Mansur Yavaş'la makamında görüştüm ve sordum: Cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız?
Önceki gün…
Ankara yolundayım.
TBMM açılışının resepsiyonunda, “koridorlarda” konuşulanları duymak ve havayı koklamak için siyaset dünyasının kalbine doğru gidiyorum.
Telefon görüşmeleri yaparken “son dakika” bilgisi geliyor: “Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’le birlikte Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 59 şüpheli gözaltına alındı.” Tam da fon soruşturmasının tartışıldığı günlerde en kritik belediyeye ve Seçer’e operasyon!
Tabii tepkiler de hemen gelmeye başladı. YENİ Parti lideri Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sert açıklamalar yaptı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın açıklaması da şöyleydi:
“Seçilmiş belediye başkanlarının, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı sürece, yasaya uygun şekilde ifadeye davet edilmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bugün binlerce insanı mağdur eden fon meselesi başta olmak üzere, kamuoyunun yanıt beklediği çok ciddi iddialar ve kamu zararı tartışmaları varken bir kez daha aynı ilkeyi hatırlatıyorum: Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Çünkü adaletin farklı uygulanması, en büyük zararı hukuk sistemimize verir.”
Neden Yavaş’ın açıklamasını daha geniş verdim?
Çünkü; Ankara’da ilk durağım Mansur Yavaş olacaktı. Resepsiyon için Ankara’ya giderken ABB Basın Danışmanı Betül Araz’ı aramış ve Yavaş’la görüşme talebimi iletmiştim. Araz, kısa da olsa başkanın vakit ayıracağı bilgisini verdi.
Evet… Türkiye’nin son döneminde en çok tartışılan ismi Mansur Yavaş’ın odasındayım. Şu notu da ekleyeyim: Sohbetimizin bir bölümü açık, bir bölümü yazılmamak kaydıyla. Televizyonu açık ve Meclis’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını izliyordu. Hem benimle konuşuyor hem televizyonda Erdoğan’ın konuşması bittikten sonra kiminle tokalaştığına, kiminle tokalaşmadığına bakıyordu. Bu arada uluslararası arenadaki belediyelerle ilgili aldığı notları anlattı, okuduğu kitaplardan bahsetti.
Gelelim kamuoyunu ilgilendiren konulara.
CHP’den neden istifa etti?
Bildiğiniz üzere Yavaş, 9 Eylül’deki CHP’nin 103. kuruluş yıldönümüne katılmadı. Hatta 10 Eylül açıklamasında kurduğu şu cümle partide rahatsızlık yarattı:
“Bugün ihtiyacımız olan şey yeni cepheler açmak değildir. Bugün ihtiyacımız olan; zamanı geldiğinde yeniden aynı masanın etrafında oturabilecek zemini korumaktır. Ben de o zemini korumaya çalışıyorum. Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem.”
11 Eylül’de “Gereğini yapmaktan da çekinmem” cümlesine yanıt CHP Grup Başkanı Faik Öztrak’tan geldi: “CHP tehditle, korkutarak hareket edebilecek olan parti değildir. Bunun dışında Sayın Yavaş’ın açıklamasının takdirini milletimize bırakıyorum.” İşte bu açıklamanın üzerine Mansur Yavaş “istifa” kararını aldı ve metni de hazırladı. Sonra beklemeye aldı.
Mansur Yavaş karşımdaydı ve istifa sürecini sordum. Anlattı:
“Evet; Faik Bey’in o açıklaması üzerine istifa metni hazırladım. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu beni aradı ve ‘Bunları kafama takmamamı istedi’ ben de vazgeçtim. Metni öyle yırtıp atmadım ama rafa kaldırdım diyebilirim. Ancak Müslim Bey’in açıklamaları üzerine kararım değişti ve istifa kararı aldım."
