Wednesday, July 15, 2026

Murat Yetkin - 15 temmuz 2026 - Ankara’da Rusya-Çin toplantısı ve Fidan’ın NATO sonrası Ukrayna seyahati

 

Ankara’da Rusya-Çin toplantısı ve Fidan’ın NATO sonrası Ukrayna seyahati

/ / Siyaset

NATO Ankara Zirvesi sonrası Rusya’nın Karadeniz güvenliği 

konusunda Türkiye’ye çağrısının ardından Dışişleri Bakanı Fidan 

Ukrayna’ya gitti. Arşiv fotoğrafı, Fidan’ın Ukrayna Cumhurbaşkanı

 Zelensky ile önceki görüşmelerinden birinden.



Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin (*) 16 Temmuz’da ilginç bir toplantıya ev sahipliği yapacak. Bu aslında Çin’in Ankara Büyükelçisi Ciyang Şüebin (*) ile ortak ev sahipliği yapacakları bir program ama mekân Rus Büyükelçiliği olarak belirlenmiş: İki ülke arasındaki İyi Komşuluk İlişkileri ve Dostça İşbirliği Antlaşması’nın 25’inci yılı nedeniyle bir konferans düzenleniyor. Aynı program dünyanın çeşitli ülkelerinde de yapılıyor; örneğin Avustralya’da mekân Çin’in Canberra Büyükelçiliği, yani kimi yerde Rus, kimi yerde Çin büyükelçiliklerinde yapılıyor.


Rusya’nın Pekin Büyükelçiliğindeki konferansta konuşan Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin, Rusya ve Çin’in “dış politikada birbirlerini öncelik” olarak gördüklerini ve “temel çıkarlarda birbirlerini desteklediklerini” söylemiş.
Batı İttifakı NATO’nun, 7-8 Temmuz’da Ankara’da Rusya’nın Ukrayna savaşına karşı daha çok kenetlenme çağrısı yaptığı günlerde Çin, dünyanın dört köşesindeki başkentlerde “Rusya’nın yanındayız” mesajı veriyor.


Rusya’nın beklentisi, Lavrov’un uyarısı

NATO Ankara Zirvesi’nde Rusya’ya karşı Ukrayna’ya daha fazla silah yardımı yapma ve Karadeniz’de seyrüsefer (siz ticaret diye okuyabilirsiniz) güvenliğini artırma kararı aldı. Her iki karar da;


• Bir kısmı Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi içinde olmak üzere yük gemilerine saldırıları önleme potansiyeli bakımından Türkiye’nin yararını da gözeten,


• Karadeniz güvenliğine NATO’yu ortak ederek Türkiye’nin NATO’daki işlevini artıran ama buna karşı Rusya’yı rahatsız etme özelliği olan kararlardı.


Rusya, NATO’nun Ankara’da toplandığı 7 Temmuz’da Rusya-Türkiye Mavi Akım doğal gaz boru hattının bir pompa istasyonuna dron saldırısı yapmakla suçladı. Ukrayna’nın NATO Zirvesi’ni takip eden hafta Rusya’nın ilhak ettiği Kırım Yarımadası’ndaki Azak Denizi’nde 100’e yakın gemiyi vurduğu açıklamasıyla aynı gün, 14 Temmuz’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’ye uyarı niteliğinde bir çağrıda bulundu.


• “Türk meslektaşların (…) bu olayları kamuoyu önünde değerlendirmelerini ve Kiev yönetimine sert, hoşnutsuzluklarını sert ve açıkça ortaya koyan bir mesaj vermelerini umuyoruz.”
Belli ki iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında bir nota trafiği yaşanmıştı.

Fidan’ın Kiev seyahatı

Lavrov’un bu açıklaması ardından Ankara’da yapılan durum değerlendirmesi sonucu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky’ye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan bir mesaj götürmesi kararı alındı.


Fidan’ın 15-16 Temmuz Ukrayna seyahati programında Zelensky’nin yanı sıra üst düzey Ukraynalı yetkililer ve Kırım Tatarları liderleriyle de görüşmesi de yer alıyor.


Fidan’ın dosyasında, Rusya-Ukrayna arasında İstanbul’da başlayıp yarım kalan görüşmelerin devamı talebinin yanı sıra, Ukrayna’nın da eğer Karadeniz güvenliğinden yanaysa sivil gemi ve limanlara saldırılarını durdurması gereğinin vurgulanması da bulunuyor.


Bu tutum Türkiye’nin NATO içindeki tekil durumuna bir örnek oluşturuyor. Örneğin, Ankara Zirvesi’ne Ukrayna çerçevesinde katıldıktan sonra Kiev’e dönüşünde kalp durmasından öldüğü açıklanan ABD’li Senatör Lindsey Graham, Rusya’ya daha da sert askeri ve ekonomik hamlelerle gidilmesinden yanaydı. ABD Başkanı Donald Trump ile bu konuda anlaştıklarını söylüyordu. Oysa Türkiye, Ukrayna’nın işgaline karşı Kiev’le dayanışma gösterirken, Rusya ile de siyasi ve ekonomik ilişkilerini koruyor, barış görüşmelerinin devamında ısrarlı.
ABD yönetimine baktığınızda, Moskova düştü, düşecek ama Pekin “yanındayız” diyor.
Rusya-Çin antlaşmasının bu dönemde öne çıkarılması dikkat çekici.

Ukrayna’nın stratejik hatası ve Rusya

Rusya-Çin antlaşması, ki bu hükümetlerarası bir anlaşma değil, devletlerarası bir antlaşmadır, 2001 yılında, o zaman da iş başında olan Vladimir Putin ile Şi Cinping’ten (*) önceki Çin lideri Ciyang Zemin (*) arasında imzalanmıştı.
Aynı yıl Ukrayna Sovyetler Birliği döneminden kalan atom bombalarını, nükleer silahlarını, ABD ve İngiltere’nin etkisiyle Birleşmiş Milletler gözetiminde, üstelik Rusya’ya devrederek elden çıkardı.


Bunu Ukrayna’nın en stratejik hatası olarak görmek mümkün.
Uluslararası siyaset yorumcuları, kısa hafızayla düşünüp Ukrayna’nın NATO üyesi olması halinde Rusya’nın önce 2014 Kırım ilhakı, sonra da 2022 işgal harekâtına kalkışamayacağını söylüyor. Ama ondan bir önceki adımda Ukrayna nükleer silahlarını elden çıkarmasa, Rusya’yı askeri harekâttan caydırmış olabileceğini pek kimse tartışmıyor.


Rus Büyükelçi Verşinin’in Ankara Zirvesi öncesi YetkinReport’un sorularını yanıtlarken NATO’yu dünyanın yeni gerçeklerine göre davranması konusunda uyardığını da hatırlayalım. O gerçeklerden biri nükleer silah dengesi ise, bir başkası da (Pasifik bölgesindeki ABD-Çin rekabetini de akla getiren) Rusya-Çin işbirliği antlaşması.
Dikkatle izlemeyi sürdürelim.

Notlar

(*) Sergey Vershinin, Jiang Xuebin, Xi Jinping, Jiang Zemin

No comments:

Post a Comment