Thursday, July 16, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Barış Terkoğlu - 16 Temmuz 2026 - Mesele tam olarak öyle değil...

 

Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Mesele tam olarak öyle değil

16.07.2026 04:00
Güncellenme:

Tarihin yazdığı insanların anlattığından çoğu zaman farklıdır.

Dün gün boyu 15 Temmuz yayınları vardı. Kâh o gün yaşananlar hatırlatıldı kâh siyasi mesajlar verildi.

Ancak...

İzlerken vardığım basit sonucu söyleyeyim. FETÖ ya da 15 Temmuz meselesi, farklı görüşleri yan yana getirmekle birlikte... İster iktidarı desteklesin ister muhalif olsun çoğu kişi “FETÖ ile mücadele”de siyasetin samimiyetine inanmıyor. Muhalifler “memleket meselesi” saydıkları olayın siyasi istismar konusu yapılmasından şikâyetçi. İktidara destek veren kitleler ise “siyasi ayak yok” diyen siyasetin yarattığı çifte standarttan.

Bunun bir nedeni var. Daha önce çok örnek verdim. Ama bu kez farklı olsun.

Uzun süredir köşesine çekilmiş Berat Albayrak, 15 Temmuz ile ilgili katıldığı forumda açıklamalar yaptı. O gece cumhurbaşkanının uçağının hangi koşullarda indiğini anlattı. Söylediğine göre pilotlardan biri FETÖ’cüydü. Atatürk Havalimanı pistinde kamyon olduğunu söyleyerek uçağı Sabiha Gökçen’e indirmeye çalışıyordu. Albayrak şöyle devam etti: “Ama uçak kalkmadan Sabiha’da sıkıntı olduğunu bildiğimiz için ben tabii yine celallendim. Hemen telefonla, müdürümüzü (Mustafa Çalışkan) tekrar aradım. Allah razı olsun, ‘Hiç merak etmeyin. İşlem tamamdır’ dedi.”

Albayrak, sözü tekrar Çalışkan’a getirerek şöyle tamamladı: “Ben şehadet ederim ki, Mustafa müdürümüz o gecenin gerçek kahramanlarından bir tanesidir.”

Sadece Berat Albayrak değil. O gün sokakta olan pek çok kişi de benzer düşüncedeydi. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı, Boğaz Köprüsü’nde darbeci askerlerle çatışmanın içinde izlemiştik. “Bekleyelim görelim” diyenlerden değildi. Bunda bir tereddüt yok. Ancak 10 yıl sonra kimsenin sormadığı bir soru var: Mustafa Çalışkanlar’ın başına 15 Temmuz’dan sonra neler geldi?

GEÇMİŞTE FETÖ’NÜN HEDEFİNDEYDİ 

Aslında 15 Temmuz öncesini bilenler için sürpriz değil. Zira Çalışkan, daha önce de İstanbul Emniyeti’nde görev yapıyordu. FETÖ’nün güçlü olduğu dönemde Batman’a sürülmüştü. Ona yapılan suçlama o dönem “cemaat” denen FETÖ’ye karşı çalışma yapmaktı. Zekeriya Öz’e gönderilen isimsiz ihbar mektubunda adı şöyle yazıyordu:

“Mustafa Çalışkan tayini Batman’a çıkınca eşyalarını toplarken bana Fethullah Gülen’in Emniyet’teki adamlarına yönelik çalışma başlattıklarını, iddiaları ve istihbari bilgileri kendisinin Adil Serdar’a verdiğini ancak bir sonuca ulaşamadıklarını (...) söyledi.”

Elbette içerik yalandı. Aslında Çalışkan FETÖ tarafından fişlenmişti. Belli ki hedef olmuştu. İstanbul Emniyeti’nden yollandı. En son Adana’dayken, 17-25 Aralık ile birlikte FETÖAKP kavgası başlayınca, tekrar İstanbul’a, hem de terörle mücadele şube müdürü olarak döndü. Darbeden bir yıl önce, başta vekaleten sonra asaleten İstanbul Emniyet müdürü olarak atandı.

Yani...

Kimileri milat ararken, Çalışkan için FETÖ meselesinin daha uzun bir geçmişi vardı.

Ya 15 Temmuz sonrası?

BAKAN SOYLU’NUN HEDEFİNDE 

Haberleri açıp bakın. Hiç uzatmadan söyleyeyim: Mustafa Çalışkan herkesin gözü önünde dönemin İçişleri Bakanı Soylu ile açık bir gerilim yaşadı. İstanbul Emniyeti hakkında kararlar zaman zaman Mustafa Çalışkan baypas edilerek alındı. Adnancılar’a ya da kimi mafya gruplarına yapılan operasyonlarda ise İstanbul Emniyeti’nin de bakanlığı baypas ettiği anlatıldı. Eli güçlü olan bakanlık sadece Mustafa Çalışkan’a değil, onun kadrolarına da kan kusturdu.

