Wednesday, September 9, 2026

Gürsel Demirok ( Emekli diplomat) - 09 Eylul 2026 - Süreçte Toplum Psikolojisi Dikkate alınmalı

 

Süreçte Toplum Psikolojisi Dikkate Alınmalı

YAYINLAMA:
Süreçte Toplum Psikolojisi Dikkate Alınmalı

“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreç kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, TBMM’de 10 Ağustos’ta 467 oyla kabul edildi. “Çerçeve Yasa” olarak da adlandırılan düzenleme, o günden bu yana siyaset dünyasında ve toplumun farklı kesimlerinde tartışılıyor.

Ancak bu süreç yalnızca siyaset ve güvenlik açısından değil, toplum psikolojisi açısından da değerlendirilmeli.

Türkiye'nin uzun yıllardır kanayan yarası olan terör ve buna yönelik çözüm arayışları, toplumun farklı kesimlerinde derin duygusal izler bıraktı. Geçmişte yaşananlar, başarısızlıkla sonuçlanan çözüm girişimleri, şehitler, kayıplar ve çatışmalar toplumsal hafızada hâlâ canlı. Dolayısıyla bugün atılan her adım, beraberinde hem umutları hem de endişeleri getiriyor.

Kürt kökenli vatandaşların bir bölümünde “Bu kez başarılabilir mi?” umudu yaşanırken, geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları devlete karşı duyulan güvensizliği besliyor. Milliyetçi-muhafazakâr kesimlerde ise “Terör örgütüne taviz mi veriliyor?” endişesi öne çıkıyor. Özellikle Öcalan’ın adının sürecin içinde sıkça anılması, şehit aileleri ve toplumun önemli bir kesiminde hassasiyet yaratıyor.

İktidar seçmeninin önemli bir bölümü süreci terörün sona ermesi ve ülkede istikrarın güçlenmesi açısından değerlendirirken, başka kesimler bunun siyasi veya seçimlere yönelik bir stratejiye dönüşmesinden kaygı duyuyor.

Gençlerde ise farklı bir ruh hali var. Terörün en ağır dönemlerini doğrudan yaşamamış genç kuşak, yıllardır devam eden çatışma ve kutuplaşma dilinden yorulmuş durumda. Bir tarafta “Artık kan dursun” düşüncesi, diğer tarafta siyasete ve geçmiş deneyimlere duyulan güvensizlik var.

Asıl dikkat edilmesi gereken de budur.

Bu konudaki  siyaset yıllar boyunca korku ve umut duyguları harekete geçirilerek yapıldı. Ancak toplum artık yorgun. Üstelik ekonomik sorunların ve günlük yaşam mücadelesinin ağırlaştığı bir dönemde insanların siyasetin duygular üzerinden yürüttüğü hesaplara tahammülü de giderek azalıyor.

Türkiye, terörün yarattığı travmayı henüz bütünüyle iyileştirebilmiş değil. Yeni süreç bu yaraların sarılması için önemli bir fırsat olabilir. Ancak toplumun ruh halini ve hafızasını görmezden gelen bir siyaset dili yeni hayal kırıklıkları yaratabilir.

Çünkü bazen bir milletin iyileşmesi için yalnızca silahların değil; öfkenin, korkunun, çığlıkların ve yıllardır biriken acıların da susması gerekir.

“Terörsüz Türkiye” süreci bundan sonra toplumsal hafıza ve güvenlik öncelikleri gözetilerek, şeffaf ve hesap verebilir biçimde yürütülmeli. Kamuoyu bilgilendirilmeli, devletin kırmızı çizgileri açık ve net ortaya konulmalıdır.

Türkiye barışa ve huzura elbette layıktır. Ancak bu barış; adaletle, şiddeti dışlayarak ve toplumun bütün kesimlerinin güvenini kazanarak sağlanmalıdır.

No comments:

Post a Comment