Sunday, February 22, 2026

Gürsel Demirok (Emekli diplomat) - 20 Şubat 2026 - FGilistin BM'de başkanlığa talip

 

Filistin BM’de başkanlığa talip

Gürsel Demirok

Birleşmiş Milletler (BM), İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkan büyük devletlerin liderliğinde oluşturulan bir dünya teşkilatı. 

20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşların ve barışa yönelik tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştu. BM’nin kurucu antlaşması niteliğindeki BM Şartı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 50 ülke tarafından 26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco’da imzalandı. Daha sonra Polonya’nın da Şart’ı imzalamasıyla, kurucu üye devletlerin sayısı 51’e yükseldi. Üye devlet sayısı bugün 193.

BM Teşkilatı, BM Şartı’nda öngörüldüğü üzere, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) beş daimi üyesi dâhil üye devletlerin çoğunluğunun Şart’ın onay işlemlerini tamamlamalarıyla, 24 Ekim 1945 tarihinde resmen faaliyete geçti. Bu tarihten beri, 24 Ekim her yıl “BM Günü” olarak kutlanmakta. Birleşmiş Milletler’in ana organları Genel Kurul, Güvenlik Konseyi (BMGK), Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK), Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve BM Sekretaryası.

BM’nin üç temel sütunu, barış ve güvenlik, kalkınma ve insan hakları. BM’nin ana organları bu doğrultuda görev ve sorumluluklarını daha etkili şekilde yerine getirme çabasındalar. Bu organlarda dönemsel olarak koltuk sahibi olmak amacıyla devletler yoğun diplomatik mücadele içindedirler. Koltuk sahibi olmak BM içinde devletlere ayrı bir ağırlık ve prestij sağlar.

Güvenlik Konseyi’nin ağırlıklı yetkilere sahip daimi üyeleri, ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa. Türkiye dahil pek çok ülke daimi üyeliği eleştiri konusu yapmakta. Cumhurbaşkanımız bu nedenle her vesileyle “Dünya beşten büyük” demekte. 

Türkiye, BM sisteminin her boyutunda etkin ve yapıcı rol oynayan bir ülke. Ülkemiz, evvelce 1951-1952, 1954-1955, 1961 ve 2009-2010 yıllarında BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde, uluslararası barış, güvenlik, istikrar ve refahın sağlanması yönünde etkili ve yapıcı katkılarda bulundu; BM Güvenlik Konseyi’nin aktif, sorumlu ve güvenilir bir üyesi olarak ön plana çıktı. Ülkemiz, 2037-2038 dönemi için yeniden BMGK geçici üyeliğine adaylığını açıkladı.

Ülkemizin BM’deki rolünün somut bir göstergesi olarak, eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır BM 75. Genel Kurul Başkanlığına seçildi ve bu görevi 14 Eylül 2020-14 Eylül 2021 tarihleri arasında başarıyla yürüttü. Genel Kurul Başkanlığı, BM Teşkilatında seçimle işbaşına gelen en üst düzeyli görevdir;  Bozkır BM’nin 75 yıllık tarihinde bu görevi üstlenen ilk Türk vatandaşı oldu.

Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğimizde görevli olduğum yıllarda (1974-1977) ben de Birleşmiş Milletler 32. Genel Kurul döneminde, Genel Kurul’un dekolonizasyon (sömürgecilikle mücadele) ile ilgilenen 4. Komitesi’nin Raportörlüğüne seçilmiş, Komite’nin bu konudaki raporunu BM Genel Kuruluna  sunmuştum. Bu görev meslek yaşamımda unutamadığım ve gururla andığım anılarımdan biridir. (Aşağıdaki fotoğraf)

 O yılların sömürgeleri, bugünün bağımsız devletleri. O yıllarda Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün tek devlet olarak egemen ve bağımsız birleşmesi için mücadele eden Filistinliler ise bugün de aynı hedef için mücadele etmekte. Birleşmiş Milletler’in yaklaşık 160 üyesi Filistin Devleti’ni tanımakta. Türkiye, Filistin’i ilk tanıyan ülkelerden biri.

