OKSIJEN /The New York Times
Venezuela halkı sevinçten çok korku içinde: Maduro'nun kaçırılması sonrası ülke kaosa sürüklenebilir

Maria Abi-Habib, Frances Robles / New York Times
Venezuelalıların çoğu gibi, Meksiko City merkezli bir girişimci olan José de Venezuela’daki 2024 seçimlerinde Nicolás Maduro’ya karşı oy kullandı. Seçimlerde yaygın usulsüzlük suçlamaları ve ülke genelinde muhalefet protestoları yaşanırken Maduro’nun iktidara tutunması onu derinden hayal kırıklığına uğrattı. Ancak cumartesi sabahı Maduro’nun bir ABD askeri operasyonuyla devrildiği haberine uyandığında hissettiği şey yalnızca korkuydu.
“Bu acı tatlı bir durum” diyen 35 yaşındaki José, Venezuela’daki ailesinin hükümetten misilleme görmesinden korktuğu için soyadını vermedi. Maduro’ya her zaman karşı oy kullanan ailesinin büyük bölümünün daha fazla siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yaşayacağından endişe ettiğini, bunun da Venezuela’ya dönme planlarını altüst ettiğini söyledi.
“Aklımdan geçen ilk şey ‘Özgürüz ve çok mutluyum’ değil. Aklımdaki soru ‘Yarın ne olacak?’ Maduro çok daha büyük bir makinenin sadece bir parçası” ifadelerini kullandı.
Maduro son derece sevilmeyen bir liderdi ve 2024 seçimlerini çalmakla suçlanıyordu. Bağımsız bir sandık çıkış anketi ve muhalefetin oy sayımına göre, seçimi 66’ya 31 gibi net bir farkla kaybetmişti.
Venezuela’nın eski devlet başkanı Carlos Andrés Pérez’in özel kalem müdürlüğünü yapmış olan Beatrice Rangel, “Kimse bir işgal istemez. Kimse ülkesinde yabancı bir gücü istemez. Ben her zaman bu tür müdahalelere karşı oldum” şeklinde konuştu.
Rangel, o paylaşımda Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’yı istifaya ikna etmeye çalıştığını söyledi. Kendi hükümeti, onu deviren ABD destekli darbeye karşıydı.
"Maduro'yu ABD olmadan görevden almanın başka yolu yoktu"
Ancak Venezuela için bugün, Rangel’e göre, “Maduro’yu ABD olmadan görevden almanın başka bir yolu yoktu”
Yine de Trump yönetiminin Venezuela’ya girişi, son on yıllarda Latin Amerika’yı istikrarsızlaştıran çok sayıdaki ABD destekli darbeyi hatırlattı.
2014-2018 yılları arasında ABD’nin Caracas Büyükelçiliği’nde misyon şef yardımcısı olarak görev yapan Brian Naranjo, “İlk günden beri korkum buydu: Trump bunun kolay olacağını düşündü, Maduro gidince sihirli tozlar serpilecek, gökkuşakları çıkacak ve herkes mutlu olacak sandı” dedi.
José ve birçok Venezuelalı, Maduro’nun gitmesini istiyordu, ancak ABD’nin barışçıl bir iktidar geçişi için bir planı olmadığı ve Güney Amerika ülkesinin bölgesel gerilla grupları nedeniyle bir kaosa sürüklenebileceği endişesini taşıyorlar.
Maduro’ya karşı olan birçok Venezuelalı, Trump’ın cumartesi günü geçici devlet başkanı olarak yemin ettiğini söylediği Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e de temkinli yaklaşıyor. Rodríguez, aynı gün yaptığı açıklamalarda Maduro’ya sadık bir çizgi sergilemişti.
ABD müdahalesinin Maduro’nun yakın çevresini görevde bırakması da hükümetin kolayca teslim olmayacağı yönündeki kaygıları artırdı.
Maracaibo kentinde yaşayan bir öğretmen, kardeşinin hükümet yanlısı paramiliter güçler tarafından öldürüldüğünü söyledi ve Maduro’nun devrildiğini duyduğunda sevinçten ağladığını anlattı. Ancak Rodríguez’in yönetimde kalacağını öğrenince bu sevinci kısa sürdü.