Köprünün altından akacak sulara bakıyor
Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu da gündeme geldi. Mansur Yavaş’ın anlattıklarından yazabileceklerim var, yazamayacaklarım. Ancak…
Önce 26 Eylül’de yaptığı açıklamayı hatırlatayım:
“Bana herhangi birisi seçimin hangi tarihte yapılacağını bildirirse ona göre bir şeyler söyleyeyim. Ortada seçim yok, bir şey yok. Ben Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Öncelikli olarak görevimi sürdürüyorum. En iyi şekilde tamamlamaya çalışıyorum.”
Yavaş bana da “İzleyip, göreceğiz. Önceliğimiz Ankara” dedi. Seçime daha 1.5 yıl var.
Bu köprünün altından çok suların akacağını düşünüyor o da her siyasetçi gibi. Konuştuk ama yazmamak kaydıyla:
Seçim sisteminde değişiklik olur mu, nasıl bir model gelecek?
O gün geldiğinde anketler ne diyecek?
Kamuoyu; Yavaş mı diyecek?
Ortak aday olarak gösterilecek mi?
Ya da muhalefet ne yapacak?
YENİ Parti’nin kasım kurultayından sonra neler yaşanacak?
Sorular bunlar ve bunlarla ilgili düşünceleri var Yavaş’ın ama şimdilik beklemede. Anladığım; Ankara’da bir bozuk yolun tamiri, bir çukurun kapatılması, halka dokunması önceliği.
'AKP’ye geçecek misiniz' diye sordum:
İstifa metnimdeki o cümlelere bakın
O sırada telefonuna bir mesaj geldi başkanın. Belediyenin emeklilere verdiği destekle ilgili rakamlar:
“Biz bunun için varız. Beton yapmak değil mesele, mesele halka dokunabilmek, onların yaşamını kolaylaştırmak.”
Rakamlar neydi? Öğrendiğime göre; emekli desteği alan 80 bin 41 kişi. Bugüne kadar toplam 2 milyar 717 milyon 895 bin lira Başkent Kartlılarına genel ihtiyaçlar alımında kullanılmak üzere emekli desteği ödemesi yapılmış. Toplam et desteği 1 milyar 322 milyon 308 bin lira, yakacak desteği de 403 milyon lira.
Bu notları verdikten sonra 9 Eylül’deki açıklamasına döndüm Yavaş’ın ve o soruyu yönelttim:
“9 Eylül günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Beştepe’de görüştünüz. AKP’ye geçecek misiniz?”
ABB Başkanı tek cümleyle yanıt verdi: “İstifa metnimdeki o cümlelere bakın.”
Hemen o paragrafa baktım:
“İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat siyasetin namusudur.”
Yavaş’ın istifa metnindeki cümleler böyle. Yani AKP’ye geçmiyor.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a “Fon soruşturmasını” sordum:
“Ucu nereye dayanırsa dayansın her kuruşun hesabı sorulacaktır. Milletin talebi de bu istikamettedir”
MECLİS resepsiyonunda olup da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’la konuşmadan olmazdı. Kurtulmuş, fon soruşturmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra en net tavrı gösteren isimlerden. Terörsüz Türkiye sürecinde olduğu gibi “toparlayıcı” ama duruşu da keskin. Kurtulmuş şunları söyledi:
“Borsa veya fonda yapıldığı ifade edilen usulsüzlük, manipülasyon iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmeli; gidiliyor da. Devletin ilgili tüm kurumları teyakkuzdadır. Hukuk neyi gerektiriyorsa, şeffaflık neyi şart koşuyorsa o yapılacak. Kimse ‘bana bir şey olmaz’ rahatlığı, aymazlığı içinde olmamalı. Kamu vicdanını yaralayan her adımın hesabı, hukuk önünde tek tek sorulur. Çok açık ve net ifade ediyorum; kimse bu milletin alın terini, tasarrufunu kendi ikbaline veya haksız kazancına basamak yapamaz. Mesele sadece hukuki bir mesele değildir; bu, aynı zamanda ekonomik güvenlikle ilgili bir meseledir. Onun için, ne bu iddiaların üstü örtülür ne de tüyü bitmemiş yetimin hakkı heba edilir. Ucu nereye dayanırsa dayansın, kime dokunursa dokunsun, yargı da denetim mekanizmaları da sonuna kadar işleyecek ve her kuruşun hesabı sorulacaktır. Milletin talep ve beklentileri de bu istikamettedir.”

