Ankara gaza gelmeyecek işine bakacak!
Son günlerin en sıcak konusu İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Havaalanı bombalamasıyla başlayan Türkiye-İsrail krizi. Bugün gerilimi tırmandıran bu krizin geniş bir analizini yapmak istiyorum.
Haydi başlayalım:
1) İlk bölüm saldırıyla ilgili önemli üç detay:
- İsrail, Beşar Esad devrildiğinden bu yana sadece Esad döneminden kalan unsurlara saldırıyordu. Bu defa doğrudan El Şara yönetiminin otoritesini hedef seçti.
- İsrail hep güney Suriye’yi hedef alıyordu. İlk defa kendi sınırlarından 300 km uzakta, Türkiye sınırına 50 km mesafede bir hedefi vurdu.
- İsrail genellikle başka bir ülkeye hava saldırısı düzenlediğinde “never accept nor deny (ne doğrularım ne de reddederim)” politikası izlerdi. Bu defa saldırıyı Başbakanlık seviyesinde üstlendi. Bununla da yetinmeyip saldırının Türkiye’ye karşı atılmış bir adım olduğunu açıkladı.
***
2) İkinci bölüm önemli somut gerçekler:
- Şam ve Ankara arasında Ağustos 2025’te imzalanan bir askeri iş birliği anlaşması var. Ankara bu anlaşma çerçevesinde Suriye’ye silah sistemleri, lojistik ekipman ve eğitim sağlamayı taahhüt etti. Anlaşma Ebu Zuhur da dahil Suriye’deki bazı askeri alanların rehabilitasyonuna desteği de içeriyor.
- Ebu Zuhur, Türkiye sınırına yaklaşık 50 km uzaklıkta, İdlib, Hama ve Halep’in kesişim noktasında bulunuyor. 16 kilometrekarelik alanıyla Kuzey Suriye’deki ikinci büyük hava üssüdür. Ebu Zuhur’daki rehabilitasyon çalışmaları, Suriye Hava Kuvvetlerinin canlandırılması için atılmış ilk adımlardan biri olarak görülüyor. İsrail, Suriye Hava Kuvvetleri’nin gelişmesini, hele hele Türkiye’nin desteğiyle gelişmesini, İsrail’in Suriye hava sahasındaki operasyon imkanlarını zayıflatacak, hatta ortadan kaldıracak hayati bir gelişme olarak görüyor.
- İsrail, Türkiye’yle Suriye arasındaki bu iş birliğinin ardından, kuzeyde zaten askeri varlığı bulunan Türkiye’nin Rusya’dan dolan boşluğu da dolduracağından endişe ediyor.
- Bütün bu gelişmeler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın olası Şam ziyareti öncesinde yaşanıyor. İsrail, Erdoğan’ın Suriye ziyaretini dönüm noktası olarak görüyor ve ziyaret öncesinde gerilimi bilinçli artırıyor.
***
3) Üçüncü olarak yaşanan gelişmelere kronolojik olarak bakalım:
14 Ağustos 2026- Mossad Başkanı Roman Gofman, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yle telefon görüşmesi yaptı. Gofman görüşmede Şeybani’ye Ebu Zuhur’a Türk askerinin konuşlandırılması, Türkiye’nin Suriye’ye hava savunma sistemiyle İHA ve SİHA satması gibi konularda sorular sordu.
17 Ağustos 2026- Suriyeli yetkililer, İngiliz ve ABD medyasına temmuz ayından bu yana El Zuhur’da restorasyon ve zemin düzeltme çalışmaları yapıldığını, bir Türk askeri heyetinin de bu kapsamda Ebu El-Zuhur’u ziyaret ettiği bilgisini sızdırdı.
18 Ağustos 2026- İsrail uçakları erken saatlerde Ebu el-Zuhur havaalanının pistlerini bombaladı.
19 Ağustos 2026- İsrail’in saldırısından hemen ardından,
- Türkiye’de İletişim Başkanlığı, Netenyahu’nun iddialarının asılsız iddialar olduğunu açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı da “İsrail’in saldırısından önce veya saldırı sırasında Ebu Zuhur Hava Üssü’nde herhangi bir Türk askeri heyeti bulunmamaktaydı” açıklaması yaptı.
- ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi (aynı zamanda Washington’ın Ankara Büyükelçisi) Tom Barrack da saldırının İsrail, Türkiye ve Suriye arasında doğrudan askeri çatışmaya dönüşme riskine dikkat çekti. Barrack, “gereksiz gerilimin” bir çatışmaya dönmesini engellemek için bir çatışmayı önleme mekanizmasının yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
- Bu arada AP ajansı, iki ayrı Suriyeli yetkiliye dayanarak Türk askeri heyetinin 17 Ağustos 2026’da Ebu Zuhur’a gittiği bilgisini paylaştı. Financial Times da benzer bir bilginin yer aldığı haberini Syrian Observatory for Human Rights (SOHR) isimli bir kuruluşa dayandırıyordu. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de Reuters’a açıklamasında Türk subayların İsrail saldırısından birkaç gün önce üssü ziyaret ettiğini kabul etti. Bu açıklamalar İletişim Başkanlığı ile MSB’nı doğrudan yalanlıyordu.
***
4) Bu tespit ve gelişmeleri alt alta yazdıktan sonra şu sonuçları çıkarabiliriz:
- İsrail, askeri yöntemleri kullanarak Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını artırmasını engelleyecek angajman kuralları dayatmak niyetinde.
- ABD İsrail’i eleştiriyor gibi görünse de aslında Türkiye ve Suriye’yi, İsrail’le “İsrail’i rahatlatacak” bir askeri çatışmasızlık mekanizması oluşturmaya zorluyor. ABD gelecek günlerde Türkiye-Suriye-İsrail askeri mekanizması için arabuluculuk faaliyetlerini yoğunlaştıracak.
- Ankara, İsrail’in provakatif askeri girişimlerine aynı yöntemle karşılık vermektense gaza gelmeyip sessiz ve derinden bir şekilde Suriye’yle askeri iş birliğini artırmak, bir nevi işine bakmak istiyor.
- Suriye ise ne yazık ki İsrail’in işine gelecek bilgileri peş peşe sızdırarak İsrail’den korktuğunu belli ediyor.
Kısa bir ara
Sevgili okuyucularım, sıcak ve yorucu bir yazı geride bırakırken kısa bir izin kullanmak istiyorum. 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü burada buluşmak üzere... Esen kalın.

No comments:
Post a Comment