Friday, September 18, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Özdemir İnce - 18 Eylul 2026 - Demsiz densizlik (Okunmasının çok yararlı olduğunu düşündüğüm bir yazı.)

 Cumhuriyet gazetesi

Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Demsiz densizlik

18.09.2026 04:00
Güncellenme:

“Densizlik” ile “demsizlik” arasında bir harf farkı var. Buradan giderek “densiz DEM” konulu bir yazıya başlayabiliriz. 28 Ağustos 2026 günkü Cumhuriyet gazetesinden kesik yaparak “‘Çerçeve’yi taşıran sözler” başlıklı haber üzerine yazmak için ayırmışım. Ve kesiği yapıştırdığım kâğıdın boşluğuna da bir şeyler karalamışım. İlkin bunu okuyalım:

[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) tarafından etkisiz hale getirilen PKK militanları için kurulan taziye çadırında “dört parça Kürdistan coğrafyası”(1) deyişini kullanarak “Yüzyıllardır yok sayılan Kürt halkı için ‘Hayır Kürtler vardır. Bu coğrafyanın kadim halkıdır’ diyerek ‘Mücadeleye katıldılar’ buyurmuş. Doğrudur, bu coğrafyada Kürt aşiretleri vardır ve bu aşiretler Osmanlı Devleti’nin vassalıdır.(2)]

Tülay Hatimoğulları türünden gerçeksiz ve gerekçesiz goygoycuların bu densizce kabarmaları hiç şaşırtmıyor beni. Tarihin kayıtlarında vardır: Mısır seferi dönüşünde Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim, vezir İdrisi Bitlisi’yi görevlendirerek çevrenin Kürt beylerine gönderir. Yavuz Sultan Selim, Kürt beylerinin toplanarak aralarından birini beylerbeyi seçmelerini istemektedir. Beylerin hepsi kendileri beylerbeyi olmak istediklerinden aralarından birini beylerbeyi seçemezler ve beylerbeyini padişahın atamasını isterler. Padişah elbette gerekeni yapar ve Bıyıklı Mehmet Paşa’yı Diyarbekir’e beylerbeyi yapar.

Bu olayla ilgili olarak Kürt beylerinin Allah’ın birliği dışında hiçbir konuda anlaşamadıkları söylenir. Tülay Hatimoğulları bu olayı bilmiyor mu, bencil ve muhteris Kürt beylerinin halini bilmiyor mu? Yüzyıllardır Kürt halkını kimler “yok” saymaktadır? Osmanlı mı, Türkiye Cumhuriyeti mi yoksa Kürt aşiret beyleri mi? Aşiret düzeninden “halk” ya da “ulus” düzeyine çıkamamış insanlar özgürleş(e)memiş topluluklardır, bunlara yığışım denir. Bunun sorumlusu aşiret düzeni değil mi? Oy vereceği yer için aşiret kararını bekleyen varatığa “özgür insan” denir mi? Tülay Hatimoğulları ve onun gibiler ülke çapında siyaset yapmadan önce Kürtleri aşiret düzeninin zincirlerinden kurtarmak için çaba göstermek zorundadırlar. Ne var ki bu özgürlüğü kazanmak için ilkin “aşiret beyi”nin otoritesini yenmek gerekmektedir. Haydi görelim!

Yüzyıllardır Kürt halkının yok sayıldığını iddia etmek, “Hayır Kürtler vardır. Bu coğrafyanın kadim halkıdır” demek lafazanlıktır. Tülay Hatimoğulları’na bir halkın, bir ulusun nasıl var olduğunu öğretecek değilim. Avrupa’nın her ülkesinde Kürtlere benzer etnik topluluklar var. Var ama hiçbiri bizimkiler gibi aşiret düzeninde tutsak değil. Örneğin Fransa’nın durumuna bakalım: Fransızlar (yüzde 45), Oksitanlar (yüzde 14.6) (Oksitanya), Bretonlar (yüzde 8.76) (Brötanya), Katalanlar (yüzde 0.57), Korsikalılar (yüzde 0.51) (Korsika), Basklar... Haydi İspanya’ya da bakalım:

Hükümet sistemi: İspanya bir parlamenter monarşidir. Kral devlet başkanıdır ancak görevi semboliktir ve doğrudan yürütme yetkisi yoktur. Siyasi güç parlamentoya ve başbakana aittir.

Ulusal egemenlik: Egemenlik hakkı, tüm yetkilerin kaynağı olan İspanya halkına aittir.

Demokratik ve sosyal hukuk devleti: Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alır; sosyal adaleti ve hukukun üstünlüğünü savunur.

