Wednesday, January 14, 2026

Gürsel Demirok ( Emekli diplomat) - İran uluslararası gündemde - Yayınlanma: 14 Ocak 2026 Çarşamba 09:37

 Gürsel  Demirok ( Emekli diplomat) 

İran uluslararası gündemde



ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin geri plana itilip, İran'daki gelişmelerin uluslararası gündemde ön plana çıkarıldığı görülüyor. İran’da 28 Aralık'tan bu yana süren rejim karşıtı gösterilerde bilanço her geçen gün daha da ağırlaşıyor. 180 kentte toplam 512 noktada devam eden eylemlerde ölü sayısının 538'e yükseldiği, 10 bin 600'den fazla kişinin de gözaltına alındığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Tahran yönetimi 'nin nükleer müzakereler konusunda kendisini aradığını belirtip “Onlarla görüşebiliriz, görüşmeden önce harekete geçmemiz gerekebilir" ifadesini kullanarak askeri müdahale sinyali verdiği ve elindeki güçlü seçeneklerden söz ettiği öne çıkarılıyor.

İran Cumhurbaşkanı Pezeshkian' ın ise, "Müesses nizam halkı dinlemeye hazır." diyerek İranlılara “yağmacılar ve teröristlerden uzak durma” çağrısında bulunduğu, “Yabancı güçlerle bağlantılı teröristler masum insanları öldürüyor, camileri yakıyor ve kamu mallarına saldırıyor” şeklindeki açıklamalarına işaret ediliyor.

İran Genel Başsavcısı Muhammed Muvahhidi Azad’ın da göstericileri hedef alarak, gösteri yapanların “Allah düşmanı” olarak sayılabileceğini ve suçlanabileceğini söylediği ifade ediliyor... İran devlet televizyonu protestoculara yardım edenlerin bile bu suçla yargılanabileceğini söylemiş.

İran'ın her eyaletine yayılan protestolar şiddetlenirken Tahran yönetiminin göstericilere karşı İran Devrim Muhafızlarıyla güç kullanmanın yanında interneti kesme gibi hamleler de yaptığı gözleniyor.

Öte yandan, uzmanlar, geçmiş yıllarda da protestoların gerçekleştiği, ancak bu yılki protestoların ölçeğinin daha önce görülmemiş düzeyde olduğu görüşünde. Mitinglerin sadece İran'ın büyük şehirlerinde düzenlenmediğini, "birçok insanın adını hiç duymadığı" küçük kasabalara da yayıldığı söyleniyor. Örneğin, 2022 hareketi kadın meselesiyle başlamıştı.

Ancak diğer şikayetler de bu harekete yansımıştı. Aralık 2025'te ise protestoların ekonomik gibi görünen meselelerle başladığı ve çok kısa süre içinde ortak mesajlar taşımaya başladığına dikkat çekiliyor. Protestoların ülkenin batısındaki en yoksul bölgelere de yayıldığına işaret ediliyor.

Sokaklarda yürüyenlerin “Diktatöre ölüm!" sloganları attıkları, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ve başında bulunduğu rejimin önde gelen isimlerinin görevden alınmasını talep ettikleri uluslararası medyaya yansıyor.

2022 protestolarının lidersiz gibi göründüğünü ve bu yüzden kısa sürede söndüğünü hatırlatanlar, mevcut gösterilerde ise bazıları 1979'da devrilen ülkenin devrik şahının oğlu olan sürgündeki Rıza Pehlevi gibi, yürüyüşleri uzaktan şekillendirmeye ya da yönetmeye çalışan isimlerin var olduğuna dikkat çekiyorlar.

"Bu, protestoların neden daha uzun süre devam ettiğini kısmen açıklayabilir. Mevcut protestolarda Pehlevilerin geri dönüşünü talep eden sloganlar, her zamankinden daha fazla duyuluyor." deniliyor.

Pehlevi'nin ABD'de sürgündeyken kendisini İran Şahı ilan ettiği; halka sokaklarda slogan atmaları için yaptığı çağrılar pek çok kişi tarafından paylaşıldığı; Tahran gibi şehirlerde yakın zamanda düzenlenen protesto gösterilerinin boyutu, Pehlevi'nin çağrısının ne kadar etkili olduğunu kanıtlar nitelikte olduğu söyleniyor.

Uzmanlar, tanınmış bir muhalif figürün varlığının bazı protestocular için, hükümetin düşmesi halinde akla yatkın bir alternatifin olduğu düşüncesini pekiştirdiğini ifade ediyorlar. Bazıları ise Pehlevi'ye verilen her türlü desteğin monarşinin geri gelmesini istemek anlamına gelmediğini öne sürüyorlar. Onlara göre bu destek daha ziyade, özellikle de ülke içinde görünür, seküler muhalefet figürlerinin yokluğunda, ruhban yönetimine karşı herhangi bir alternatif olmadığı için çaresizliğin bir ifadesi.

Bu yılki gösteriler, önceki protestolardan farklı olarak Beyaz Saray'ın desteğini almış görünüyor. ABD Başkanı Donald Trump, protestocuları desteklemek için hükümet mevzilerine saldırma tehdidinde bulundu.

İran ise son gösterilerin "İran'ın düşmanları" tarafından manipüle edildiği görüşünde. Ancak İran için sorun, ülkenin son yıllarda, geçmişte sahip olduğundan daha az dostu olması. İranlı kilit müttefiklerini kaybetti. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad devrildi. Lübnan'da Hizbullah, İsrail'in askerî harekâtı nedeniyle önemli ölçüde zayıfladı.2022’deki gösteriden farklı olarak İran'da bu yılki protestolar, İsrail ile 12 gün süren savaşın ve ardından ABD ve İsrail'in ülkeye yönelik saldırılarının hemen ardından şekillendi.

