Wednesday, August 12, 2026

ANA Kültür Sanat Dergisi - Önder Özar (E. Büyükelçi)) - 12 Ağustos 2026 - Devlet adamı olmak ve Atatürk

 E. Büyükelçi Önder Özar'ın ANA Kültür Sanat Dergisi'nin Temmuz - Ağustos 2026 sayısında yer alan yazısını okuyabilirsiniz. 

DEVLET  ADAMI  OLMAK VE ATATÜRK

NATO Devlet ve Hükumet Başkanları 36ncı Zirve toplantısı  7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlendi. Organizasyon bakımından başarılı geçen bu önemli diplomasi buluşmasında 32 üye devletin devlet ve hükumet başkanları, üst düzey temsilcileri, ayrıca davet edilen Ukrayna Devlet başkanı Zelensky, Suriye Devlet başkanı El Şara ve diğer davetliler başkent Ankara'da ağırlandı. Üye devletlerin NATO temsilcileri ve NATO Genel Sekreterliği'nin temsilcileri de program uyarınca toplu olarak Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgahı  Anıtkabir'i 6 Temmuz pazartesi günü ziyaret ettiler.

NATO temsilcileri ve üst düzey yetkililerden oluşan heyetin başkanı Lüksemburg'un NATO Daimi Temsilcisi Stephan Frederic Müller'ın Anıtkabir özel defterine şu cümleleri yazdığı basında yer aldı : "Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun mirasını onurlandırmak ve aziz hatıranız huzurunda milletinize duyduğumuz kalıcı saygıyı yeniden teyit etmek üzere biraraya geldik. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinde yüzyıllık ilkeniz "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" deyiminin İttifakımızın ruhunun özünü nasıl yansıttığını ve yolumuzu nasıl aydınlattığını idrak ediyoruz. NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle büyük milletinizi ziyaret etme fırsatı nedenile memnuniyetimizi ifade ederiz. En derin saygilarımla"

ABD Başkanı Trump'ın Ankara NATO Zirve toplantısına, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davetine verdiği özel önemi vurgulayarak katılması, dikkat çekti. Ancak, önceden duyurulanın aksine, Trump'ın Anıt Kabir ziyaretinin programdan çıkarılması da yorumlara neden oldu. Bu konuda, Beyaz saray tarafından bir açıklama yapılmadı. Bununla birlkte, basında diğer NATO üyesi devlet ve hükumet başkanlarının da Anıt-Kabir'e gitmemesi ile program içindeki dengenin korunduğu belirtildi. Bu vesile ile, Türkiye'yi ziyaret eden önceki ABD Başkanlarının Anıt Kabir'i ziyaret ettiklerini anımsatalım. Bu ziyaretlerin sadece bir devlet protokolu açısından değil, dünya tarihine damga vuran büyük bir devlet adamına saygı gereği olduğunu ekleyelim.

Bu bağlantıdan yararlanarak, "devlet adamı" kavramı üzerinde durmak istiyorum. Günümüzde uluslararası ilişkilerde bir yozlaşma görüldüğü,  savaş ve silahlı çatışmaların dünyanın pek çok bölgesinde istikrarsızlığa, açlık ve çeşitli felaketlere yol açtığı biliniyor. Diğer yandan, İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan yeni uluslararası düzenin  baş oyuncusu olan Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın Filistin konusu başta olmak üzere çok sayıda uyuşmazlıklara çözüm bulmakta başarılı olamadığı da ortada. 21nci yüzyılın ilk çeyreğine damga vuran iki büyük savaşın - Rusya'nın 2022 Şubat'ında başlattığı Ukrayna saldırısı ve Başkan Trump ABD'sinin 2025 ve 2026 yıllarında İsrail ile birlikte İran'a saldırısı - halen devam ediyor. Sudan'da onbinlerce insanın açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu iç savaş gibi devam eden başka uyuşmazlıklar ve çatışmalar da gündemi işgal ediyor.

Aslında, bugünkü silahlı ya da silahsız çatışma ortamında bir terslik yok mu?

"Birleşmiş Milletler” deyimi, ilk kez dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında  kullanıldı. Bugün ise, ABD Başkanı Donald Trump, Roosevelt'in bu tarihi emanetine sahip çıkacağı yerde, tam aksine yıpratıcı söylemlerle bu teşkilatı adeta küçümsüyor..1945'deki adıyla Sovyetler Birliği olan Rusya'ya gelince, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri, beşinci yılına giren Ukrayna'ya  saldırı savaşını  sürdürmekte beis görmüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin bir başka üyesi Çin'in lideri Xi Jinping,  2026 mayıs ayında Trump'ın Çin'i ziyareti sırasında, Tayvan'la ilgili gerginlik konusuna değinerek, "Tukidides tuzağı"ndan söz etmedi mi? (X) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin diğer iki üyesi İngiltere ve Fransa'nın bugünkü konjonktürde, Trump'ın Trans-Atlantik ittifakını gevşetmesi nedenile Avrupa'nın gelecekte yüklenebileceği rol konusuna öncelik verdikleri söylenebilir. BM Güvenlik Konseyi'nin üç büyük daimi üyesinin "dünya barışı ve güvenliğinin korunması" sorumluluğuna ters düşen eylem ve davranışları, "kediye ciğer emanet etmek" özdeyişini akla getirmiyor mu?

Bugünkü dünya düzeni ya da düzensizliğinin baş aktörleri olan ABD, Çin ve Rusya'nın liderlerinin klasik anlamda "devlet adamı" niteliğine sahip oldukları söylenebilir mi? Bu konuda kabaca bir fikir sahibi olmak için, önce "devlet adamı" tanımı üzerinde kısaca durmak yararlı olabilir.