Uluslararası alanda BM’nin kurulduğu 1945 yılından günümüze dek yaşanan gelişmeler, Teşkilat’ın çeşitli alanlarda reformunu da zorunlu hale getirmekte. Türkiye BM’nin tüm insanlığın umudu olma niteliğini sürdürmesi gerektiği inancıyla, BM sisteminin daha iyi işlemesine yönelik atılan adımları desteklemekte ve bu alanlarda çalışmalara aktif katkı sağlamakta.

Öte yandan, üye devletlerin BM’in organlarında koltuk sahibi olmak amacıyla sürdürdükleri diplomatik mücadele ve diplomatik girişimler devam ederken bu yıl dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Filistin’in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur (manşet fotoğrafı), 81. dönemde BM Genel Kurul Başkanlığı için adaylığını koydu. Daimi Temsilci biyografisini 6  Şubat’ta BM Genel Kurul Başkanlık Ofisi’ne sundu. Mektupta, adaylığın Arap ülkeleri zirvesinde onaylandığı vurgulandı. BM Genel Kurulu Başkanlık Ofisi’nin bu mektupla ilgili yapacağı işlem bekleniyor.

Birleşmiş Milletler’deki 22 üyelik Arap Grubu’nun, Arap ülkelerinin de yer aldığı  Asya-Pasifik Grubu ve BM’deki diğer gruplar nezdinde bir yıldır Mansur’un adaylığının desteklenmesi yönünde girişimlerde bulunduğu anlaşılıyor. 193 üyeli BM Genel Kurulu, her yıl bölgesel rotasyon esasına göre Genel Kurul Başkanını seçiyor. Bu yıl sıra Asya-Pasifik Grubu’nda.

Üye devletler şu aşamada BM Genel Kurulu’nda nasıl tutum takınacaklarını değerlendiriyor olmalılar. Sıkıntı, Filistin’in BM’de “Daimi Gözlemci Devlet” statüsüne sahip olması. Bu statü ile Filistin Daimi Temsilcisi’nin BM Genel Kurul Başkanlığına aday olup olamayacağı tartışmaya açık bir konu.

Filistin’in Birleşmiş Milletler’de mevcut durumuna ilişkin Nisan 2024’te BM’de yayınlanan bir bültende şu bilgiler yer alıyordu:

“Şu anda Filistin, BM’de “Daimi Gözlemci Devlet” statüsüne sahip olup, Güvenlik Konseyi’nden Genel Kurul’a ve altı ana komitesine kadar örgütün tüm faaliyetlerine katılabilmekte; ancak taslak kararlar ve kararlar üzerinde oy kullanamamaktadır.

Ancak, bazı diğer katılımlar Daimi Gözlemciler için yasaktır. Bu durum, Filistin’in 77 Gelişmekte Olan Ülke ve Çin Grubu’nun (G77) başkanlığını yaptığı 2019 yılı için geçici olarak Filistin’e ek haklar tanıyan bir Genel Kurul kararıyla açıkça belirtilmiştir: Teklif ve değişiklik sunma ve bunları sunma, cevap hakkını kullanma ve usule ilişkin önergeler sunma, usule ilişkin itirazlarda bulunma ve tekliflerin oylamaya sunulmasını talep etme hakkı. Filistin’e geçici olarak tanınan bu haklar 2020 yılı itibarıyla sona ermiştir.

2 Nisan 2024’te Filistin, BM Genel Sekreteri’ne, 2011’de sunulan Filistin’in BM üyeliğine kabul başvurusunun yeniden değerlendirilmesini talep eden bir mektup gönderdi. Talebin alınmasının ardından BM Genel Sekreteri, konuyu Güvenlik Konseyi’ne iletti ve Konsey 8 Nisan’da açık bir toplantıda konuyu ele aldı.

