Beş kurum, bir bakanlık
Daha önceki bir yazımda da “Ankara kaynıyor” diye aktarmıştım.
Kısa vadede üst düzey bürokrasiye fon krizi faturalarının kesileceği ifade ediliyor.
AK Parti kaynakları, önceliğin mağduriyetlerin giderilmesi olduğunu, fatura kısmının ikinci aşamada olacağını dile getiriyor.
Faturanın hangi bürokratlara kesileceğini isim isim vermek zor. Ancak aşağıdaki detaylı “kurumlar neyi eksik/hatalı yaptı” rehberini okursanız, o isimlerin kimler olacağını tahmin edebilirsiniz.
***
İlk kurumumuz Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, 2025 yılının son çeyreğinde bazı portföy yönetim şirketlerinin fonları üzerinden şirketlerin ekonomik gerçekliğiyle açıklanamayan hisse fiyatı hareketleri gözlemlendiğini kabul etti. Bu olağan dışı faaliyetleri fon ve hisse bazında inceleyip manipülasyon, ilişkili taraf işlemleri veya mevzuata aykırılık bulgularına karşı zamanında soruşturma, işlem yasağı ve diğer koruyucu tedbirleri alsaydı, risklerinin büyümesini ve gerçekleşmesini engelleyebilirdi.
Ortaya çıkan bilgiler Borsa İstanbul’un (BİST) 2025’ten itibaren SPK’yı defalarca uyardığını gösteriyor. SPK, bütün bildirimleri değerlendirdiğini, gerekli denetimin yapıldığını ve yaptırım uygulandığını söylüyor. Ancak kesin olan şu ki SPK’nın BİST bildirimlerini risk derecesine göre değerlendirip inceleme sonucunu kaydedip şüpheli işlemlere anında müdahale ettiğine dair detaylı bir veri ortaya konulmadı. SPK’nın açıkladığı genel cezalar ve suç duyuruları ne yazık ki fotoğrafı tam karşılamıyor. Tablonun net bir şekilde görülmesi için BİST’in hangi hisseyle ilgili hangi tarihte ne uyarı yaptığı, SPK’nın bu uyarı üzerine hangi işlemleri yaptığı listelenmeli. SPK, BİST uyarısıyla harekete geçse fiyatların yapay yükselişi engellenebilir, yeni yatırımcıların riskli hisseleri alması kısıtlanabilirdi.
SPK’nın riskli fonlarla ilgili düzenlemesi çok gecikti. 1 Aralık 2025 günü yapılan Finansal İstikrar Komitesi’nden (FİK) sonra 3 Aralık’ta SPK riskli durumlarla ilgili çalışma grubu kurdu. 28 Ocak 2026’da rehber taslağı bakanlığa gönderildi. 11 Şubat 2026’da bakanlık sektör görüşü alınmasını istedi. 17 Haziran 2026’da TEFAS uygulama esasları onaylandı ve 20 Temmuz 2026’da uygulamaya konuldu. 28 Ağustos 2026’da rehber yayımlandı. Tam dokuz ay süren bu süreçte, riskli işlemler için özel tedbirler uygulanabilirdi.
***
İkinci kuruluşumuz Borsa İstanbul (BİST)
BİST Genel Müdürü, TBMM’deki komisyon toplantısında SPK’ya olağan dışı fiyat ve işlem hareketlerini gönderdiklerini açıklasa da bu uyarıları hisse bazında, tarihlerine göre içeren bir liste ya da uyarılarını takip ettiğine dair hiçbir veri sunmadı. SPK’ya gönderdiği bir uyarıya rağmen devam eden aynı şüpheli hareketlere seyirci kaldığına dair de güçlü bulgular var. BİST, SPK’ya gönderdiği bütün gözetim raporlarını ve alınan tedbir kararlarını açıklamalıdır.
İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta 14 Ekim günü TBMM’de Emre Tezmen’in şirketlerinin Takasbank Para Piyasası ve BİST Para Piyasası’ndan son güne kadar fonlandığını iddia etti ve “Ne kadar para verildi, hangi süreyle fonlama yapıldı” sorusunu yöneltti. Eğer iddia doğruysa SPK, Takasbank ve BİST’in risk, teminat ve limit koşullarıyla mevcut uyarılar arasındaki ilişkiyi incelemesi ve şüpheli işlemlerle bağlantılı kuruluşların finansmana erişimini engellemesi gerekirdi.
***
Bir ilgili kuruluş da Takasbank
TLY Fonunun TEFAS’a kabul süreciyle ilgili şüpheleri gideremedi. TLY’nin kapalı fon statüsünden çıkıp platformda işlem görebilir hâle gelmesi sırasında gerekli izin ve onay işlemleri tamamlanmamış olabilir. Resmî açıklamalarda 11 günlük bir onaysız işlem sürecinden söz ediliyor.
TBMM’ye yapılan açıklamada bazı fon işlemlerinin fiyat oluşmaması veya temerrüt nedeniyle tamamlanamadığı anlatıldı. Temerrüt risklerinin ne zaman ortaya çıktığı ve Takasbank’ın bu tarihte hangi ödemeleri aldığına yönelik ihmal iddiaları araştırılmalıdır.
***
Dördüncü kuruluşumuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
7 Ekim’de TBMM’ye yapılan açıklamaya göre BDDK, Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım bankalarıyla iki faktoring şirketinin TMSF’ye devrine karar verdi. BDDK’nın bu kuruluşların sermaye yeterliliğini, likiditesini, kredi yoğunlaşmasını, ilgili fon ve şirketlerle ilgili işlemlerini ve risk yönetimini yeterince ve zamanında denetleyip denetlemediğine ilişkin ciddi şüpheler var. BDDK’nın bu beş kuruluş hakkında olumsuz denetim bulgularını hangi tarihte elde ettiğini açıklaması gerekiyor.
BDDK’nın bu bankaların ilişkili fon ve şirketlere kredi kullandırmasını, teminat değerlemelerini ve yoğunlaşma limitlerini yeterince denetleyip denetlemediği de anlaşılamadı.
***
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı anmasak olmaz.
2 Aralık 2025’te Bakan Mehmet Şimşek’in başkanlığındaki FİK’te riskler gündeme geldi. Ertesi gün SPK yeni rehber hazırlamak için düğmeye bastı ve rehber taslağını 28 Ocak’ta Bakanlığa sundu. Ne yazık ki rehber tam dokuz ay sonra yayımlanabildi. Oysa Bakanlık koordinasyon görevini yerine getirip süreci hızlandırabilir, ara süreçte ilgili kurumlardan risklerin büyümesini engelleyecek tedbirler alınmasını isteyebilirdi.
***
Son kurumumuz Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)
TBMM’ye bilgi veren MASAK Başkanı Hasan Kaymak, Tera ve Pusula fonlarından çıkan 401 milyar 266 milyon lirayı göremediklerini itiraf etti. Bu, mali istihbarat zincirinde de bir sorun olduğunu gösteriyor.
***
Gelişmelerden, açıklamalardan anlayacağınız üzere beş kurum ve bir bakanlık (SPK, BİST, Takasbank, BDDK, MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı), fon piyasasındaki olağandışı işlemleri ve riskleri çok önceden fark etmiş ama engellememiş. Haliyle sorulması gereken soru “Kurumlar krizi neden göremedi?” değil, “Kurumlar gördükleri riskleri neden engelle(ye)medi?” olmalı.
Şimdi siz söyleyin, faturalar kime kesilmeli?

No comments:
Post a Comment