Monday, March 30, 2026

Gürsel Demirok (Emekli diplomat) - 30 Mart 2026 - Birleşmiş Milletler'e acil çağrı

 

Birleşmiş Milletler’e acil çağrı

Gürsel Demirok

ABD-İsrail ikilisi ile İran arasında bir aydır devam eden füze savaşları giderek bölgemizde barış ve güvenliği tehdit eder hale geldi.

Bölge halkları içinde derin kaygıları yol açan bu tırmanış uluslararası barış ve güvenliğin yanı sıra küresel refah ve istikrarı da tehlikeye sokmakta. Bu durum 1945’te dünyada barış ve güvenliği
sağlamak amacıyla büyük umutlarla kurulan Birleşmiş Milletler’in acilen devreye girmesi zorunluluğunu doğurmakta.

Süregelen savaş Birleşmiş Milletler Yasası’nın, uluslararası hukukun, ülkelerin toprak bütünlüklerinin, bağımsızlıklarının açık ve net ihlali niteliğinde. Tanınmış her türlü kara, hava, deniz sınırlarını ihlal ederek sürdürülen saldırılar sonucunda vurulan sivil hedefler, stratejik alt yapılar vs. tüm bölgede derin kaygılara yol açmakta. Milyonlarca bölge insanı risk altında yaşamakta.

Taraflar arasındaki çatışmanın bölge dışına taşması olasılığı göz ardı edilmemeli. Petrol ve doğal gaz tesislerine saldırılar, Hürmüz Körfezi çevresinde giderek tırmanan askeri operasyonlar, deniz taşımacılığına yönelik tehditler ciddi jeopolitik ve  jeoekonomik etkilere yol açacak nitelikte. Dünyadaki enerji krizi derinleşmekte. Bu durum dünyada milyonlarca insanın yaşamı üzerinde olumsuz ekonomik etkilere yol açmakta, ekonomik istikrarı sarsmakta.

Çatışan tarafların karşılıklı tehditlerinin, ultimatomlarının, hesap hatalarının sonucu daha büyük tehlikelere yol açma olasılığı göz ardı edilmemeli. Bu durum gelişmelerden öncelikle bölge ülkelerini etkileyecek.Bunun farkında olan Türkiye dahil bölge ülkelerinin sürdürdükleri diplomatik çabaları yoğunlaştırdıkları görülüyor. Ancak başta Birleşmiş Milletler, ilgili uluslararası kuruluşlardan ve bölge dışı ülkelerden de benzer diplomatik girişimlere ihtiyaç var. Nitekim geçmiş dönemlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurul Başkanlığını üstlenen kişilerden oluşan “BM Genel  Kurul Başkanları Konseyi”, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanına, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı’na ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne 25 Mart tarihinde ortak bir çağrıda bulundular.

Çağrıda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Birleşmiş Milletler Yasası’ndan kaynaklanan sorumluluklarını acilen yerine getirmesi istendi. BM Genel Sekreteri’nden de BM Yasası’nın 99. maddesi uyarınca BM Güvenlik Konseyi’ni çatışmaların durdurulması ve tırmanmanın önlenmesi amacıyla bakanlar düzeyinde acilen toplantıya çağırması istendi.

BM Genel Kurulu Başkanı’nın, barış için birleşme mekanizmalarını ve diğer yaratıcı yolları harekete geçirmek üzere BM Genel Kurulu’nu acilen toplantıya çağırması istendi. BM Genel Sekreteri’nden  yasanın 33. maddesi gereğince, arabuluculuk girişimlerinde bulunmak üzere üst düzey bir temsilci atamak dahil, uyuşmazlıkların çözümü amacıyla acil diplomatik girişimlerde bulunması talep edildi. BM gözetiminde Orta Doğu Barış ve Güvenlik Konferansı düzenlenmesi amacıyla hazırlıkların acilen başlanması talep edildi.

BM Genel Kurulu Başkanları Konseyi’nin 25 Mart tarihli çağrısı önemli. Bu çağrılar uluslararası toplumun BM’den beklentilerini yansıtır nitelikte. Uluslararası toplum   nezdinde itibarı giderek  kaybolan Birleşmiş Milletler’in bu çağrıları önemseyerek acilen toplanması, diplomatik çabaları yoğunlaştırması umut edilir. Keza uluslararası barış ve güvenliğe önem veren diğer uluslararası kuruluşların ve bölge dışı aktörlerin acilen devreye girmeleri beklenir.

Kurallara dayalı küresel düzenle birlikte BM de geçerliliğini ve etkinliğini yitirmiş durumda denebilir. Doğrudur da bu yaklaşım. Ancak taraflar uzayıp giden savaştan çok yara aldılar. Bir çıkış yolu arıyor gibiler. BM’nin devreye girmesi taraflara bir çıkış yolu sağlayabilir. 

BM’nin işleyişindeki zaafiyetler çok. Bu konuda tarafların rızasıyla BM devreye girerse yıpranan örgüte prestij de kazandırabilir. 

***

No comments:

Post a Comment