Friday, March 13, 2026

Hediye Levent - 6 Mart 2026 - İki ateş arasında İranlılar

 İki ateş arasında İranlılar!

Hediye Levent

levent.hediye@gmail.com

6 Mart 2026 


    

Bölgesel bir savaşın sınırlarının zorlandığı bugünlerde İran’dan Türkiye’ye büyük göçlerin olması ihtimali de her geçen saat artıyor. Amerika’nın ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da şiddetini artırarak sürüyor. 


1 Mart sabahından beri dünya basını ile birlikte Van’dan İran’a açılan Kapıköy Sınır Kapısında İran’dan gelenlerden gidişatı öğrenmeye çalışıyoruz. Kapıköy ile birlikte Türkiye-İran arasındaki diğer kapılardaki durumu da izliyoruz. Resmi açıklamalara göre 27 Şubat-1 Mart arasında Türkiye’ye gelen İran vatandaşı sayısı günlük birkaç yüz kişi ile sınırlı. 1 Mart’tan günümüze kadar da bu sayı çok değişmedi. İran’dan gelenlerin anlattıklarına göre bu sayının şiddetli saldırılara kıyasla düşük olmasının birkaç sebebi var gibi görünüyor.


İlk sebep İran tarafında ülkenin tamamına ilişkin kararların olağanüstü şartlar sebebiyle esnetilmesi ve yerel valiliklerin karar yetkisinin genişletilmesi. Bu da Türkiye’ye açılan sınır kapılarının bulunduğu kentlerdeki yöneticilerin, bazen gün içinde değişen kararlar alabildiği bir durumu ortaya çıkarmış gibi görünüyor. Bu çerçevede sınır kapılarından çifte vatandaşlığı olan İranlılar geçebilirken, sadece İran vatandaşlığı olanlar konusunda belirsizlik hakim. İranlı yetkililer “Sadece İran vatandaşlığı olanlar sınırdan geçemez” şeklinde resmi bir karar almış değil ancak sınır kapısında internet kesintisi, elektrik sorunu gibi gerekçelerle engeller çıkarıldığı anlatılıyor. Zaman zaman ve kısa sürelerle sistem arızasının giderildiği söylenerek sadece o sırada kapıda bekleyen ve İran vatandaşlığı olanların da geçişine izin veriliyor.


Kapıda konuştuğum birkaç kişi kapıların İran tarafında insanların, güvenlik güçleri tarafından tehdit edildiğini, geçişlerine kasten müdahale edildiğini, “Sınırdan geçmenize izin vermeyeceğiz, evinize dönün” denildiğini söyledi.


Resmi nüfusu 93 milyon olan İran’da yaklaşık 6 milyon Afganistanlı ve Pakistanlı göçmen de bulunuyor. Devam eden saldırıların şiddetine rağmen sınır kapılarına kitlesel yığılma olmadığı, sınırlara açılan yollarda izdiham yaşanmadığı söylenebilir. Sınırlardaki birkaç yüz veya birkaç bin kişilik İranlı gruplar, “İran’dan Türkiye’ye göç var” demek için yeterli değil.


Yine İran’dan gelenler, İran’da dükkanların, fırınların büyük ölçüde kapalı olduğunu anlatıyor. Günlerdir internetin olmadığı ülkede artan saldırılarla birlikte insanların askeri tesisler, güvenlik birimlerine ait binalar, nükleer çalışmalar yapılan kompleksler, hükümet binaları gibi noktaların etraflarını boşalttıkları söyleniyor. Yine kapıda konuştuğumuz kişilerin anlattıklarına göre, İranlılar askeri ve siyasi komplekslerin olmadığı, kırsalda kalan yerleri güvenli görüyorlar ve başka ülkelere kaçmak yerine güvenli saydıkları yerlerdeki yakınlarının yanına gitmeyi tercih ediyorlar. 


Kitlesel göç ihtimalinin dile getirildiği senaryolarda çoğunlukla 2011’deki Arap Ayaklanması örnek olarak alınıyor, ancak mesela Suriye’de göçleri tetikleyen en etkili faktörün iç savaş olduğu gözden kaçırılıyor. 


