Saturday, January 3, 2026

Gazete Oksijen -3 Ocak 2026 5 soruda ABD-Venezuela krizinin perde arkası ? 5 soruda ABD-Venezuela krizinin perde arkası

 Gazete Oksijen  -3 Ocak 2026

5 soruda ABD-Venezuela krizinin perde arkası

ABD-Venezuela gerilimi nasıl askeri müdahale aşamasına kadar geldi, süreçte neler yaşandı?

5 soruda ABD-Venezuela krizinin perde arkası


Latin Amerika'da aylardır devam eden yüksek tansiyon, 2026'nın üçüncü gününde patlama noktasına ulaştı. ABD güçleri, Venezuela'ya yönelik başlattıkları geniş çaplı saldırıdan birkaç saat sonra Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi First Lady Cilia Flores'i alıkoydu.


ABD Başkanı Donald Trump, Maduro ve eşinin yakalanarak ülke dışına çıkarıldıklarını duyurdu. Venezuela Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ise Maduro ve eşinin yerini bilmediklerini duyurarak Washington'dan iki ismin hayatta olduklarına dair kanıt istedi.


Latin Amerika ülkesinde yaşanan bu sıra dışı gelişmeler, bölgeyi takip edenler için çok da şaşırtıcı değil. Zira Beyaz Saray yönetimi uzun süredir Venezuela'yı hedef alıyordu.


Peki ABD-Venezuela gerilimi nasıl askeri müdahale aşamasına kadar geldi, süreçte neler yaşandı?


1. Bu noktaya nasıl geldik?

ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis'teki ikinci döneminin başından itibaren Venezuela rejimine karşı 'maksimum baskı' politikası izledi. Maduro'yu Amerika'yı istikrarsızlaştıran faktörlerden biri ilan etti, ABD'ye yasa dışı göçün ve bölgedeki uyuşturucu kaçakçılığının arkasındaki isim olduğunu söyledi, hatta başına 50 milyon dolar ödül koydu.


Trump yönetiminin ilk adımı Tren de Aragua gibi Venezuelalı uyuşturucu çetelerini terör örgütü ilan etmek ve Karayipler'de uyuşturucu kaçakçılarına ait olduğunu öne sürdüğü gemilere saldırmak oldu. Kısa süre içinde bölgedeki Amerikan askeri varlığı arttı ve ABD güçleri Venezeuala tankerlerine el koymaya başladı.


ABD Başkanı Donald Trump bu süreçte Venezeula'da rejim değişikliği isteğini gizlemedi. Maduro'ya ülkeyi güvenli bir şekilde terk etme çağrısı yaptı ancak Venezuela lideri bu teklifi reddetti ve ABD'nin asıl isteğinin ülkedeki petrol rezervleri olduğunu söyledi.


Trump yönetimi ilerleyen günlerde baskıyı artırırken, Maduro ise her fırsatta savaş istemediğini tekrarladı. Venezuela lideri henüz iki gün önce yaptığı son konuşmada, ülkedeki petrol sektörüne Amerikan yatırımlarını memnuniyetle karşılayacağını dahi söylemişti.


2. ABD ve Venezuela neden karşı karşıya?

ABD ile Venezuela arasındaki ilişkiler uzun yıllardır gergin bir seyir izliyor. Bu gerilim Maduro'dan bir önceki Venezuela lideri Hugo Chavez'in göreve gelmesine kadar dayanıyor.


Kendini sosyalist ve anti-emperyalist olarak tanımlayan Hugo Chavez, 1999'da Venezuela'nın başına geçmiş, takip eden süreçte ABD'nin Irak ve Afganistan'daki operasyonlarına karşı bir tutum takınmıştı.


ABD'de özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin şahin kanadındaki birçok siyasetçi için sosyalist Venezuela yönetimi, müttefiki Küba'yla birlikte ABD'nin doğal düşmanları olarak görülüyordu.


Bu ortamda gerçekleşen Chavez'e yönelik 2002'deki darbe girişimi de iki ülke arasındaki gerilimi yükselten faktörlerden biri oldu. Sonrasında Chavez gücünü konsolide ettikçe ABD karşıtı politikalara yöneldi, Washington ise bu politikalara yaptırımlarla karşılık verdi.


İki ülke ilişkileri Chavez'in ölüp Maduro'nun başa geçtiği 2013'ten itibaren daha da kötüleşmeye başladı. Trump yönetimi 2019'da Maduro'yu gayrı meşru ilan ederek, Venezuela Meclis Başkanı Juan Guaido'yu yeni devlet başkanı olarak tanıdı.


2024'te yapılan seçimler de meşruluk tartışmalarıyla geçti. Muhalefete göre seçimi muhalefetin adayı Edmundo Gonzalez farklı şekilde kazanmıştı ancak aynı fikirde değildi. Biden yönetimi Edmundo Gonzalez'i seçimin kazananı olarak tanısa da Maduro muhalefete yönelik baskıyı artırmayı tercih etti.


3. Venezuela'nın doğal kaynakları bu işin neresinde?

Bu soruya 'tam merkezinde' diye yanıt verebilmek için Trump yönetiminin henüz geçen ay yayınladığı bir metni hatırlamak yeterli.


