Tuesday, July 14, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Mustafa Gazalcı - 14 Temmuz 2026 - Milli Eğitim Bakanı ‘neyden’ yerinde oturuyor?-

 

Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Milli Eğitim Bakanı ‘neyden’ yerinde oturuyor?- Mustafa Gazalcı

14.07.2026 04:00
Güncellenme:


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü? Kaçıncı yanlışı? Her seferinde görevinden alınması, ayrılması beklenirken kulaklarını tıkayıp pişkince koltuğunda oturuyor.

En son bir gazetede Ebru Karatosun’un haberine göre ders programlarından Kurtuluş Savaşı’nı çıkaracaklarını, onun yerine Milli Mücadele kavramını getireceklerini söylemiş. “Neyden kurtuluyoruz ki arkasında koskocaman Osmanlı İmparatorluğu vardı” diyerek sözde Kurtuluş Savaşı’nı küçümsemiş. Tekin’in asıl rahatsızlığı Atatürk’ün önderliğinde yedi düvele karşı başarılmış bir kurtuluşa ve arkasından kurulan laik Cumhuriyete olmalı.

Köpürtülmüş NATO zirvesi toplantısının gölgesi olmasaydı, milli eğitim bakanının bu akıl almaz sözleri daha büyük tepki çekerdi.

Her şeye karşın neyden, kimden kurtulduğumuzu belirten çok güzel yanıtlar verildi kendisine. Emperyalizmden, işgalden, saltanattan, halifelikten, kölelikten, karanlıktan, kapitülasyonlardan, gerilikten, salgın hastalıklardan kurtulduk. Devrimlerle, laik Cumhuriyetle çağdaş uygarlık için ne kazanmışsak onlardan kurtulduğumuz kanıtlarıyla ortada.

NEYDEN KURTULDUK? 

Tarihçi Sinan Meydan, “Kurtuluş Savaşı’na savaş açmak” adlı Cumhuriyet’teki yazısında (8 Temmuz 2026) I. Dünya Savaşı sonucunda “koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu’nun içler acısı duruma geldiğini” belirttikten sonra “neyden kurtulduğumuzu” şöyle anlatıyor:

“Her şeyden önce eli kanlı işgalci emperyalizmden kurtulduk. …İzmir’in işgalinde ilk iki gün içinde işgalci Yunan orduları tarafından katledilen Türklerin sayısı 2000 kişiyi geçmişti. İşgalci Yunan orduları Anadolu’ya çıkarken olduğu gibi çekilirken de kadın erkek, çoluk çocuk demeden katlettiler.

(…) İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde ‘Ya istiklal ya ölüm’ parolasıyla emperyalizme ve yerli–yabancı işbirlikçilerine karşı bir bağımsızlık savaşı kazanarak her şeyden önce bu korkunç işgalci zulmünden kurtulduk.(...)

24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak, Türkiye’yi paramparça eden Sevr paçavrasından kurtulduk. Devlet içinde devlet Düyûn-ı Umûmiye bağımlılığından kurtulduk.”

Acı olan; görevi çocuklarımızı, gençlerimizi akıl ve bilim yolunda nitelikli bir eğitimle yetiştirecek bir bakanın bu gerçekleri bilmemesi ya da bilmezden gelmesidir. Laik Cumhuriyete, onun kurucusu Atatürk’e bağlı olmayan birinin milli eğitim bakanı olmasıdır.

BİR DEĞİL BİRÇOK YANLIŞ 

Yusuf Tekin daha müsteşarlığından başlayarak 1926’da kazanılmış karma eğitimi, kız çocuklarının sözde daha çok okula gitmesi gerekçesiyle tartışmaya açtı. Bakanlığının bütçesi görüşülürken tarikatlarla sözleşmelerini inatla sürdüreceklerini söyledi. Eğitim fakültelerinin diplomalarını boşa çıkaran AKP’ye göre öğretmen yetiştiren Milli Eğitim Akademisi’ni getirdi, laikliğe aykırı bir biçimde dualarla ilk dersini verdi. Milli eğitimi tarikatlara açtı, ÇEDES ve MESEM’e mahkûm etti.

Yusuf Tekin’in çoktan görevden alınması ya da ayrılması gerekirdi. Ancak kutuplaşmadan, gerginlikten medet uman iktidar onu “neyden” ısrarla tutuyor, anlamıyoruz.

MUSTAFA GAZALCI

16. VE 22. DÖNEM DENİZLİ MV., EĞİTİMCİ

No comments:

Post a Comment