Monday, October 19, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Örsan K. Öymen - 19 Ekim 2026 - Halkın sesini kısmak!

 

Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Halkın sesini kısmak!

19.10.2026 04:00
Güncellenme:

Sonunda bu da oldu ve iktidarın kontrolünde olmayan birkaç televizyon kanalından birisi olan Halk TV’nin de başına AKP iktidarı tarafından kayyum atandı.

Medya ve yayın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı; örgütlenme özgürlüğü; laiklik; özgür ve serbest seçimler; ekonomik ve sosyal adalet; temel eğitim seviyesi, nasıl ki demokrasinin, cumhuriyetin, halkın egemenliğine dayalı yönetim biçiminin önkoşulları ise, medya ve yayın özgürlüğü de bu önkoşullardan birisidir.

Türkiye’deki onlarca televizyon kanalının neredeyse tamamı iktidarın kontrolü altındadır. İktidarın ele geçiremediği sadece üç televizyon kanalı kalmıştı: Tele1, Halk TV ve Sözcü TV.

AKP iktidarı halk çoğunluğunun desteğini yitirmiş olduğu için bu televizyon kanalları aynı zamanda en fazla izlenen kanalların arasında yer alıyordu.

Önce Tele1’i ele geçirdiler ve kanala kayyum atadılar. Kanalın kurucusu ve gazeteci-yazar Merdan Yanardağ hâlâ hapiste.

Şimdi de Halk TV’ye kayyum atadılar.

Geriye sadece Sözcü TV kaldı. Onun da AKP iktidarı tarafından ele geçirilmesi sürpriz olmaz.

Böylece Türkiye 1930’ların Nazi Almanya’sına döndü! Medya ve yayın özgürlüğünün olmadığı, tüm televizyon ve radyo kanallarının iktidarın propagandasını yaptığı, iktidara karşı eleştirinin dile getirilemediği sahte bir medya!

Buna medya değil, medya ahlakını ve etiğini yerle bir eden bir ahlaksızlık mekanizması denir!

Çünkü medyanın görevi kamu hizmeti vermektir; kamuya gerçekleri ve doğruları aktarmaktır. Medyanın görevi iktidarın propagandasını yapmak değildir.

***

Onlarca ilde ve Türkiye’nin dört bir yanında, seçilmiş belediye başkanlarını tutuksuz yargılamak yerine, masumiyet karinesi ilkesini yok sayarak ve tutuklu yargılayarak halkın egemenliğini gasp edenlerin ve halkın özgür iradesini çalanların, halkın izlediği televizyon kanallarını da iktidarın kontrolüne sokmalarına şaşırmamak gerekiyor. Bu bir halk düşmanlığı ve karşıtlığıdır!

Muhalefette olduğunu iddia eden bazı şaşkınlar ise hâlâ, Türkiye’de bir “otoriterleşme eğiliminden” veya “otoriter yönetim biçiminden” söz ederek, yaşananları hafifletmeye ve milleti uyutmaya çalışmaktadırlar. Türkiye’de “otoriterleşme eğilimi” veya “otoriter yönetim biçimi” diye bir şey yoktur, o aşama çoktan geçilmiştir! Türkiye’de yıllardır bir padişahlık rejimi vardır, Türkiye’de anayasa ihlali yoluyla anayasaya yönelik bir darbe vurulmuştur. Bu darbe 2007 yılından itibaren devreye sokulmuştur ve her geçen yıl baskı unsurlarını daha da artırarak halk açısından dayanılmaz bir hale gelmiştir.

Bu darbenin ve rejimin arkasında ABD, Britanya ve AB emperyalizmi vardır. Bu darbe Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kuruluş ilkelerine karşı gerçekleştirilmiştir. ABD, Britanya ve AB emperyalizmi Türkiye Cumhuriyeti’ni, neoOsmanlıcı bir yaklaşımla, Ortadoğu’daki birçok başka ülkede geçerli olan teokratik bir monarşiye dönüştürmeye çalışmaktadır. AKP bu projeye aracılık yapan bir örgütlenmedir.

***

Yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun dört gün boyunca gerçekleşen savunmasını tüm vatandaşlar okumalıdır. Ekrem İmamoğlu halk için verdiği bir mücadeleden dolayı hapiste yattığına ve halk için bedel ödediğine göre, halkın da bu savunmanın tamamını okuması vicdani bir sorumluluktur.

Ekrem İmamoğlu savunmasında hem iddianamede yer alan iddialara tek tek somut yanıtlar vermektedir, hem de Türkiye’nin içine düştüğü siyasi ve sosyal durumla ilgili görüşlerini ve eleştirilerini ortaya koymaktadır.

Söz konusu savunmanın tam metnine medya üzerinden ulaşılamadığı için, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını içeren kitabı da yasaklandığı için, savunmanın tam metnine www. ekremimamoglu.com adresinden ulaşılabilmektedir.

No comments:

Post a Comment