Tuesday, February 17, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Şükran Soner - 17 Şubat 2026 - Siyasi tutuklamalar tek adam rejiminin son dönemlerinin panik fişeği değil mi?

 

Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Siyasi tutuklamalar tek adam rejiminin son dönemlerinin panik fişeği değil mi?

17.02.2026 04:00
Güncellenme: 

Şakayla karışık Cumhuriyet gazetesinin çatısı altında, uzun yıllar boyunca “sokak gazetecisi” olmakla övünmüş olarak 60. yılıma girmiş bulunuyorum. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ı ise ilk İstanbul Belediye başkanı olmaya çalıştığı yıllardan başlamak üzere, birçok siyasal kulis çalışmalarını da kapsıyor olarak yakından izleyebilenler arasında sayılırım. Kuşkusuz İstanbul Belediye başkanı seçildiği yılların kulis çalışmaları sonrası, siyasette en hızlı adımlarını birkaç aylık şiir okuma gözaltısını siyaseten çok yerinde kullanabilmiş olarak en hızlı yükseliş noktasının altını çizmek gerek.

Bana sorarsanız Milli Görüş kadroları içinde önemli yeri varken 2000’li yıllarda en güçlü atağını, hızlı bir kopuşla, o dönemler için Fethullah Gülen ekibi ile attıkları adımlarda yakalamıştı. Babıâli’nin güçlü patronlarının da “Fırsat bu fırsat” diyerek işçi sınıfımız için bile anlamlı haklar getiremeyen iş güvencesi görüşmelerinde, gazetecilerin biricik güvenceleri 212 sayılı yasal güvencemizi uçurmak sevdaları yaşanmıştı. Kaçınılmaz Meclis görüşmelerinde sağcısı-solcusu tüm gazeteciler Meclis kulislerinde oynatılan hukuk oyunlarını izlemek zorunda kalmıştık.

Ayrıntıları ile dönen tüm dolapların, basın patronlarının, Erdoğan’ın ekibi ile yaptıkları destekleme ataklarının, oyunlarının da tanığı olmuştuk. Söz konusu tarihlerde, kişisel yasakları henüz kapatılmamış, Cumhurbaşkanı seçilememiş olduğundan, Meclis tutanaklarından geçirilmiş 212 sayılı yasanın korunması tutanaklarının çaldırılması tuzaklarının tanıklıkları elbette suç kapsamına girmiyordu. Dahası verilen yüksek dozlu ilaçlar nedeniyle görüşmeler sürecinde ağır sağlık sorunları yaşayan Bülent Ecevit, gecenin 3.30’una kadar, gazeteci kökenli siyasetçi olarak bize sahip çıkmayı seçmiş, sağ ittifakın tüm oyunlarının bozulmasını sağlayabilmişti.

***

Geçmişe ilişkin bu kadar çok ayrıntıya girmemin anlamı olacak elbette. Siyaset oyunlarında sol kadar sağdan gelenleri, en büyük kurtlardan biri olarak Demirel’i de yakından tanımış olarak dönemeç noktalarını gözlemede birikimlerim olmalı. FETÖ, Amerika’nın emrinde Erdoğan’a karşı darbe düzenlediğinde, ülkenin tüm solda kadroları da elbette demokratik değerler adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın saflarında yerlerimizi almıştık. Darbeci jetlerin ülkemizdeki Amerikan üslerinden kalkışla Emniyet Müdürlüğü’ne alçalarak bombalama, yerden açılan ateşle yükselerek kaçmalarını evimden çok yakından biraz buruk ancak aklımla sevinçle izlemiştim.

O tarih için stratejik aklın gereği Putin’in açık bilinen desteğini de yok sayma lüksümüz yok elbet. Fatih’in ayrı her tarikatına bağlı camilerinden gelen, sabaha kadar süren selaların, Erdoğan’ı desteklemelerinden de elbette kendimce haz almıştım. Bu ülkenin sağcısı, solcusu ile birlikte günlerin birinde insan haklarında buluşabileceklerini düşlemiştim. Ne yazık ki bu ülkenin dindar ile kindarları günümüzde de yaşanabilecek bu ortak duygulardan çok uzaktalar.

Kendilerine, abartmadan iddialı tanıklıklarıma da dayanarak, cezaevlerine gerçekten suçsuz olarak, haksız, hukuksuz iddianameler düzenlettirerek tutuklattıkları, üstelik en ağır koşullarda tüm çevrelerini içine alarak, ezerek yandaş yapabilme düşlerini kurma çabalarını, pervasızlıklarını dayattıklarının sayısız kanıtları ortada. Yıllarca evrensel ile ulusalı birleştirme çabası içinde insan hakları örgütlenmelerinde yer almış olarak, yaşanan ağır insan hakları suçlarının örneklerini tek tek saymak, kanıt göstermenin de sonuçlarını alamıyoruz.

Besbelli bu kadar ağır hak hukuk suçları ortalığa saçılmışken bu ağır duyarsızlığın, umursamazlığın açıklaması olsa olsa “panik fişeği” fantezisiyle ancak açıklanabilir.

No comments:

Post a Comment