Wednesday, July 8, 2026

Murat Yetkin - 08 Temmuz 2026 - Erdoğan Trump'ın, Trump Avrupa'nın sözünü tutmasını bekliyor.

 

Erdoğan Trump’ın, Trump Avrupa’nın sözünü tutmasını bekliyor

/ / Siyaset

(Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye açısından Ankara’da iki zirve var. Biri NATO’nun yeni bir döneme “3.0 dönemine” gireceği zirve toplantısı. Diğeri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki ikili toplantı.
Trump daha on gün kadar önce Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yüzüne karşı, Erdoğan davet etmeseydi bu zirveye katılmayabileceğini söylemişti.
Erdoğan bu jesti karşılıksız bırakmadı. 7 Temmuz öğleden sonra, genişletme çalışmaları ardından adı Ankara Havalimanı’na çevrilen Etimesgut’taki havalimanına gidip kendisini orada karşıladı. Trump ikili görüşmeye geçmeden önceki basın toplantısında iltifatını tekrarladı: Zirve Türkiye’de yapılmasa gelmeyebilirdi. Erdoğan altta kalmadı; Trump ile aynı safta olmak güç veriyordu.
Bir kişi diğerine, hele bir ülke lideri diğer ülke liderine bu kadar iltifat ettiğinde mutlaka yüksek beklentileri vardır diye düşünülür.

Beklentiler, vaatler, gerçekler

Erdoğan beklentilerini gizlemiyor. NATO Zirvesi’nden en önemli beklentisinin Avrupa savunmasında Türkiye’den daha çok katkı beklenmesine karşı, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi (ve Türk savunma sanayisini) dışlamaması, ekonomik entegrasyonun hızlanmasını beklediğini söylüyor. Bunu zirvenin açış konuşmasında doğrudan AB’ye hitap ederek de vurguladı.
Dün de iltifat yağmurunun arasında beklentisini açıkça söyledi. Trump’ın daha önce kendisine Türkiye’nin parasını da ödemiş olduğu 5 adet F-35 uçağını teslim etme sözü verdiğini hatırlattı. “Sözünü tutacağından emin” olduğunu söyledi. Trump “neden olmasın ki” gibi her yana çekilebilecek bir yanıt verdi.
Hatırlamak lazım ki Türkiye ortak üreticisi olduğu F-35 programından, ABD Patriot füzeleri satmak için koşullar dayattığı için Rusya’dan S-400 füzeleri aldığı gerekçesiyle Trump’ın birinci başkanlık döneminde çıkartılmıştı; Türkiye’nin parasını ödediği uçaklara da o nedenle el konulmuştu. Uçaklar Türkiye’ye Kongre’den çıkan CAATSA yaptırımları uygulanmıştı.
Trump, milli muharip uçak KAAN’a takılacak F-110 jet motorları konusundaki bir soruya “Erdoğan’ı yormayayım” diye müdahale ederek, Türkiye’ye bütün yaptırımları kaldırma niyetinde olduğunu söyleyiverdi.
Vaat güzeldi ama Kongre engelini nasıl aşacaktı?

Trump: Fidan ve Kalın’la görüşme

Burada dikkatlerden kaçan bir ayrıntıya değinelim.
Trump daha Ankara’ya inmeden önce ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli üyelerinden oluşan bir heyet Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşüyordu. O görüşmede ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da vardı. Trump’ın NATO Zirvesi için Ankara’dayken Erdoğan’a vereceğini söylediği “büyük hediye” konusunun, yani CAATSA yaptırımlarının kaldırılması veya esnetilmesinin yanı sıra Ukrayna ve Suriye’ye dek konular gündemdeydi. Yani iki kanaldan, hatta Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i de katarsak üç kanaldan yürütülen bir diplomasi söz konusuydu.

Ve önemli bir ayrıntı: Zirve başlamadan hemen önce, herkes yerini almadan önce Erdoğan ve Trump Dışişleri Bakanı Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile ayaküstü bir görüşme yaptılar. Verilen bilgi sonrası Trump’ın başıyla onaylayarak yerine geçtiği görüldü.
Şimdi tekrar soralım: ABD’nin Türkiye’ye en azından 5 adet F-35’i verebilmesi veya 700 milyon dolara 80 F-110 motoru satabilmesi için Trump Kongre engelini nasıl aşabilir?
Bunun bir yolu, Trump’ın bir “başkanlık kararnamesi” (executive order) yayımlaması ve örneğin Kongre’den belli bir süre içinde itiraz gelmezse yürürlüğe girmesi olabilir mi?
Neden olmasın?
Senato heyeti, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun şiddetli itirazlarına rağmen, Vaşington’daki İsrail lobisine sınırlarını hatırlatabilecek mi?

