Yeniçağ gazetesi
İsrail’i kurtarmak, AKP’nin diyet borcu mu?
Hani bir Yemen türküsünde “Ben gidiyom Rüştü Bey'im ağlama, Köz koyup da ciğerimi dağlama, Alay gitti beni burda eğleme, Yemen’e de benim ağam Yemen'e, İndi m'ola Mihrali bey Yemen'e, Gurdu m'ola çadırları çimene, Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne, Dert benim vallah kime ne?" denilir ya, türküde geçen o Mihrali Bey, Tiflis’in Borçalı sancağına bağlı Darvaz köyünde doğan Karapapak-Terekeme Türklerindendi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ‘nda, Kars cephesinde büyük kahramanlıklar gösterdi, düşman hatlarına baskınlar düzenledi, Rusların haberleşmesini keserek Osmanlı ordusuna önemli katkılar sağladı.
Başarıları sayesinde Ahmet Muhtar Paşa’nın güvenini kazandı ve Sultan II. Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra ailesi ve beraberindeki Karapapaklarla birlikte Sivas yöresine yerleştirildi.
Mihrali Bey, 40. Hamidiye Süvari Alayı’nı kurarak devlet hizmetinde görev yaptı. Bağdat’ta eşkıyayla mücadele etti, sonrasında Yemen’e gönderildi. Burada görev yaparken hastalanarak vefat etti.
Türküde adı geçen Rüştü Bey; Mihrali Bey'in oğludur.
Mihrali Bey ağıdı, onun Yemen'e gidişini ve arkasında bıraktığı acıları konu alır.
***
120 yıl sonra, Türkiye'nin yine Yemen'e asker göndermesi söz konusu... Yine Mihrali Beyler, cepheye sürülecek.
Muhalefet ise İsrail'i korumak için ABD'nin dayattığı Mekke Anlaşması'nı Türkiye için tehlikeli buluyor.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Mekke İttifakı kapsamında alınan kararın Türkiye’yi Yemen’deki çatışmanın tarafı haline getireceğini savundu. Özel, “Ortak savunma paktları barış dönemlerinde kurulur. Savaştaki bir ülkeyle bunu imzalamak doğrudan taraf olmaktır” dedi.
Özel, Suudi Arabistan’a asker konuşlandırılması kararının Meclis’e getirilmeden alınmasını eleştirdi.
Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatan Özel, “Asker gidecekse o tekrar Meclis’ten geçecek” dedi. Özel, sözlerini şöyle bitirdi:
“Mehmetçiği, 100 yıl sonra Yemen’e sürecek olan macerayı, Trump’ın emir askerliğini kabul etmiyoruz.”
***
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin Yemen'e asker gönderme veya Yemen'deki çatışmalara müdahil olma ihtimaline karşı sert ve net bir muhalefet sürdürüyor.
Dervişoğlu, Türk askerinin ABD'nin, İsrail'in veya Suudi Arabistan'ın çıkarları doğrultusunda "Yemen çöllerine gönderilemeyeceğini" ve gönderilmemesi gerektiğini savunuyor ve iktidarın olası Yemen adımlarının ve tezkerelerinin Anayasa’nın ilgili maddelerine (90. ve 92. maddeler) aykırı olduğunu dile getiriyor.
Derrvişoğlu, Yemen'deki çatışmaların ve mezhep eksenli yaklaşımların bölgeyi daha büyük bir çıkmaza sürüklediğini, Türkiye'nin bu tür çatışmalara taraf olmaması gerektiğini belirtiyor.
***
Zafer Partisi Dış Politika Başkanı, eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel de “Bu bir bölgesel ittifak değildir, Amerika Birleşik Devletleri'nin direktifiyle ve İsrail'in isteğiyle kurulan bir mezhep cephesidir” dedi.
Gürel, “Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte kurduklarını söyledikleri bir Mekke İttifakı doğrultusunda yurt dışına Suudi Arabistan'a asker yollamaya başlayan bu iktidar anayasa suçu işlemektedir. Çünkü böyle bir ittifak yoktur, resmen yoktur. Anayasamızın 92. maddesine göre yurt dışına asker göndermek ve yurt dışından asker kabul etmek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iznine tabidir. Bunun dışında, eğer ittifak antlaşmaları Meclisin onayından geçmezse, Meclis tarafından onaylanmazsa bunlar yok hükmündedir. Ve dolayısıyla şimdi yapılan budur.” diye bilgi verdi.
Gürel, “Bu ittifak Amerika Birleşik Devletleri'nin direktifiyle ve İsrail'in izni ve isteğiyle kurulan bir mezhep cephesi olduğu için bir bölgesel ittifak olarak sayılamaz, görülemez. Bir de tabii bu sözde ittifakı yapanlar geçmişi de hatırlamıyorlar ve geçmişi de hatırlamadıkları için yeni Osmanlı kafasıyla Mekke-i Mükerreme'nin bekçiliğine soyunarak ve belki de hilafete doğru ilk adımı atma hevesi içerisinde bu ittifakı yüceltme peşindeler. Halbuki önce Medine'den, sonra Mekke'den nasıl katliamlarla çıkartıldığımızı bir hatırlasınlar 1916 ve ertesinde. Ve hastane yataklarında süngülenen yaralılarımızı, şehitlerimizi hatırlasınlar. Bu tarih bilgisi eksikliği herhalde Türkiye Cumhuriyeti'ni başkalaştırma gayretleriyle giderilmeye çalışılıyor.” dedi.
***
Türküde söylendiği gibi, “Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne” demeyelim. Bu köz, bölgeyi birbirine düşürür, sadece İsrail için kurtarıcı olur.
İsrail’i İran ve Husi tehdidinden kurtarmak, Türkiye’nin görevi mi yoksa Trump’ın sağladığı meşruiyete karşılık iktidarın diyet borcu mu?

No comments:
Post a Comment