KKTC -KIBRIS gazetesi
Akay Cemal
Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya’nın İngiltere’den kopmak istediği bir dönemde; Erdoğan iki devletten söz ederken CTP de federasyon takıntısında
23 Eylül 2026, 11:01 yayınlandı
4dk, 33sn
Ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), ‘şimdi söz bizde’ sloganıyla yeni döneme ilişkin politikalarını tanıttı. Yolsuzlukla mücadele, hayat pahalılığı ve ekonomi, sağlık ve eğitim, kamu reformu ile nüfus, muhaceret ve güvenlik, programın öncelikleri arasında yer aldı.
Genel Başkan Sıla Usar İncirli, sanki de Türkiye’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sık sık tekrarladığı “Arınacağız… Arınacağız. Kirlilikten arınacağız” sözlerinden ilham almışçasına ifadeler kullandı.
İncirli, hükümete yönelik eleştirilerde bulunurken, ‘kirli yönetimi değiştireceklerini’ söyledi, ancak bu kirliliğin ne olduğunu, niye kirlendiğini açıklamadı.
Kelimelerini titizlikle ve özenle seçen CTP Genel Başkanı, fincancı katırlarını ürkütmemeye çalıştı.
Çözüm ve barış iradesini koruyarak kurumları Avrupa Birliği’ne hazırlayacaklarını söyleyen İncirli, Türkiye Cumhuriyeti ile tarihsel bağları, karşılıklı saygıya dayalı kurumsal ilişki zemininde ilerleteceklerini ifade etti.
Yeni döneme ilişkin politikanın tam metnini okuyamadım. Ancak çözüm ve barış iradesinin korunarak kurumları AB’ye hazırlamak da ne demek diye düşünmeden edemedim.
Bu halk çözümden ve barıştan yana olduğunu Annan Planı referandumunda verdiği ‘evet’ oyu ile kanıtlamıştı. Herşeye rağmen bir çözüme evet demişti. Ancak aldatıldı. “Yeter ki evet deyin, ambargolar, izolasyonlar kalkacak” diye söz verilmişti. Ama sözler tutulmadı, yerine getirilmedi. Bu nedenle bu halkın AB’ye olan kırgınlığını giderebilmek kolay değildir.
Kurumlar Brüksel iradesine göre de hazırlanır, Ankara iradesine göre de!
Yeni dünya düzeninde ülkeler arayışlar içinde. Bazı konularda AB de arayışta. Sayın Sıla Usar İncirli, sağlık, eğitim ve ulaşımda gerileme yaşandığını, yeni dönemde güçlü hizmet anlayışıyla kurumları ayağa kaldıracaklarını belirtti.
Bu noktada hatırlatmakta yarar vardır. Başta İngiltere olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinde sağlık iflas durumdadır. Türkiye ise, savunma sanayinde olduğu gibi sağlık, eğitim ve ulaşım sektörlerinde devrim yaratmıştır. Hastalar tedavi olmak için akın akın Türkiye’ye gitmektedir. Türkiye’nin her yanı modern Sağlık ve Araştırma Hastaneleri ile dolmuş olup, hastalar şifa bulmaktadır.
Hepimizin de bildiği gibi, Türkiye’nin sağlık politikasından KKTC de nasibini almaktadır ve daha da alacaktır. Aynı şekilde Türkiye ulaşımda da hayli gelişmiş olup, Türk Hava Yolları (THY) her dönem rekora koşmaktadır. Aynı şekilde eğitim alanındaki olumlu gelişmeleri not etmeden geçemeyiz. OECD yarışmalarında Türkiye’den katılan öğrenciler büyük başarılara imza atmış ve birinci gelerek ödüllendirilmişlerdir.
Özetle yüzümüzü Brüksel’e değil, Ankara’ya döndürmekle bu halk çok şeyler kazanmış ve kazanmaya devam etmektedir. Yıllar geçse de AB’nin ‘Annan Planı referandumu’ ihaneti unutulacak değildir.
Bu noktada şöyle bir geriye dönüp de bir nebzecik olsa cereyan eden önemli olaylardan söz etmek lazım. Sanırım geçen günlerde Osman Güvenir arkadaşımız da değinmiş, Kıbrıs Türk Turizm İşletmelerinin CTP döneminde batırıldığını yazmıştı.
Ya konusu her açıldığında yürekleri yakan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın iflası… THY’den ortaklığı aldılar “Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı biz çalıştırırız” dediler, sonra da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Kıbrıs Türkü’nün bayrak taşıyıcısı KTHY’ye yapılan bu kötülük unutulabilir mi?
Tabii ki KKTC’nin kazanımları Türkiye ile ahenk ve uyum içerisinde çalışarak sürekli artacak, KKTC kendi ayakları üzerinde durma noktasına gelecektir. Yanlış anlaşılmasın, AB ile ilişkilere karşı değiliz, ancak AB’nin de iki halk arasındaki ayrımcı politikaya son vermesi gerektiği inancındayız. Hele Rum – Yunan milletvekillerinin direktifiyle sürekli tek yanlı kararlarla güven artırıcı önlemlere taş koyan Avrupa Parlementosu’nun (AP) da artık gerçeklere göre hareket etmesi gerekir diye düşünüyoruz da, galiba boşuna düşünmüş oluruz.
Sayın Sıla Usar İncirli belki de bunları bilmiyor. Ama bunlar acı gerçeklerdir. Ders alınması gerekir. Başkanlığı yaptığı partinin geçmişteki kirli icraatlarından bazılarıdır.
Sırası gelmişken bir de savundukları şu federasyon meselesine değinmek gerek. Federasyonu 60’lı yıllarda da gördük. Başımıza gelmeyen kalmadı. Dünyada federasyonlar çatır çatır dağılırken, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya liderleri İngiltere’den ayrılma yönünde adımlar atar, ortak metin imzalarken biz bunca acı deneyimlerden sonra federasyon şarkıları söylemeye devam edemeyiz.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünden “KKTC’yi tanıyın” çağrısına ve Türkiye’nin de ‘iki devletli çözüm’ siyaseti her platformda dillendirilirken, federasyon takıntısı da neyin nesi?
No comments:
Post a Comment