Bu süreç, Filistin Devlet Başkanı’nın BM üyeliği başvurusunu içeren mektubu BM Genel Sekreteri’ne gönderdiği ve Genel Sekreter’in de başvuruyu derhal Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul’a ilettiği Eylül 2011’deki olayların devamıdır. Konsey’in geçici usul kurallarına uygun olarak, Güvenlik Konseyi konuyu Yeni Üyelerin Kabulü Komitesi’ne havale etti ve üyeler talebi onaylama konusunda görüş alışverişinde bulundular ancak oybirliği sağlanamadı.”

Filistin’in yıllardır BM’deki statüsünü güçlendirme mücadelesi içinde olduğu görülüyor. Son girişim de bu çerçevede değerlendirilebilir. Haklı bir mücadele içinde olan Filistinlilerin seslerini en etkin şekilde duyurma çabaları nasıl yargılanabilir, yadırganabilir?

Nitekim, BM Genel Kurulu 29 Kasım 2012’de 138 lehte, 9 aleyhte (ABD, İsrail, Kanada…), 41 çekimser oyla Filistin’i “Üye Olmayan Daimi Gözlemci Devlet” olarak tanımaya karar vermişti. O tarihe kadar Filistin, BM Genel Kurulu’nda gözlemci statüsüne sahipti, ancak devlet statüsünde değildi. 

Daimi Gözlemci Devlet olarak Filistin’in bayrağı New York’taki BM Genel Sekreterliği binasının dışında dalgalanmaktadır; ancak bu bayrak BM üye devletlerinin bayraklarından biraz ayrı konumda yer almakta ve alfabetik sıralamada bulunmamakta.

Daimi Gözlemci Devlet Filistin’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanlığına adaylığını açıklamasının BM’de yeni bir tartışmaya yol açması bekleniyor. Filistin’in Birleşmiş Milletler’deki statüsünün, konumunun Genel Kurul Başkanlığı için yeterli olup olmadığı  bu çerçevede tartışılacak. 

Özellikle ABD ve İsrail’in bu adaylığa büyük tepki gösterecekleri kuşkusuz. Nitekim İsrail’in BM’deki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Danny Danon, Filistin Daimi Temsilcisi’nin BM Genel Kurul Başkanlığına aday gösterilmesini sert bir dille eleştirdi. Arka kapı diplomasisi ile Filistin Otoritesi’nin BM’deki konumunun yükseltilmeye çalışıldığını belirtti. BM amaçlarına aykırı bu talebin, Genel Kurulu İsrail karşıtı bir platforma çevirme ve BM’yi yıpratma  girişimi olarak niteledi.

ABD’den de önümüzdeki süreçte benzer tepkilerin gelmesi beklenmeli. BM’ye sert eleştirilerde bulunan Başkan Trump’ın örgüte yönelik tehdit ve eleştirilerini daha artırması muhtemel. Gözlemci bir devletin BM Genel Kurul Başkanlığına adaylığı Avrupa ülkelerini de rahatsız ettiği kuşkusuz. 

Bu iki ülkenin tepkisi ve Avrupa’nın rahatsızlığı, Genel Kurul’un bu konuda karar almasını ne ölçüde etkiler şu an belirsiz. Asya ülkelerinin yanı sıra, haklı Filistin davasını her forumda savunan Türkiye dahil İslam ülkelerinin, Afrika ülkelerinin bu adaylığı desteklemeleri güçlü bir  ihtimal. 2012’deki oylamada ABD ve İsrail ile birlikte hareket ederek aleyhte oy veren Mikronezya, Marshall Adaları, Nauru, Panama, Palau gibi ülkelerin bu kez de benzer tutumda olacakları söylenebilir. 2012’de aleyhte oy veren Kanada ve Çek Cumhuriyeti’nin bu kez diğer Batılı ülkelerle birlikte çekimser oy vermeleri beklenebilir. Rusya ve Çin’in bu konuda takınacakları tutum ise ilgi çekici olacak. 

Oylama sonucu Filistin Daimi Temsilcisi’nin Genel Kurul Başkanlığına seçilmesi BM tarihinde bir ilk olacak ve BM’in konumu, prestiji konusunda yeni tartışmalara yol açacak.

Bekleyip görelim…

No comments:

Post a Comment