11 Ekim 2026 00:01
Diyorlar ki oy, seçmenin namusudur. O zaman… Seçmenin verdiği oya rağmen parti değiştiriyorsanız ne olur? Seçmenin namusunu ayaklar altına almış olmaz mısınız? Peki, sizin namusunuz ne olur?
Onlarca belediye başkanı, belediye meclis üyesi şu veya bu şekilde partilerinden ayrılıp iktidar partisine geçtiler. Yeni partilerinin rozeti göğüslerine törenlerle takıldı. Göğüslerdeki rozet o insanlara şeref mi kazandırdı?
Birtakım seçilmişleri şu veya bu şekilde partilerine kazananlar ne kazanmış oluyorlar? Şeref mi onursuzluk mu? Çeşitli yollarla bazı belediyeleri ele geçiriyorsunuz. Bu sizi muzaffer komutan mı yapıyor?
Seçimle kazanılan belediyeler farklı yollarla başka partilerin eline geçecekse üstelik bu olay bir değil iki değil, onlarca kez tekrarlanacaksa o zaman seçim yapmanın bir anlamı var mı?
Seçmenleri yormasak, pusulaydı, sandıktı, görevli ücretleriydi filan, bütün bu masraflar cebimizde kalsaydı daha iyi olmaz mıydı? Bakanları seçilmişler arasından tayin etmediğimiz gibi belediye başkanlarını da tayin yoluyla belirlesek daha iyi değil mi? Hatta daha dobra, daha namusluca değil mi?
Namustan ne anlaşıldığını bilen kaldı mı? Mesela birtakım kâğıtları ucuza kapatıp çeşitli oyunlarla değerlerini yükselttikten sonra satmak namus kavramının neresine girer? Ya da borsa pazarı gibi seçilmişler pazarı oluşturmak namus kavramının neresinde yer alır?
Acaba birileri “Beni yakanı yakarım.” mı diyor? Yoksa başka birileri “Onu yakanı yakarım.” mı? Ne dersiniz bir bakan veya o bakanın yakınları yolcu olabilir mi?
Acaba namus, yüksek perdeden, en yüksek perdeden konuşmak mıdır? Bir gün önce söylenenlerin unutulup ertesi gün bambaşka şeyler söylenmesi namuslu bir davranış mıdır?
Söyleyip söyleyip yapmamaya ne dersiniz? Buna yalan mı diyeceğiz? Peki yalan söylemenin namus kavramı içindeki yeri nedir? Yoksa olur böyle şeyler canım, deyip geçiştirecek miyiz?
Psikolojide projeksiyon diye bir kavram var, yansıtma diye Türkçeye çevirebilirsiniz. Eğer bir insan kendisindeki birtakım olumsuz vasıfların rakiplerinde bulunduğunu söylüyorsa yani kendi olumsuz özelliklerini rakiplerine yansıtıyorsa buna projeksiyon diyorlar. İmdi bu kavram acaba namusla ilgili mi? Bilmeden yapılıyorsa psikolojik rahatsızlık denebilir. Ya bilerek yapılıyorsa? O zaman bunun namusla bir ilgisi olabilir mi?
Kamuoyuna açıklamadan birtakım işler yapmak, milletvekillerinin bile haberi olmadan birtakım yasaları torbaların içine koymak… Haydi bunlarla namus arasında bir ilişki kurmayalım. Demokrasiyle ilişki kurabilir miyiz acaba?
Vatandaşlığı alınıp satılan bir meta hâline getirmeyi nereye koyacağız? O zaman nasıl göğsümüzü kabartarak “Ne mutlu Türküm diyene!” diyeceğiz? Yoksa böyle sözler çağdışı mı oldu? Bundan sonra “Türk, Kürt, Arap” diyerek mi övüneceğiz, mutlu olacağız?
Son sorular.
Acaba bu yazı niçin sorularla doldu, bir bilen var mı? Son zamanlarda birçok yazar ve muhabir de yazılarını sorularla dolduruyor, acaba bunun demokrasi kavramıyla, fikir hürriyeti kavramıyla bir ilgisi olabilir mi?

No comments:
Post a Comment