Söz konusu tanıma geçmeden önce, Birleşmiş Milletler Teşkilatının fikir babası sayılan ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in Atatürk hakkındaki veciz ifadesini unutmayalım . "Dünyanın en değerli ve en dikkate değer devlet adamı Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'tür" diyor ABD'nin 32nci Başkanı Franklin D. Roosevelt. Bir başka ünlü siyasetçi Winston Churchill, 1918 - 1920 Çanakkale savaşında geri çekilmeleri ile ilgili olarak şunları söylüyor: " Şu anda yenilgiyi bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm... Her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız . Mustafa Kemal'i..." ABD 35nci Başkanı  John F. Kennedy'nin Atatürk hakkındaki  sözlerini kaydetmeden geçmeyelim : "Bu yüzyılın büyük insanlarından biri olan Atatürk'ün tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir asker olarak kudret ve yüksek cesaretini anımsıyoruz."

ABD Kentucky Üniversitesi Tıp Merkezinde psikiyatri profesörü Prof. Arnold M. Ludwig, "King of the Mountain: The Nature of Political Leadership" (Dağın Kralı: Siyasi Liderliğin Doğası) başlıklı kitabında  20nci yüzyıl liderlerini 18 yıl süren bir çalışmayla incelediğini ve sonuçta Mustafa Kemal Atatürk'ün 31 puanla birinci sırayı aldığını açıkladı. Prof. Ludwig katıldığı bir televizyon programında, Atatürk için şunları söyledi: "Atatürk, Türkiye'yi yarattı.O dönemde var olan Osmanlı İmparatorluğuna son verdi. O, sadece bir ülkenin kurucusu değil aynı zamanda, Türkiye'de derin bir toplumsal değişmeye neden olan kişidir. Türkiye'ye, biraz militan olsa da demokrasiyi getirdi. Tarihte ilk kez din ile devlet işlerini birbirinden ayıranlardan biriydi."
Bu örneklerden sonra, "Devlet Adamı" olmak için sahip olunması gereken nitelikler, internet'ten alıntıladığıma göre,  özetle şunlar :

a) Vizyon ve strateji : cari ihtilafların gerisindeki nedenleri görmek, ileriye yönelik hedefleri belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için izlenecek yol haritasını biçimlendirmek yeteneği,

b) İlkeli liderlik : popüler olmasa bile kamu yararına uygun,  zor kararları almak,

c) Diplomasi : Rakip siyasi gruplar arasında uzlaşmayı sağlayan  müzakere yeteneği,

d) Genel eğitim : vatandaşlarını, oy kazanmak endişesi olmadan yönlendirici bilgi iletişimini sağlama yeteneği.

Politikacı ile devlet adamı kavramları,  hatalı olarak, birbiri yerine kullanılabiliyor. Aslında, bu konuda ayırım yapmak zor değil. Politikacıların başlıca amacı seçimleri kazanmak, ya da bu alanda zemin kaybetmemek, partisinin başarılı olmasını sağlayacak faaliyetleri planlamak ve uygulamak'tır.

Devlet adamı ise, ülkesinin selameti için gerekli uzun vadeli planları hazırlar, bunları tutarlı ve ikna edici şekilde kamuoyuna açıklar, vatandaşlarının saygısını ve desteğini kazanmayı amaçlar.  Devlet adamının tarih ve uluslararası ilişkiler başta olmak üzere yüksek seviyede genel kültür sahibi olması bir avantajdır. Devlet adamı, attığı adımların sadece kendi ülkesine değil, dünya barışına da hizmet eden nitelikte olmasına  önem verir.  Atatürk'ün ünlü "Yurtta Sulh, cihanda sulh" özdeyişinin anlamı budur.

Her başarılı devlet adamı aynı zamanda genellikle güçlü bir liderdir. Ancak, her lider devlet adamı olma olgunluğuna erişemeyebilir. Tarihte bunun örnekleri çoktur.

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen 36ncı NAT0  Zirve toplantısına katılan devlet ve hükumet başkanları arasında "Devlet Adamı" niteliğine sahip bir isim bulunabilir mi?  Kişisel gözlemime göre, ABD Başkanı Trump'a, "Grönland adası satılık değildir" diyen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen  ( Haziran 2019'dan bu yana Danimarka başbakanı ve Haziran 2015'ten bu yana Sosyal Demokratların lideri ) olası bir aday olabilir.

Yazımı,  İstiklal Savaşımızın başarıya ulaşması üzerine istifa etmek zorunda kalan İngiliz Başbakanı Lloyd George'un, parlamentodaki eleştirilere karşılık söylediği şu sözlerle bağlamak istiyorum:
"Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dâhi çağımızda Türk ulusuna nasip oldu. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi?" (XX)

Dünya barışına öncelik veren  bir başka büyük devlet adamını bir yüzyıl daha beklemek mi gerekecek?

--------------------------------------------

(X)  Tukidides Tuzağı, yükselen bir gücün mevcut hâkim güce meydan okumasıyla ortaya çıkan kaçınılmaz çatışma veya savaş durumunu tanımlayan bir uluslararası ilişkiler kavramıdır. Antik Yunan tarihçisi Tukidides'in Peloponez Savaşı'nı "Savaşı kaçınılmaz kılan şey, Atina'nın yükselişi ve Sparta'da yarattığı korkuydu" sözleriyle özetlediği dinamikten ilham alır
Günümüzde bu kavram en çok Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki rekabeti açıklamak için kullanılmaktadır.

(XX) - Belleten Türk Tarih Kurumu Sayı Kasım 1988 Cilt 52  Sayı 204 -Selahaddin Çiller .Atatürk için diyorlar ki" sayfa : 134-135

No comments:

Post a Comment