Thursday, January 29, 2026

Elif Soyseven - 29 Ocak 2026 - Nihilist Penguen yoksa Tarkan konserine mi gidiyor?

 29 Ocak 2026

Nihilist Penguen yoksa Tarkan konserine mi gidiyor?

Bu bir belirsizlik çağı. Disorientation. Yön duygusunu kaybetme hâli. Diyojen fıçıdan çıkıp “insan arıyorum” demişti. Biz bugün insanlık arıyoruz. Kafka “Özgürlük buradan gitmektir” demişti ama buradan nereye gidileceğini bilmiyoruz

pe

Tarkan ve nihilist penguen / Görsel: Al

Dünyada olup bitenleri takip edemediğim günler oluyor. Bu his haberleri takip etmek istemediğimden değil haberlere katlanamadığımdan, ekran açık, ses kapalı. Görüntüler akıyor, ben başka bir şeyle oyalanıyorum. Ama biz gazeteciler için haberden kaçış yoktur. Benimkisi insanca bir refleks, o anlarda pek çok kişi gibi, fanatik, trolleşmiş, acımasız dünyanın sesini biraz olsun kısmaya çalışıyorum sadece.

Birkaç gündür dünya, yaşadığı koloniyi terk eden nihilist pengueni konuşuyor. Dünyanın her yerinde onun viral videoları yayınlanıyor. Sürüsünden ve okyanustan uzaklaşıp kaybolan bu pengueni herkes çok sevdi. Oysa nihilist penguenin bu görüntüleri yeni değil, Werner Herzog’un 2007 yılında Dünyanın Ucundaki Karşılaşmalar- Encounters at the End of the World adıyla yayınladığı bir belgeselden. Aslında penguenin bu hareketinin bilimsel bir açıklaması var. Bilim insanları penguenin bu davranışına disorientation, yani yön kaybı diyor. Buz, ışık, koloni gibi çevresel ipuçlarına bakarak yaşamlarını sürdüren penguenler, bunlardan biri bozuldu mu, yönlerini şaşırır. Gayet basit. Gayet biyolojik.

Biz insanların sürüden ayrılış olarak romantize ettiği bu yürüyüş, aslında bir ölüm yürüyüşü. Çünkü videodaki Adélie penguenleri, sudan ve kolonilerinden uzak yaşayamazlar. Yani bu, bir özgürlük hikâyesi değil, yönünü kaybetmiş bir canlının çaresizliği. Belki de tam bu yüzden, bu yürüyüş bize bu kadar insani geliyor.

Umarsızca, tek başına sürüden ayrılan bu nihilist pengueni ilk gördüğümde çok güldüm. Çünkü bu hali çok tanıdıktı. Çünkü o penguen bendim. Belki sizdiniz. Belki de hepimiz. Belirsizlik çağında o da yön duygusunu kaybetmiş belli ki. Herkes, dünya bu pengueni neden bu kadar sevdi diye düşünüyor. Seviyoruz çünkü biz o pengueni izlerken “Ben de tam olarak böyle hissediyorum.” diyoruz. Madem hepimiz nihilist penguensek, sürüdekiler kim?

Eskiden övgü bir arada olmak içindi. Birlikte yan yana durmak erdemdi. Şimdi ayrıksı olmak alkışlanıyor ama yalnızlık kimseye iyi gelmiyor. Çünkü sürü de yönünü kaybetmiş durumda. O yüzden koloniden ayrılan penguen kahraman değil. Ama kolonide kalanlar da güvende değil.

Rousseau olsa bu pengueni severdi. “Her şey doğada iyidir, insanın elinde bozulur” demişti ya. Penguen bozulmadı. Ama insanın bozduğu bir dünyada, yolunu şaşırdı. Kötülük karşısında yönünü kaybeden masum bir hayvan bu. Açıkçası bunda biraz haklılık payı yok mu?

Diyojen de bu yüzden fıçıya girmişti zaten. Toplumu sevmediği için değil toplum ona çok fazla geldiği için. Gürültüden, fazlalıktan, “şuna da sahip olmalısın” seslerinden kaçtı. Büyük İskender’e “gölge etme” dediğinde devrim yapmıyordu. Alan istiyordu. Penguen de alan istiyor. Sessizlik. Kimsenin ondan bir şey beklemediği bir mesafe.

