Thursday, May 21, 2026

Yeniçağ gazetesi - Arslan Bulut - 21 Mayıs 2026 - Cumhuriyeti yıkmakla övünmek -

 

Cumhuriyeti yıkmakla övünmek

Arslan BULUT
Arslan BULUTarslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AK Parti Genel Başkanı” olarak, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Üzülerek görüyoruz ki, Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü. Sokağa çıkmaya yüzleri yok, vatandaşın, bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok.” dedi.

***

“AK Parti Genel Başkanı” Erdoğan’ın, “Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP” sözleri üzerinde durmak lazım ama önce “seçmeni utandırmak”tan başlayalım.

Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyetin bütün kazanımlarını 80-90 milyar dolara satarak seçmeni gururlandırmış mı oluyor? Ülkenin kalan bütün varlıklarını “Varlık Fonu” ile dünyaya pazarlamaya çalışırken, devletin gelirlerini ihaleler üzerinden kendi yandaşlarına aktararak, bunlardan da yüksek miktarda komisyon alarak Cumhuriyet tarihinin en büyük talan harekâtını yapan, bu iktidar değil midir?

Elbette CHP da, sütten çıkmış ak kaşık değildir ama açılan davaların, başlangıçta Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını önlemek, sonrasında ise CHP’yi seçmen nezdinde itibarsızlaştırmak, böylece iktidarda kalmak amaçlı olduğu belli değil midir?

***

Gelelim cumhuriyeti kurmakla övünmeye...

Aslında CHP, sadece Cumhuriyetin kuruluş değerlerine sadık kalan bir çizgide siyaset yapsa, AKP bu ülkede yüzde bir bile oy alamazdı.

AKP, başta Türklük olmak üzere, Cumhuriyetin kurucu değerlerine savaş açmış bir partidir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi kararıyla da tescillidir. Anayasa Mahkemesi, 2008 yılında verdiği kararda, partiye, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” için “Hazine yardımının yarı oranında kesilmesi cezası” vermiştir.

Gerçi AKP bundan rahatsız değildir. Aksine parti sözcülerinin bugüne kadar ortaya koyduğu söylemler, laiklik karşıtı eylemlerim odağı olmakla övündüklerini göstermektedir. Son olarak AKP’nin kurucu kadrosundan İsmail Kahraman, “Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır.” diyebilmiştir.

Milliyetçilik deseniz, onu da ayaklarının altına aldığını söylemişlerdir.

AKP icraatları, milleti dininden de soğutmuş, gençlik ateizme yönelmiştir. Dindarlık iddiasındakiler ise Emevi dininin takipçisi, olmuş, Türklere Arapların davrandığı gibi “mevali” yani “köle” muamelesi yapmaya başlamıştır.

CHP, CHP olsa, bütün bunları, halkın gündeminde tutar ve AKP yöneticilerinin halkın içine çıkamamasını sağlardı. “En iyi savunma saldırıdır” diyorlar ama hala savunmada kalıyorlar!

***

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, tam da bu noktada, “Öcalan'ın statüsü bellidir. Bir terör hükümlüsüdür. Ona rol biçilemez. Sarayın savcıları oturadursunlar, Cumhuriyet'in savcılarını göreve çağırıyorum. Cumhuriyet'e sahip çıkmak için ey savcılar, ey bu milletin gençleri neyi bekliyorsunuz. Bu kardeşlik, barış değildir. Bu ihanettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle ilgili tek kurumu vardır o da Milli Güvenlik Kurulu’dur. PKK yerine MGK'yı mı feshetmeye çağırıyorsunuz? Karnınızdan konuşmayı bırakın. Bahçeli, Öcalan'a statü arıyor. Bir başka tarafta da yeni anayasa deniyor. İki akıl acaba aynı mıdır? Cumhuriyet'in temel niteliklerini tartıştırtmam. Üniter devleti, bayrağımızı, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, anayasanın ilk 4 maddesini tartıştırmam. Dini bozgunculara, devleti soygunculara bırakamayız. Biz muhalefete akıl, sorumluluk hatırlatmak zorundayız. CHP'ye oy verenler de AK Parti'ye oy verenlerde bizim vatandaşımızdır. Mesele partilerin küçük hesapları değil. Mesele bu tek adam rejiminden kurtulmaktır. İktidarın yol göstericiliği ile strateji kurgulanamaz.” diyor...

