Tuesday, May 19, 2026

Sözcü gazetesi - Saygı Öztürk - 19 Mayıs 2026 - Kurtuluş'tan kuruluşa üç anıtın öyküsü

 

Saygı Öztürk

Kurtuluştan kuruluşa üç anıtın öyküsü


Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Nutuk”a şu cümleyle başlar: “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasından sonra Amasya, Erzurum, Sivas temaslarını, toplantılarını kısa sürede tamamlayıp Ankara’ya geldiğini düşünüyoruz. Mustafa Kemal ve yol arkadaşları tam 225 gün sonra üstü açık bir araçla Ankara’ya gelebildiler.

Samsun, parti ayrımı olmadan Büyük Önder’e her zaman saygı duymuş. Samsunspor dışında hiçbir futbol takımımızın formasında Atatürk bulunmuyor. Bandırma Vapurunu ve onun içindeki kahramanların balmumu heykellerini gördüğünüz zaman bu vatanın kurtuluşu için nasıl bir mücadele başlatıldığını görüyor, adeta o günleri yaşıyorsunuz.

VAZİYET VE MANZARA-İ UMUMİYE

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktığında Osmanlı Devleti’nin durumunu, işgalleri, ordunun halini ve milletin içinde bulunduğu koşulları anlattığı bölüm, Türk Kurtuluş Savaşı’nın gerekçesini ve başlangıç düşüncesini açıklayan en önemli metinlerden biridir. Gazi Mustafa Kemal, ülkenin halini şöyle değerlendiriyor:

“Vaziyet ve manzara-i umumîye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumî’de mağlûp olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış.

Büyük Harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Harb-i Umumî’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten firar etmişler.

SİLAH VE  CEPHANELERİ ALINMIŞ

Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, mütereddit, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği denî tedbirler araştırmakta.

Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine aciz, haysiyetsiz, cebin, yalnız padişahın iradesine tâbi ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek herhangi bir vaziyete razı.

Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta.

İtilaf Devletleri, mütarekenamenin hükümlerine riayete lüzum görmüyorlar. Birer vesile ile itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana vilayeti Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askerî kıtaatı, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta ecnebi zabit ve memurları ve hususi ajanları faaliyette.

Nihayet, mevzuubahis tarihten dört gün evvel 15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletleri’nin muvafakatiyle Yunan ordusu İzmir’e çıkarılıyor. Bundan başka memleketin her tarafında Hristiyan azınlıklar gizli veya açık, hususi emel ve maksatlarının teminine, devletin bir an evvel çökmesine çalışıyorlar.

İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifesi Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

ÜÇ DÖNEMİ KAPSIYOR

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu zorlu mücadeleyi Samsun’a çıkmasıyla başlattı. Her tarafta yabancı askerler vardı. Atatürk ve silah arkadaşları hakkında idam fermanı çıkarılmıştı. İşte “İdamlıklar” ülkeyi kurtarmak için Samsun’a çıkmıştı.

Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi ve küllerinden doğuşu, üç büyük şehirdeki üç simge anıtla ölümsüzleşti. Samsun, İzmir ve Ankara’daki bu şaheserler, bir milletin kader adımlarını taş ve bronzla geleceğe taşıyor.

Samsun Onur Anıtı: Kurtuluşun İlk Adımı

Samsun ilimizde yükselen Onur Anıtı, Milli Mücadele’nin başlangıcını ve direniş ruhunu simgeler. Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapılan bu eser, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da kente ayak bastığı noktaya yakın bir yere dikildi. Anıtta, Atatürk, şahlanan atının üzerinde, büyük bir kararlılıkla askeri giysiler içinde tasvir edilmiştir. Bu şahlanış, sadece bir atın değil, esareti kabul etmeyen Türk milletinin uyanışını anlatır.


