LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI
Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK
24 Temmuz 1923 günü imzalanan Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Devletinin uluslararası siyasî ve ekonomik bağımsızlık senedi, toprakları üzerindeki egemenliğini belgeleyen tapu senedidir. Eksikleri daha sonra Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini tam olarak kuran 20 Temmuz 1936 tarihli Montreux Boğazlar Sözleşmesi gibi başka uluslararası sözleşmeler veya 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye katılması gibi siyasî gelişmelerle tamamlanmıştır. Lozan Barış Antlaşması 103, Montreux Boğazlar Sözleşmesi 90 yıldan beri yürürlüktedir. Bugün Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıldönümünü kutluyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti, 6 Ocak 1921’de Birinci, 23-Mart-Nisan 1921 tarihleri arasında yapılan İkinci İnönü Savaşı’nın, 22 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Savaşı’nın, 26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruzla 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın kazanılmasından; 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi’nin, 24 Ağustos 1923’de Lozan Barış Antlaş-ması’nın imzalanmasından sonra 29 Ekim 1923’te kuruldu. Bu Antlaşma, Türkiye’nin Osmanlı Devleti’den kalma 17 Mayıs 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan sonra Türkiye’nin yürürlükteki en eski barış antlaşmasıdır.
Lozan Barış Antlaşması değerini iyi bilmeliyiz. 103. yıldönümünde Antlaşma’ya giden kahramanlık destanı niteliğindeki Kurtuluş Savaşını, Savaşın Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), diğer komutanlar İsmet Paşa (İnönü), Fevzi Paşa (Çakmak) ve diğer komutanları, şehitlerimizi, kahraman askerlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz. Lozan Barış Antlaşması’na giden süreçte kuruluşundan başlayarak TBMM Başkanı olan Mustafa Kemal Paşa ve Mudanya Mütarekesi ile Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayan İsmet Paşa’nın Türk tarihinde, Türk Milletinin kafasında ve gönlünde özel bir yeri vardır. Bu sevgi ve saygı kuşaktan kuşağa devam edecektir.
Konunun başka bir yönü, Lozan Barış Antlaşması’nın kazanımlarına sahip çıkmaktır. Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesine göre; Ege Denizinde Asya sahilinden üç milden az mesafede bulunan ve Antlaşma’da başka bir hüküm olmadığı için Türkiye’nin egemenliği altında kalması gereken 18 ada, 2004 yılından bu yana Yunanistan’ın işgali altında bulunmaktadır. AKP iktidarı, Yunanistan’ın yarattığı bu fiilî duruma seyirci kaldı. Söz konusu adalarda 12. maddede öngörülen duruma dönülmesi konusunda bir girişimde bulunmadı. Bu Türkiye’nin güncelliğini koruyan önemli bir sorundur.
“Yurtta barış, dünyada barış”, Atatürk’ün belirlediği, Anayasa’mızda yazılı iç ve dış politika ilkemizdir. Dostluklarımızı haklarımızı koruyarak yürütmek ve geliştirmek durumundayız.
(24.7.2026)
No comments:
Post a Comment