
Bugün, ABD’nin Türkiye’ye, F-35 uçağı satıp satmayacağını konuşuyoruz.
Podesta Group adını hiç duydunuz mu siz? Bir zamanlar Amerikan siyasetindeki en nüfuzlu lobi şirketiydi Podesta.
Şirketin iki ortağından biri olan John Podesta, herkesin seçilmesine kesin gözüyle baktığı dönemde Hillary Clinton’ın seçim kampanyasının başındaki kişiydi.
FETÖ’nün ABD’deki tüm organizasyonlarını tek çatı altında toplayan, İngilizce kısaltması AfSV olan Ortak Değerler için İttifak adlı kuruluş bu şirketle Mayıs 2016’da darbe girişiminden sadece iki ay önce sözleşme imzaladı. Örgütün darbe öncesi ve hemen sonrasındaki kritik süreçte, Amerikan elitleri nezdinde etkili olma çabasının ilk adımıydı bu.
Hillary Clinton seçimi kaybedince, Beyaz Saray’da sonsuz bir güce kavuşma planları suya düştü. 15 Temmuz Darbe Girişimi başarısız olunca, Türkiye’ye çökme hayalleri de uçup gitti ama FETÖ, Podesta’dan sonuna kadar yararlandı.
Podesta, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi üyelerine Türkiye aleyhine brifingler verdi, Türkiye’deki FETÖ operasyonlarını “muhaliflere yönelik baskı” olarak raporladı. Türkiye’nin ABD’ye sunduğu iade dosyalarının Kongre ve Adalet Bakanlığı koridorlarında sümen altı edilmesi için arka kapı diplomasisi yürüttü.
Seçim dönemindeki yurt dışı bağlantıları ortaya çıkınca Podesta Group 2017’de çöktü, FETÖ, Washington’daki lobicilik faaliyetlerini sürdürebilmek için Mehlman Castagnetti gibi başka bir lobi deviyle anlaştı. Bu lobi şirketi hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti’ye çok yakın üst düzey isimleri istihdam etmesiyle ünlü.
Verdikleri paraların karşılığını aldılar, FETÖ operasyonlarını Türkiye’deki insan hakları ihlalleri iddiasıyla pazarladılar ve ortak kınama mektuplarının hazırlanmasını sağladılar. İadelere karşı barikat ve FETÖ’nün ABD bütçesinin sömürüldüğü Charter Okulları’nın soruşturulmasını engellemek gibi işler yaptılar.
Türkiye aleyhine yaptırım öngören tasarıların, F-16 ve F-35 gibi askeri satış kısıtlamalarına Temsilciler Meclisi ve Senato’da büyük destek sağladılar.
★ ★ ★
Hayatını kaybeden Senatör Graham’in Türkiye karşıtlığındaki izler sadece İsrail’e değil FETÖ’ye de uzanıyor.
ABD seçim harcamaları raporu, FEC’e göre Güney Carolina eyaletini temsil eden Senatör Graham’in kampanyalarına FETÖ’nün ABD’deki iş adamı dernekleri ve paravan vakıfları aracılığıyla sağladığı organize destek, yasal bağış sınırları defalarca zorlaşmıştı.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine başlattığı Barış Pınarı Harekatı’na karşı Cumhuriyetçi Graham’in, Demokrat Van Hollen ile birlikte hazırladığı askeri ve ekonomik yaptırım paketi tam bir düşman hukuku örneğidir. Van Hollen’in kampanyalarına yapılan bağışı, bu Demokrat Senatör’ün yazının başında bahsettiğim lobi şirketleriyle ilişkisi elbette şaşırtıcı değil. Bu Senatör Chris Van Hollen’ın Cumhuriyetçi Senatör Lankford ile birlikte Beyaz Saray’a yolladığı ve YPG/PKK uzantılarına sahip çıkılması talep edilen mektup ve imza toplama işinde de yine FETÖ’nün lobi şirketleri yer aldı.
★ ★ ★
FETÖ-CIA ilişkisine dair arşivde resmi belgelerden alınmış onlarca kanıta dair yazılarım duruyor, hepsini tekrar etmenin bir manası yok.
15 Temmuz’daki hain kalkışmaya dair yazılmayan bir şey kaldı mı derseniz, muhtemelen kalmamıştır. İşin üzücü noktası da işte tam olarak bu söylediğim şey.
Dünya üzerinde her ülkede önemli kırılma anları yaşanmış, bu kırılmalar toplumsal travmalara yol açmıştır. Türkiye nedense 15 Temmuz’u sadece bir tatil günü gibi algılıyor ama öyle değil.
Çok büyük bir tehlikenin savrulmasını başarmış olmak FETÖ ile mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. PKK ile mücadele FETÖ ile mücadeleden daha kolaydı.
Nerede oldukları belli olan, kıyafeti kimliğini ele veren, silahının kaynağı belli bir grup PKK.
FETÖ öyle değil, üzerinde devletin verdiği üniforma ve cübbe olan, belinde devletin verdiği silah, elinde devletin verdiği yetki olan bir terör grubuyla mücadele dağdaki teröristle mücadele etmekten çok daha zor...
★ ★ ★
15 Temmuz sadece bir tatil günü değil aynı zamanda bu mesele kişisel bir hesaplaşma aracı da değil. Aldatılan kadının kocası için FETÖ’cü suçlamaları, kiracısıyla sorun yaşayan ev sahibinin FETÖ ihbarları, terfi bekleyenin önünde olanı FETÖ sempatizanlığı iddiasıyla sistem dışına atmak istemesi birlikte yaşadığımız şeyler.
Daha acısı, 14 Temmuz akşamına kadar yasa dışı dinleme dahil, FETÖ’den şikâyetçi olmaya korkanların, 16 Temmuz’da aslan kesilmeleri, adliyelere koşmaları ve bugün alkış bekliyor olmalı çok acı, çok garip...
Kişisel tarihimde 14 Temmuz, Vatan Adliyesi’nde ifademi almaya çalışan polis memurunun, “Teşekkürler Özay Bey, gün olur, devran döner, bunlar ülkeyi ele geçirir diye düşünmediniz” diye bana teşekkür ettiği gündür. Normalde Ataköy’de çalışan ama resmi işlemler için Vatan Emniyet’e gelen polis memurları ifademi alacakları odayı bile zor bulmuşlardı.
Kazanılan zaferlerin sahibi çok olur sözü doğru bir söz ama 15 Temmuz’da gerçek zafer halkın zaferidir. Onlar eski hayatlarına döndüler, belediye otobüsünde, metroda karşılaşıyor, çoğunu tanımıyoruz bile...
Bu da bize dert olsun..
No comments:
Post a Comment