
Tehlikeli ilişkiler
“Tehlikeli İlişkiler”, Stephen Frears’ın... Glenn Close, John Malkovich, Michelle Pfeiffer, Uma Thurman gibi beyazperde devlerini bir araya getiren; aşk, güç, intikam oyunlarını konu alan muhteşem bir sinema klasiği idi.
Bugün, Trump-Meloni misali fırtınalı ilişkileri tarif etmek için kullanılıyor.
Yaşama yalnız “güç-intikam” denklemleri açısından bakan Trump, dost ve müttefik tanımıyor.
Gözden çıkardığını, işine geldiği ilk anda siliyor, bozuk para gibi harcıyor. İtalya Başbakanı Meloni’ye de bu oldu. O Meloni ki 2025 başında Trump’ın ikinci “başkanlık yemin ve devir teslim” törenine davet edilen tek Avrupalı liderdi.
ABD başkanı onun için “şahane kadın”, “şahane lider” tanımlarını kullanmaktan kaçınmıyor; Meloni’nin şahsında İtalya’ya ilanı aşk ediyordu.
Meloni de beri yandan MAGA’cıların Avrupa’daki merkez üssü olagelmişti.
Steve Bannon ve Elon Musk gibi MAGA ideolojisinin ağababalarını Roma’da ağırlıyor, bu isimlerin İtalya üzerinden tüm Avrupa aşırı sağ bağlantıları ve de ağlarının maddi-manevi örgütlemesine destek, geçit veriyordu.
Al gülüm ver gülüm... Yeme de yanında yat durumları.
Ne ki bu ballı börek ilişkiler, İran savaşını kaybeden Trump’ın acayip ekşimesi ve “Avrupa’dan gereken desteği görmedim” yakınmalarıyla “günah keçisi” olarak en yakınındaki Avrupalı lider Meloni’ye yüklenmesiyle birden sirkeye döndü.
Haziran ortasındaki G7 zirvesi ardından Trump, Meloni için “Ben onunla konuşmak zorunda dahi değilim. Ama benimle fotoğraf çektirmek için çok yalvardı. Ona acıdım” sözlerini kullanmaktan geri kalmadı.
Meloni de akabinde bu aşağılamaya, “Külliyen yalan! Ne ben ne İtalya... Kimseye yalvarmayız” repliğiyle cevap verdi.
GÖZLER ANKARA ZİRVESİNDE
Bu medyatik ayar repliği, kamuoyu yoklamalarında Trump’la sıkı fıkı ilişkileri yüzünden düşüşe geçen Meloni’ye gerçi bir koltuk değneği oldu ve hesapta olmayan bir popülarite çıkışı sağladı. Başbakan sondajlarda 2 puanlık artış sağladı.
Ama İtalya-ABD ilişkileri, nasıl, ne zaman düzlüğe çıkacağı belirsiz bir tünele girdi.
Kendisini, “Büyük İskender, Sezar, Cengiz Han, Attila, Timurlenk, Napolyon, Hitler, Mao, Stalin”le bir tutan, “Onlardan daha küresel ve güçlüyüm diye el arttıran ABD Başkanı Trump olur da, ya ürünlerimize ezici vergiler koyarsa?” diye yüreklere kor düştü.
Yaşanan ürkütücü post-siyaset, post hak/hukuk, post kural, post kurumlar zamanlarında diplomatlar, kapalı kapılar ardında harıl harıl iki ülke arasındaki ilişkileri şimdi tamire çalışıyor. Ancak tamir olur/ olmaz ya da bu tamir işleri ne kadar sürer belli değil.
7 Temmuz NATO Ankara Zirvesi, küresel sahnede kapışan Trump ve Meloni’yi yan yana getiren ilk ortam olacak. Genel olarak türbülansta seyreden Avrupa-ABD ilişkilerinin güvenlik mimarisi boyutunun ötesinde, Trump ve Meloni krizinin gidişatı da gözlemcilerin bu bağlamda önemle üzerinde odaklandığı konulardan biri olmaya aday:
Acaba birbirlerini görmezden mi gelecekler? Hiçbir şey olmamış gibi mi yapacaklar? Yoksa aralarında skor yapmaya mı çalışacaklar?
TRUMP ŞIMARTILMAYA DEĞER Mİ?
Ülkeyi yoran bu yüksek reytingli, aşırı kişiselleşmiş liderlik şovu ardından yorumcular ısrarla bu soruyu soruyor: “Değdi mi? Ya da değer miydi?”
“Trump’a baştan bu kadar paye biçmenin, değer ve önem vermenin, onu şımartmanın, pohpohlamanın, el üstünde tutmanın getirisi ne? Hiç var mıydı?”
Uzman yorumcular, Trump’la yakın plan “al gülüm, ver gülüm” ilişkilerin son kertede hiçbir Avrupalı lidere yaramadığı kanısında. Örnekleri sıralıyorlar:
“16 yıllık iktidarını kaybeden Orban işte ortada! Yalnız Orban mı? Keza Meloni, marttaki halkoylamasını bu yüzden halkta karşılığı olmayan aşırı Trump yandaşlığı nedeniyle yitirdi. Trump muhipliği, hafta başında istifasını veren ne İngiltere Başbakanı Starmer’a ne topal ördek Macron’a ne de desteği yerlerde, yüzde 10’larda sürünen Alman Şansölyesi Merz’e yaradı...”
“Tehlikeli ilişkiler”in son sağlaması İtalya’da yapıldı.
Dokunan yanıyor.
Çizme’nin yıldız başyazarlarından Ezio Mauro, “Repubblica” sütunlarından şu yalın gerçeği hatırlatıyor:
“Bu yalnız bir İtalya Meloni- ABD Trump sorunsalı değil. Bu bir milat. Yeni güç ilişkilerinde bundan böyle müttefiklik yok. Tebaa var. İstenilen sadece itaat değil, ‘teslimiyet’. İmparatorluk bunu talep ediyor. Demokratik kurallar temelleri ortadan kalktığında, haklarımızı teminat altına alan hiçbir şey kalmıyor. (Trump’ın Meloni çıkışı) siyasetin, diplomasinin, ittifakların, uluslararası ilişkilerin, hukukun, kurumların, garantör organizasyonların, uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının sonuna gelindiğini gösteriyor. Trump artık son ABD başkanı değil, post-demokratik düzenin de ilk başkanı. Bu düzende, bilinen anlamda hiçbir bağ yok, kalmıyor. Mutlakiyetçilik (Trump mutlakiyetçiliği!) hiçbir güç bölüşümü, hiçbir saygı ve konum kotası tanımıyor.”
Meloni-Trump kavgasının, magazin perdesi ardında kalan dersleri bunlar.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
No comments:
Post a Comment