Siyasette maskeler tek tek düşerken...
Trump’ın İran, Küba ve Grönland ile ilgili niyetlerinİ açık açık ilan etmesiyle birlikte, Prof. Dr. Kerem Alkin, 7 Şubat 2025’te “Uluslararası siyasette ‘maskeli balo’ bitti” başlıklı yazısında “Uluslararası düzenlemeler yerine, 'orman kanunu' yaklaşımının tüm küresel sistemi esir aldığı bir konjonktüre doğru dörtnala gidiyoruz.” diye yazmıştı.
***
Ben de 18 Mayıs 2017’de “Trump'ın kozu ve 15 Temmuz'daki maskeli balo!” başlıklı yazımda, Sincan'da tutuklu bulunan ve hiç tanımadığım Harun Olgun adlı bir Özel Kuvvetler albayının, resmi dilekçesine yer vermiştim:
Harun albay, dilekçesinde, “FETÖ ile en küçük bir ilişkim yoktur. Bir oyun oynanmış, kaybeden tarafa yazılmışım! İstatistiklere göre 15 sene daha kaliteli ömrüm olabilir. 15 sene için kimseye yalvaracak değilim. Kendimi savunmadım. Avukatım yok, gelirime tedbir konulduğu için avukat tutacak param da yok. Zamanın sahibine yalvarıyorum ki bütün yüzlerdeki maskeler düşene kadar bu devrin figürlerinin hepsini yaşatsın!” diye beddua etmişti.
***
Siyasette “maskeli balo” nitelendirmesi, Tayyip Erdoğan ve Meral Akşener tarafından da zaman zaman kullanıldı ama bu kavramı son olarak gündeme getiren Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu oldu.
Ağıralioğlu, Sözcü TV YouTube kanalında “İpek Özbey İle Öyle Mi Sahiden?” isimli programda, “İttifaklar denendi, masalar kuruldu, farklı modeller denendi ama biz artık bu ‘maskeli balo’ya dönmüş siyasi alanı değiştirmek zorundayız. Siyaset, dün söylediğinin tam tersini bugün söyleyebilen bir zemine dönüştü. Bu kadar hızlı ve ilkesiz dönüşleri seçmen kaldıramaz” dedi.
***
Aslında Türkiye’de çok partili siyaset, başından beri maskeli balodur. Demokrat maskesi, Atatürkçülük maskesi, milliyetçi maskesi, İslamcı maskesi, sosyal demokrat maskesi takanlar, uzun yıllar boyunca halkın hep birlikte oyaladı...
Son dönemde, bütün maskeler tek tek düşmeye başladı.
Hani eski MİT mensubu Prof. Dr. Mahir Kaynak, “Devlet, Türkiye'de dini ortadan kaldırmak isterse bunu en dindar/muhafazakâr parti eliyle yapar. Devlet, şeriatı veya dini kuralları getirmek isterse bunu laikliği savunan CHP eliyle yapar. Devlet, sınırları içerisinde bir Kürdistan kurulmasına karar verirse bunu milliyetçi/ülkücü MHP eliyle yapar.” demişti ya, CHP ve MHP gibi köklü partilerin uzun süredir, kendi kuruluş felsefelerine aykırı hareket etmesinin başla ne sebebi olabilir?
Yeri gelmişken hatırlatayım. Son olarak 10 Mayıs 2019’da “Türkiye'de iktidarı da muhalefeti de birlikte kontrol eden ve aralarında yaratılan suni gerginlikleri, halkı ve düşünen insanları meşgul etmek için kullanan bir güç merkezi var! Anlaşılıyor ki siyasi partileri, siyasi figürleri oynatan perde gerisindeki kontrol mekanizması, devletin temel kurumlarında iyice kök salmış durumdadır. Fakat ‘devlet içindeki devlet’ durumundaki bu yapı, Türkiye'ye değil, İsrail ve ABD projelerine hizmet ediyor.” demiştim.
Mesela “Terörsüz Türkiye” projesinin bir devlet projesi olduğu ileri sürülüyor ama emekli amiral Cihat Yaycı, “Bugün, Türkiye’de uygulanan Terörsüz Türkiye projesi, Graham Fuller ve Henry Barkey tarafından 1998’de yazılan ‘Türkiye’nin Kürt Meselesi’ kitabında ve yine Graham Fuller’in 2007’de yazdığı ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ kitabında harfiyen belirtilmiştir. Öyle ki Meclis’te kurulacak komisyonun resmi değil özel bir komisyon olacağını bile söylemişler. Birinci Açılım sürecindeki Akil Adamlar Heyeti’nin kurulmasını da onlar planlamıştır... “ diyor...
Bir de rahmetli Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, bana, “Devletin kendisi ve silahlı kuvvetleri NATO üzerinden Amerikan etkisi altındayken bağımsız siyasi partilerin olması mümkün değildir.” demişti...
***
CHP’ye yapılan son operasyon da devletin temel niteliklerinin, Amerikan projesine göre daha kolay değiştirilmesi içindir. Monarşiyi planlayan ABD, maskelerin düşmesi dahil bütün riskleri göze almıştır. Fakat maskelerin düşmesi, bu oyunda rol alan siyasilerin etkinliğini sıfırlamıştır. Bu arada Harun albayın bedduası da tutmuş görünüyor...
Millet, böyle zamanlarda bir çözüm üretmiştir. Millet, çözüm üretemediği zaman, Birinci Göktürk devletinin yıkılması sürecinde olduğu gibi kısa süreyle de olsa esarete düşmüştür. Fakat bu travma, milletin genetik kodlarına kadar işlemiştir.
Yine de uyanık olmak her zamankinden daha fazla gereklidir.

No comments:
Post a Comment