2026, Cumhuriyet’in 103. yılı...

Millî Eğitim Bakanlığı’nın takviminde, Atatürk’ü Anma Günü’nde 10 Kasım’da sınav...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 23 Ekim 2026’daki son cuma hutbesinde Cumhuriyet’in kurucusunun adı yok.

Oysa her iki kurumun temelinde Atatürk’ün imzası var.

Atatürk olmasaydı, bu kurumlar da olmayacaktı.

★★★

Eğitimin bir amacı da tarih bilinci, vatan sevgisi ve yurttaşlık sorumluluğu kazandırmak değil mi?

Çocukların Atatürk’ü anma törenlerine katılmasını sağlamak için sınav koymaya gerek yok.

Onların yüreğinde bir çiçektir Mustafa Kemal...

10 Kasım, sadece bir takvim yaprağı değil...

Bir milletin, kendisini esaretten kurtaran ve bağımsız bir vatan bırakan kurucusuna duyduğu saygının ifadesidir.

★★★

Yıl 1921, Ankara...

Yokluklar içinde devam eden Millî Mücadele...

Ordunun silaha, milletin umuda ihtiyacı var.

Millî Eğitim Bakanı, Hamdullah Suphi Tanrıöver...

1 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı oturumda İstiklal Marşı görüşmesi...

Hamdullah Suphi kürsüye çıkar.

Mehmet Âkif Ersoy’un yazdığı şiiri okur.

Meclis’te büyük bir heyecan...

12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edilir.

Henüz Cumhuriyet ilan edilmemiş...

Vatan işgal altında...

Bu koşullarda, milletin bağımsızlık marşı kabul edilir.

Eğitimin bir amacı da, millet olma iradesini güçlendirmek değil mi?

★★★

12 Haziran 1919 saat 17.00...

Millî Mücadele Yolculuğu’nda, Mustafa Kemal Paşa Havza’dan Amasya’ya gelir.

Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi, şu sözlerle karşılar:

“Paşam, bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun.”

Bu cümle, yalnızca bir “hoş geldiniz” sözü değildi. Anadolu’nun Millî Mücadele’ye vereceği desteğin işaretiydi.

★★★

Bir gün sonra...

Amasya Sultan Bayezid Camii müderrisi Abdurrahman Kâmil Efendi, 13 Haziran 1919’da vaaz verir.

Söyledikleri:

“Kurtuluşun tek çaresi, halkın doğrudan doğruya egemenliği eline alması ve kendi iradesini kullanmasıdır. Hep birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde toplanarak vatanı kurtaracağız.”

Kaynak olarak ekle

Abdurrahman Kâmil Efendi, halka Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde toplanılması gerektiğini anlatıyordu.

★★★

23 Ekim 2026...

Cumhuriyet Bayramı öncesi son cuma...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı hutbenin konusu:

“Aile.”

Hutbede aileden, sevgiden, merhametten, saygıdan söz edildi.

Ancak, 103. yıl dönümünde Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’e yer verilmedi.

Elbette aile önemlidir.

Elbette merhamet, ahlak ve vefa önemlidir.

Peki, bir milletin bağımsızlığı için mücadele edenlere vefa göstermek çok mu önemsiz?

Atatürk’ü anmak, tarihsel bir hakkı teslim etmek, vefa borcu değil mi?

“Vefa imandandır” değil mi?.. 

★★★

1919...

Anadolu işgal altında.

İstanbul Hükûmeti, Anadolu’da başlayan Millî Mücadele’ye karşı.

Mustafa Kemal ve arkadaşları, bütün yokluklara rağmen bağımsızlık mücadelesini örgütlemeye çalışır.

İşte o günlerde Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi, Mustafa Kemal’in yanında yer alır.

Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kuruluşuna öncülük eder.

Millî Mücadele’ye karşı çıkarılan fetvalara, Anadolu’daki din adamlarıyla birlikte karşı çıkar.

Bağımsızlık hareketini savunur.

Maddi imkânlarıyla da mücadeleye destek verir.

İstanbul Hükûmeti tarafından görevinden alınır, idama mahkûm edilir.

Ama geri adım atmaz.

Çünkü onun için vatanın bağımsızlığı, makamından da canından da önemliydi.

★★★

3 Mart 1924...

Diyanet İşleri Başkanlığı kurulur.

Ve 1 Nisan 1924’te kurumun ilk başkanlığına, Mehmet Rıfat Börekçi getirilir.

102 yıl sonra, 2026...

Cumhuriyet’in kuruluş yıl dönümünden önceki son cuma hutbesinde Atatürk’ün adı yok.

★★★

Atatürk, Millî Mücadele’yi yalnızca askerle kazanmadı.

Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi...

Amasya Sultan Bayezid Camii müderrisi Abdurrahman Kâmil Efendi...

Rıfat Börekçi gibi din adamlarıyla...

Hamdullah Suphi gibi aydınlarla...

Anadolu’nun kahraman kadınlarıyla, köylüleriyle, öğretmenleriyle kazandı.

Farklı düşüncelerden, farklı toplumsal kesimlerden insanlar vardı.

Ama hepsini birleştiren ortak bir ülkü vardı:

Bağımsız ve özgür bir vatan!

★★★

“Vefa imandandır!”

Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde vefayı, iyilikleri ve fedakârlıkları unutmamak olarak açıklar.

Öyleyse bu millete bağımsızlığını kazandıran, Cumhuriyet’i ve Diyanet İşleri Başkanlığını kuran Atatürk’ü anmak, vefanın gereği değil midir?

★★★

Evet...

10 Kasım, sadece bir takvim yaprağı değil...

Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine, vatanı kanıyla yeşerten kahramanlara ve Cumhuriyet’i kuran iradeye saygı göstermek demektir.

Ve unutulmamalıdır:

Atatürk’ü, bu milletin hafızasından silemezsiniz.

Atatürk demek; umut, umut, umut demektir...

Ve Atatürk, bu milletin ebedi lideridir.