Türkiye’de nasıl bir siyasi dengesizlik yaşandığını anlatabilmek için olaylara dışarıdan da ayna tutmak gerekiyor...

Meselâ ABD Temsilciler Meclisi, İsrail'i boykot eden veya İsrail ile öğrenci değişim programlarını kısıtlayan üniversitelere federal fon kesintisi ve yaptırım öngören tasarıyı kabul etti.

Sahtekârca “Ekonomik ve Akademik Özgürlüğe Destek” adı verilen tasarı, Temsilciler Meclisi'nde 169 aleyhte oya karşı 237 lehte oyla onaylandı.

Cumhuriyetçilerin sunduğu tasarıya 33 Demokrat milletvekili de destek verirken, sadece iki Cumhuriyetçi üye aleyhte oy kullandı.

***

Türkiye’de ise “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” adı verilen çerçeve yasa Meclis’te 467 oyla kabul edildi. Yasaya 87 ret ve yedi çekimser oy verildi.

12 maddelik yasanın, yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısını oluşturması öngörülüyor.

AKP kaynakları, Öcalan'ın silahsızlanma sürecindeki rolü nedeniyle özellikle Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nun çalışmalarına katkı sunabileceğini söylüyor. DEM Parti ise Öcalan’ın bu komisyona katılması gerektiğini belirtiyor.

***

ABD’de İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da giriştiği soykırımı proteste eden öğrencilerin üniversitelerinin kaynakları kesiliyor. Yani ABD nezdinde İsrail’in dokunulmazlığı var. İsrail bu destek sayesinde, Gazze’deki su kuyularını bile tahrip ediyor ki, kalanlar da göç etsin... Bunun adı etnik temizliktir ama ABD’de bu durumu protesto edenlere yaptırım uygulanıyor.

Türkiye’de de çerçeve yasa ile PKK’ya ve Abdullah Öcalan’a bir çeşit dokunulmazlık veriliyor. Birinci açılım sürecinde de PKK’ya karşı operasyon yapmak uzun süre yasaklanmıştı.

Gazeteci Erdem Atay, birinci açılım sürecinde yaşanan başka bir olayı gündeme getirdi:

“PKK’ya karşı olan Kürt gruplar gerçekleri açıklıyor: Hendek talimatını Öcalan, bizzat Sırrı Süreyya Önder ile Kandil'e göndermiş! Duran Kalkan ve Cemil Bayık bu saldırının gerçekleşmesi için hemen harekete geçiyor. Pek çok kişinin sempati beslediği, devlet töreniyle gömülen Sırrı Süreyya Önder, hendek terörünü başlatan talimatın aracısı!”

Yine Erdem Atay, başka bir haber daha yayınladı:

“Teröristbaşı Öcalan'a karşı tribünlerde atılan malum tezahüratlar 'rahatsızlık' uyandırdığı gerekçesiyle yasaklanıyor... Konuyla ilgili takımların taraftar liderleri ve kulüp yöneticileriyle tek tek görüşülüyor. Eğer malum sloganlar atılırsa; taraftar grubu liderleri, 'organize suç örgütü' muamelesi yapılarak gözaltına alınacak.”

Haberler yalanlanmadı...

Şimdi bu uygulama nedir? Öcalan’a fiilen dokunulmazlık vermek değil midir? Yasal bir dayanağı yok ama...

***

ABD’den bir örnek daha vereyim...

Amerikan gazetesi Wall Street Journal, Pennsylvania eyaletinin Demokrat senatörü John Fetterman’ı, İsrail'i savunmak dışında seçmenlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmemekle eleştirdi.

Türkiye’de çerçeve yasaya evet diyen milletvekilleri de PKK’yı siyasallaştırma süreci başlatarak Türk Milleti’ne karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş oldu.

Çünkü Anayasa’nın başlangıç ilkelerinde “Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı” denilmiştir.

Yine aynı ilkele arasında “Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı” diye kesin bir ifade vardır.

Şimdiki süreçte ise “Suriye’de istediğimiz elde ettik sıra Türkiye’de” diyen bir partinin ve terör örgütünün talepleri yerine getiriliyor. Karşı çıkanlara ise sopa gösteriliyor...

Özetle ABD’de İsrail’i, Türkiye’de ise PKK’yı korumak için yasa çıkarılıyor!

Bu tutumun hukukla, adaletle, demokrasiyle, kardeşlikle veya “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme” ile ne ilgisi var?