Ülkemizdeki siyasi hava her geçen gün biraz daha gerginleşiyor!
Eleştiriye gelemiyorlar.
Siyasi karikatürlere bile kızıyorlar.
Hoşgörü neredeyse sıfır!
Demokrasiden hızla uzaklaşıyoruz.
Gazeteciler tutuklanıyor ama fon vurgununda milyarları götürenler gizli tutuluyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı: “141 kişi ile 73 şirket fon vurgununda 187 milyar 653 milyon lira götürmüş!”
Peki, kimler bunlar?
Vurgunu yapanların tüm listesi elde.
Fakat açıklanmıyor! Gizliymiş!
AKP Grup Başkanvekili Abdullah Güler “Biz masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına önem veririz” diyor.
Adamlar bu ülkenin 455 bin yatırımcısının 187 milyar lirasını götürmüş... Masumiyet karinesi mi kalmış ortada?
İktidar bu kadar hassassa, tutuklanan muhalefet belediye başkanlarına yapılanlar nedir?
Bir operasyonda polis ekibine evin kapısını açan kadının özel hayatı hiçe sayılıp yatak kıyafetiyle çekilen fotoğrafı bile her yere servis edildi.
“Hak-hukuk edebiyatına” gelince “Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet de olmaz” diyorlar ama...
Hani nerede adalet ve eşitlik?
Diyelim ki vurgunda elde ettikleri haksız kazancı iade ettiler. O zaman suç bitmiş mi olacak? Öyle bir hukuk olur mu?
★★★
AKP’li eski Aile Bakanı Fatma Betül hanımla eşi fon vurgununda elde ettikleri haksız kazancı iade etti. Arka kapıdan Çağlayan Addliyesi’ne girip savcıya ifade verdiler. Şimdi serbestler.
Parayı geri verince tertemiz mi oldular?
Öte yandan fon vurgununu haber yapan gazeteciler hapiste!
Ne yapsalardı? Haber yazmayıp vurgunculara “Elinize sağlık, iyi götürmüşsünüz, güle güle harcayın” mı deselerdi?
İktidarın sözünü ettiği “Adalet” ve “Eşitlik” böyleyse, sanırım demokratik hiçbir ülkede bunun başka bir örneği yoktur!
131 fon tasfiyede... İnsanlar kendi paralarını kurtarma çabasında...
Fon vurguncularının “Lekelenmeme” adı altında “Hesap vermeme” hakkı olabilir mi?
“Ermeni İddialarını Çürüten Üç Belge”
Eski dönemin ünlü Turizm ve Tanıtma Bakanı Dr. Mehmet Alev Coşkun, birbirinden değerli kitaplar yazmaya devam ediyor.
Son eserinin adı: “Ermeni İddialarını Çürüten Üç Belge.”
1) İngiltere, Birinci Dünya Savaşı sonrası Malta Adası’na sürgün olarak gönderdiği Türk devlet adamlarına karşı “soykırım” davası açmak istedi. Çuvallar dolusu belge toplandı. Ancak İngiliz Kraliyet Başsavcılığı “Bu belgelere dayanarak soykırım davası açılamaz” diye karar verdi.
2) ABD’li General Harbord’un başkanlığını yaptığı kurul 1919’da Türkiye’ye geldi, 52 gün kaldı. Doğu Anadolu’da ve Ermenistan’da araştırmalar yaptı ve Amerikan Senatosu’na raporunu şöyle sundu: “Ermeniler hakkındaki duyumlar doğru değildir!”
3) 1918’de kurulan Ermeni Cumhuriyeti’nin Başbakanı Ovanes Kaçaznuni, Birinci Dünya Savaşı’nda Ermenilerin Türk birliklerine arkadan saldırdığını, Ermenileri büyük devletlerin kullandığını ve “soykırım” diye bir şey olmadığını rapor etti. (Cumhuriyet Kitapları)
TEBESSÜM
“Bu vatanın öküzü!”
Osmanlı döneminin tanınmış şairi Abdullah Cevdet’in şiirindeki bir dize “Ben bu vatanın öksüzüyüm” yerine bir dizgi hatası sonucu “Ben bu vatanın öküzüyüm” diye çıkmıştı.
Şair önüne gelene dert yanarken ünlü yazar Süleyman Nazif’e rastlar. Uzun uzun yakındıktan sonra sorar: “Sen ne dersin bu işe üstat?”
Süleyman Nazif “Valla dostum” der “Seni tebrik ediyorum. İnan ki, tam isabet olmuş!”
GÜNÜN SÖZÜ
Hayatta 3 sadık dost, yaşlı eş, yaşlı köpek ve HAZIR PARADIR!



No comments:
Post a Comment