Dervişoğlu, “Muhalefete sorumluluk hatırlatmak zorundayız” derken asıl olarak Özgür Özel’i göreve çağırıyor. Özgür Özel ise The Economist için yazdığı makalede, “Kürt sorunu Türkiye’yi daha da farklı kılıyor. Bugün hükümet ile PKK arasında yeni bir barış süreci var. CHP bu süreci taktiksel ya da seçim hesaplarından değil, daha geniş bir demokratik vizyon için destekliyor. Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz. Bu anlayış, çoğulculuk, temsiliyet, vatandaşlık ve bir arada yaşama meselelerinin barışçıl bir gelecek için merkezi öneme sahip olduğu Ortadoğu için hayati önem taşıyor." diyerek, bu sorumluluktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

Bu tarif, Bernard Lewis’in ve Abdullah Öcalan’ın projesi olan ve AKP’nin savunduğu “Türk-Arap-Kürt İttifakı”na uyuyor, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine değil.

Sözcü - Yayınlanma: 21 Mayıs 2026 Güncelleme: 21 Mayıs 2026 Saygı Öztürk - Bu iddialarla CHP kapatılabilir mi? Saygı Öztürk

 

Saygı Öztürk

Bu iddialarla CHP kapatılabilir mi?

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Öyle bir hava estiriliyor ki CHP sanki ikiye bölünecek, para-pul iddiaları nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacak. Siyasi partilerin gelirleriyle ilgili mevzuat var. Buna göre Anayasa Mahkemesi, Sayıştay Başkanlığı üzerinden siyasi partileri denetliyor.

Siyasi partilerin alabilecekleri en yüksek bağış miktarı belirleniyor, alınan bağış miktarı için makbuz kesiliyor. Belirlenen miktarın üzerinde bağış alındıysa bu paranın parti için mi harcandığı, yoksa birilerinin cebine mi gittiği bilinmiyor. Eğer, para alındığı ve bunun parti faaliyetleri için kullanıldığı belirlenirse, devreye Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı giriyor. Parti faaliyetinde kullanıldığı belirlenen para zimmet çıkarılıyor, ilgilileri hakkında dava açılıyor.

KİMSEYİ İNANDIRAMADI

Mevzuat hükümleri vardır ama bunların pek uygulanmadığı da bilinir. Ama, eğer iktidar partisi, para alındığı yolunda açık bilgilere sahip olursa, bunu alabildiğine kullanır. CHP’ye de yapılan da bu. İddiaları gerçekten bir davaya dönüştürmek isterlerse bu da yapılabilir. Eğer, belirlenen miktarın üzerinde para alındığı kanıtlanırsa parti yöneticileri problem yaşayabilir.

Ama birisinin “Ben gittim, bu kişiye şu kadar para verdim” demesiyle de olmaz. Nitekim Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in iddiası da bu yönüyle gerçekçi bulunmuyor. Bir milyon Euro’yu çantaya koyup uçakla getirdiğini, CHP Genel Merkezi’nde kim olduğunu bilmediği, adını-sanını bile sormadığı kişiye bu kadar parayı verdiğini söylemesi inandırıcı bulunmadı.

Kaynak olarak ekle

Eğer, kendisine para verildiği söylenen kişi bir gün ortaya çıkıp, “Evet Gökhan Böcek bana bir milyon Euro getirdi. Ben de parayı parti için şu işlere harcadım ya da falanca kişiye teslim ettim” derse parti ile ilgili problem başlar.

TEMELLİ KAPATILABİLMESİ İÇİN

Anayasamıza göre siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiler önceden izin almadan kurulur, Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler. Siyasi partilerin uyması gereken esaslar Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında şöyle belirtiliyor:

“Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”

Anayasamızın 69 maddesinde bir siyasi partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesi halinde karar verilir. Oysa CHP için böyle bir durum yok.

KAPATMAYA KARŞI YEDEK PARTİ Mİ?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarından CHP’nin kapatılabilme olasılığına karşı önlem olarak yedek partinin hazır olduğu anlaşılıyor. Kapatılmanın gerçekleşmesi halinde kapatmaya neden olanlar hakkında Anayasa’nın 69. maddesi uyarınca kapatılma kararının yayınlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacaklarına ilişkin kural bulunuyor. Kapatılmaya sebep olan milletvekillerinin ise milletvekilliği düşmüyor, bağımsız milletvekili olarak görev yapabiliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti yöneticilerine el uzatmadan önce yaptığı açıklamalarda, “DEM Parti kapatılsın, milletvekillerinin milletvekilliği düşürülsün” diyordu. Ama, parti kapatılsa bile milletvekillikleri düşmeyecekti.