Bu bir belirsizlik çağı. Disorientation. Yön duygusunu kaybetme hâli. Diyojen fıçıdan çıkıp “insan arıyorum” demişti. Biz bugün insanlık arıyoruz. Kafka “Özgürlük buradan gitmektir” demişti ama buradan nereye gidileceğini bilmiyoruz.

Trump penguen

Evet, dünyanın birçok döneminde acımasızlık vardı. Ama biz 21. yüzyıla girerken daha adil, daha akıllı, daha insaflı bir dünya hayal etmiştik. Belki de en çok bu hayal gerçekleşmediği için kırgınız. En çok bu yüzden öfkeliyiz. Biz ki Yaren Leylek’in gelip gelmemesini dert eden insanlardık. Bir leyleğin dönüşünü bekleyen bir toplumduk. Şimdi dünya bu kadar zalimken, bu kadar hoyratken, bu kadar hızlıyken… Katlanamıyoruz. Penguen sadece yürüyor. Biz ona bakıp kendimizi görüyoruz. Nihilist penguen öfkeli değil, ayarları bozuk. Trump bile onun ününden faydalanmak istiyor, onu alıp Grönland’e götürmeye kalktı, oysa penguenlerin güney kutbunda yaşadıklarından haberi bile yoktu.

Belki yeni bir çiçek çocuklar çağı gelir, bilmiyorum. Ama bugünün çocukları çiçek değil, endişe taşıyor. Ve belki de bu yüzden nihilist penguen bu kadar sevildi.

Penguen hiçliğe doğru yürüyor. Seçilmiş krallar her gün yeni bir kurban arıyor.

Biz ise bütün bu hengâmenin ortasında, tıpkı onun gibi her şeyi bırakıp gidebilme ihtimalini düşünüyoruz.

Ve içimizden şu geçiyor, “Evet… ben de böyle hissediyorum.”

Hüsn-ü ta’lil;

Belki de nihilist penguen, hiçbirimizin bilet bulamadığı Tarkan konserine gidiyordur.

Kim bilir?

Elif Soyseven kimdir?

İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Çorlu Lisesi’nde tamamladı. Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (Fransızca) Bölümü’nden mezun oldu. Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü’nde stajını yaptı. San Francisco State Üniversitesi’nde dil eğitimi aldı. Master derecesini Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden aldı. Akademik çalışmalarını Yeditepe Üniversitesi Medya Çalışmaları Bölümü’nde doktora düzeyinde sürdürmektedir. Doktora araştırmasında dijital platformlar, kültür endüstrisi, hegemonya ve küreselleşme ilişkisini incelemektedir. Medya, siyaset ve sanat alanlarında çeşitli akademik makaleler ve kitap bölümleri yayımlamıştır.

Öğrencilik döneminden Esquire Dergisi’nde staj yaptı. Medya kariyerine TRT bünyesinde başladı. TRT 2’de yayımlanan Artı Turizm programını hazırlayıp sundu. Aynı dönemde ürün ve içerik yönetimi alanında çalışmalar yürüttü. Televizyon yayıncılığı sürecinde kültürel içeriğin üretim ve dolaşım mekanizmalarına ilişkin deneyim kazandı. Medya alanındaki profesyonel kariyerine televizyon haberciliği ve editoryal ekiplerde devam etti. Habertürk’te, Fatih Altaylı ile Teke Tek program ekibinde çalıştı.

2024 yılından itibaren 10Haber’de kültür-sanat, medya ve kültür politikaları odağında yazılar kaleme almaya başladı. Yazılarında sanatçı portreleri, sergi okumaları, kültürel hafıza ve medya eleştirisi temaları öne çıkmaktadır.

Sivil toplum alanında Haklı Kadın Platformu, Çorlu Kent Konseyi ve Trakya Kalkınma Ajansı bünyesinde gönüllü danışmanlık çalışmalarında bulundu. Mario Levi ve Murat Gülsoy’dan yaratıcı yazarlık, Sevengül Sönmez’den kitap editörlüğü dersleri aldı.

Çalışmalarını medya, siyaset ve sanat ekseninde sürdüren Elif Soyseven, kültür-sanat yazıları, editörlük, danışmanlık ve akademik araştırmalarıyla üretimine devam etmektedir. Sanatla düşünmenin, popüler olanla bağ kurmanın ve sıkıcı olmadan derinleşmenin mümkün olduğunu düşünenler için merakla hayatı keşfetmeye ve yazmaya devam ediyor.

No comments:

Post a Comment