Thursday, October 15, 2026

Gürsel Demirok (E. diplomat) - 15 Ekim 2026 - Türkiye - AB ilişkileri nereye evriliyor?

 

Türkiye-AB ilişkileri nereye evriliyor?

Gürsel Demirok

Avrupa Birliği (AB), jeopolitik gelişmeleri göz önünde bulundurarak aday ülkelerin Birliğe katılımını hızlandırmayı amaçlıyor.

Bu doğrultuda yeni bir genişleme yaklaşımı açıklandı. Yeni model, tam üyelik gerçekleşmeden önce aday ülkelerin “AB Tek Pazarı”na kademeli sektörel entegrasyonunu ve AB ajanslarına erişimini öngörüyor. Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna gibi ülkeler için yol haritası netleşirken Türkiye, reform eksiklikleri ve dış politika uyumsuzluğu nedeniyle ilk aşamada yer almadı.

Türkiye’nin AB ile ilişkileri giderek geriliyor. Bu durumun 2026 yılı AB Türkiye Raporu’na yansıması şaşırtıcı olmayacak. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda haziran ayında kabul edilen Türkiye raporu kadar sert unsurlar içermese de açıklanacak raporun eleştirel ağırlıklı olması bekleniyor.

Rapor, ertelenmemesi hâlinde 28 Ekim’de yayımlanacak. Brüksel’de rapor üzerinde son çalışmaların yapıldığı anlaşılıyor. Türkiye’de medyaya yönelik son gelişmelerin de hazırlıkları tamamlanmak üzere olan rapora bir şekilde yansıması bekleniyor.

AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, kısa süre önce basına yaptığı açıklamada, Türkiye’deki demokratik standartlara ilişkin Birliğin ciddi endişeler taşımaya devam ettiğini belirtti. Kos, özellikle basın özgürlüğü, yerel demokrasi ve temel haklar alanındaki gelişmelerin Türkiye’nin AB’ye katılım hedefiyle arasındaki mesafeyi derinleştirdiğini vurguladı. Buna karşın, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği ve bölgesel istikrar konularında Ankara ile jeopolitik iş birliğinin kritik önemini kabul etti.

Ekim sonunda yayımlanması beklenen raporun ana hatlarının geçmiş yıllardan pek farklı olmayacağı, Kos’un işaret ettiği konularda sert ifadelere yer verilirken Türkiye’nin bölgesel istikrar açısından stratejik öneminin de vurgulanacağı tahmin ediliyor.

Akdeniz ve Karadeniz’de istikrarlı ve güvenli bir ortamın sağlanmasının, Türkiye ile iş birliğine dayalı ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkilerin geliştirilmesinin AB açısından stratejik önemi tekrarlanabilir. Kıbrıs sorununun çözümüne verilen önemin de yeniden vurgulanması bekleniyor. Düzensiz göçle mücadelede giderek sertleşen AB politikası çerçevesinde Türkiye’nin iş birliğine atfedilen öneme de değinilebilir.

Türkiye’nin vize muafiyeti için attığı adımlar ve kişisel verilerin korunması mevzuatını Avrupa standartlarına uyumlu hâle getirme çalışmaları da raporda yer bulabilir. Brüksel’in terörle mücadele yasası, Europol anlaşması ve yolsuzlukla mücadele gibi temel alanlarda somut değişiklikler beklediği de ifade edilebilir.

Geçmişte Avrupa Birliği’nin bu tür raporları kamuoyunda ilgi uyandırırdı. Ankara, Brüksel’in önerilerini önemser, mevzuatını bu doğrultuda gözden geçirirdi. Ancak zamanla Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi tam üye olarak kabul etme arzusu olmadığı yönündeki izlenim güçlendi. Bu durum kamuoyunu AB’ye karşı daha mesafeli bir tutuma yöneltti. Üyelik umudu ve arzusu giderek zayıfladı. AK Parti iktidarı da zamanla AB’nin öneri ve eleştirilerine daha az önem verir oldu. Böylece makas iyice açıldı, tam üyelik perspektifi kayboldu.

Bu durumdan Türkiye’yi AB’de tam üye olarak görmek istemeyen bazı AB çevreleri de Birliğin değerlerini benimsemeyen veya ülkemizi Birlik içinde görmek istemeyen Türkiye’deki çevreler de memnun. Üzülenler ise her iki tarafta da Türkiye’nin AB içinde insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunan demokratik bir ülke olmasını arzulayanlar. Ne var ki onların sesleri pek duyulmuyor.

***

No comments:

Post a Comment