CHP’lilerin, siyasi partilerin kapatılması konusunda daha ayrıntılı araştırma ve inceleme yapması kapatılmayı gerektiren durumların vakit varken gidermelerinde yarar var. Halen beş siyasi partiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’nde açılmış kapatma davası bulunduğunu da hatırlatalım.

SİYASETE SOĞUK BAKILIYOR

Tutuklu durumda olan CHP’li bazı belediye başkanı/belediye görevlileri veya yakınları tarafından, kişilerin özel hayatlarını da içeren itiraflarda bulunuyor, CHP üst düzey yetkilileri de bunlara ayrıntılı yanıt vermeye çalışıyor. Bu durumun yeni/ek ifadelere yol açmaya başladığı, konuların giderek magazinleştiği/tefrika haline geldiği görülüyor.

Sözü edilen durumun, halkın gerçek sorunlarının konuşulmasının önüne geçtiği, sağduyu sahibi yurttaşlarımızın üzüntülerine ve siyasete soğuk bakmalarına yol açmasının yanı sıra parti tüzel kişiliğinin de zarar görmesine yol açıyor.

DERS ÇIKARILMALI

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp tahliye olacaklarını bekleyenler, işlediği öne sürülen suçlardan hiç ceza almayacaklarını sanıyor. Sorguda kendilerinin yönlendirildiğini, ne isteniliyorsa onları söylediklerine ilişkin iddiada bulunanlar da çıkıyor. Özgür bir ortamda konuşamayanların her iddiasına parti yöneticilerinin ayrıntılı açıklama yapmasına da gerek yok.

Bu arada parti suçu işlediği görülenler veya isnat edilen suçlara karıştığına ilişkin güçlü kanıt bulunan kişiler hakkında da gerekli disiplin yaptırımlarının uygulanması, aday belirleme aşamasındaki hatalardan ders çıkarılmasında da yarar var.

 

GREEK REPORTER Greece Condemns Israeli Minister’s “Unacceptable” Taunting of Detained Flotilla Activists By Tasos Kokkinidis May 21, 2026

 GREEK  REPORTER

Greece Condemns Israeli Minister’s “Unacceptable” Taunting of Detained Flotilla Activists

Greece condemns the Israeli treatment of activists of the flotilla to Gaza
Greece said that the behavior of the Israeli minister was “absolutely reprehensible.” Credit: Video screenshots, Itamar Ben Gvir/X

The Greek Ministry of Foreign Affairs has strongly condemned the behavior of Israeli National Security Minister Itamar Ben Gvir toward Greek citizens and activists detained during the “Global Sumud Flotilla” incident, labeling his actions “unacceptable” and “absolutely reprehensible.”

Dozens of activists can be seen in the clip forced to kneel on the ground, with their hands tied, at an Ashdod port facility where they were being processed ahead of their likely deportation. The video begins with a female activist shouting “Free Palestine,” before being grabbed by the head and shoved to the ground by officers who drag her out of Ben Gvir’s way, as he tours the facility.

With dozens of bound activists kneeling on the ground, Ben Gvir is seen waving a large Israeli flag and shouting in Hebrew, “Welcome to Israel! We are in charge here!” Ben Gvir is also heard urging guards at the facility to “not be bothered by their screams,” as a woman cries out in the background.

Greece joins chorus of international condemnation over treatment of flotilla activists by Israeli minister

Following orders from Greek Foreign Minister George Gerapetritis, Athens has lodged an official diplomatic demarche of protest with Israeli authorities. The Greek government is demanding the immediate release of its citizens. The official statement from the Ministry of Foreign Affairs reads:

“The behavior of the Israeli National Security Minister targeting citizens participating in the ‘Global Sumud Flotilla’ is unacceptable and absolutely reprehensible. By order of Foreign Minister George Gerapetritis, an official demarche of protest has been filed regarding the incident. We demand full respect for international humanitarian law and human rights, and we call upon the Israeli authorities to expedite all necessary procedures for the immediate release of the Greek citizens.”

While reports suggest that nineteen Greek nationals may be involved in the flotilla mission, the Ministry noted that the figure has not yet been officially confirmed and will be verified during the registration process.

US President Donald Trump’s administration issued a rare critique, branding Ben Gvir’s actions “despicable.”

