Gürsel Demirok
15 Ocak 2026
"Gözden Çıkarılan Kent: Antalya"
"Polen Ekoloji" adlı sol eğilimli bir ekoloji hareketinin sosyal medyadaki bir paylaşımı dikkatimi çekti. Paylaşımlardan birinin başlığı "Gözden Çıkarılan Kent Antalya".
Paylaşımda, maden ruhsatları ile ilgili 81 ildeki durumu görünür kılmayı hedefleyen bir çalışmadan söz ediliyor. Antalya, tamamlanan son çalışma imiş.
Aynı başlıkla, Kayseri, Niğde, Konya, Kırşehir,Yozgat, Çorum, Ankara, Eskişehir, Muğla, Burdur, Denizli, Kütahya, Bilecik ile ilgili paylaşımlar da yapılmış.
Çeşitli illerde ÇED sürecinde olan maden projeleri hakkında da kısa bilgi verilmiş.Bu illerimiz ve proje sayıları şöyle:
Mersin (137), Adana (112), Osmaniye (47), Hatay (200), Nevşehir (49), Karaman(95), Aksaray (38), Çankırı (45), Kırıkkale (29), Isparta (63), Aydın(82), İzmir(83), Uşak (47), Manisa (106), Afyon (77), Yalova (14), Bursa (115), Balıkesir (120), İstanbul (70), Düzce (8), Ardahan (20), Iğdır (20)...
Paylaşımda, "Bu coğrafyanın kaldıramayacağı boyutta bir talan" hakkında bilgi verilmeye çalışıldığı belirtiliyor.
Gözden çıkarılmış kentler arasında sayılan Antalya'nın çoktan "mermer cehennemine dönüşmüş durumda" olduğu vurgulanıyor. Yakın gelecekte Antalya'nın ormanlarının ve doğal hayatının tamamının delik deşik edileceği belirtiliyor.
Antalya'daki maden ruhsat ihalelerine de paylaşımda dikkat çekilmiş. Verilen bilgiye göre; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), 2023 yılı başından bugüne kadar açtığı maden ihalelerinde Antalya'da toplam 72 ayrı ruhsat sahasını satışa çıkarmış. Bunlardan 32 adet ruhsat sahasının 36 ayrı maden şirketine satışını gerçekleştirmiş. İhalelerde satılığa çıkarılan ruhsat sahalarının toplam alanı 5.781 hektar. (8.097 futbol sahası genişliğinde). Satılan ruhsat alanlarının toplam alanı ise 2.227 hektar (3119 futbol sahası genişliğinde).
Satılan ruhsat sahalarında BG-Taş Madencilik 3 ruhsat sahasında toplam 267 hektarlık alanla başta geliyormuş.
Antalya'da satılan ruhsat sahalarında çok büyük oranda 2. grup madenler, yani mermer ocakları ve taş ocakları görünüyormuş. Satılan ruhsat sahalarından 7 tanesi için ÇED süreci yürütülmüş. 2 proje iptal edilirken, 5 proje ÇED süreci devam ediyormuş.
Noel Baba'nın memleketi Demre ilçesinde yoğunlaşan birbirine bitişik maden sahalarının tamamı ormanlık alanda yer alıyormuş. Ormanların yok edilerek, maden ocaklarına dönüşmesi öngörülüyor.
Koruma alanı olan Alacadağ Milli Parkı'nın da maden ocaklarıyla kuşatılmış olduğuna işaret ediliyor.
Antalya'nın ormanlarının çoktan delik deşik edildiğinden ve mermer uğruna ekosistemi feda etme politikasının ısrarla sürdürüldüğünden söz ediliyor.
Elmalı ilçesinde Çığlıkkara Tabiat Parkı da maden ruhsat sahaları ile kuşatılmış. Haritada görülen maden ocaklarına yenileri eklenecekmiş. Sadece ormanların yok edilmeyeceği, tarım alanlarının ve köylerin de yayılan tozlara ve havaya karışan zararlı kimyasallara maruz kalacağı belirtiliyor.