SAMSUN

İzmir Atatürk Anıtı: Zafer ve Bağımsızlık

İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndaki anıt, düşmanın denize dökülüşünü ve ülkenin tam bağımsızlığa kavuşmasını simgeler. Ünlü heykeltıraş Pietro Canonica’nın imzasını taşıyan bu eser, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlandığı yeri temsil eder. Atatürk, askeri üniformasıyla atının üzerinde, sol eliyle atın dizginlerini tutarken sağ eliyle Akdeniz’i işaret etmektedir. Bu duruş, ordulara verilen o tarihi emrin ve kazanılan kesin zaferin ebedi bir nişanesidir.



İZMİR

Ankara Ulus Zafer Anıtı: Türkiye’nin Kuruluşu

Ankara Ulus Meydanı’nda yer alan Zafer Anıtı ise yeni devletin, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatır. Yine Heinrich Krippel tarafından yapılan bu anıtta Atatürk, diğerlerinin aksine askeri bir üniformayla ancak ayakları yere basan, sakin ve kendinden emin bir devlet adamı olarak tasvir edilmiştir. Atın dört ayağının da yere basması, savaşın bittiğini, barışın geldiğini ve yeni cumhuriyetin sarsılmaz temeller üzerinde yükseldiğini gösterir. Ayrıca anıtın çevresindeki Türk askeri ve cepheye mermi taşıyan Türk kadını figürleri, kuruluşun arkasındaki kolektif halk iradesini sergiler.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun...

 

ANKARA

İletişim Başkanlığı - 19 Mayıs 2026 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gençlere 19 Mayıs mesajı

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere 19 Mayıs mesajı

Cumhurbaşkanı  Erdoğan, 19 Mayıs'ta Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla başlayan, Amasya, Erzurum ve Sivas'tan tüm yurda yayılan Milli Mücadele'yi başarıya taşıyan ruhu, heyecanı ve coşkuyu, bugün gençlerin gözlerinde gördüğünü belirtti.

Erdoğan, bağımsız ve müreffeh yarınlara yürüyüşün başlangıcı olan 19 Mayıs'ın, aziz milletin hürriyetinden vazgeçmeyeceğini, hiçbir şartta himaye altına girmeyeceğini, özgür iradesine her koşulda sahip çıkacağını tüm dünyaya ilan ettiği gün olduğunu vurguladı.

"Sizden beklentimiz yüce değerleri sonraki nesillere aktarmanızdır"

İstikbal mücadelesi boyunca, tarihe gömülmek istenen aziz milletin azim, cesaret, kararlılık ve inançla yürüdüğü yolda, her türlü zorluğa göğüs gerdiğini, canı pahasına vatanına ve bayrağına yönelen tehditleri bertaraf ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özgürlüğümüzün, egemenliğimizin ve cumhuriyetimizin teminatı aziz Türk Gençliği… Bugün biz, sizlere daha aydınlık, umutlu ve barış dolu bir gelecek için çalışırken, sizden beklentimiz, kahraman ecdadımızdan emanet aldığımız vatan ve bayrak sevgisine, özgürlük aşkına sahip çıkmanız, bu yüce değerleri sonraki nesillere aktarmanızdır. Samsun'da yakılan meşaleyi bugün de aynı kararlılık ve gururla taşıyan siz gençlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilerlemesinin, gelişmesinin ve büyümesinin en büyük güvencesisiniz. Milli değerlerine bağlı, evrensel değerlerle barışık olarak ve geleceğe güvenle bakarak yetişmeniz, 19 Mayıs ruhunu anlamanız, benimsemeniz ve sorumluluğunu üstlenmeniz, geleceğimiz için büyük önem taşımaktadır. Sizlerden çok büyük başarılar bekliyor ve sizlere güveniyorum. Üstlendiğiniz büyük sorumluluğun bilinciyle çok çalışacağınıza, Cumhuriyetimize kararlılıkla sahip çıkacağınıza yürekten inanıyorum."

Erdoğan, gençlerin ve aziz Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlayarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nın bütün kahramanlarını saygıyla andı

Yeniçağ gazetesi - Arslan Bulut - 19 MAyıs 2026 - Yeni bir 19 Mayıs mı istiyorsunuz?

 

Yeni bir 19 Mayıs mı istiyorsunuz?

