Wednesday, September 23, 2026

KARAR gazetesi -Mehmet Ocaktan - 23 Eylul 2026 - Çözüm konusunda mış gibi yapmak...

 

Çözüm konusunda mış gibi yapmak…

Bu makaleyi dinle

00:00
05:38

Terörsüz Türkiye konusunda yazdığım her yazıda, bu sürecin Türkiye için ne kadar hayati bir önem taşıdığının altını çizmeye çalışıyorum. Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin, silahın aradan çekilmesine karşı bir tavrı olamaz.

Ancak bu kadar hayati bir meselede, iktidarın yeterince şeffaf olmaması zihinlerde soru işaretlerine yol açıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te grup toplantısında yaptığı konuşmada ilk işaretini verdiği “Terörsüz Türkiye” projesi konusunda, o günden bu yana iktidarın Bahçeli ile aynı duygu paralelinde hareket ettiğini de söylemek ne yazık ki pek mümkün değil.

AK Parti iktidarının daha temkinli adım atması çok da yadırgatıcı bir durum değil elbette. Buna rağmen, sanki her attığı çözüm adımında ‘gizli iş yapıyormuş gibi’ bir görüntü vermesi, bir başka deyişle ‘mış gibi yapması’ toplumun sürece desteğini zayıflatan bir nitelik taşıyor.

Sürecin başarıyla sonuçlanması için iktidarın da Bahçeli kadar net ve şeffaf olmasında yarar var. Mesela, Öcalan’ın statü meselesi… Bahçeli, Öcalan’ın kendisi için hazırlanan konuta geçmediğini, bunun nedenini de statüsünün belirsizliği ile açıkladığını söylüyor: “Ben hangi sıfatla bu konuta geçeceğim? Müzakereci miyim yoksa terör örgütü ele başı mıyım? Ben neyim?” MHP lideri, Öcalan’ın bu itirazını haklı bulduğunu söylüyor.

Bahçeli meseleyi bu kadar açık ve net olarak ortaya koyduğu halde, Öcalan’ın statüsü ve konutu konusunda, şu ana kadar ne iktidardan ne de AK Parti’den resmen bir açıklama yapılmış değil. Neyse ki Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Mehmet Uçum, AK Parti’nin boşluğunu dolduran bir açıklama yaparak, Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulan dört alt komisyondan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda Öcalan’a görev verileceğini söyledi.

Muhtemelen iktidar, çıkan yasayla birlikte dağda ve cezaevinde bulunan PKK’lıların önemli bir bölümünün dışarı çıkmasıyla çözüm meselesinin hallolacağını düşünüyor.

Ama mesele o kadar basit değil. Süreç başladığı günden bu yana, gerek Öcalan’ın gerekse Kandil’in yaptığı açıklamalar dikkatle okunduğunda ‘demokratik siyaset’in önünün açılması konusundaki talepler rahatlıkla görülecektir. Nitekim KCK eş başkanı Cemil Bayık en son yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin yaklaşımı bizde de kuşkular oluşturuyor. Bizim Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez” diyerek, Kandil’in tavrını ortaya koymuş oldu.

Bir kere iktidar, “PKK’lıların durumunu düzelterek Öcalan’ı memnun edelim ama kimse duymasın, bilmesin” anlayışından vazgeçmelidir.

Şu günlerde siyasetin saatinin hızlı çalışmaya başladığı dikkate alındığında, çok uzak olmayan bir zamanda bir erken seçim var. Dolayısıyla iktidarın takvimi oldukça sıkışmış durumda.

Bir tarafta “Terörsüz Tükiye” meselesi var, DEM’i parantez içinde tutabilmek için bu konuda somut adımlar atması gerekiyor ama aynı zamanda korkuları var…

Maalesef ülkenin sorunlarını çözme konusunda siyaset devre dışı bırakıldığı günden bu yana, kuralsızlık yüzünden kangren haline gelmiş sorunlar günübirlik palyatif tedbirlerle çözülmeye çalışılıyor.

Mesela son günlerde fonlarla ilgili yaşanan skandal, kelimenin tam anlamıyla kurumsal çürümüşlüğün en net fotoğrafı. İlgili kurumların ve bakanlığın bir yıldır bildiği ve herkesin seyrettiği bir skandal yani…

Memleket, adeta bir operasyon ülkesine dönüşmüş durumda. Bir gün kabzımallara, fenomenlere, aktivistlere, borsacılara, bir başka gün ise geçmişte yaşanan faili meçhullerle ilgili operasyonlar yapılıyor. Bu arada, bir rutine dönüşmüş bulunan belediye operasyonları da hız kesmeden devam ediyor.

Her ne kadar memlekette yaşanan bu ahvalden bunalan insanlar, “böyle bir Türkiye tablosunda çözüm mü olur” diye haklı olarak itiraz etseler de her şeye rağmen, ağır aksak da olsa çözüm adımlarının sürmesi önemlidir.

Ancak sadece PKK’lılar üzerinden yürüyen bu süreç eksiktir ve bu haliyle ülkede, demokratikleşmenin, barışın ve kardeşliğin önünü açması mümkün değildir.

