Yürek yaralayıcı olaylardan başımızı kaldıramıyoruz.

Geçen hafta İstanbul’da meydana gelen bir skandal, gazetelerde fazla yer almadı.

Türkiye’nin gündemi öylesine yoğun, öylesine karışık ki, hangisini ele alacağımızı şaşırdık.

Teröristlere af getiren Çerçeve Yasa...

İmralı Mahkûmu Abdullah Öcalan’a sağlanan özel statü...

İmamoğlu davalarında yaşanan hukuksuzluklar...

Şehit aileleri ve gazilerimizin yüreklerimizi sızlatan dramı...

Ekonomideki tükeniş ve çöküş...

İnsafsızca artan fiyatlar...

Açlık sınırında yaşayan insanlarımızın çektikleri derken, o rezil skandal büyük oranda gözlerden kaçtı.

İstanbul’da 11-17 Ağustos günlerinde düzenlenen 22’nci Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Kıbrıslı Rumlar davet edildi fakat “Kıbrıs Türk’ü” yok sayıldı.

Kıbrıslı soydaşlarımıza lâyık görülen bu çirkin davranış, inanın ki büyük nefretle karşılandı “Tam bir saygısızlık”, hatta “Utanmazlık” olarak nitelendirildi.

Sen kalk Rumları Kıbrıs’ın temsilcisi say, Kıbrıslı Türk kardeşlerimizi dışlayıp bir kenara at...

Skandalı duyunca yürekten yaralandım!

Bu kadar da olmaz ki!

Biz Kıbrıs’ta soydaşlarımız için boşuna mı kan döktük?

★★★

Kadim okurlarımdan E. Albay Tahsin Ataizi telefonda üzüntülerini anlatırken âdeta ağlamaklı bir haldeydi. Sesi titriyor, “O haberi duyunca kahroldum. Ne hallere düşürdüler bizi?” diyordu.

İstanbul’da bir olimpiyat düzenliyorsunuz, dünya ülkeleriyle birlikte Kıbrıslı Rumları da çağırıyorsunuz ama Kıbrıslı Türk kardeşlerimizi davet etmiyorsunuz...

Kaynak olarak ekle

İçimizde kırgınlık, kızgınlık, öfke yanardağ gibi patlıyor.

Kıbrıs Türk’ünü yok saymak kimin haddine?

“Kıbrıs Yavru Vatan” diye boşuna mı savaştık, kan döktük, şehit verdik?

Biz Türk ulusu olarak sevgimizi, birliğimizi, beraberliğimizi kaybetmeye mi başladık yoksa?

★★★

Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı, özel ve kamu kuruluşlarının desteklediği uluslararası bir toplantıda meydana gelen bu skandal olmamalı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi varlığı yok sayılmamalıydı.

Eğer Kıbrıslı Türkler yok saylıyorsa, o zaman biz neden ev sahipliği yaptık? Yüzümüz kızarmadı mı, utanmadık mı?

Ağlanacak bir olay bu! Yazıklar olsun!

Nasıl oy isteyecekler?

Teröristlere af getiren “Çerçeve Yasa” tartışmaları bitmedi.

Teröristler seviniyor, şehit aileleri ve gaziler mahzun!Hiç olmazsa “Özlük hakları” düzeltilse... Binbir sıkıntıyla yaşamaktan biraz da olsa kurtulma imkânı bulsalar... O da olmuyor! Haftalardır hak aramak için eylem yaptıkları Ankara’da hiçbir yetkili onların yüzüne bakmıyor, tam tersine üzerlerine polis yolluyorlar!

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, “Çerçeve Yasa”ya “evet” diyen parlamenterleri eleştirirken (sanıyorum daha çok MHP’lileri kastederek) şunları söyledi:

“2023 seçimlerinden önce Altay’dan Tuna’ya diye yola çıktınız. Seçim bitince İmralı’dan Kandil’e vardınız. Bundan sonraki seçimde halktan nasıl oy isteyeceğinizi göreceğiz. Bundan sonra oyu da serbest bıraktığınız PKK’lı teröristlerden alırsınız!”

Tebessüm

“Geceleri asla!”

Siyasi bir partiye mensup çirkin bir adam, mahallenin en güzel kızına talip olmuş ama kız onu reddederek yakışıklı bir gençle evlenmiş.

Aradan yıllar geçmiş, o çirkin adamın politikada yıldızı parlamış, partinin lideri haline gelerek ülke yönetiminde söz sahibi olmuş.

Durumu bilen arkadaşları kıza“Senin çirkin diye reddettiğin adam ülkenin önemli bir siyasetçisi oldu. Şimdi pişman mısın?” diye sormuşlar. Kız:

“Eh” demiş “Gündüzleri bazen pişman oluyorum ama geceleri asla!

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanlığın en büyük düşmanı insanın kendisidir!