Trump, ABD güçlerinin cumartesi sabahı erken saatlerde yaptığı baskınla Maduro’yu yakalamasından bu yana demokrasiden neredeyse hiç söz etmedi ve ayrıntılı bir geçiş planı da açıklamadı. Buna karşılık, Venezuela petrolü konusunda yönetimin çok daha kazançlı bir anlaşma elde edeceği konusunda son derece netti.
Bu durum, Maduro hükümetinin destekçileri arasında öfkeyi daha da artırdı.
“Gringoların işgalini kutlayan herkes haindir”
Venezuela’nın kuzeydoğusundaki Sucre eyaletinde yaşayan 42 yaşındaki devlet çalışanı Alberto González, “Gringoların işgalini kutlayan herkes haindir” dedi ve şöyle devam etti:
“Her şeyimizi çalacaklar ve bizi aşağılayacaklar. Bu ülke bağımsızdır ve Donald Trump’ın buraya gelip bize ne yapacağımızı söylemesini ve devlet başkanını kaçırmasını kabul edemeyiz”
Birçok Venezuelalı ve analiste göre Trump’ın petrol rezervlerine odaklanması, 2003’teki ABD Irak işgalini hatırlatıyor. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, işgalden sadece altı hafta sonra “görev tamamlandı” açıklaması yapmıştı; ancak Irak kısa sürede binlerce Iraklı ve ABD askerinin öldüğü kanlı bir iç savaşa sürüklenmişti.
Trump cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada ABD’nin Venezuela’yı “yöneteceğini” söyledi. Oysa ülke Kaliforniya’nın yaklaşık iki katı büyüklüğünde ve dağlar ile sık ormanlarla kaplı. Analistler, Trump’ın tehditlerine rağmen ABD’nin Karayipler’de Washington’un seçeceği bir Venezuela hükümetini ayakta tutacak yeterli güce sahip olmadığını söylüyor.
2003’te Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından Bağdat sokaklarında ABD askerlerini karşılayan coşkuyla kıyaslandığında, Caracas sokakları cumartesi günü ürkütücü biçimde sessizdi. Sadece hükümetin Maduro’nun devrilmesini protesto etmek için organize ettiği birkaç küçük gösteri vardı.
Maduro’nun selefi Hugo Chávez’in güçlü bir destekçisi olan José Villalobos, Maduro’nun tutuklandığını duyduğunda ağladığını söyledi.
Villalobos, “Devrimin sona ereceğinden ve zenginlerin artık yoksullara yardım etmek istemeyeceğinden korkuyorum” dedi.
Villalobos, Venezuela hükümetinden ve bir mahalle konseyinden maddi destek aldığını, gıda fiyatlarının artmasından endişe ettiğini söyledi.
Villalobos şöyle devam etti:
“Gıdanın pahalı olduğunu ve zorlandığımızı biliyorum ama ben bir devrimciyim ve Komutan Chávez’in dediği gibi, burada kimse teslim olmaz”
Ülke içindeki birçok Venezuelalı, bundan sonra ne olacağına dair belirsizlik nedeniyle Maduro’nun yakalanmasını açıkça kutlamaya korkuyor olabilir. Cumartesi günü Rodríguez, Trump yönetimine meydan okuyan bir konuşma yaparak Maduro’nun Venezuela’nın “tek devlet başkanı” olduğunu söyledi.
Bölgesel tehditler de ufukta. Eski ABD diplomatları ve analistlere göre, Kolombiyalı etkili bir isyancı grup Venezuela sınır bölgesinde aktif ve Caracas’ta bir iktidar boşluğu oluşması halinde ülkeyi istikrarsızlaştırabilir.
Naranjo, sözlerini şöyle tamamladı:
“Nedir plan? Rejimin kilit isimleri hâlâ görevde. Bu belirsizlik, demokrasiyi benimseyenlerden çok, demokrasiye karşı duran rejimin işine yarıyor”
© 2025 The New York Times Company
No comments:
Post a Comment