İki büyük seçim, iki büyük ders
İki seçim, iktidar baskısından bunalmış kitlelere büyük enerji sağladı. Birincisi Sırbistan seçimleri, ikincisi İstanbul Barosu seçimleri...
Sırbistan'da 25 Ekim'de düzenlenen erken parlamento seçimlerinde, öğrencilerin öncülüğündeki protesto hareketinin desteklediği Öğrenci Listesi (Student List) zafer kazandı. Cumhuriyet'in haberine göre Sırbistan'da yaklaşık iki yıldır yolsuzluk ve otoriter yönetim karşıtı protestolar düzenleyen öğrenciler, erken parlamento seçimlerinde tarihi bir zafere imza attı. Ülke siyasetinde uzun yıllardır etkili olan Aleksandar Vucic, seçimleri kaybettiklerini kabul ederken başkent Belgrad'da on binlerce kişi sokaklara dökülerek sonucu kutladı. Öğrencilerin zaferi, Balkan ülkesinde yeni bir siyasi dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Böylece belki de dünyada ilk defa bir öğrenci hareketi iktidarı değiştirmiş oldu.
***
Vucic'in paylaştığı ön sonuçlara göre, 250 sandalyeli Sırbistan Parlamentosu'nda Öğrenci Listesi'nin 135 ila 140 sandalye kazanması bekleniyor.
Sırbistan'daki öğrenci hareketinin temelleri, Kasım 2024'te Novi Sad kentindeki tren istasyonunda meydana gelen faciayla atıldı.
Tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını yitirmesi, ülkede yolsuzluk ve kamu yönetimindeki ihmallere ilişkin tartışmaları artırdı.
Olayın ardından üniversite öğrencilerinin öncülüğünde başlayan gösteriler, kısa sürede ülke geneline yayıldı.
Başlangıçta facianın sorumlularının hesap vermesini isteyen öğrenciler, zamanla hükümete yönelik yolsuzluk ve otoriterleşme eleştirilerini protestolarının merkezine taşıdı.
Artan toplumsal baskının ardından Vucic, erken seçime gidilmesi kararı aldı ve öğrenciler iktidarı değiştirdi.
***
İstanbul Barosu, cumhuriyetçi avukatların kendi arasında bölünmesi yüzünden “Türkiyelilik” söylemlerini kullanan bir ekibin eline geçmişti. Eski başkanlardan Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu durumu görerek yeniden aday oldu ve “Cumhuriyetçi Güç Birliği” şemsiyesi altında, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu ile ittifak yaparak seçimi kazandı. Kocasakal, seçim sonucunun açıklanmasından sonra “İstanbul Barosu bundan sonra; üniter yapının, değiştirilemez ilk 4 maddenin gözcüsü ve sözcüsü olmaya, Cumhuriyet’in kollayıcısı olmaya, kimsenin kimliğine, siyasi görüşüne bakmaksızın herkesin hakkını korumaya devam edecek. Bu kapsamda hiçbir meslektaşımızı ayırt etmeksizin bütün meslektaşlarımızla birlikte hareket edeceğiz. Herkese hayırlı uğurlu olsun. İstanbul Barosu geri döndü" dedi.
Kocasakal'ın seçimi kazanması "Mustafa Kemal'in askerleriyiz” ve "Ne mutlu Türk'üm diyene" sloganları ile kutlandı.
Kocasakal, seçimden önce de “Bu ilk 3 maddeye ve dolayısıyla onu koruyan 4. maddeye, yani ilk 4 maddeye -olumlusunu olumsuzunu bilmem- kimse dokunamaz. Dokunanın da eli yanar. İstanbul Barosu, bu kurucu mimarinin ve ilk 4 maddenin koruyucusudur. Bunu da herkes böyle bilsin” ifadelerini kullanmıştı.
Aslında ilk işaret fişeğini İzmir Barosu yaktı. İzmir'de seçimleri Cumhuriyetçi-Milliyetçi grup adayı Serhat Sökmen kazandı. Av. Serhat Sökmen, iki yıllık görev süresi boyunca hukukun üstünlüğünden taviz vermeyeceklerini vurguladı ve “İzmir Barosu artık yeniden Cumhuriyetçi bir barodur” dedi.
***
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Brezilya ve Sırbistan seçimlerinin ardından yayınladığı mesajda “Sandıklardan çıkan mesaj, halkın iradesinin önünde hiçbir gücün duramayacağını bir kez daha gösterdi. Dünyanın neresinde olursa olsun, demokrasiye inananların mücadelesi bizim de mücadelemizdir. Brezilya halkı, bir aday etrafında birleşen tüm otoriterleri de sandıkta mağlup etmiş, Sırbistan’ın gençleri ise kararlı mücadeleleriyle yıllardır süren otoriter bir iktidara son vererek dünyaya demokrasi dersi vermiştir. Hiçbir güç halkın gücünden büyük, milletten güçlü değildir. Hiçbir düzen değişmez değildir” dedi.
Özgür Özel, İstanbul Barosu Başkanı seçilen Ümit Kocasakal’a ise bu satırların yazıldığı saate kadar kutlama mesajı göndermedi. Kutlama mesajını Silivri Cezaevi’nde tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu gönderdi...
İşte burada sadece iktidar için değil muhalefet için da alınacak dersler vardır. Cumhuriyetçi Güç Birliği’ni zamanında CHP yapsa, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırdı. Bunun yerine AKP ile aynı paraleldeki partilerle iş birliği yapılar. Şimdi de Yeni Parti, Cumhuriyetçi Güç Birliği yapmakta isteksiz ve Mehmet Uçum’un deyimiyle “geçiş süreci”ni destekliyor! Geçiş sürecinin yeni bir devlet yapısına geçiş olduğunu herkes biliyor.
***
İki büyük seçim şunu gösterdi:
*Artık sadece işçiler değil öğrenciler de iktidarı değiştirebiliyor. İktidarın gençlik hareketlerinden korkmasının sebebi bu imiş.
*Cumhuriyetçi Güç Birliği ise artık her yerde kazanıyor.

No comments:
Post a Comment