19 aydır cezaevinde olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçen Pazar günü ziyaretçisi vardı. O gün, camın bir tarafında ziyaretçisi, diğer yanında Ekrem İmamoğlu “Kapalı görüş” dediğiniz işte camlı bölmede birbirlerinin gözüne bakarak telefonla konuşuyordu.
İmamoğlu, dört gün süren savunmasını bitirdiğinde avukatlar ve dinlemek için gelenler tarafından ayakta alkışlanmıştı. O gün duygulanıp ağlayanlar da olmuştu. İşte Cumartesi günü oğlunun savunmasını dinleyen baba Hasan İmamoğlu, Pazar sabahı Silivri Marmara Cezaevi’nde Ekrem Bey’i ziyaret ediyordu. Yüksek güvenlikli cezaevine girmek kolay olmuyor.
SESİ İYİ GELİYORDU
O ziyaretle ilgili olarak, belki baba-oğul arasında farklı bir konuşma geçmiştir. Baba İmamoğlu şöyle dedi:
“Yok, her şey zaten açıktı. Açık olmayan görüşmeydi. Yani kapalı görüş olmasıydı. Kapalı görüşte insan oğluna sarılamıyor. Yanaklarından öpemiyor. Bugün açık görüş var. Kapalı görüşte telefonla konuştuğumda sesi iyi geliyordu. Neşeliydi. Morali yerindeydi. Çok şükür sağlığı da zaten yerinde. Savunmasını yaptı. Şimdi, sıra savcının mütalaasına geldi. Yani üçüncü duruşma dönemi başlayacak. Ekrem Bey, bildiklerini anlatıyor, başka bir şey anlattığı yok zaten.”
O NASIL BİR DUYGU?
Baba İmamoğlu 78, oğlu Ekrem 55, torun Sinan ise 29 yaşında. Üçü de aynı davada yargılanıyor. Ekrem Bey’in eşi Dilek Hanım, Silivri Cezaevi’ni yol eylemiş. Duruşmanın, olduğu 101 günün tamamında gidip dinledi. Kapalı ve açık görüşmelerin olduğu günler eşini cezaevinde ziyaret etti. Dik duruşu, tutuklu eşleriyle birlikte yaptığı basın toplantılarındaki sözleri, açıkçası içeridekiler için moral oluyor. O yüzden, savunmasının ilk gününde eşine ve davanın tutuklularının eşlerine teşekkür etti.
Hasan İmamoğlu, oğlunun savunmasını dinlemek için mahkeme salonuna girerken gözyaşlarını tutamıyordu. Babanın gözyaşları yalnız duruşma için gelenleri değil, ekranlarda haberleri izleyenleri de çok etkiledi. Hoş bu durumdan memnun olanlar da vardır. O gün yaşanan nasıl bir duyguydu? İmamoğlu şunları söyledi:
“Vallahi bir şey söyleyeyim mi? Bu ayrı bir konu yani. Bana göre ne yargılama var, ne adalet var, ne vicdan var. Hiçbir şey yok yani. Böyle oluyorsa bu duruma nefret duymamak bana göre günahtır.”
“ÜLKE ADINA GELİYORLAR”
Ekrem İmamoğlu’nun konuşmalarını babası hiç kaçırmadı. Yargılamanın yapıldığı salon doluydu. Savunmayı dinlemek için gelenlerin kalabalığı mı, yoksa İmamoğlu’nun savunması mı babayı daha çok etkilemişti. Hasan Bey’in yanıtı şöyle oldu:
“Vallahi beni en çok etkileyen ne oldu biliyor musun? İnsanların bu kadar ilgi göstermesiydi.
Duruşmaya genelde 11.00 gibi başlanıyordu. Saat 18.00’e, 19.00’a kadar devam ediyordu. Kimse yerinden kımıldamıyor. Onun için sıkıntı yaşanıyordu. Cumartesi günü saat 09.30’da millet duruşmayı izlemek için gelmişti. Uzak yerlerden o saatte gelmişler. Duruşmayı izlemek için Tunceli’den gelenler vardı. Türkiye’nin her tarafından insanların gelmesine hayret ediyorum. Bunlar, bizi çok sevdiği için değil, ülke adına geliyor. Yani bu illa Ekrem meselesi değil. Ama biz hâlâ uyuyoruz.
DAHA MUTLU OLURDUM
Ben, milletin, şu sade vatandaşın göstermiş olduğu güzellikleri yetkili demeyeyim de yetkili olmak isteyen bazı kişileri de görürsem daha mutlu olurum.
Dava ile ilgili içimde hep ümit var. Çünkü, adaletin geleceğini bekleme duygusu içerisinde günümüzü geçiriyoruz. Adaletin yerine gelmesi için milletimizin de gayreti, hem de üstün bir gayretin olması lazım.”
2 Kasım’a kadar duruşmalara ara verildi. Söz sırası Cumhuriyet savcısına geliyor. Kim için ne kadar ceza istendiğini, beraatleri, öğreneceğiz.
Dört gün savunma dinleyen Rıdvan Budak’ın görüşü
1994-1999 yılları adasında DİSK Genel Başkanlığı, ardından bir dönem milletvekilliği yapan Rıdvan Budak, salona alınmamasına rağmen her gün duruşmaları izleme, dinleme yolunu buldu. İmamoğlu’nun savunmasıyla ilgili eski milletvekillerinin sayfasında şu değerlendirmeyi yaptı:
LEKELENMEME HAKKI
“Siyasi alanda ne yaparsanız yapın kötülüklerin önüne geçemiyorsunuz. YENİ Parti yönetimi tepeden tırnağa, genel başkandan, aktif üyesine kadar her türlü mücadeleyi yapıyor ama hayret edilecek, dudak ısırtacak cesaretle kötülükler devam ediyor. Bana göre tarihte seçilmiş bunca insanın özgürlüklerinden alıkonduğu bir dönem hiç olmadı, hiç yaşanmadı.
Ekrem İmamoğlu dört günlük savunmasının son gününde çok kullanılan ‘Lekelenmeme hakkı’nı anlatırken ‘Kim benim, ailemin ve çalışma arkadaşlarımın lekelenmeme hakkını ihlal ediyorsa erdemsizdir’ dedi ve foncuları koruyanlara atıf yaptı. Arkadaşlar bu dört günlük savunmayı bir şekilde okumanızı tavsiye ederim.
Siyasetin felsefesini yaptı, aklın, çağdaşlığın, Cumhuriyetin, kadın haklarının, gençlerin geleceğinin umudunun, adaletin her türlü farklılığın, demokrasinin ve özgürlüklerin bu kadar iyi tanımlandığı, anlatıldığı bir siyasi söylem görmedim ve okumadım. Etkili bir savunmaydı.”



No comments:
Post a Comment