PKK: Yetmez ama evet
Son Güncelleme
Kendisini feshettiği iddia edilen ve fesih açıklamasında Lozan’ı karalayıp Sevr hükümlerinin uygulanmasını isteyen PKK, “çerçeve yasa” hakkında da açıklama yaptı ve Devlet Bahçeli’nin daha ilk günden Öcalan için “umut hakkı” ile birlikte “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” taahhüt ettiğini ancak Öcalan’ın bu rolünün yasada belirtilmediğini vurguladı.
Açıklamada özetle, “Bu yasa, ancak pratikleşme önder Apo tarafından yürütülür ve yönetilirse yeni çıkarılacak demokratik yasalar ile beslenirse uygulanabilir. Bu yasa, bir başlangıç olmalıdır. Daha sonraki gelişmeleri sağlatan bir yasa olursa, ancak o zaman kök ve çerçeve yasa olur. Gerilla, Türkiye’ye gittiğinde siyaset yapamayacaksa, düz ovaya inmek bir tarafa, Avrupa’ya zorunlu olarak gitmiş siyasetçiler bile dönmez.” denildi.
Yalnız açıklama “Bu yasa bir başlangıçtır” ifadesiyle bitirildi. Bundan da PKK’nın “istemem ama yan cebime koy” hatta “yetmez ama evet” dediği anlaşıldı.
***
Çerçeve yasayı hazırlayanlar, görüşmelerin Sevr Antlaşması’nın yıldönümünde yapılmasını herhalde tesadüfle açıklayamazlar. Bu tür tarih tespitleri, Batı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almasına yöneliktir. Mesela, Avrupa Anayasası’nın, Roma’da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü olan 29 Ekim’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e imzalattırılması, önceden planlanmıştır.
Nitekim, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir? Kime mesaj veriyorsunuz? Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?” diye sormuştur.
Dervişoğlu ayrıca “çerçeve yasa”nın 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir.” denilmesine de işaret ederek, “12 Eylül Anayasası’na da geçici maddeyle bir hüküm konulmuştu. Sonuçta davran değişti, 12 Eylül’cüler yargılandı ve mahkûm edildi” hatırlatmasında bulundu.
***
Haber7 yazarı Özcan Ünlü, Mekke Antlaşması ile ilgili yazısında “Bu tarihsel adımı, Türkiye’nin içeride ve sınır ötesinde yürüttüğü ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonundan bağımsız ele almak mümkün değildir.” dedi.
Gerçi Ünlü, hemen adından “Terörsüz Türkiye hedefinin hayata geçmesi, Ankara’nın enerjisini ve stratejik odak noktasını savunma sanayi entegrasyonu, bölgesel ittifaklar ve küresel caydırıcılık projelerine aktarmasına imkân tanımıştır. İçerideki bu istikrar zemini, dışarıda Mekke Anlaşması gibi çok taraflı ve yüksek sıkletli güvenlik bloklarının öncü aktörü olunmasını beraberinde getirmiştir.” diye devam etti ama Mekke Antlaşması da PKK’ya af demek olan Terörsüz Türkiye projesi de milli bir politika ürünü değildir.
Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye idam edilmemesi şartıyla teslim eden ABD’dir, onu koruyan sürecin arkasında da ABD vardır. Tıpkı Mekke Antlaşması gibi...
Mekke Antlaşması, Abraham Antlaşmaları zincirinin devamıdır. Abraham Antlaşmalarının esası, İsrail’i korumak ve kollamaktır.
***
Kaldı ki Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da “Hangi PKK’ya silah bıraktıracaksınız? Irak’taki PKK’ya mı, İran’daki PKK’ya mı, Suriye’deki PKK’ya mı? PKK’nın silah bırakacağı yalandır. Bu yasa ve devamında Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağı ve terör örgütü üyelerinin topuma entegre edileceği anlaşılmaktadır. Bunların hendek olayları gibi Türkiye içinde yeniden teröre başvurması halinde ne yapacaksınız? Doğru iş yapıyorsanız, neden kendinizi yasa maddesiyle koruma altına almaya çalışıyorsunuz?” diye soruyor.

No comments:
Post a Comment