Adalet ve kalkınma yerine sorun ve korku üretmek
AK Parti iktidarının son sekiz yılına baktığımda durumu ancak bu başlıkla özetleyebileceğimi fark ettim. Ne vadetmişti Adalet ve Kalkınma Partisi... Adı üzerinde: Adalet ve kalkınma.
Parti ismine yansımayan diğer vaatlerinin başında da yasaklarla, yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele vardı.
***
Peki şu anda neredeyiz?
Adaleti mumla arıyoruz. Adeta ikili bir hukuk sistemine geçtik. Ülke ne yazık ki “muhaliflere operasyon” ülkesine döndü. İktidardakiler ise görünmez bir dokunulmazlığa bürünmüş.
- Bir tarafta kayda alınıp servis edilen şafak baskınları, sıraya dizilip sergilenen zanlılar, delilden çok itirafçı ya da gizli tanık ifadelerine dayanan iddianameler, uygulanmayan AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları, yazdıklarından/söylediklerinden dolayı gözaltına alınan ve hatta tutuklanan gazeteciler, istisna olması gerekirken rutin uygulamaya dönüşen “tutuklu” yargılamalar...
- Diğer tarafta, muhalefetteyken yolsuzlukla suçlanırken AK Parti’ye geçerek aklanan belediye başkanları, belediye meclis üyeleri... Fon oyunlarıyla 2 milyar 170 milyon lira götürüp suçüstü yakalanan eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakana verilmiş gizli “dokunulmazlık”... 456 bine yakın insanın mağdur olduğu, borsada milyarlarca liralık zarara neden olan fon skandalının sorumlularına ayrıcalıklı muameleler... Fonlarda ve borsada yaşananların dışında, Keskin’de, Yahşihan’da, Esenyurt’ta, DHMİ’de, Yunus Emre Vakfı’nda artık çuvala sığmayan ama konuşulmasın diye halının altına süpürülmek istenen büyük yolsuzluklar.
***
Peki ya kalkınma?
Tekstil sektörü bitme noktasında. Esnaf habire kepenk indiriyor. Sanayiciler ve ihracatçılar uluslararası piyasalardaki olumsuz rekabet koşulları nedeniyle ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Çok ciddi bir finansman sorunu var.
Çiftçi ürettiğini satamaz, yeni ekim yapamaz hale gelmiş.
Vatandaşın halini ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
40 aydır uygulandığı halde bir arpa boyu yol alamayan saçma sapan bir dezenflasyon programı nedeniyle gelirler düşmüş, hayat pahalılığı artmış, vergiler/cezalar insanları bunaltmış vaziyette.
Adalet ve kalkınmanın yerine ne geçmiş?
Yanlış yönetim ve uygulamalar nedeniyle ortaya çıkan sorunlar ile bilinçli yaratılıp beslenen korkular.
Neler yok ki?
- Ekonomik sorunlar (enflasyon, hayat pahalılığı, düşük ücretler, yüksek maliyetler, işsizlik, hedefleri tutmayan ekonomik programlar), adalet sistemindeki sorunlar, temel hak ve özgürlüklerle ilgili ihlal sorunları, eğitim sorunları, sağlıktaki sorunlar, barınma sorunu, çarpık kentleşme, plansız santraller ve vahşi madencilik gibi nedenlerle ortaya çıkan çevre sorunları, uyuşturucu sorunu, kişisel verilerin elden ele dolaşmasıyla kontrolden çıkan dolandırıcılık sorunu, bireysel silahlanma sorunu, artan organize suç çeteleri nedeniyle yaşanan güvenlik sorunu, kadınların ve çocukların karşı karşıya kaldığı şiddet sorunu ve hayvanların yaşadığı eziyetler... (Siz de önemsediğiniz ‘şu sorunu niye yazmadınız’ dediğiniz diğer sorunları bana yazabilirsiniz.)
- Bu sorunlar karşısında en doğal şey hak aramak değil midir?
Ne yazık ki ülkede hak aramak da ciddi bir soruna dönüşmüş vaziyette.
Sorunları çözemeyen iktidar, o sorunlar konuşulmasın, sorunların sebebi olarak kendileri eleştirilmesin ya da protesto edilmesin diye korku yaratıp o korkuları besleyecek bir baskı ortamı oluşturdu.
TCK’nın 125, 216, 217, 299 ve 301. maddeleriyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesi muhaliflere karşı çok yoğun bir şekilde uygulanıyor. Çok sayıda siyasetçi, gazeteci, akademisyen bu maddelerden herhangi biri kullanılarak soruşturmalara tabi tutuluyor ve hatta tutuklanıyor. Basın yayın kuruluşları kapatma, kayyım atama gibi yöntemlerle acımasızca görevini yapamaz hale getiriliyor. Sanal âlemde ciddi yasaklamalar söz konusu.
***
Size ilginç bir bilgi vereyim mi?
Bu sorunların birçoğundan mustarip olan AK Parti üyeleri, yöneticileri, seslerini çıkarma konusunda muhaliflerden daha fazla korkuyor. Zira onların kaybedecek daha çok şeyi oluyor.
Temel soru şu:
Bu kadar çok sorun yaşayan bir halkın, hakkını aramak, sorunlarını ve eleştirilerini dile getirmekten dahi korkacak hale gelmesi, demokrasi ile bağdaşıyor mu?
Hayır bağdaşmıyor.
Türkiye’nin artık üretilen sorun ve korkuları bitirip yeniden ekonomik refaha ve adalete kavuşmasını hedefleyen siyasetçilere ihtiyacı var.

No comments:
Post a Comment