Arslan BULUT
Arslan BULUTarslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr

MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, açılım sürecine “Yeni yol haritası” gerektiğini belirterek “Öcalan'ın fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli. Örgüt üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek, bir yandan da yasal ve idari düzenlemeleri yaparak barış ve kardeşliği, siyaseti ve demokratik değerleri öne çıkarmak terörsüz Türkiye hedefine ulaşma amacına hizmet edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik Komisyonu” ve onun içerisinde “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi” kurulmasını öneren Bahçeli, görev ve kapsam tanımını; “Tasfiye sürecinde iletişimi kurmak ve adımları atmak, devlet kurumlarıyla muhataplık imkânı, izin ve benzeri lojistik desteklerin kendisine sağlanması, raporlama, örgütün tasfiye sürecini takip ederek devlet adına yönetmek, gerekli idari düzenlemeleri hayata geçirmek ve TBMM’nde yapılan düzenlemeleri izlemek” olarak yaptı.

***

Aslına benzer bir öneriyi CHP Genel Bakanı iken Kemal Kılıçdaroğlu sürekli olarak yapıyordu. Kılıçdaroğlu, 2021 yılındaki son önerisinde “Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz. Bir sorun varsa bu sorunu çözecek organ hangisi? TBMM. TBMM'den daha büyük bir güç yoktur. Millî Kurtuluş Savaşı'nı veren Meclis, bizim TBMM'dir.” demişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, o zaman “HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir” diye tepki göstermişti ama kendisi daha sonra, Abdullah Öcalan’ı Meclis’te DEM Parti grubunda konuşma yapmaya çağırmıştı!

Meclis'in bu konuda neyi görüşeceğini, Oslo sürecinin basına sızdırılan görüşmelerinde koordinatör ülke temsilcisi söylemişti: "Sizi buraya biz topladık, Abdullah Öcalan'ın talepleri TBMM'de görüşülecektir."

***

Sorunun nasıl çözüleceğini ise 1989 yılında İtalya Carabinieri Genel Komutanı Roberto Jucci, o zaman Roma'da yarbay rütbesiyle askerî ataşe olan emekli tümgeneral Osman Özbek'e, veda ziyareti sırasında söylemişti. Görüşmenin ilgili bölümü şöyleydi:

Roberto Jucci: Ağrı'ya mı atandınız? Çok dikkat etmelisiniz. O bölgede PKK çok etkindir.

Osman Özbek: PKK’nın nerede ne kadar etkin olduğunu bilecek kadar Türkiye ile ilgilisiniz demek…

Roberto Jucci: Bilgim şuradan geliyor: Bizde her Salı günü İtalya Millî Güvenlik Kurulu toplanır, ben de görevimden dolayı bu toplantılara katılırım. Toplantılarda Türkiye konusu da beş dakika konuşulur. Bu beş dakikanın üç-dört dakikasında uzmanlar PKK eylemleri hakkında bilgi verir.

Osman Özbek: Peki sayın komutan, Türkiye bu mücadeleye 1984''te başladı. Beş yıl oldu, henüz terörü sona erdiremedik. Sizin böyle bir sorununuz olsa ne yapardınız?

Roberto Jucci: Osman Bey, bizdeki verilere göre PKK bir ABD projesidir. Türkiye, İtalya gibi bir NATO üyesi olduğuna göre bu sorunu ABD ile görüşerek çözebilir. Örgütün arkasında ABD olduğu ve bunu yok saydığınız sürece terörü bitiremezsiniz…

Zaman Roberto Jucci'yi haklı çıkarmıştır. Tabii onun gördüğünü biz de görüyor ve yazıyorduk ama bu gerçeği siyasi parti genel başkanları yok sayıyordu!

Sonunda PKK, Suriye’de Amerikan baskısıyla devlete ortak edildi. Türkiye’de aynısı hedefleniyor.

***

Türkiye'nin Esad dönemindeki son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon da T-24’ten Cansu Çamlıbel’e “Türkiye'deki PKK ile YPG’yi ayırmak, Türkiye'deki süreç ile Suriye’deki süreci ayırmak, Türkiye'deki anayasa hazırlıkları ile oradaki anayasa hazırlıklarını ayırmak, bunların birbiriyle ilgisi yokmuş gibi davranmak bana göre çok gerçekçi değil. Çünkü şu bir gerçek ki bu iki ülkede olan bitenler bir şekilde birbirini etkileyecek. Yani bunlar bana göre bir bütünün parçası...” demişti.