Bülent Arınç öyle bir cümle kurdu ki:
Cumhurbaşkanımızın konuşmasını ayakta alkışlıyorum. Ama bu inancın pratiğe dökülmesi sahada görülmesi şart
RESEPSİYONDA gazetecilerin en çok konuştuğu isimlerden biri de eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tı. Arınç’ın gazetecilere toplu halde verdiği röportajı yakalayamadım. Sonrasında gazeteci dostlarım Yıldız Yazıcıoğlu ve Hilmi Hacaloğlu’yla birlikte konuşma fırsatı buldum.
Arınma olur mu?
Olması lazım. Devlet Denetleme Kurulu’na görev verdi Sayın Cumhurbaşkanı. Çok doğru. Fakat denetleyecek isim İstanbul borsasının yönetim kurulu üyesi. Borsaları denetleyecek, hemen istifa etmiş İstanbul Borsası’ndaki görevinden. İstifa etmekle bu denetlemenin başına geçmek doğru değil. Oradan geldim, burada denetleme görevini yapacak. Neden birbirini denetlemekle görevli kurumları aynı kişilere veriyorsunuz? Yanlış.
Fon soruşturmasında ne çıkacak? Ya da ne çıkmalı?
Mutlaka bir hayır çıkması lazım. Yani bütün bu yanlışlıkları, halkımızı mağdur eden, isyana sürükleyen, “Bu kadar da olmaz” dedirten bütün yanlışlıkların ortaya çıkması lazım.
Bugün Cumhurbaşkanımızın konuşmasını, daha önce yaptığı konuşmayı ayakta alkışlıyorum. Bu konularda samimi olduğuna da inanıyorum. Ama bu inancın pratiğe dökülmesi lazım, fiiliyatta dökülmesi lazım. Bir arınma adına arınma deyin ya da başka bir şey diyelim; yanlışlıkların düzelmesi kolay, zor değil.
Allah, Ayet-i kerimesinde diyor ki: “Bir toplum kendini değiştirmedikçe ben de onlar hakkındaki hükmümü değiştirmem.” Burada bunu toplum yerine kendinize de uyarlayabilirsiniz, bir başkasına da uyarlayabilirsiniz. Değiştirme iradesini koymanız gerekiyor. Aksi takdirde ben de sizin hakkınızda verdiğim kararı değiştirmem diyor.
Bugünkü konuşma bugün sahada aynen görülmüyor. Önemli olan sahadaki görüntüdür. Yargıya, siyasete olan güven azalıyor.
Meclis Başkanı olduğum gün kürsüde siyasetin itibarını, vekilin itibarını ve Meclis’in itibarını yükseltmeye mecburuz demiştim. Bu yüzden itibarı kazanacak doğru işler yapmamız lazım. Cumhurbaşkanımızın iradesi yeterli. Yeter ki adım atsın ve çevresinde aynı adıma ayak uyduracak insanlarla yürüsün.

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan:
Yavaş’ın adaylığıyla Türkiye rahatlar
MECLİS’te herkesin gündemi “fon”du ama özellikle AKP cenahından bu konuda ses çıkmadı. Sohbet ettiğim isimlerden biri de İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’dı. Yıldız Yazıcıoğlu ve Hilmi Hacaloğlu’yla gündemi konuştuk, Ankara’nın, siyasetin havasını değerlendirdik.
Bu arada Türkkan’a sordum: “Cumhurbaşkanı adayınız Mansur Yavaş mı olacak? Ya da olmalı mı?”
Çarpıcı bir yanıt verdi: “Sayın Yavaş’ın adaylığıyla Türkiye rahatlar.”
Türkkan’a “Bakın yazıyorum” dedim, “Yaz” dedi.
No comments:
Post a Comment