Bu olayların yönetim için halk arasında bir tür dayanışma ve kaynaşma yaratma fırsatı yaratmış olsa da hükümetin bunu değerlendiremediği düşünülüyor.

Bazı uzmanlar da geçtiğimiz yıl orduya vurulan ağır darbenin, Devrim Muhafızları'nın İranlıların gözünde ülkenin ana askeri kurumu olarak sahip olduğu prestiji sarstığını öne sürüyor. 2022’deki gösterilerin ruhuna dayanarak, mevcut protestolarda kalıcı bir eylem değişikliği görüyorlar.

Anımsanacağı üzere son olarak Haziran ayında ABD, Trump’ın emriyle İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenlemişti. Amerikalı yetkililer daha sonra, saldırıların Tahran'ın nükleer silah üretme olasılığını önemli ölçüde azalttığını iddia etmişti. Bu iddiayı reddeden İran misilleme olarak Katar’daki önemli bir ABD askeri üssüne füze saldırısı düzenlemişti.

Öte yandan, ABD’nin yanı sıra, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Farsça yayın yapan sosyal medya hesabından İran'daki protestoculara destek mahiyetindeki paylaşımları da dikkat çekiyor. Bu paylaşımlarda,

-İran halkının gerçeklikten kopmuş, umutsuz hükümetten korkmadığı, hükümetin halkın gücü karşısında titrediği,

-İran halkının Hamas, Hizbullah ve Husilere para akıtan ve nükleer emelleri uğruna ekonomiye mahveden hükümeti istemediği, halkın bundan iyisi hak ettiği,

– Protestolar sırasında bir odada saklanan İran’ın üst düzey yöneticileri için yıkım takviminin işlemeye başladığı,

-Önceki İran bayrağında yer alan aslan ve güneş figürüne atıfla, İran aslanlarının ve dişi aslanlarının karanlığa karşı mücadele için yükselişi ile ışığın karanlığa karşı galip geleceği,

-İran halkının sesinin tüm dünyada duyulduğu,

İfadelerine yer verildi. Bu paylaşımlardan İsrail’in İran’a yönelik niyet ve hedefi açıkça görülüyor

Başta ABD, bölge dışı güçlerin bölgemize yakın ilgilerinin temelinde bölgenin onlar için stratejik önemi ve İsrail'in güvenliği yatıyor. Ancak dış aktörlerin bölgeye yönelik izledikleri politika Türkiye’nin beklentilerini karşılamıyor. Onların bölgemize yönelik stratejik hedefleri, çıkarları, teröre bakış açıları Türkiye’nin milli çıkarlarına ters düşüyor.

ABD ve Batılı ülkeler için “kirli işler” üstlendiği Almanya Başbakanı Merz tarafından ifade edilen İsrail’in arzusu, hedefi belli. Batı ile iyi ilişkiler içinde olacak, “söz dinleyecek”, “yerli yersiz kafa tutmayacak”, İsrail'e tehdit oluşturmayacak, Batı’nın, ekonomik ve stratejik çıkarlarını gözetecek, “akıllı, uslu” bir İran istiyorlar, hedefliyorlar.

Bu arzu, hedef nasıl gerçekleşebilir? Askeri müdahale pek mümkün görünmüyor. İran “kolay lokma” değil. Askeri müdahale yolu ile rejim değişikliğine zorlanabilecek bir ülke değil. Buna karşılık, halkın ekonomik, sosyal sıkıntılarını, sorunlarını istismar ederek, insanların sokağa dökülmelerini teşvik etmek daha tercih edilebilir bir seçenek olarak görülüyor. Son protestolar bu çerçevede değerlendirilebilir mi? Protestolar genişleyerek, yaygınlaşarak bir rejim değişikliğine dönüşebilir mi?

İran'da yaşanan krizin geçici ve konjonktürel bir dalgalanma olmadığı görülüyor. Uzun süredir birikmekte olan yapısal sorunların eş zamanlı biçimde görünür duruma geldiği çok katmanlı bir kırılma sürecine işaret ediyor. Rejim kısa vadede güvenlik aygıtı ve baskı kapasitesi sayesinde varlığını sürdürülebilir görünse de bu durum devletin yönetme kapasitesine aynı ölçüde koruduğu anlamına gelmiyor. Ekonomik kriz, toplumsal çöküş ve etnik-bölgesel taleplerin eş zamanlı yükselişi, İran'ın orta ve uzun vadede istikrarsızlığa sürüklenme riskini artırıyor.

Öte yandan, İran'dan gelişmelerden birinci derecede etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye. Bu itibarla gelişmelerin Ankara tarafından yakından izlenerek değerlendirildiği kuşkusuz. Gelişmelerin ülkemize güvenlik, siyasi, ekonomik, göç başta çeşitli açılardan olası etkileri değerlendiriliyor olmalı.

Yazımı, Yıllar önce İran'ı baştan sona gezdiğini ifade eden bir yurttaşımızın dikkat çekici bir paylaşımı ile noktalayalım: "İranlı bir Azeri Türk bize biraz kırgın ses tonuyla 'Mustafa Kemal'in kıymetini bilin' kaç yıl geçti, bu sözü hiç unutmadım." dedi.

Yurttaşımızım unutamadığı bu sözü İranlılardan o kadar çok duyuyoruz ki.

Kaynak: İran uluslararası gündemde

No comments:

Post a Comment