Bürokrasi partisi!
Amerikan Büyükelçiliği, 4 Temmuz Kuruluş Yıl dönümü Resepsiyonunu NATO zirvesine denk geldiği için Eylül’e ertelemişti.
O resepsiyon dün yapıldı. Son resepsiyonda Türkiye’yi bir bakan yardımcısı temsil etmişti. Bu da o günlerde Türkiye-ABD ilişkilerinin biraz gergin olduğunu gösteriyordu.
Bu resepsiyonda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek vardı.
Bu vesileyle ABD’nin dolar milyarderi Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı da Ankara’da görme şansı bulduk. Kendisine bir de ABD Kongre üyesi eşlik ediyordu.
Demek ki Türk-Amerikan ilişkileri son 4 Temmuz resepsiyonundan bu yana hayli ilerleme kaydetmiş.
Resepsiyonda daha önce hiç görmediğim uygulamalar vardı. Öncelikle akşam değil öğlen vakti olması şaşırtıcıydı. 35 derece sıcağın altında herkes çadırların gölgesine sığınmak zorunda kaldı.
Büyükelçi Barrack ziyaretçileri kapıda karşılamak yerine misafir gibi doğrudan Mehmet Şimşek’le resepsiyona katılmayı tercih etmişti.
Konuşmaların yapıldığı kürsünün önüne “VIP locası” eklenmişti. Ayrıca masa ve sandalyeler konularak üzerine “protokol” yazılmıştı. 32 yıl önce diplomasi muhabirliğine başlamış ve en az 20 defa ABD milli gün resepsiyonuna katılmış biri olarak bu tür uygulamaları ilk defa gördüm.
Sanırım Büyükelçi protokol ve VIP uygulamalarının yaygın olduğu Ortadoğu ülkelerinden fazla etkilenmiş ve kendisiyle katılımcılar arasına bir mesafe koymaya çalışmıştı.
***
Resepsiyonda sohbet ettiğimiz insanların hepsinin gündeminde Üsküdar Belediyesi’ne yapılanlar vardı. Herkes bu işin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uzanıp uzanmayacağını, uzanırsa ne anlama geleceğini soruyordu.
Ne üzücü değil mi?
Ülkemizin haline bakın.
İktidarımız, demokratik kurumların yönetimlerini demokratik olmayan yöntemlerle değiştirmeyi öyle bir alışkanlık hale getirdi ki bütün diplomatik misyonlar bunu konuşur hale gelmiş. Bir başka gündem maddesiyse Gökçek’in, Davutoğlu’nun, iktidara yakın gazetecilerin soruşturmalara tabi tutulmasıydı. Herkes, “neden” ve “neden şimdi” sorularını sorup duruyordu.
***
Bu soruyu bu kadar çok duyunca ben de geçmişte önemli görevlerde bulunmuş AK Partiliye sordum. Artık “siyasi sistemin” dışında biri olarak emekli hayatı yaşadığını söyledi. Ancak AK Parti içinde o kadar bulunup önemli görevler yapmış, hâlâ da sistem içinde bulunan birinin bu konularda benden daha bilgili olduğuna inandığım için ısrarcı davrandım.
Şöyle bir cümle kurdu:
“Bürokratik bir elit oluştu. Bir çeşit bürokrasi partisi. Şu anda onlar iktidarda ve siyaseti dışlıyorlar. Bundan AK Parti de nasibini alıyor. Her işi kendi mekanizmalarıyla ve yöntemleriyle çözmeye çalışıyorlar. Farkında değiller, AK Parti’ye de Cumhurbaşkanımıza da büyük zarar veriyorlar.”
Sanırım geçmişte AK Parti içinde çok güç ve yetki sahibi olsalar da bugünlerde onlar da artık o bürokratik eliti aşamıyorlar.
Bu tespiti başka AK Partililerden de duymuştum.
Biri şunu söylemişti:
“Eskiden bürokratlar Cumhurbaşkanı’na ulaşmak için siyasilerden destek isterdi. Şimdi siyasiler de Cumhurbaşkanı’na ulaşmak için bürokrasiden destek istiyor.”
Bazı AK Partililerin kaygısı daha ciddi. Onlar, bürokrasinin önlerine çıkara sadece muhalefetle değil AK Partililerle de uğraştığını düşünüyorlar.
Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım, Melih Gökçek gibi isimlerin bu minvalde gündeme geldiğini düşünüyorlar ve yakında Metin Külünk, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Abdullah Gül gibi isimlerin de benzer şekilde gündeme gelmesi halinde şaşırmayacaklarını söylüyorlar.
***
Siyaseti bilenler, Üsküdar’da olanlar başta olmak üzere milletin iradesine yönelik her türlü olumsuz adımın seçimlerde ters tepeceğini iyi biliyorlar.
Bu görüşümü paylaştığım AK Partili, bürokratların bir sonraki seçim konusunda bir kaygısı ya da düşüncesi olmadığına dikkat çekti.
Ben parti yöneticilerinin bunun farkında olup olmadığını sordum.
O olmadığını düşündüğünü söyledi.
Sohbetimiz benim için yeni bir pencere açmıştı.
Gerçekten de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, ülkemizde yeni bir iktidar partisi yarattı: Bürokrasi Partisi
Devleti şimdi o parti yönetiyor ve süreç iktidar partisi de dahil olmak üzere bütün siyasi partileri zayıflatıyor.
Başta AK Parti yöneticileri olmak üzere bütün siyasetçilerin şapkalarını önlerine koyup bu konuyu düşünmelerinde fayda var.

No comments:
Post a Comment