Oktay Ekşi
Yusuf Tekin’e mektup
Sayın DİNİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Bey, size konuyu çok basitleştirerek, kolayca anlayabileceğiniz basit bir dille anlatmaya dikkat edeceğim.
Geçen gün 81 ilimizdeki bütün okullara, uygulanmak üzere “ramazan etkinlikleri” konulu bir genelge gönderdiniz. Bu genelgenin “eğitimin laikliği” ilkesine aykırı olduğunu ileri sürenlere, özellikle de 168 imzalı bir bildiri yayımlayan veli-aydın karması gruba çok kızdınız ve konuyu yargıya taşıyacağınızı ilan ettiniz. Önce sizi kutluyorum (!). Çünkü yargıyı sopa gibi kullanmayan bir siz kalmıştınız. Neyse ki daha fazla gecikmediniz.
Bunu demişken ilave edeyim. Kızdığınız belgenin tam metnini bulamadım ancak ne söylendiğini tahmin ediyorum. Sanki o belgede benim de imzam varmış gibi davranmanızı ve yargıya yapacağınız başvuruda şikâyetçi olarak yazacağınız kişilerin arasına benim ismimi de eklemenizi rica ediyorum.
Şimdi gelelim genelgenizle ilgili savunmanıza:
Diyorsunuz ki “Türkiye Yüzyılı Maarif (neden maarif de eğitim değil?) Modeli” dediğiniz acayip -ve maalesef gericimodel kapsamında “Milli ve manevi değerleri geliştirmeye yönelik eğitsel etkinlikler” yapılacaktır. Yapılması istenenler bu kapsamda kalsa kimse bir şey demez.
Ben sorayım:
Bu genelge bağlamında okullara -çocuklara- gönderilen üç kılavuzda ifade edildiği gibi “çocuklar evlerindeki iftara kimlerin katıldığını tek tek yazacaklar” mı? Bu anayasaya aykırı bir DAYATMA değil mi?
İstendiği gibi yaparlarsa öğrenciler kendi özel yaşamlarını hukuka aykırı şekilde okul idaresine açıklamış olmayacaklar mı?
Aynı şey, “öğrencilerin en sevdikleri ramazan yemeğinin tarifini öğrenip diğer arkadaşlarına (bir çerçevede?) vermeleri” için de geçerli değil mi?
“Öğrencinin ramazanda ailesiyle birlikte çektirdiği fotoğrafı okula getirip bu vesileyle çıkarılacak ramazan gazetesinde yayımlaması” yukarıda söylediğim gibi laik eğitim sistemine ve hukuka aykırı değil mi?
Bazı okullarda (örnek: Ankara Gazi Osman Paşa’daki Necla İlhan İpekçi Ortaokulu) velilere “birlikte iftar çağrısı” yapılması ve 300 TL gibi bir bedel ödenmesinin istenmesi, (daha doğrusu dayatılması) anayasanın ve Temel Eğitim Yasası’nın “laikliği” düzenleyen hükümlerine aykırı değil mi?
Sayın Bakan,
Bu genelgenin “Milli eğitim ve değer temelli gelişimi esas alan bütüncül bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine” dair sözleriniz “laik eğitime” karşı olan duruşunuz ve tarikatlarla imzaladığınız protokoller ışığında değerlendirildiği zaman bu genelgenin de ilkokullara mezar maketleri sokan, küçücük öğrencilere “yas tutma” ve onları sofu birer dindar olarak yetiştirme çabanızın yeni bir sonucu olduğu gerçeğini ortaya koymuyor mu? Sizin “bütüncellik” anlayışınız Atatürk ilkeleriyle değil de Afganistan’daki Taliban zihniyetiyle “bütüncellik”e daha yakın görünmüyor mu?
Sayın Bakan,
Bu yazdıklarım nedeniyle kabinedeki yerinizin herhangi bir şekilde tehlikeye düşmeyeceğine tüm samimiyetimle garanti vermek isterim. Nitekim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanlığı’na Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’yi, Adalet Bakanlığı’na İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i getirmesi laik Atatürk Cumhuriyeti’nin nereye götürülmek istendiğini gözler önüne serdi.
Siz müsterih olunuz.
No comments:
Post a Comment