S-400’ler, F-35’ler

CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının veya esnetilmesinin bir yolu da S-400 füzeleri. Bu konuda NATO Zirvesi kulisinde, halen doğrulanması mümkün olmayan pek çok spekülasyon var.
Türkiye’nin Rusya ile S-400 anlaşması, başka bir ülkeye satışına engel.
Ama Rusya’nın onay vermesiyle bir başka ülkeye, diyelim bir Körfez ülkesine gönderilmesi mümkün olabilir mi?
Bu Rusya’nın karşılığında ne alacağına bağlı.
Ya da S-400 bataryalarının, diyelim Türk Silahlı Kuvvetlerinin, aynı zamanda NATO üssü kategorisindeki İncirlik Üssü’nde -muhtemelen paketi açılmadan- tutulması Trump’ın sözünü tutmasını sağlayabilir mi?
Bütün bunlar Türkiye’nin Rusya ile arayı bozmadan ABD ile yakınlaşmasını sağlayabilir mi?
Burada üst düzey ve karmaşık bir diplomasiye tanık oluyoruz.
Bir de Trump bunları neden yapıyor? Erdoğan’ı çok sevdiği için mi? Türkiye’ye bayıldığı için mi?

İran-İsrail etkeni

Trump dün iltifatlarına Erdoğan yönetiminde Türkiye’nin güvenilir bir müttefik haline geldiğini de ekledi.
Gerekçesini de on gün kadar daha önce söylediğinden daha net ifade etti:
Trump Erdoğan’dan, ülkesinin İsrail’le birlikte İran’a başlattığı savaştan uzak durmasını rica etmiş, Türkiye’de İsrail’le yaşadığı sorunlara rağmen İran’dan yana tutum almamış, savaştan uzak durmuştu.
Türkiye’de böyle bir hava hiç yoktu ama demek ki ABD yönetiminde böyle bir endişe vardı.
Örneğin, acaba Türkiye’nin Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla Azerbaycan’dan gönderilip İsrail’in ihtiyacının yarısına yakınını karşılayan petrol akışını kesmesinden mi çekiniyorlardı.
Üst düzey bir Türk yetkili dün bu soruma “Çok daha fazlası” yanıtını verdi; Trump biliyordu.
Trump NATO 3.0’dan farklı beklentilere sahipti. Örneğin, Çin ile Pasifik rekabetine daha iyi odaklanmak için Avrupalıların Rusya’ya ve Ortadoğu’ya daha çok odaklanmalarını sağlamak ve İsrail’in bunu önlemek için sürekli kriz üretmesine karşın ABD’nin bölgedeki fiziki varlığını azaltmak.

Trump “Görelim bakalım” havasında

Trump’ın Erdoğan ya da Türkiye olmasa NATO Zirvesi’ne gelmeyeceği sözünü ciddiye almak lazım.
Trump, Rutte’nin “sözünde durma zirvesi” olacağı teminatı vermesine karşı NATO’nun Avrupalı üyelerinin sözlerinde duracağından emin değil. Bunda haksız da sayılmaz. AB ülkeleri Trump’ın bir sonraki seçimde gitmesi ve Demokratlarla eski güzel günlere dönme özleminde; bunun olmayacağını, ABD’nin yeni bir soğuk savaş moduna geçtiğini bilmelerine rağmen.
Trump, Ankara Zirvesi’ne NATO’nun Avrupalı ülkelerine, zaten sinir olduğu AB’ye bir şans daha vermek adına katılıyor adeta.
Trump Avrupalılardan sözünü tutmalarını bekliyor.
Erdoğan ise Trump’tan sözünü tutmasını bekliyor. Ve bir de AB ülkelerinin Türkiye alerjisini en azından ekonomik planda bir yana bırakmasını.
Zirveden sürpriz yan sonuçlar çıkabilir.

No comments:

Post a Comment