial engagement from the U.S., he said, and “China’s door to opening up will only open wider.”

The comments came as a dozen business leaders from some of the biggest American companies joined Trump’s visit, including Tesla’s Elon Musk and Nvidia’s Jensen Huang.

3. Deepening cooperation

Both sides should make better use of diplomatic and military communication channels, Xi said. He also called for deeper cooperation in economic and trade issues, agriculture and tourism.

Trump, Xi and their teams discussed ways to enhance economic cooperation, including expanding market access for U.S. businesses into China and increasing Chinese investment into American industries, according to a White House official.

Trump also called for continued efforts from Beijing to curb the fentanyl flows into the U.S. and ramp up purchases of American agricultural goods, according to the U.S. official.

4. Strait of Hormuz, oil purchase

The two sides also discussed the Middle East conflict, the crisis in Ukraine and the Korean Peninsula, according to the Chinese readout, which did not offer more details.

Trump and Xi agreed that the Strait of Hormuz must remain open to restore energy flows through the critical waterway, according to the White House official.

Xi reiterated Beijing’s opposition to the “militarization” of the energy artery and “any effort to charge a toll for its use,” the official said. China also expressed interest in purchasing more U.S. oil to wean off its reliance on Middle Eastern crude.

Both countries agreed that Iran can never have a nuclear weapon, the official said.

5. Taiwan: ‘most important issue’

Xi reserved his sharpest language for Taiwan, calling it “the most important issue in U.S.-China relations.”

The stakes, he said, could not be higher: “Handle it well, the relationship holds; handle it badly, the two countries risk collision or conflict.”

Choose CNBC as your preferred source on Google and never miss a moment from the most trusted name in business news.