Finike ilçesindeki 96 hektarlık bir ruhsat sahasının da ormanın yok edilip, ekosistemin parçalanarak maden ocağına çevrilmesi bekleniyor. 3.200 metre ötesinde Sarıkaya Milli Parkı olduğu hatırlatılıyor.
Paylaşımda, Antalya'da maden ihaleleri ve deprem fay hatları ile ilgili olarak da bilgi verilmiş. Kaş Kale, Finike, Kumluca, Kemer, Korkuteli ilçelerinin bir kısmı 1. derece, kalan kısmı 2. derece fay hattı üzerinde bulunuyor imiş.
Elmalı, Döşemealtı, Konyaaltı, Kepez, Aksu, Muratpaşa, Serik ve Manavgat ilçeleri de 2. derece deprem fay hattı üzerinde imiş. "Buralarda maden işletmesi kurulması, zenginleştirme tesisi, atıksu barajı inşa edilmesi eko kırıma davetiye çıkarmaktır." deniyor paylaşımda.
Antalya'da Taşınmaz Komisyon Kararları ile satılan maden ruhsatları ve ÇED sürecindeki maden projeleri hakkında da paylaşımda ayrıntılı bilgi verilmiş.
"Antalya'nın başındaki en büyük maden felaketinin maden ocaklarının" olduğu ileri sürülerek, Korkuteli'ni, Konyaaltı'nı, Manavgat'ı, Serik'i, Akseki'yi bekleyen sorunlar anlatılmış.
Araştırmaya yapılan yorumlarda, hala açığa çıkmamış tarihi eserlerin de o sahalarda olabileceği belirtiliyor, Saklıkent'te yol boyunca görülen mermer ocaklarının doğaya verdikleri tahribatın içler acısı olduğuna işaret ediliyor, duyulan kaygılar ve tepkiler dile getiriliyor.
Polen Ekoloji hareketinin söz konusu araştırmasında yer alan bilgilerin ne ölçüde doğru olduklarının ilgili makamlarımızın açıklığa kavuşturmaları gerekir. Keza, başta CHP, bu konulara duyarlı muhalefet partilerinden ve Antalya Barosu'ndan verilen bilgilerin doğruluk derecesini soruşturmaları beklenir.
Polen Ekoloji hareketinin paylaşımını okuduğumda ilk tepkim, "Bu bilgiler doğru mu? Güvenilir mi? Doğru ise, şehrin merkezindeki Arkeoloji Müzesi'nin yıkımına, doğal kaynaklarının, ormanlarının talanına ses çıkarmayan, çevre kirliliğine duyarsızlık gösteren, memleketlisi Noel Baba'yı sahiplenemeyen bir kent görünümünde Antalya" şeklinde oldu. Sonra aklıma Akbelenli kadınların zeytin kırımına direnişi ve doğayı nasıl sahiplendikleri aklıma geldi. Alkışlanacak, örnek alınacak bir direniş ve sahiplenme.
Sadece il ve ilçeleriyle rant uğruna giderek betonlaşan Antalya değil pek çok ilimiz doğa talanı ve çevresel sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlara ne gibi çözümlerin getirebileceğini, mevzuatın daha etkin nasıl işler hale getirilebileceğini, talanın nasıl kontrol edilebileceğini derinliğine düşünmek gerekir. "Antalya, şüphesiz ki dünyanın en güzel yeridir" diyen Atatürk'ün bu sözüne gölge düşürmemek için neler yapılmalı, ne önlemler alınmalı, Antalyalıların değerlendirmeleri gerekir.
Havasına, suyuna, taşına, toprağına bin can feda ettiğimiz cennet vatanımıza herkesin sahip çıkması gerekir.
Kaynak: "Gözden Çıkarılan Kent: Antalya"
No comments:
Post a Comment