İşte şimdi ABD yörüngesinde böyle bir sürece alt yapı hazırlanıyor. Bu sebeple ikide bir “Yeni Anayasa” deniliyor. Oysa Yeni Anayasa’yı millet istemiyor, ABD ve AB dayatıyor!

19 Mayıs, ABD ve İngiltere mandasına karşı milli mücadelenin başlangıcıydı. 107 yıl sonra, Türk Milleti, yine milli mücadeleye zorlanıyor!

Sözcü gazetesi - Emin Çölaşan - 19 Mayıs 2222026 - 19 Mayıs'ın kadrosu

 

19 Mayıs’ın kadrosu...

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Sevgili okurlarım, bu iktidar dönemine kadar, geçmiş yıllarda bizim ne güzel ulusal bayram günlerimiz vardı. Gerçekleşme sırasıyla...

19 Mayıs 1919, 23 Nisan 1920, 30 Ağustos 1922 ve 29 Ekim 1923...

Bugünkü iktidarın bütün amacı ise bu güzel bayramları gölgelemek ve eğer mümkün olursa unutturmak...

Çünkü her birinin içinde Mustafa Kemal Atatürk var.

Peki bu unutturma ve yok etme sürecinde başarılı oldular mı?

Tümüyle olmasa bile bence evet.

Önemli ölçüde başardılar.

★★★

Balık hafızalı bir topluma dönüştük. Önemli günlerimiz unutuldu gitti ve geride bambaşka kavramlar kaldı... Örneğin tatil programları öne çıktı.

Milyonlarca insanımız yeni bir yıl yaklaşırken önce takvimleri açıp bakıyor...

Ulusal ve dini bayramlarda önümüzdeki yıl tatil kaç gün!

Bayram tatili cumartesi pazarı kapsıyorsa çok fena!

İki gün boşa gitti demektir!

Ama hafta içini kapsıyor ve tatil uzuyorsa harika...

★★★

Bugün de bir bayram günü... 19 Mayıs 1919...

16 Mayıs günü İstanbul’dan köhne Bandırma vapuruna binip Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın milli mücadele sürecini başlattığı günün yıldönümü.

Hain ve esir İstanbul hükümetinin O’nu Samsun’a gönderme nedeni, elbette ki yeni bir savaş dönemi başlatacak olması değil. Tam tersine Samsun ve yöresinde dağlarda egemen olan, yöre halkını sindiren ve Yunanistan’a bağlanmak için silaha sarılmış olan Pontus Rum çetelerini yok etmek.

Ama evdeki hesaplar çarşıya uymuyor, Mustafa Kemal Paşa kafasındaki fikirleri uygulamaya koyuyor.

★★★

Gazeteci arkadaşımız, iyi bir tarih araştırmacısı olan Murat Bardakçı’nın bu konuda yazdığı ilginç bir kitabı var:

“Bir Devlet Operasyonu: 19 Mayıs. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun Yolculuğu ve Yolculukla İlgili Belgeler.” (Turkuvaz Kitap.)

Çok sayıda belgenin yer aldığı bir kitap.

Gerçek bir hain olan Vahdettin ve sonrasında İngilizlere sığınan bu herifin imzalarını taşıyan inanılmaz belgeler...

Mustafa Kemal Paşa’yı askerlikten ihraç etme ve idam belgeleri dahil.

★★★

Kitabı okurken karşıma ilginç bir bölüm çıktı...

Ordu müfettişi (komutanı) olarak Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıkan Paşa’nın yanında olanların sayısı...

Kaç kişilermiş?

-Mustafa Kemal Paşa ile yola çıkan müfettişlik heyetinin asker ve sivil mensupları 23 kişi. İçlerinde kurmay subaylar var. (Bu listede çok ilginç bazı isimler de yer alıyor. İçlerinde yıllar sonra başbakan olacak Dr. Refik Saydam, idam edilen yarbay ayıcı Arif de var.)

