Brezilya’da Lula’ya ABD operasyonu
Kemal Büyükyüksel’in, “Hukuk Silaha Dönüşünce: Brezilya’da Lawfare ve Lula Davasının Anatomisi” başlıklı incelemesinin geniş özetini vermeye devam ediyorum:
*Vaza Jato belgeleri, operasyonun uluslararası ayağını da tartışmaya açtı. Çünkü heklenen belgelerde, savcıların ABD Adalet Bakanlığı ve FBI yetkilileriyle yaptıkları ortak toplantıları kamuoyundan ve federal denetim mekanizmalarından gizleme eğiliminde olduklarını gösteren mesajlar yer alıyordu.
*Bu süreç Yüksek Mahkeme içinde de keskin görüş ayrılıklarına yol açtı. Yüksek Mahkeme kendi kurumsal özerkliğini yeniden Curitiba’nın ülke çapındaki dosyaları tek elde toplama pratiğine son verdi, savcıların denetimsiz uluslararası temaslarını daha sıkı kurallara bağladı ve yürüyen davalar hakkında medya üzerinden kamuoyu baskısı yaratılmasını sınırlayan içtihatlar geliştirdi.
***
*Lula, tam 580 gün boyunca hapiste kaldı. 8 Kasım 2019’da Federal Yüksek Mahkeme, temyiz süreci tamamlanmadan kimsenin hapse konamayacağına hükmetti. Bu karar Lula dahil tüm ikinci derece mahkûmlar için geçerliydi. Aynı gün serbest bırakıldığında, binlerce kişi onu karşılamak için sokaklara döküldü. Lula, hala mahkûm statüsündeydi, ancak temyiz süreci devam ederken özgürlüğüne kavuştu ve siyasi hakları sınırlı olsa da yeniden kamusal mücadeleye katıldı.
*Lula hapisten çıkar çıkmaz hükümlü statüsünde olmasına rağmen hızla Brezilya siyasetinin merkezine geri döndü. Nihayet 2021’de Brezilya Federal Yüksek Mahkemesi, Lula hakkında verilen mahkumiyet kararlarını usule ilişkin gerekçelerle iptal etti. Mahkeme, Curitiba mahkemesinin bu davalara bakma yetkisinin bulunmadığını belirtti. Ayrıca yargıç Moro’nun Lula’ya karşı tarafsız davranmadığı yönünde hüküm verildi. Bu kararla birlikte yıllarca süren yargılamaların zemini çöktü. Yargı böylece hem usul hem de tarafsızlık prensipleri üzerinden davanın temelini ortadan kaldırdı. Lula’nın siyasi hakları geri verildi ve 2022 seçimlerinde yeniden aday olmasının önü açıldı.
*Curitiba’daki özel görev gücü dağıtıldı, Sao Paulo ve Rio kolları işlevsizleşti, Moro ve Dallagnol’un yönlendirdiği yapıya ait çoğu yetki geri çekildi. Operasyonu yürüten savcıların bir kısmı görevlerinden ayrıldı veya başka noktalara kaydırıldı. Lava Jato yalnızca meşruiyetini kaybetmekle kalmadı, kurumsal olarak da sona erdi.
*2022 seçimlerinde Lula, ikinci turda seçimi kazandı. Bolsonaro’nun seçim yenilgisini resmen tanımakta gecikmesi, destekçileri arasında “seçimin çalındığı” algısını güçlendirdi ve bu durum Brezilya’nın yakın tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir mobilizasyonu tetikledi. Ülke genelinde yol kesmeler, kışla önlerinde aylarca süren protestolar ve “askeri müdahale” çağrıları ile Bolsonaro yanlısı kitleler demokratik düzeni zorlayan bir baskı unsuru haline geldi.
*Kazanılan bir seçime sahip çıkmak için Lula da destekçilerine sokağa çıkma çağrısında bulundu. Bu süreçte bazı aşırılıkçı grupların Lula’ya yönelik suikast planları yaptığı iddiaları kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Federal polis daha sonra bu iddialara ilişkin soruşturma açtı ve çeşitli silah depolarına yapılan baskınlarda paramiliter yapılara ait planlar ele geçirdiğini duyurdu.
*Lula başkan olarak atandı ve hükümetin devri, devlet kurumları tarafından teyit edildi. Bolsonaro’nun, seçimden sonra Lula’nın yemin törenine katılmayıp Florida’ya gitmesi, Brezilya’daki demokratik kriz açısından sembolik bir kopuş noktası oldu.
***
*Lava Jato’nun formatı sadece Brezilya’yı değil, bölgede benzer soruşturmaları tetikleyen bir şablon yarattı. Peru’da dört eski başkanın aynı şemada soruşturulması, Ekvador’da Correa dosyalarının benzer medya-yargı iş birlikleriyle yürütülmesi ve Guatemala’da CICIG’nin benzer biçimde siyasallaşarak çökertilmesi, Lava Jato’nun bölgesel bir “model” olarak kopyalandığı tartışmalarını hızlandırdı.
*Brezilya’nın 2010’ların ortasından itibaren yaşadığı dönemin sonuçları, siyasi rekabetin ötesine taşarak devlet kapasitesini, toplumsal güveni ve ekonomik bütünlüğü etkileyen geniş çaplı bir kırılma yarattı.
*Bu yalnızca Brezilya’ya özgü bir hikâye olarak görülmemeli. Hukukun bağımsızlığının çözülmesi devletin bütün yapısını zayıflatıyor ve en sonunda bedelini tüm ülke, hatta insanlık ödüyor. Bu nedenle Lava Jato döneminin bıraktığı miras, hukukun siyasal rekabetin silahı haline geldiği her yerde benzer bir çöküş ihtimalinin bulunduğunu hatırlatan evrensel bir ders sunuyor.
***
Kemal Büyükyüksel’in, “Hukuk Silaha Dönüşünce” incelemesi özetle böyle bitiyor. Brezilya örneğinin Türkiye’de neredeyse aynen yaşanması, evrensel dersin henüz ülkemizde alınmadığını gösteriyor ama süreç ekonomik ve sosyal çöküntüye sebep olduğu için ters tepecektir.

No comments:
Post a Comment