Gürsel Demirok (Emekli diplomat)
Yaşlılara Saygı
Geçen haftalarda yaşanan şiddetli yağışlarda Kemer en çok yağış alan yer. Metrekareye ortalama 386 kilogram yağış düştü. Kemer Belediyesi personeli 115 kişiyle sahadaydı. Yağışların yol açtığı zararları gidermeye çalıştı. Bu arada sosyal hizmetleri yerine getirmeyi ihmal etmedi.. Kemer’de yaşayan hasta ve bakıma muhtaç vatandaşlar için yürütülen evde bakım hizmetleri devam etti.
Her şeyin başı sağlık sözüyle hareket eden ve Kemer’deki hasta ve bakıma muhtaç vatandaşların her zaman yanında olmaya devam eden Kemer Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri, evde bakım hizmetleri kapsamında hastaları ziyaret ederek pansumanlarını ve tedavilerini yapıyor.
Belediyenin bu çalışması beni yıllar öncesine götürdü.
Yıllar önce Ankara'da "Yaşlılara Saygı Haftası" vesilesiyle bir panele katılmıştım. Panel öncesinde lobide, genç bir bayan TV haber muhabiri ile sohbet imkânı bulmuştum. Yaşlılarla ilgili hazırlanacak bir program için Ankara'daki huzur evlerinden birinde TV kanalı için çekimden geldiğini söylemişti .İzlenimlerini sorduğumda gözleri buğulanarak “trajedi” demiş ve ilave etmişti:
”Yaşlıların gözlerinin içine bakamadım.O denli hüzünlü ve acı dolu bakıyorlardı ki. Huzurevi’nde bulunmaları nedeniyle kimselere kırgın olmadıklarını söylüyorlar ve kendilerince bir mazeret bularak orada olmalarının nedenlerini izaha çalışıyorlardı. Oysa üzüldükleri, mutsuz oldukları gözlerinden okunuyordu.”
Huzurevleri yurt dışından ithal bir kurum.Kültürümüzde yaşlılarımıza aile içinde bakılması anlayışı yaygın. Huzurevi’nde değil çocuklarıyla birlikte evde de yaşasalar,yaşlılarımızın gözlerindeki o hüzünlü bakışı ,çaresizliği,başkalarına bağımlılığın,geçmişi anımsamamanın,derdini anlatamamanın verdiği acıyı bilmeyen, görmeyen var mı?
Toplumumuzu bugünlere ulaştıran yaşlılarımızın saygınlıklarının korunması, gözlerindeki hüznün silinmesi ,karşılaştıkları sorunların belirlenmesi ve çözüm yollarının araştırılması gerekiyor.Bu konuda bir arayış gözlenmekte .
Panelde, dünya üzerinde şu anda 650 milyon yaşlının bulunduğu belirtilmişti, 2050 yılında bu sayının 2 milyara ulaşmasının öngörüldüğü ve 21. yüzyılda yaşlanmanın gündeme alınması gereken çok önemli bir konu olduğunu vurgulanmıştı. 60 yaş üzeri nüfusun 15 yaş altı çocuk nüfusunun giderek üzerine çıkmaya başladığına işaretle, aktif, üretken, sağlıklı ve bağımsız bir yaşlı nüfusun hedeflenmesi gerektiği belirtilmişti.
O tarihteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Bakanlık olarak yaşlılık konusunu çok önemsediklerini, yaşlılıkla ilgili sivil toplum kuruluşları ve belediyelerle birlikte 180 Huzurevinin olduğunu, 12 bin yaşlıya kurumsal olarak hizmet verildiğini söylemişti.. Dünya nüfusunun yaşlandığını, ABD’de 65 yaş üstü nüfusun yüzde 12, Türkiye’de ise yüzde 5-6 civarında olduğunu ifade eden Bakan Şahin, bu oranın 2025’de ABD’de yüzde 20’ye, ülkemizde ise yüzde 12’ye çıkacağının ön görüldüğünü bildirmişti. Sağlıklı, üretken ve mutlu bir yaşlılığın ve aktif bir şekilde sosyal hayatın içinde olacak yaşlıların olmasını arzu ettiklerini söylemişti. O tarihten bu yana yaşlı nüfusun oranının daha arttiği görülüyor. 2025 geldi geçti. 2026 dayız. Zaman içinde daha yaş aldık. Peki arzu edilen hedefe ne kadar ulaşıldı?
O tarihte olduğu gibi bugün de,”Türkiye’de yaşlılara yönelik sosyal politikalar”,”Evde bakım ve bakıcıların eğitimi”,”Kuşaklararası dayanışma ve aktif yaşlanma”,”Yaşlanma,sağlık ve sağlık hizmetleri”,”Evde bakım/destek hizmetleri” konuları önemini koruyor. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde şu adımların atılması da önemini koruyor:
1.Sağlıklı yaşlanma ve yaşlıların mutlu, huzurlu yaşaması için kişisel gelişimlerinin desteklenmesine, ekonomik bağımsızlıklarının ve ekonomik yeterliliklerinin korunmasına ilişkin politikalar oluşturulmalı,
2.Yaşlılık politikaları, yalnızca sosyal yardım, bakım ve barınma ile sınırlandırılmamalı, aktif yaşlanma, sosyal güvenlik, sağlık, işgücüne katılım vb. alanları da kapsayacak şekilde yaşlılık politikaları bütüncül yaklaşımla ele alınmalı,
3.Kuşaklararası dayanışmanın sağlanmasında birinci kuşak ile üçüncü kuşak arasında iletişim ve etkileşim için günlük yaşamda kamusal alanda uygulanabilecek programlar oluşturulmalı.
Yaşlılarımızın ,karşılaştıkları sosyal,ekonomik ve psikolojik sorunların belirlenmesi,çözüm yollarının aranması ve kamuoyunun konuya ilgi,duyarlılık ve katılımlarının sağlanması gerekiyor.Keza ,yaşlılara yönelik sosyal politikalar ile yaşlılara götürülen hizmetlerin yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına göre belirlenmesi önemli.
Kaynak: Yaşlılara Saygı
No comments:
Post a Comment