-Sivas’taki 3. kolordunun başına giden albay Refet Bele.

-Astsubay, er ve erbaşlar 25 kişi.

-Bandırma’nın mürettebatı kaptan, tayfalar, kömürcüler, ateşçiler dahil 25 kişiden oluşuyor.

-Müfettişlik heyetinin, diğer askerlerin ve mürettebatın dışında ayrıca 5 sivil.

Bu durumda, eldeki belgeler doğrultusunda, 19 Mayıs günü Samsun’a çıkan ekibin Mustafa Kemal Paşa dahil toplam 79 kişiden oluştuğu görülüyor.

Bunların tamamı için İstanbul’daki İngiliz işgal komutanlığından vize alınmış durumda.

Ancak iş bununla bitmiyor.

İstanbul hükümeti heyete bir de otomobil veriyor!

Bir de 6 adet binek atı.

Bunların tamamı için İngilizlerden vize alınıyor.

★★★

Ulusal kurtuluş meşalesinin çoban ateşi 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da yakılmıştı.

Biz geçmiş yıllarda 19 Mayıs bayramını da coşkuyla kutlardık.

Spor gösterileri yapılır, gençler tarafından geçit törenleri düzenlenir, her yer bayraklarla bezenirdi.

Şimdi neredeyse her şey sıfırlandı.

Tarihimizden onurlu bir sayfayı daha ‘kendilerince’ unutturmaya, yok etmeye kalkıştılar ama yine çuvalladılar!

Uçaktaki partili gazeteciler!

Sevgili okurlarım, gazeteci arkadaşımız Faruk Bildirici çok güzel yazılar yazıp bizim satılık medyanın ipliğini sık sık pazara çıkarıyor. Dünkü yazısı da öyleydi. Şöyle diyordu:

“Cumhurbaşkanlığı uçağındaki seçilmiş gazeteciler son (Recep Tayyip’le) Kazakistan gezisi dönüşündeki sohbet sırasında kendilerini aşmışlar! Öyle ki, iktidar medyasındaki haberlerde bile bu sorular ya kısaltılarak yayımlanmış ya da tamamen çıkarılmış.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgü yarışına girişen gazetecilerden biri, ‘somut sonuçlar elde eden lidersiniz’ diyerek sormuş sorusunu. Bir başkası ise ‘Gerek ABD nezdinde gerekse İran nezdinde güçlü bir ülkeyiz. Siz de güçlü bir lidersiniz ve bu ülkelerle iyi ilişkileriniz var’ diye başlamış sorusuna!

CHP’ye ilişkin sorularda da gazetecilik değil, iktidar partisi yöneticilerinin dili kullanılmış. CHP’de “kaos” olduğundan söz eden bir gazeteci, “Bu bir güven krizi midir? Güvenlik krizi midir?” diye noktalamış sorusunu.

En müthiş soru ise yine gurbetçilerle ilgili:

“Gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye’ye tatil için gelecekleri zamanlar yaklaşıyor. Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta morallerini bozacak, Türkiye’ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkında değerlendirmenizi rica ediyorum.”

Muhalefet, gurbetçilere nerede ne yapmış? Böylesine dayanaksız bir soruyu ancak o uçaktaki bir yandaş gazeteci sorabilirdi herhalde. Erdoğan da “edep dışı şekilde yapıyorlar” gibi genel ifadelerle yanıtlamış!

Düşünün, bir de bunlar önceden iletilip, onaylanmış sorular!”

★★★

Recep Tayyip’in özel uçağı ile çıkılan o beleş gezilere sadece ve sadece yandaş medyanın yandaş gazetecileri çağrılıdır. Bunlar uçakta sormak istedikleri yağlama-yıkama ve aklama-paklama dolu sorularını önceden İletişim Başkanlığına verip onay almakla yükümlüdür.

Verilecek yanıtları da aynı başkanlık hazırlar ve medyaya servis edilir.

O gazeteciler için “yüz kızartıcı” bir durumdur ama hangisi anlayacak!

GÜNÜN M