YENİÇAĞ
Eşik dedikleri; Öcalan’ın taleplerini kanun yapmak
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, artık geri dönüşü olmayan bir eşiği aşmıştır. Sonraki temel mesele, sürecin hangi hızla ve hangi disiplin içinde tamamlanacağıdır.” dedi.
Uçum, Anadolu Ajansı için yazdığı yazıda “Esas olarak münfesih örgüt mensuplarının adli işlemleri ve toplumla bütünleşme konularında yapılacaklarla Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin büyük ölçüde tamamlanacağı söylenebilir.
Daha önce de vurguladığımız gibi Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ülke liderliği, Sayın Bahçeli’nin kararlı ve tavizsiz yaklaşımları aynen devam ediyor. Cumhur İttifakı’nın güçlü desteği sürüyor. Devlet kurumlarının titiz çalışmaları kesintisiz yürüyor. Bu çerçevede en önemli adımlardan biri, geçiş süreci kanununun çıkarılmasıdır. TBMM tatile girmeden bu kanunun çıkacağı bekleniyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kanunun TBMM tatile girmeden çıkması gerektiğini açıkladı. Bu kararlılığın son derece önemli olduğunun altını çizmek gerekir.
Ayrıca, bugüne kadar hiçbir süreçte konu bu seviyede TBMM gündemine ve kanun aşamasına gelmemişti. Bu eşik, asla hafife alınmamalıdır.” dedi.
***
Uçum, “Esas olarak münfesih örgüt mensuplarının adli işlemleri ve toplumla bütünleşme konularında yapılacaklar”dan bahsettikten sonra “Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır. Suriye’de ve son olarak ABD/İsrail-İran Savaşı’nda Kürtlere en fazla sahip çıkan ülkenin Türkiye olması bunun en somut ve gelecek açısından güveni güçlendiren pratiğidir. Terörsüz Türkiye vizyonunun bu içeriği temel ve vazgeçilemez doğrultudur” diyerek, PKK’nın toplumla bütünleşmesiyle Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini aynı gördüğünü ifade etmiş oldu.
Oysa Terör örgütü PKK 12. Kongre sonuç bildirisiyle silahlı mücadelenin sonlandırması kararını aldığını ve “PKK adıyla yürütülen çalışmaları” sonlandırdığını açıkladıktan sonra defalarca silah bırakmayacağını da açıkladı.
Bildiride “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı.” denilerek, Sevr şartlarına dönmek arzusu ifade ediliyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi reddediliyordu.
Bildiride, “Önder Apo Kürt-Türk ilişkilerinin sorunsallaştığı Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasasının öncesini referans alarak, Ortak Vatan ve Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu Demokratik Türkiye Cumhuriyeti perspektifini ve Demokratik Ulus anlayışını Kürt sorununun çözüm çerçevesi olarak benimsedi.” denilerek Sevr özlemine ikinci defa vurgu yapılıyordu.
***
Zaten Oslo’da 2009’da yapılan PKK-MİT görüşmesinde, koordinatör ülke temsilcisi, taraflara “Sizi burada biz topladık. Abdullah Öcalan’ın talepleri Meclis’te görüşülecektir” demişti.
Hatta Habur’da çadır mahkemesi kurarak Abdullah Öcalan’ın talimatıyla Irak’tan gönderilen teröristleri, uyduruk bir şekilde sözde yargılamışlar ve serbest bırakmışlardı!
O sırada Diyarbakır Başsavcısı olan Durdu Kavak sonradan itiraflarda bulunmuş ve “Hükümet, savcıların sınır kapısına giderek teröristlerin ifadelerinin, orada kurulacak bir mekânda alınmasını ve serbest bırakılmalarını talep ediyordu” demişti.
Aslında Uçum’un bahsettiği eşik, 2009’daki Oslo görüşmelerinde aşılır gibi olmuştu ama PKK, kurtarılmış şehirler oluşturmaya başlayınca süreç yarım kalmıştı...
Çadır orada çökmüştü ama kimseyi dinlemediler, PKK’nın silâh yığınağı yaparak, hendek kazarak “kurtarılmış şehirler oluşturmak” projesine seyirci kaldılar. Sonradan bu suçlarını itiraf ettiler ve 7 Haziran 2015’te çadırın altında kalmak üzereyken imdatlarına erken seçim çağrısıyla Devlet Bahçeli yetişti ve onun sayesinde 1 Kasım 2015’te yeni bir çadır kurdular! Bu çadırı, 15 Temmuz 2016’dan sonra yine Bahçeli’nin girişimiyle genişleterek 2017’de tek adam sistemine geçtiler.
İşte şimdi, Oslo’da koordinatör ülke temsilcisinin dayattığı gibi sıra yeniden Abdullah Öcalan’ın taleplerinin Meclis’te kanunlaştırılmasına geldi. Uçum’un eşik aşmak dediği bu...
Türk mitolojisi ve halk inancında eşik kutsal bir sınırdır. Eşiğe basmak, oturmak veya orada durmak bereketsizlik ve uğursuzluk olarak kabul edilir.

No comments:
Post a Comment