Wednesday, January 21, 2026

Gürsel Demirok (Emekli diplomat) - CUMA İZNİ - Yayınlanma: 20 Ocak 2026 Salı 15:0

 Gürsel Demirok (Emekli diplomat) 

CUMA İZNİ

"Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 12.01.2026 tarihli ve ..... sayılı yazısı.

İlgide kayıtlı yazıda; Yükseköğretim Kurumlarında cuma namazı vakitleri ile çakışan mesai, ders,sınav ve uygulama düzenlemeleri bakımından, akademik ve idari personel ile öğrencilerin din ve vicdanhürriyetlerini fiilen kullanabilmelerini teğmin gerekli kolaylıkların sağlanmasının, Anayasa'nın 24'üncümaddesinde güvence altına alınan din ve vicdan hürriyeti ile 42'nci maddesinde düzenlenen eğitim veöğretim hakkının birlikte korunmasının doğal bir sonucu olduğu belirtilmektedir.

Bu çerçevede, Yükseköğretim Kurumlarında cuma namazı vakitleri ile çakışabilecek niteliktekimesai, ders, sınav ve uygulamalara ilişkin düzenlemelerin, din ve vicdan hürriyetinin fiili kullanımını veeğitim-öğretim faaliyetlerinin sürekliliğini birlikte gözeten bir yaklaşımla yeniden değerlendirilerek; sözkonusu faaliyetlerin, cuma namazı saatlerinde yerine getirilecek ibadetleri aksatmayacak şekildeplanlanması ve gerekli idari tedbirlerin alınması hususu bildirilmektedir..... gereğini rica ederim."

Yukarıdaki yazı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 12 Ocak 2026 yazısına atfen Üniversitelere gönderilen ve Üniversite Rektörlüklerinin ilgili birimlere ilettiği bir yazı.

Okuyunca şaşırmadım değil. Üzülmedim değil.. "Bu yazıdan amaç ne? Ne yapılmak isteniyor? Cuma namazı kılmayan veya gayrimüslim öğrencilerin öğrenim görme hakları bu uygulama ile kısıtlanmıyor mu? Farklı inançlara mensup üniversite öğrencileri de kendi inançlarının gereğini yerine getirmek isteseler YÖK nasıl tutum takınacak? Bu karar insan hakları açısından nasıl değerlendirilebilir? Üniversitelerin derin sessizliği nasıl izah edilebilir? diye uzun uzun düşündüm. Kaygılandım.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2023 sonlarında tarikat ve cemaatlerle imzaladığı protokoller aklıma geldi. O tarihte protokollere yoğun tepkiler gelmişti.. Çeşitli kurum ve kuruluşlar yayınladıkları bildiriler, yaptıkları açıklamalarla Bakanlığın bu tutumunu kınamıştı.. Gençler tepkili, veliler kaygılı, vatandaş endişeli idi.. Bu çerçevede, Mülkiye (A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunu Bakan Yusuf Tekin, "Mülkiye 68. Kuşak" tarafından kınanarak, istifaya davet edilmişti..

Bildirinin giriş kısmında: "Tarihte bütün Türk Devletleri Tarikatlar marifetiyle yıkılmıştır" denilerek, bu devletlerin adları sıralanmış. Tarikat ve Cemaatlerin, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşu sonrasında çok sayıda isyan çıkardıkları hatırlatılmış. Mustafa Kemal Atatürk'ün, Tarikat ve Cemaatlerin laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak konusundaki kararlılığı 1925'te Kastamonu'daki şu sözleri ile vurgulanmıştı: “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur.”

30 Kasım 1925'te, Tarikat ve Cemaatlerin yasayla kapatıldığı anımsatılan bildiride, yıllarca yeraltına inen Tarikat ve Cemaatlerin zaman içinde vakıf ve dernek olarak örgütlendikleri ve siyasilerin oy hesapları paralelinde güçlendikleri belirtilmişti.

Bildiride, "Çocuklarımız için tek yol, aklı ve bilimi her şeyin üzerinde tutan, , tüm halkı kucaklayan demokratik, laik ve sosyal hukuk bir devlet bilincidir. Türkiye'nin bekası da buna bağlıdır" denilmişti.....

Pek çok benzer bildirilerde, açıklamalarda da Milli Eğitim Bakanı istifaya davet edilmişti. Ayrıca, yargıyı göreve davet edenler, STK adı verilen tarikatlar ve cemaatlerle imzalanan protokollerin iptalini isteyenler olmuştu. İlgili kurumların Anayasa'dan ve yasalardan kaynaklanan görev ve sorumluluklarını yerine getirmelerini bekleyenler, umut edenler de vardı.

Mevcut koşullarda, bu isteklerin, beklentilerin gerçekleşme şansının olmadığı zaman içinde görüldü YÖK Başkanlığının yazısı bunun en açık ve son örneği..

Yazı hakkında medyadan bilgi sahibi olduğunu yazan bir yurttaş , "Hiç şaşırmadım. Dinsel makbul nesil yetiştirme hedefiyle tutarlı bir rejim bildirgesi.. Artık yadırgamıyorum" demiş. Bir diğeri "Evet halimiz budur. Ne yazık ki artık kimse hiçbir şeye şaşırmıyor" şeklinde kaygısını ifade etmiş..

Bir yurttaş ise "Bakarsın yarın da 'Cuma günleri tatil olsun derler. Atatürk'ü müfredattan çıkarmaya çalışıyorlar ama başaramayacaklar. Sonar'ın son anketinde 'Kendinizi siyasi yelpazenin neresinde görüyorsunuz?' sorusuna verilen yanıtta, en önde Atatürkçü (%23.7) ve Milliyetçi (%20), çıkmış.. Muhafazakar, sağcı, islamcı, dindar vs. görenler düşük oranlarda çıkmış" demiş.

Bu araştırmayı duyunca YÖK Başkanlığı'nın üniversitelerde Cuma namazına giden ve gitmeyenler üzerinde bir araştırma yapıp yapmadığı sorusu aklıma geldi. Merak ettim YÖK, yurttaşımızın sözünü ettiği SONAR'ın araştırması hakkında ne düşünüyor?

Şu hususları herkes aklında tutmalı:

Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygı temeli üzerinde kurulmuş demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Irk, din, etnik köken farkı gözetmeksizin tüm vatandaşların bireysel hakları Anayasayla ve diğer yasalarla güvence altına alınmıştır. Ülkemizin insanları, hangi kökene ve inanca mensup olurlarsa olsunlar, konumları ne olurlarsa olsunlar 103 yıllık laik Cumhuriyete sahip çıkmaları ve Anayasasına ve yasalarına saygı göstermeleri gerekir..

Devletlerin hayatında 20-30 yıl o kadar da uzun bir zaman dilimi değildir. Gün gelir anayasaya, yasalara uymayanlardan, toplumsal gerileme neden olanlardan, bağımsız yargı önünde hesap sorulur. Gün gelir zamanın yargıcı tarih önünde hesap sorulur. Tarih, laik Cumhuriyeti korumak için mücadele edenleri de, onu umursamayanları, toplumsal gerileme yol açanları, görev ve sorumluluklarını göz ardı edenleri de yazar.

Zaman, Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik ve beraberliğinin ve toplumsal barışın korunması için uğraş verenlerin Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabını tekrar tekrar okumaları zamanı.

Ne demişti yıllar önce bir yurttaşımıza İran'daki bir Azeri Türkü: Mustafa Kemal'in kıymetini bilin.

Zaman Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kıymetini bilme zamanı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

Kaynak: CUMA İZNİ

No comments:

Post a Comment