Oysa Meclis’te İYİ Parti hariç bütün partilerin katılımıyla oluşan komisyonun hazırladığı rapor, gerçek anlamda bir “Terörsüz Türkiye” haritası niteliğindedir. Demokratik perspektif açısından tarihi bir önem taşıyan rapor, çok net bir şekilde demokratikleşmeye ve hukukun üstünlüğüne işaret etmektedir: “AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.”Kimse yan yollara saparak bahane üretmeye çalışmasın, nasıl yıllardır süren Kürt sorununun çözüme kavuşturulamaması yüzünden Doğu’da cezaevlerinde yüzlerce Kürt siyasetçi varsa, belediyeleri kayyımlarla yönetiliyorsa, Batı’da da ağırlaşan baskılar yüzünden aynı sıkıntılar yaşanıyor ve muhalif belediye başkanları konvoylar halinde hapse atılıyor.

Dolayısıyla, ‘hukukun üstünlüğü’nü toplumun bütün kesimlerinin sorunlarını çözmede tek kriter haline getirmeden, ülkede iç cepheyi tahkim etmek de kardeşliği tesis etmek de asla mümkün olmayacaktır.

YORUMLAR (44)
44 Yorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel kUrulu'ndaki konuşmasına dünya basını nasıl yer verdi? 23 Eylul 2026

 

AI Bakışı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'ndaki tarihi hitabı, Arap basını başta olmak üzere dünya medyasında çok geniş bir yankı 
buldu. Gazze'deki durum, İsrail'e yönelik sert eleştiriler ve BM reformu çağrıları küresel ölçekte manşetlere taşındı.
Ülke ve bölge basınının öne çıkardığı temel başlıklar şu şekilde:
🌍 Arap Basını
Arap dünyasının önde gelen medya kuruluşları, Erdoğan'ın Filistin halkına verdiği güçlü desteği ve İsrail delegasyonunun salonu terk etmesini ön plana çıkardı.
  • Al Jazeera (Katar): Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail’e yönelik "soykırımcı zihniyet" suçlamasını manşetine taşıdı. Gazze'yi "çağımızın en insanlık dışı ve en utanç verici toplama kampı" olarak nitelendirdiği sözlerine geniş yer ayırdı. Ayrıca eski bir BM yetkilisinin "Erdoğan kesinlikle haklı" yorumunu izleyicileriyle paylaştı.
  • Şarkul Avsat (Suudi Arabistan): Erdoğan'ın Gazze'nin yeniden inşasına derhal başlanması ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının artırılması çağrısını duyurdu. Haberde, Filistin devletini henüz tanımayan ülkelere yapılan çağrı özellikle vurgulandı.
  • Arab News (Suudi Arabistan): Erdoğan'ın gelenekselleşen "Dünya 5'ten büyüktür" mesajına odaklandı. 190'dan fazla ülkenin iradesinin sadece 5 daimi üyenin keyfine bırakılmasının adaletsizliği üzerinde durdu.
🏛️ Batı ve Uluslararası Basın
Batı medyası, konuşmanın insani boyutuna ve küresel sistem eleştirilerine dikkat çekti.
  • The Guardian (İngiltere): Konuşmayı özel bir başlıkla görerek, Erdoğan'ın "Vicdan sahibi hiç kimse Gazze'deki tabloya gözlerini kapatamaz" sözünü manşet yaptı.
  • EFE (İspanya): Gazze için kullanılan "dünyanın en büyük çocuk kabristanı" ifadesini 
  • en çarpıcı başlık olarak seçti.
  • The National Herald (ABD): Bölgedeki trajediyi ve çocuk ampute oranlarına yapılan vurguyu öne çıkararak Gazze'nin çocuk mezarlığına dönüştüğü tespitini paylaştı.
  • Reuters (İngiltere): Erdoğan’ın Filistin devletinin uluslararası alanda daha geniş 
  • çapta tanınması ve BM Güvenlik Konseyi reformu taleplerini abonelerine servis etti.
🇷🇺 Rusya Basını ve Kremlin’in Yanıtı
Erdoğan'ın BM yapısına ve veto yetkisine yönelik eleştirileri Rusya'da doğrudan karşılık buldu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, BM Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesini desteklediklerini, ancak mevcut veto sisteminin korunması gerektiğini belirterek Ankara
'nın reform talebine mesafeli bir yanıt verdi.
🇬🇷 Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi Basını
Yunan medyası, konuşmanın bölgesel iş birliği ve Kıbrıs ile ilgili kısımlarına odaklandı.
  • Proto Thema & Skai: Erdoğan'ın Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunların "iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk temelinde" çözülmesi gerektiği yönündeki ılımlı 
  • mesajlarını öne çıkardı.
  • To Vima: Cumhurbaşkanı'nın uluslararası topluma yaptığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) resmen tanıma çağrısını manşetine taşıdı.
🇮🇱 İsrail Basını
  • Yedioth Ahronot: Erdoğan’ın konuşması başlar başlamaz İsrail delegasyonunun protesto amacıyla salonu terk ettiğini yazdı. Haberde, Türkiye'nin İsrail'e yönelik diplomatik ve ticari kısıtlamaları hatırlatılarak iki ülke arasındaki gerilimin Genel Kurul salonuna yansıdığı belirtildi.