En bilinenden başlayayım.

2017 Temmuz ayında makamında canına kıyan Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan, Mustafa Çalışkan’a yakın bir Emniyet müdürüydü. İntihardan önceki son konuşmaları arasında içişleri bakanının koruması vardı. Anlatılana göre intihar eden Hakan Çalışkan, bakanlık bürokrasisi tarafından uğradığı baskıya dayanamayarak ölümü seçmişti.

Bu dosyayı yıllar sonra açan Sedat Peker videolarının ardından, yaşanan gerilimde, “Peker’e kim koruma verdi” tartışması başladı. İçişleri Bakanı Soylu, sorumlular arasında Mustafa Çalışkan’ın adını da saydı. Hatta Anadolu Ajansı, Çalışkan imzalı belgeyi yayınlayıp “Peker’e koruma kararında FETÖ izi” başlığını attı.

ÇALIŞKAN’DAN AĞIR YANIT 

Soylu hedef gösterince Çalışkan’ın açığa alınacağı yazılıp çizilmeye başlandı. Çalışkan, o gün gazetemizden Seyhan Avşar’a yaptığı açıklamada “Neden dolayı açığa alacaklar, çok merak ediyorum” dedi. Ancak asıl bomba “Soylu’nun açıklamaları sizde herhangi bir rahatsızlık yaratmıyor mu” sorusuna verdiği yanıttı: “Bence toplum rahatsız. Benim rahatsız olmam çok da önemli değil.”

Size Mustafa Çalışkan’ın özel kaleminde görev yapmış Levent A’nın içişleri bakanını eleştiren sosyal medya mesajı sonrası evinin basılmasını, gözaltına alınmasını, sorguda Mustafa Çalışkan sorularına muhatap olmasını, ardından tutuklanmasını anlatabilirim. Ya da içişleri bakanının oğlunun arabasının İstanbul’da polis tarafından durdurulduğu iddialarının nasıl Çalışkan’a karşı bir kampanyaya dönüştüğünü hatırlatabilirim.

KAVGA ORADA DA BİTMEDİ 

Çalışkan’ın bir Emniyet müdürü olarak elini güçlendiren FETÖ ile mücadelede Erdoğan dahil hemen herkesin güvendiği bir polis olmasıydı. Bu yüzden başı istense de yenemiyordu. Öte yandan bu çatışma nedeniyle, çoğu zaman hak ettiği yazılıp çizilse de, Emniyet genel müdürü de yapılmadı.

Beklenen 2020’de oldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden alınıp Emniyet Genel Müdürlüğü’nde genel müdür yardımcısı yapılarak kızak göreve çekildi. Orada da gerilim sürdü. Interpol Dairesi’nden sorumlu Çalışkan’ın Interpol Genel Kurulu’nda Türk polisini temsil edecek heyete alınmadığını Tolga Şardan’ın kaleminden okuduk. Çalışkan’ın Emniyet Yüksek Değerlendirme Kurulu’nda bazı terfi ve emeklilik kararlarına objektif olmadığı, liyakate dayanmadığı için şerh koyduğunu da. Öyle ki bu nedenle sert bir konuşma yapan Çalışkan, toplantı dışına davet edilmişti. Ama yine de geri adım atmamış dört sayfalık bir yazıyla tavrını yinelemişti.

Emekli olmayı düşündü ama her seferinde vazgeçti. Soylu’nun bakanlıktan alınması elbette Çalışkan’ın elini rahatlattı. Ama yine de Çalışkan Çalışkan’dı. Ali Yerlikaya’nın onu Bakû’ya müşavir olarak göndermek istediğini ancak Erdoğan’ın “O bizim 15 Temmuz’dan beri yol arkadaşımız” diyerek adını listeden çıkardığını İsmail Saymaz yazdı.

TOPLUM SİYASETE İNANMIYOR

Uzatmayayım...

O gece Erdoğan’ın yanında olan Berat Albayrak’ın “15 Temmuz kahramanı” olarak tanıttığı, cumhurbaşkanının hayatını kurtardığını söylediği Mustafa Çalışkan’ın başına gelenlerin hikâyesinin küçük bir kısmı böyle. Toplum; darbenin orduda, poliste, yargıda ve elbette sokakta vatansever insanlar eliyle durdurulduğunu görüyor. Öte yandan 10 yıl boyunca bu insanların siyasetin zulmüne maruz kaldığını, sistemin dışına itildiğini, adamlar için değil devlet için çalıştıklarını unutmayınca tasfiye edildiklerini de okuyor. Haliyle FETÖ’nün 40 yıl boyunca devletin içine çöreklenmesinin baş sorumlusu olan siyasetin kendisine biçtiği kahramanlık payesine ikna olmuyor. Asıl kahramanların yaşadıklarını görmesi de algısını pekiştiriyor.

İyi ki tarih yaşayanların anlattıklarından başka kalmakta ısrar ediyor

No comments:

Post a Comment