“Flotilla was stupid stunt, but Ben Gvir betrayed dignity of his nation,” wrote US Ambassador to Israel Mike Huckabee on X.

Related: Israeli Navy Intercepts Gaza-Bound Activist Flotilla Near Cyprus

Ali Tuygan (Rtd. ambassador) - May 21,2026 - The China - Russia Summitt

 

The China-Russia Summit

May 21, 2026

Beijing has become an increasingly popular destination for world leaders. Over the past ten months, 18 heads of state and government visited China. Among them were President Trump, King Felipe VI of Spain, President Halla Tómasdóttir, Prime Minister Micheál Martin, President Macron, Prime Minister Sánchez, Chancellor Merz, Prime Minister Starmer, Prime Minister Carney, and Prime Minister Petteri Orpo. Trump’s visit was the first time a US President visited China in almost nine years, the last one being Trump’s visit in 2017.

Trump’s state visit was originally planned for the first week of April, but the meeting was postponed to 14-15 May due to the war in Iran. Thus, his visit was immediately followed by Putin’s visit, boosting China’s global image.

This was President Putin’s 25th official trip to China. The visit coincided with the 25th  anniversary of the 2001 Sino-Russian Treaty of Friendship. The treaty was signed a month after China, Russia, Kazakhstan, the Kyrgyz Republic, Tajikistan, and Uzbekistan had signed the  Shanghai Cooperation Organization Charter at their summit in St.  Petersburg on June 7, 2002.

In May last year, President Xi traveled to Russia for a state visit. The timing was again highly symbolic, according to the Chinese Foreign Ministry, aligning with the “80th Anniversary of the Victory of the Chinese People’s War of Resistance Against Japanese Aggression, the Soviet Union’s Great Patriotic War, and the Founding of the United Nations”.[i]

During the visit, the two leaders signed a joint statement to further deepen the “China-Russia Comprehensive Strategic Partnership of Coordination for the New Era.”

At the beginning of the Russia-China talks in expanded format, Presidents Xi and Putin underlined that the relationship between the two countries is guided by the principles of equality and mutual respect.

Equality of states is the dictate of international relations and international law. However, behind this façade always lie judgments of power. During the Cold War, the Soviet Union and the US were the world’s top two rivals. The US was superior politically and economically, but both were major nuclear powers. China had not yet emerged as a global economic and military power. Over the past five decades, the situation has changed.

The Soviet Union was formally dissolved on December 26, 1991. Negative trends continued during the Yeltsin years. Under President Putin, this was reversed.

Since Putin was not prepared to agree to Ukraine’s joining NATO, which had already doubled its membership, Russia launched its invasion of Ukraine on February 24, 2022. Russia’s initial plan was to invade the entire Ukraine in a blitzkrieg, at least, cut it off from the Black Sea. The project failed.  After four years, Russia remains bogged down in a war of attrition in Ukraine.

It now seems that after four years of fighting and thousands and thousands of casualties, related economic and diplomatic problems, Russians’ support for the war could be waning. Without a shadow of a doubt, Europeans also want to see this war end sooner rather than later. However, any peace, particularly one based on the current battle lines, represents a challenge to President Putin’s future and his legacy. And this creates a difficulty for the sides in taking the “first step” toward peace.

In Beijing, Putin was also extended a lavish welcome. The two presidents held small- and large-group talks. The wars in the Middle East and Ukraine, the closure of the Strait of Hormuz, and the current state of US-Europe relations were no doubt addressed in a restricted format with the participation of foreign ministers.

Both presidents stressed, at every opportunity, that the China-Russia partnership is a strategic choice. They reaffirmed their determination to remain on this path. Multiple dimensions of bilateral cooperation were taken up, and it seems that various departments of the two countries were tasked to follow up on the common understandings reached by the two presidents.

Under a one-year trial policy that started on September 15, 2025, China and Russia had agreed to allow their citizens visa-free travel for up to 30 days. On Wednesday, China extended this policy until the end of 2027.

In remarks to the media with Putin, Xi Jinping notably said, “Unilateralism and hegemonism have brought severe harm, and the world risks regressing to the law of the jungle.” Yet, he also offered Trump a gift. The Chinese Ministry of Commerce on Wednesday confirmed that Beijing had agreed to buy 200 Boeing planes.


[i] https://www.mfa.gov.cn/eng/zy/jj/xjpdelsjxgsfwcxjnslwgzzslqd/202505/t20250509_11618129.html