Aralık ayının başlarında Trump yönetimi, “Trump tamamlayıcı doktrini (Trump corollary)” adını verdiği bir metin yayımladı. Bu metinde, Batı Yarımküre’nin siyasi, ekonomik, ticari ve askerî olarak ABD’nin kontrolünde olması gerektiği savunuluyordu. Yeni Trump doktrininin bir parçası olarak, ABD ordusunun bölgede enerji ve maden kaynaklarına erişim sağlamak amacıyla kullanılabileceği de ifade edildi.


ABD Başkanı Donald Trump'ın bizzat kendisi, Venezuela petrolünün önemine ve ABD’li şirketlerin Venezuela devletiyle geçmişte yaşadığı davalar sonucunda el konulduğu iddia edilen enerji haklarına açıkça atıfta bulunmuştu.


“Hatırlıyorsunuz, bütün enerji haklarımızı aldılar” diyen Trump, Chavez yönetiminin çok uluslu petrol şirketi Exxon Mobil ile yaşadığı ve şirketin 2007’de Venezuela’dan ayrılmasıyla sonuçlanan anlaşmazlığı işaret ediyordu: “Çok da uzun zaman önce değil, bütün petrolümüzü aldılar ve biz onu geri istiyoruz”


4. Venezuela hangi doğal kaynaklara sahip?

Venezuela uzun yıllardır zengin doğal kaynaklara sahip yoksul bir ülke.


Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasının yanı sıra Venezuela, son derece zengin doğalgaz yataklarına da sahip; bu alanda küresel ölçekte altıncı sırada yer alıyor. Ülke ayrıca Latin Amerika’nın en büyük altın rezervlerine, dünyada 12’nci sırada yer alan demir yataklarına, 15’inci sıradaki boksit rezervlerine ve elmaslara sahip.


Rejimin son 10 yılda yaşadığı çöküşünden önce Venezuela, bu hammaddelerin bir kısmının (özellikle petrol, doğalgaz, demir cevheri ile işlenmiş alüminyum ve çelik ürünlerinin) çıkarılması ve ihracatında önemli ilerlemeler kaydetmişti. Bunlar, modern Venezuela ekonomisinin temel direkleriydi.


Bunun yanı sıra ülkede, özellikle koltan ve toryum başta olmak üzere, cep telefonları, elektrikli araçlar, silah sistemleri ve yenilenebilir enerji teknolojileri için kritik öneme sahip manyetik ve iletkenlik özellikleri bulunan “nadir toprak elementleri” açısından da kayda değer bir potansiyel bulunuyor.


2016 yılında Nicolás Maduro, Orinoco Madencilik Kuşağı’nın kurulmasını öngören kararı imzaladı. Yaklaşık 112 bin kilometrekarelik bu alan (ülke topraklarının yaklaşık %12’sine denk geliyor) Orinoco Nehri’nin güneyinde yer alıyor. Bölge, elverişli uluslararası fiyat ortamında başta altın olmak üzere elmas, koltan, nikel ve nadir toprak elementlerinin çıkarılması açısından stratejik kabul ediliyor.


Hükümet, Orinoco Madencilik Kuşağı’nda 8 bin tonun üzerinde altın bulunduğunu; bunun Venezuela’yı bu mineralde en büyük rezervlere sahip ülkeler arasına sokacağını savunuyor. Ayrıca 1 milyon karata kadar elmas, 12 bin ton nikel, 35 bin ton koltan ve önemli miktarda bakır yataklarının işletilebileceğinden söz ediliyor. Ancak aradan geçen 10 yılda bu bölge düzenli madencilik faaliyetlerinde çok kaçakçılık, yolsuzluk ve suçla anılır hale gelmiş durumda.


Yine de tüm bu zenginlikler; yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip, bol su kaynakları bulunan ve Karayip Denizi ile Atlas Okyanusu’na ayrıcalıklı erişimi olan bir coğrafya içinde yer alıyor.


5. Bundan sonra ne olacak?

Gelecek henüz belirsiz ancak Venezuela'yı çalkantılı bir dönemin beklediği kesin. Ülkeyi kimin yöneteceği henüz bilinmiyor. Müdahaleden sonra gelen ilk açıklamalarda hem Venezuela Başkan Yardımcısı hem de savunma bakanı ABD güçleriyle savaşma vaadinde bulundu.


Washington'dan gelen haberler ise saldırıların sürmeyeceği yönünde. Maduro New York'ta yargılanırken, Venezuela'da bir iktidar mücadelesi yaşanması olası gözüküyor. Bu noktada hala görevde olan rejimin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra ABD'den destek isteyen Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado'nun liderlik ettiği muhalefet kanadı da önemli rol oynayabilir.


Guardian'a göre ABD, geçmişte Venezuela liderliğinin devrildiği bir senaryoyu simüle eden savaş oyunları tatbikatı düzenlemişti. Bu simülasyonlar, Venezuela’dan kitlesel mülteci akınlarının yaşandığı ve ülkede kontrolü ele geçirmek için rakip grupların birbiriyle çatıştığı, uzun süreli bir kaos öngörüyordu.


Kaynak: Gazete Oksijen


   


No comments:

Post a Comment