Sürecin ne anlama geldiğini en iyi ifade eden AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman oldu. “Çerçeve yasa” konusunda İlke TV'ye konuşan Ataman “Mütevazı davranmayacağım” diyerek kendisinin de süreç için elinden geleni yaptığını söyledi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kürt sorunu konusunda uzun süredir çaba harcadığını ifade eden Ataman, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ve DEM heyetine, İmralı heyetine bugünü bize yaşattıkları için Allah razı olsun” dedi.

Bu durumda AKP, MHP, CHP ve Yeni Parti’nin İmralı’ya teşekkür heyetleri göndermesi, ülkenin bütün camilerinde şükür namazları eda edilmesi de mümkün.

Sürecin dış ayağında ise Mekke Antlaşması var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mekke Anlaşması ve bölgesel gelişmelere dair Şarku'l Avsat Gazetesi'ne bir mülakat verdi. Bölgenin meselelerinin bölgenin aktörleri tarafından çözülmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması herhangi bir ülkeyi hedef alan bir bloklaşmanın değil, barışı, istikrarı, dayanışmayı ve kolektif caydırıcılığı esas alan stratejik bir iradenin ürünüdür” dedi. Erdoğan Mekke Anlaşması'nın tüm kardeş ülkelere açık olduğunu vurguladı.

Erdoğan böyle dedi ama Pakistan basınında “Mekke antlaşmasıyla Sünni bir blok oluşturuldu” analizi yapıldı. Almanya'nın Frankfurter Rundschau gazetesi de “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması ile bu üçlü bölgedeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor. Üç bölgesel Sünni güç, ABD ile İsrail'in, Riyad'a ve diğer Körfez ülkelerine acı çektiren İran savaşından gerekli dersleri çıkardı. Özellikle Suudiler, güvenlik politikaları açısından artık Washington'a güvenilemeyeceğini anlamış durumda. Bir açıdan bu anlaşma, müttefik ABD'ye eleştiri olarak da kabul edilebilir." diye yazdı.

ABD Kongresi’nin Cumhuriyetçi üyelerinden Joe Wilson ise aynı fikirde değil. Wilson, üçlü savunma paktını doğrudan Donald Trump’ın Orta Doğu politikasının bir başarısı olarak gördü. Joe Wilson, aynen şöyle dedi:

“Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki karşılıklı savunma paktı, Başkan Trump’ın Orta Doğu’da istikrarı, barışı ve refahı teşvik etmesinin bir başka başarısıdır. Müreffeh Körfez müttefiklerimiz, özgürleştirilmiş Suriye ve Lübnan-İsrail müzakereleriyle birlikte, İran’daki katil rejimin yalnızlaştırıldığı ve İran halkının İran’ın zengin tarihine layık yeni bir hükümete yeniden kavuşabileceği açıktır.”

Joe Wilson’ın dayanağı, Trump’ın daha önce Abraham Anlaşmaları ile ilgili açıklamaları olsa gerek.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşmanın parçası olarak bölge ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi gerektiğini savunmuş ve Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün'ün Abraham Anlaşmaları'nı imzalamasının zorunlu olduğunu öne sürmüştü.

BBC’nin derlediği bilgilere göre Abraham Anlaşmaları Trump'ın ilk döneminde 15 Eylül 2020'de imzalandı. Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri bu anlaşmalar kapsamında İsrail ile ilişkilerini normalleştirmişti. Daha sonra Sudan, Fas ve Kazakistan da imzacılar arasına katıldı.

Adı geçen ülkeler Abraham Anlaşmaları’na katılmadı ama Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, Mekke Antlaşması’nı imzaladı. Joe Wilson’un “Trump’ın başarısı” dediği antlaşmayı, Abraham Anlaşmaları’nın devamı olarak gördüğü anlaşılıyor.

Trump, Orta Doğu’da merkez ülke rolünü oynasın diye Türkiye yönetimini destekliyor. ABD’nin desteklediği terör örgütünün ise bu “çerçeve”de siyasallaşması için önce meşrulaşması gerekiyor. Bu sebeple Suna Kepoğlu Ataman’ın “Trump’tan da Allah razı olsun” demesi beklenir... Projenin asıl sahibi ABD değil mi?