Cumhuriyet nesilleri ve akran zorbalığı
Rejim o hale geldi ki artık belediye başkanlıkları, başkanlar ve meclis üyeleri tutuklanarak veya tutuklanmakla tehdit edilerek değiştiriliyor. Bu durum ahlaka, vicdana, demokrasiye aykırı olduğu gibi hukuken de suçtur. Düzenbazlıkla belediye başkanlıklarına el koymak, dünya tarihinde ilk defa Türkiye'de yaşanıyor. Son olarak Adalar Belediyesi de bu şekilde yani "cebren ve hile ile" iktidar partisine geçmiş sayıldı!
Bütün bu değişiklikler suç işlenerek yapıldığı için zamanı gelince tekrar ele alınacak ve hileyi yapanlar ve hileye alet olanlar tek tek yargılanacaktır.
Bu hukuk tanımazlık, eğitim sisteminin çökertilmesinden de kaynaklanıyor. Zira hile yapanlar ve hileye alet olanlar cumhuriyet ahlakıyla yetişmiş olsa bu kadar sefil yöntemlere başvurmazdı.
Bu, bir çeşit haydutluktur.
***
Bugün sizinle bir mektup paylaşacağım. Cumhuriyet ahlakı ile yetiştirilmiş nesillerden bahseden bir mektup...
Recep Karaahmetli’yi, “Hatay’ın Karayılanı; Bir Aykırı Adam” adlı romanıyla bu sütunda konuk etmiştim. Emekli ziraat mühendisi Karaahmetli, bu romanda babası Uzun Mevlüt'ün Hatay'ın kurtuluşu sırasındaki mücadelesini anlatmıştı.
Karaahmetli, mektubunda, Selahattin Korkmaz, Cemal Canaslan ve Haydar Dağdeviren adlı, Köy Enstitüsü mezunu üç öğretmenin, öğrencilerini nasıl sınava hazırladığı ve Antakya Lisesi'nin parasız yatılı bölümünü kazandırdığının hikâyelerini özetle verdikten sonra konuya geliyor:
Sevgili Arslan Bulut
Geçenlerde, sizin de mezunu olduğunuz Antakya Lisesi parasız yatılıları ile ilgili bir yazınız tekrar önüme düşünce, biraz dertleşmek istedim...
Yukarıda üç hikâye özeti anlattım size. Bizlerin parasız yatılı oluşumuzla ilgili üç özet…
İnanın Arslan Bey, otursam onlarca hikâye daha yazabilirim ki her biri bir diğerinin neredeyse birebir kopyası …
Cumhuriyet bizleri, kırsalın iki derslikli köy okullarında, kentlerin varoşlarında, Köy Enstitüsü mezunu dedektörleri vasıtasıyla keşfetmiş, fırsat eşitliğinin en minnete değerini sunmuş her birimize…
Kendi halimize kalsak, kırsaldan gelenlerimiz en fazla ya maraba ya çoban, varoşlardan gelenlerimiz ise en fazla sanayide tamirci kalfası olacakken, kimimiz Hacıhamzalı köyünden çıkıp Vali, kimimiz Tufanbeyli’den burnu delik ayakkabıyla çıkıp Türkiye’nin FAO temsilcisi, kimimiz Kargınyenice köyünden çıkıp gen hastalıkları konusunda dünya çapında tıp profesörü, Türk Talasemi Vakfının kurucusu ve onursal başkanı olabilmişiz…
Büyük borcumuz var her birimizin Cumhuriyet’e…
Biliyorsunuz Sevgili Bulut, Antakya Lisesi Yatılı Pansiyonu 1963’te hizmete girmiş. İlk mezununu da 1966 da vermiş. Her ne kadar 1980 yılına kadar öğrenci almış olsa da biz 1974 yılından sonraki mezunlarla (nedendir bilmem) pek irtibat kuramadık.
1966-74 yılları arasında mezun olanlarımız, sosyal medya aracılığı ile çok büyük ölçüde bulabildik birbirimizi. Ortak WhatsApp gruplarımız var. Haberleşebiliyoruz. Toplamda 150 kişi kadarız…
Sizin yazınızı okuyunca, bu 150 kişinin, ulaşabildiğim 119’unu mesleklerine göre gruplandırayım dedim. Aramızdan sadece 5 kişi çeşitli nedenlerle üniversite eğitimine devam etmemiş.
Geriye kalan 114 parasız yatılı kardeşimden 38 yüksek mühendis/mimar, 19 doktor, 18 öğretmen, 7 profesör (ikisi dekanlık, biri rektörlük yapmış), 7 TSK mensubu subay (biri general, ikisi jet pilotu), 8 iktisatçı/işletmeci, 5 hukukçu, 5 kamu yöneticisi (vali, defterdar, tapu kadastro müfettişi vb.), 2 bankacı, 1 eczacı, 1 veteriner, 1 arkeolog, 1 biyolog ve 1 de armatör çıkmış.
Yaşım 75, Arslan Bey Kardeşim. Çoluk çocuk kendi hayatlarını kurunca, emeklilik sonrası yerleştiğim Didim’den ayrılıp memleketime göçtüm bir buçuk yıl önce.
Yaşadığım yer doğduğum köye çok yakın. Köyümün adı Azgınlı iken değiştirip “15 Temmuz” yapmışlar. Okulu kapatmışlar, eğitim taşımalı... Tek tük liseyi bitiren var ama iki yıllık bir yüksek okul okuyana bile rastlamadım daha…
Yukarıda verdiğim örnekleri yetiştiren eğitim sisteminin, günümüzde geldiği hali gördükçe yüreğim sıkışıyor kardeşim. Başınızı ağrıttım kusura bakmayın…
Sevgi, Saygı...
Recep Karaahmetli
***
Bugün eğitim sistemi, birbirine zorbalık yapan nesiller yetiştiriyor. Akran zorbalığı, karşı zorbalığa sebep oluyor ve okul cinayetleri yaşanıyor. Siyasi partilere hukuk dışı operasyonlar yapılıyor. Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa etmesi böyle bir sürecin sonucudur. Belediyelerde yaşanan da akran zorbalığıdır ve eğitimde, ahlakta, hukuk sisteminde yozlaşmanın yansımasıdır. Asıl cinayet, eğitimi, ahlakı ve hukuku sıfırlamak değil midir?
Cumhuriyeti, yeniden bütün değerleriyle ayağa kaldırmak zorundayız..

No comments:
Post a Comment