AKP kurucularından Bülent Arınç, partinin kuruluş ilkelerine dönülmesi gerektiğini belirterek bu değerleri ehliyet, liyakat, istişare, hukukun üstünlüğü ve ortak akıl olarak gösterdi

Arınç, Avrupa Birliği normları, Kopenhag-Maastricht kriterleri ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması gerektiğini de söyledi.

Arınç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin aksayan yönlerinin düzeltilmesi ve sürekli kararname çıkaran dağınık yönetim anlayışından vazgeçilmesini istedi.

Arınç, Kur Korumalı Mevduat gibi uygulamaların geniş halk kesimlerinde yarattığı tahribata ve kul hakkı hassasiyetine dikkat çekti. Ergenekon davalarıyla başlayan hukuka aykırı uygulamaların da AKP'ye zarar verdiğini belirtti.

***

Ergenekon davalarına askerlere karşı uygulanan yöntemler, FETÖ'nün tasfiyesinden sonra CHP'ye karşı uygulandı. Erdoğan'ın siyasi rakibi Ekrem İmamoğlu, diploması iptal edilerek hapse atıldı. CHP'li belediye başkanlarına, gizli tanık ve ihbar mektupları ile soruşturma açıldı. Sonunda CHP genel merkezine bile operasyon yapıldı ve parti, iktidar adayı olmaktan çıkarıldı. CHP, butlan yönetimi tarafından işgal edilince, gövdeyi oluşturanlar istifa etti ve Yeni Parti'yi kurdu ama yargı gölgesi Yeni Parti'nin üzerine de düştü...

***

AKP iktidarının kuruluş yıllarında ehliyet ve liyakate, istişareye, hukukun üstünlüğüne ve otak akla önem verildiği doğru değildir.

“Türkiye bağırsaklarını temizliyor” sözü, Bülent Arınç tarafından 4 Temmuz 2008 tarihinde Ülke TV canlı yayınında Ergenekon davaları için ifade edilmiştir.

Daha düne kadar terörle mücadele ederken hayatını ortaya koyanlar, PKK'lı itirafçıların gizli tanıklığı ile terör örgütü mensubu muamelesine tabi tutulmuştur. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile 33 erin katlinden sorumlu Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığı ile tutuklanmıştır.

***

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, 2014 ve 2015 Yüksek Askeri Şûra toplantılarında, MİT raporuna rağmen, FETÖ’cülerin general yapılmasının “hata” olduğunu ifade etmiştir.

Dönemin başbakanı ve 2015 YAŞ Başkanı Ahmet Davutoğlu da “gizli” olan YAŞ süreci ile ilgili MİT raporuna ve iki kademeli olarak FETÖ’cülerin tasfiyesini planlamalarına rağmen “son gece”, “devlet şeyi’” olarak açıklayamayacağı nedenler ile bunun yapılmadığını basına açıklamıştır.

Yine dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, gazeteci Fikret Bila’ya yaptığı açıklamada 2015 YAŞ’ta, dört kişi olarak ve sadece kuvvet komutanlarını içeri alıp, çıkartıp karar verdiklerini ifade etmiştir. Özel aynı açıklamasında, “15 Temmuz’da yaşadıklarımızı düşününce şunu diyorum: Asker-sivil sorumlu makamlarda oturanlar olarak hepimizin milletten özür dilemesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı ve ben diledik ama yetmez, herkesin dilemesi gerekir. Millet hepimizi affetsin.” ifadelerini kullanmıştır.

***

Devletin yargı kurumları birer birer ele geçirilirken de Bülent Arınç, “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor” demiştir. Arınç, bu sözü, 2011 yılında yüksek yargı organları olan Danıştay ve Yargıtay başkanlıklarına aynı dönemde yakın isimlerin ve sınıf arkadaşlarının seçilmesi üzerine sarf etmişti. Bu uygulamalar 12 Eylül 2010 referandumu sayesinde mümkün olmuştu. 2010 referandumu, FETÖ'nün yüksek yargı organlarını ele geçirmesini sağlamıştı.

***

Diğer taraftan AKP'nin kamu personeli alımında birinci ölçüsü, adayın "bizden" olmasıdır. Bu zihniyetle, hakimlik ve savcılık kadrolarına bile AKP'de aktif siyaset yapanlar getirildi. Halbuki siyasi partilerde görev yapanlar bu mesleğe alınamazdı...

AKP iktidarında ülkenin bütün kaynakları tek adam kontrolüne alındı ve muhaliflere en küçük bir imkân tanınmadı. Anayasa'nın 10'uncu maddesinde “Siyasi düşünce veya kanaat farkı gözetilmeksizin herkes kanun önünde eşittir” ve 70'nci maddede “Kamu hizmetine alınmada siyasi kanaatler temel alınarak ayrım yapılamaz” denilmektedir. Buna rağmen AKP iktidarı, 24 yıldır partilileri kalkındırma ajansı gibi çalışmaktadır.

Partizanlık o boyutlara varmıştır ki bir sokak röportajında “Eskiden doktorlar bizi azarlıyordu, şimdi doktor dövüyoruz, daha ne olsun” sözü söylenebilmiştir.

***

Bir partinin kuruluş ilkelerini anlamak için programına bakmak gerekir. AKP'nin programında CFR'den gönderilen 3.5 sayfalık gizli memorandum, bir cümle dışında aynen yer almıştır. Belgedeki “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir.” ifadesi programa alınmamış ama şimdi o noktaya gelinmiştir. Zaten o belgenin geri kalan kısmı, ülkenin merkezi yetkilerinin yerel yönetimlere nasıl dağıtılacağını göstermektedir.

AKP’nin kuruluş değerleri, parti programına alınan o gizli belgede mevcuttur. Bu değerlerle örtülen hedef, Türkiye’nin rejimini değiştirmektir.