Özerklik sistemi (devletin yapısı): Ülkeyi oluşturan etnik grupların ve bölgelerin özerkliğini tanır. İspanya halklarının ve milletlerinin kendi kendini yönetme haklarını güvenceye alır.

İspanya’da neden özerklik sistemi vardır? Franco’nun devrilip demokrasinin gelmesi sayesinde mi? Tülay Hatimoğulları öyle sanabilir ama öyle değil, İspanya’nın siyasal yapısı ezelden beri böyledir.

17 özerk bölge: Endülüs, Aragon, Asturyas, Balear Adaları, Bask Bölgesi, Kantabria Kastilya-La Mancha, Kastilya ve Leon, Katalonya, Ekstremadura, Galiçya, Kanarya Adaları, La Rioja, Madrid, Murcia, Navarra, Valensia. Ayrıca Kuzey Afrika’da yer alan ve statü olarak bu grupta bulunan iki şehir vardır: [Ceuta (Sebte), Melilla]

Barselona Metropol Bölgesi, İspanya’nın Katalonya özerk bölgesi sınırlarında bir Katalan şehri olan Barselona ve çevresindeki kasabaları içeren 36 şehir ve belediyeden oluşan bir birliktir. (Yüzölçümü yaklaşık 630 km²). Bu bölgede 3.16 milyondan fazla insan yaşamaktadır. Barselona söylentiye göre MÖ 3. yüzyılda Kartacalılar tarafından eski bir İberya kenti üzerine kurulmuştur. Kentin adı, eski İberce Barkeno sözcüğünden gelir. Latince kaynaklarda ise Barcino, Barcilonum ve Barcenona olarak anılır.

MÖ 218’de Romalılar tarafından fethedildi ve MÖ 1. yüzyılda sömürge statüsü aldı. Kent Roma döneminde Colonia Faventia Julia Augusta Pia Barcino adını almış, Mağriplilerce de Barcaluna olarak adlandırılmıştır.

***

İşte böyle DEM’in sayın milletvekili Tülay Hatimoğulları, Barselona MÖ 3. yüzyılda Kartacalılar tarafından kurulmuş ve çoğu zaman özerk olmuş bir kent. İspanya’da özerk olarak tanınan bölge ve kentlerin tarihi 2 bin yıldan daha fazla. Zatı âliyeniz de şimdi Türkiye adıyla anılan Anadolu’da Kürtler tarafından kurulmuş bir kent adı verebilir misiniz? Ama lafa değil belgeye dayanan. Kürtler belki de Hz. Adem’den bu yana Anadolu’nun egemeniydi... İzmir’in Kürtçe adı ne? Hazıra konmak, “hazır”dan pay istemek, “ortak kurucu olmak” iddiaları çok kolay. Belge ve kanıt nerede? Ancak tersine bir kanıt var: 1920’lerde Türk nüfusu 13 milyon 648 bin 270. Kürt nüfusu ise 1.1-1.2 milyon. Aradaki fark neredeyse 13 kat. Aradaki kültür farkı da belki o kadar. Cumhuriyetin düzeni bu gerçekler üzerine temellendi. Bereket versin ki Türkiye Cumhuriyeti bir şirket değil; şirkette sermaye payı 13 lira olan ortak karşısında payı 1 lira olan ortak ağzını bile açamaz. Türkiye Cumhuriyeti’ni ne mutlu ki Türk ve Kürt sermayedarlar kurmadı; Atatürk’ün dediği gibi Türk(iye) halkı kurdu.

Bu son cümleden sonra sayısı Kurtuluş Savaşı sırasında tarihin defterine yazılan üç Kürt isyanını yazmamız gerekmez mi? Simko (1919-1922), Ali Batı (11.5.1919) ve Şeyh Mahmut Berzenci (21.5.1919) isyanları. Ve özellikle de 6 Mart 1921’de başlayan Koçgiri İsyanı veee 4 Eylül 1924-2016 (Hendek operasyonları) arasında 32 isyan ve ayaklanma. Kal neymiş, ortak vatanmış, kurucu ortaklıkmış. Hadi canım sen de!

***

Dersin tamamlanması için Tülay Hatimoğulları’nın 15 Eylül 2026 günü yayımlanan “İki kurucu halk mavalı” başlıklı yazımı da eğitim gereği bulup okumasını tavsiye ederim.

(1) Türkiye, İran, Irak, Suriye.

(2) Vassal: Kendisinden daha güçlü bir başka devlete veya imparatorluğa, ekonomik, askeri ve siyasi olarak bağımlı olan, ast konumdaki ikincil topluluk.

No comments:

Post a Comment