Yayınlanma: 05 Eylül 2026
Bazı aklı evveller “Milletvekili dokunulmazlığı da neymiş? Herkes gibi milletvekillerinin de dokunulmazlığı olmamalı” diyor...
Yanılıyorlar tabii... Demokrasi ile yönetildiği iddia edilen ülkemizde, böyle saçma bir görüş kabul edilemez!
Eğer milletvekili dokunulmazlığı olmasaydı, Meclis’te ve miting meydanlarında muhalefetin sesini hiç duyamayacaktık!
Özellikle bizim gibi, demokrasinin tüm kurallarıyla işlemediği ülkelerde “Milletvekili dokunulmazlığı” şarttır. Başka türlü muhalefet yapmak, iktidarı eleştirip, yanlışlarını ortaya koymak mümkün değildir.
★★★
Örnek olarak YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i ele alalım...
Eğer “Milletvekili dokunulmazlığı” olmasaydı büyük bir ihtimalle tutuklanıp hapse atılırdı. Üzerinde çok ağır bir yargı baskısı var.
Dokunulmazlığı olduğu için hakkında herhangi bir işlem yapılamıyor ama dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis’e “fezleke üstüne fezleke” gönderiliyor.
Özel, Meclis Başkanlığı’na yollanan ve çeşitli suç iddiaları içeren 63 dosya ile “Fezleke rekortmeni” oldu.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş bu fezlekeleri gündeme alırsa, işte o zaman işler karışacak.
600 sandalyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde halen 8 eksikle 592 milletvekili var.
Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için salt çoğunluk, yani yarıdan bir fazla isteniyor.
Bu durumda 297 oy, dokunulmazlığın kaldırılması için yeterli...
AKP+MHP ve diğer ortaklarla Cumhur İttifakı’nın Meclis’te toplam 323 milletvekili var. Bu sayı, herhangi bir vekilin dokunulmazlığının kaldırılmasına fazlasıyla yetiyor!
★★★
Savcılıkların, Meclis Başkanlığı’na yolladıkları “63 ayrı soruşturma” için hazırlanan fezlekeler Özgür Özel’in tepesinde “Demokles’in Kılıcı” gibi sallanmaya devam edecek.
Gerçek demokratik bir ülkede milletvekili dokunulmazlığı, milletvekilliği görevi sona erinceye kadar devam eder, ancak görev dönemi bittikten sonra dava açılabilir. Bizde ise böyle bir uygulama yok.
İleriki aylarda iktidar isterse Özer Özel hakkındaki 63 fezlekeyi gündeme alınabilir. O zaman işler ciddi olarak karışır!
Bu ihtimali Özel ve arkadaşları da düşünüyor sanırım.
YENİ Parti’nin böyle bir duruma karşı (B) planı, hatta (C) planı yapması akılcı bir davranış olur!
Kılıçdaroğlu’nun dramı!
Haberi duyunca “Vah vah” dedim. O kadar üzüldüm ki, anlatamam...
CHP gibi Türkiye Cumhuriyeti’ne damgasını vuran asırlık bir partinin uzun yıllar genel başkanlığını yapmış bir siyasetçinin bu duruma düşmesi çok üzücüdür.
CHP’nin Butlan Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum... Bir koltuk uğruna değer miydi bunlar?
Hafta içinde İzmir’e giden Kılıçdaroğlu’nun programına CHP’li ilçe Belediye Başkanları’nın 6’sı katılmamış, iştirak eden sadece Buca Belediye Başkanı olmuş...
Bir balık restoranında bulunan bir vatandaş grubu Kılıçdaroğlu’nu görünce onu “YUHALAMAYA” başlamış...
Kılıçdaroğlu bu ağır protestonun karşısında hazin hazin gülümsemekle yetinmiş.
Merak edilen konu şu: Kılıçdaroğlu artık muhalefet yapmak bir yana, iktidarın değirmenine su taşımaktan başka bir şey yapamıyor. Bundan sonra siyasetten ne bekliyor acaba?
TEBESSÜM
Tehlikeli bölge...
Eski yıllardan bir öykü... Seçim öncesi partili bir aday, bizim Temel’in kılavuzluğunda Karadeniz’in sarp dağ yolunda ilerliyor... Tam derin bir uçurumun başlangıç noktasına gelindiğinde Temel, partili adayı şöyle uyarıyor:
“Aman beyum, sarp ve tehlikelu bir bölgeye gelduk. Çok dikkat edun... Zira puradan çok eşekler uçuruma yuvarlanıp parçalandu!”
GÜNÜN SÖZÜ
“Ben hiç aldanmam” diyen insan inanın ki, kendini aldatır!



No comments:
Post a Comment