İKV - Hatice Zeynep Şen - 30 Mart 2026
Hürmüz Krizine Evrilen İran Operasyonlarında Diplomatik Çıkmaz Derinleşiyor
ABD-İsrail ve İran çatışması, Hürmüz Boğazı merkezli bir krize evrilirken, sınırlı diplomatik temaslara rağmen çatışmanın yönetilebilir bir çıkış yoluna girdiğine dair net işaretler görülmüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 23 Mart’ta İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları geçici olarak ertelediğini açıklaması kısa süreli bir diplomatik alan açmış görünse de takip eden günlerde bu pencerenin kalıcı bir müzakere zeminine dönüşmediği anlaşıldı. Umman, Pakistan, Türkiye ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin arabuluculuk girişimleri sürerken Vaşington, İran’a iletilen çatışmayı sonlandırma önerisinin hâlen değerlendirme aşamasında olduğunu belirtti. Beyaz Saray, kamuoyuna “15 maddelik plan” olarak yansıyan çerçevenin tüm ayrıntılarını doğrulamaktan kaçınırken bazı unsurların gerçeği tam yansıtmadığını ifade etti. İran tarafı ise kamuoyu önünde öneriye mesafeli yaklaşmayı sürdürürken, olası bir ateşkesin yalnızca İran topraklarını değil bölgesel müttefik cephelerini de kapsaması gerektiğini vurguluyor.
Sahadaki Askerî Denge ve Yeni Kurumsal Atamalar
Sahadaki askerî tablo diplomasideki belirsizlikle paralel biçimde sertliğini koruyor. İran’ın operasyonların başlangıcından bu yana İsrail’e yönelik saldırılarında farklı mühimmat tiplerine yönelerek hava savunma sistemlerini zorlamaya başladığı değerlendiriliyor. Doygunluk saldırısı taktikleri ve maliyet etkin mobil platformların kullanımı, İran’ın uzun menzilli kapasitesinde yaşanan aşınmaya rağmen operasyonel sürdürülebilirliğini koruma çabasına işaret ediyor. Vaşington ise İran’ın füze kabiliyetinde ciddi bir gerileme yaşandığını savunmayı sürdürüyor.
Üst düzey kayıpların ardından İran’da güvenlik bürokrasisinin yeniden yapılandırılması da dikkat çekiyor. Ali Laricani’nin ölümünün ardından Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreterliğine eski Devrim Muhafızları komutanı Mohammad Baqer Zolqadr’ın atanması, karar alma mekanizmasının daha merkezi ve sertlik yanlısı bir çizgiye kayabileceği yönünde yorumlanıyor. ABD tarafında ise Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in istifasının iç ayrışmanın sembolik örneği olmasının ardından görüş ayrılıklarının sürdüğü değerlendiriliyor.
Krizin Merkezinde Hürmüz
Çatışmanın küresel etkilerinin merkezinde ise Hürmüz Boğazı bulunmayı sürdürüyor. İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdinde yaptığı bildirimlerde “düşmanca olmayan” gemilerin belirli koşullar altında geçişine izin verileceğini açıklaması, tam kapanma yerine kontrollü bir geçiş rejiminin oluştuğuna işaret ediyor. Malezya gemilerine geçiş izni verilmesi de bu yaklaşımın pratik yansımalarından biri olarak görülüyor.
Buna rağmen deniz ticaretinde normalleşmeden söz etmek için erken. Hürmüz’deki kesintinin uzaması hâlinde piyasadan günlük 13-14 milyon varillik arz kaybının etkili olabileceği, kesintinin nisan sonuna uzaması durumunda Brent fiyatlarının 100 dolara, mayıs sonuna uzaması hâlinde ise 110 dolara yeniden fiyatlanabileceği tahmin ediliyor. Küresel petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık beşte birinin Hürmüz’den geçtiği dikkate alındığında, boğazdaki belirsizliğin enerji fiyatları üzerinden enflasyon, taşımacılık maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerinde çarpan etkisi yarattığı görülüyor. Hürmüz’e ilişkin bir başka tartışma başlığı ise geçiş ücreti iddiaları. İran’ın bazı gemilerden geçiş için ücret talep ettiği, hatta tekil bir örnekte 2 milyon dolarlık bir tahsilattan söz edildiği öne sürüldü. Ancak bu iddialar bağımsız biçimde doğrulanmış değil.
Değerlendirme
26 Mart’ta Başkan Trump sosyal medya hesabı üzerinden, İran’ın enerji altyapısına yönelik büyük saldırıyı 10 gün daha erteleyerek 6 Nisan’a kadar durdurduğunu ve medyada çıkan haberlere rağmen görüşmelerin “çok iyi gittiğini” açıkladı. İsrail basını ise İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin hava saldırısında öldüğünü iddia ederken, İran tarafından resmî doğrulama henüz gelmedi. Bu isim, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından sorumlu kilit aktörlerden biri olarak oldukça önemli olarak görülüyor.
Gelinen aşamada ABD-İsrail ve İran çatışmasının, ne tam ölçekli bir diplomatik çözüm sürecine girdiği ne de ilk haftalardaki mutlak askerî ve ekonomik baskı mantığıyla ilerleyen bir çatışma olarak devam ettiği görülüyor. Bunun yerine, sahada asimetrik saldırıların sürdüğü, Hürmüz’de kontrollü geçişin uygulandığı ve diplomaside yüksek sesli söylemler ile perde arkası temasların eş zamanlı yürütüldüğü hibrit bir kriz yapısının ortaya çıktığı değerlendiriliyor. Bu hibrit yapı, krizi yönetilebilir kılmaktan çok daha öngörülemez hâle getiriyor. Çünkü taraflar bir yandan müzakere ihtimalini tamamen kapatmazken, diğer yandan çatışmanın her açıdan maliyetlerini artıracak yeni eşikleri zorlamaya devam ediyor.
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı
No comments:
Post a Comment