İran’da şimdilik bir iç savaş yaşanmıyor ancak Amerika’nın İran Kürtlerini silahlandırabileceklerine dair açıklamasının ardından bu durum değişebilir. Böyle bir durumda İran’dan kitlesel kaçışlar da başlayabilir.


İran’dan gelenler, kentlerde yağma, soygun, çetelerin sokaklarda görünür olması gibi olayların yaşanmadığını söylüyor. Bu da İran’da hâlâ devlet mekanizmasının, en azından asayiş ayağının, işlevsel olduğunu gösteriyor. Ancak bir iç savaş ihtimali bu tabloyu saatler içinde tersine çevirebilir, ki İran farklı etnik grupların yaşadığı bir ülke ve her bir etnik grubun sayısı azımsanmayacak kadar çok. 


Mevcut duruma dönecek olursak, Kapıköy Sınır Kapısı’nda özellikle yabancı basını en çok şaşırtan şey, İran’a dönenlerin sayısının gelenlerden çok daha fazla olması. 


Sadece İran vatandaşlığı olan bir kadın annesinin, ablası ile birlikte Almanya’da yaşadığını, ölümün eşiğinde olduğunu ve onlarla internet üzerinden konuşabilmek için Türkiye’ye geldiğini anlattı. Kadın, sadece annesi ile belki de son kez konuşabilmek için 7 saatlik yolu göze aldığını ve 1 gün kalıp tekrar İran’a döneceğini söyledi. Çocuklar korkmasın diye savaş olduğunu söylemiyorlarmış; eski bir bina vardı o çöktü ya da yeni bina yapıyorlar. Bu sesler de inşaat sesleri diyorlarmış. 


İran’a dönenler ise genellikle haber alamadıkları ailelerini ve yakınlarını görmek için, ülkedeki duruma bakmak için gittiklerini anlattılar. En çarpıcı olan, Kapıköy sınırında konuştuğum İranlıların hem mevcut yönetimden çok korkuyor olmaları hem de “Ülkemizi seviyoruz” vurgusu yapmaları. 1-2 Mart’ta konuştuklarım arasında Hamaney’in ölmediğini, taktik olarak saklandığını ve her an ortaya çıkabileceğini söyleyen de vardı. Bu nedenle röportajlarda mümkün olduğunca dikkatli dil kullansalar da ikili konuşmalarda hem yönetime hem de Amerika ve İsrail’e ateş püskürdüklerini söylemek yanlış olmaz. Yine Türkiye’ye gelen İranlıların çoğunun kadın olması da dikkat çekici. 


İranlıların sınırlara yığılmamasına engel olan bir başka faktör de, Hamaney ölmüş olsa da nispeten uzlaşmacı ve ‘yumuşak kanat’tan Pezeşkiyan gibi isimlerin hâlâ hayatta ve işlerinin başında olmaları. Konuştuğum İranlılar, İran’da ‘yumuşak bir geçiş dönemi’nin yaşanabileceğine dair senaryoya şans vermek istediklerini söylüyorlar.


Kapıköy Sınır Kapısı’nda konuştuğum İranlıların bakış açıları, “İran bizim ülkemiz, niye kaçalım?” ifadeleri ile vurguladıkları duruşları, bir iç savaş ihtimali ile değişebilir.


Son olarak İran’dan Türkiye’ye kitlesel göç senaryolarında şimdilik dikkate alınmayan milyonlarca Afganistanlıyı ve Pakistanlıyı da denkleme eklemek gerekiyor. İçişleri bakanı ilk aşamada tedbiren 90 bin kişilik çadır kentler kurulacağını söyledi ancak iç savaş ihtimali İran’dan ve İran’ın neredeyse tampon gibi arada durduğu başka ülkelerden göçleri de tetikleyebilir. Türkiye buna hazır mı? Kesinlikle değil ve görünen o ki, Avrupa ülkeleri şimdiden paniğe kapılmış durumdalar ve olası bir göç hareketini Türkiye’de durdurmak için ellerinden geleni yapmak üzere harekete geçtiler. 










No comments:

Post a Comment