| View in browser |
![]() |
Feb. 28, 2026, 9:38 p.m. ET |
| View in browser |
![]() |
Feb. 28, 2026, 9:38 p.m. ET |
Uluslararası kamuoyu ABD ve İsrail'in İran'a saldırısını ve İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesini tartışmaya devam ederken, Hamaney'e düzenlenen operasyonun detayları da belli olmaya başladı...
ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından New York Times, Hamaney'in konutuna düzenlenen saldırıdan kısa bir süre önce Merkezi İstihbarat Merkezi'nin (CIA) Hamaney'in tam konumunu netleştirdiğini aktardı.
New York Times, "Operasyona aşina olan kişilere göre, CIA aylardır Ayetullah Hamaney'i takip ediyor ve yerleri ve davranış biçimleri konusunda giderek daha fazla güven kazanıyordu. Ardından, ajans Cumartesi sabahı Tahran'ın kalbindeki bir liderlik yerleşkesinde üst düzey İranlı yetkililerin bir toplantısının yapılacağını öğrendi. En önemlisi, CIA dini liderin de orada olacağını öğrendi" ifadelerine yer verdi.
ABD ve İsrail'in hamlesiyle ilgili bilgi sahibi olan yetkililere göre, ABD ve İsrail, kısmen yeni istihbarattan yararlanmak için saldırılarının zamanlamasını ayarlamaya karar verdi. New York Times, "Bu bilgi, iki ülke için kritik ve erken bir zafer elde etme fırsatı yarattı: üst düzey İranlı yetkililerin ortadan kaldırılması ve Ayetullah Hamaney'in öldürülmesi" yorumunu yaptı.
New York Times, "İran'ın ruhani liderinin bu kadar hızlı bir şekilde ortadan kaldırılması, saldırı öncesinde ABD ve İsrail arasındaki yakın koordinasyon ve istihbarat paylaşımını ve özellikle geçen yılki 12 günlük savaşın ardından İran liderliği hakkında geliştirdikleri derin istihbaratı yansıtıyordu. Operasyon ayrıca, hem İsrail hem de ABD'nin savaşa hazırlandıklarına dair açık sinyaller gönderdiği bir dönemde İran liderlerinin kendilerini ifşa etmekten kaçınmak için yeterli önlemleri almada başarısız olduklarını da gösterdi. İstihbarat hakkında bilgi sahibi olan kişilere göre, CIA, Ayetullah Hamaney'in pozisyonu hakkında "yüksek doğruluk" sunan istihbaratını İsrail'e iletti" bilgilerini de paylaştı.
İsmini açıklamayan yetkililerin bilgilerini paylaşan New York Times, "Başlangıçta gece karanlığında bir saldırı düzenlemeyi planlayan ABD ve İsrail hükümetleri, Cumartesi sabahı Tahran'daki hükümet yerleşkesinde yapılacak toplantı hakkındaki bilgilerden yararlanmak için zamanlamayı değiştirme kararı aldı. Liderler, İran Cumhurbaşkanlığı, Yüksek Lider ve İran Ulusal Güvenlik Konseyi ofislerinin bulunduğu yerde bir araya gelecekti. İsrail, toplantıya İran'ın üst düzey savunma yetkililerinin de katılacağını belirlemişti; bunlar arasında İslam Devrim Muhafızları Başkomutanı Muhammed Pakpur, Savunma Bakanı Aziz Nasirzade, Askeri Konsey Başkanı Amiral Ali Şamkhani, İslam Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Seyyed Majid Musavi, İstihbarat Bakan Yardımcısı Muhammed Şirazi ve diğerleri yer alıyordu" ifadesine yer verdi.
Haberde operasyonun savaş uçaklarının üslerinden kalkmasıyla İsrail'de sabah saat 6 civarında başladığı hatırlatılırken, "Saldırı nispeten az sayıda uçak gerektiriyordu, ancak uçaklar uzun menzilli ve son derece isabetli mühimmatla donatılmıştı. Uçakların kalkışından iki saat beş dakika sonra, Tahran'da saat 09:40 civarında, uzun menzilli füzeler yerleşkeye isabet etti. Saldırı sırasında, İran'ın üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri yerleşkenin bir binasındaydı. Hamaney ise yakındaki başka bir binadaydı" denildi.
New York Times tarafından incelenen bir mesajda, İsrailli bir savunma yetkilisi, "Bu sabahki saldırı, Tahran'da birkaç noktada eş zamanlı olarak gerçekleştirildi; bunlardan birinde İran'ın siyasi-güvenlik kademesinin üst düzey isimleri toplanmıştı" diye yazdı.
Yetkili, İran'ın savaşa hazırlanmasına rağmen, İsrail'in yerleşkeye yönelik saldırısıyla "taktiksel sürpriz" elde etmeyi başardığını söyledi. Beyaz Saray ve CIA konuyla ilgili yorum yapmadı.

Dünyanın önde gelen nakliye ve taşımacılık şirketleri, Orta Doğu'daki gelişen güvenlik durumunu gerekçe göstererek Basra Körfezi'nden geçişi askıya aldı.
Fransız nakliye şirketi CMA CGM, yaptığı açıklamada, Basra Körfezi'nde bulunan ve Basra Körfezi'ne giden tüm gemilerine "derhal" güvenli bir yere gitmeleri talimatı verdiğini duyurdu. Ayrıca Süveyş Kanalı'ndan geçişi de ikinci bir duyuruya kadar askıya aldı.
Bir diğer büyük nakliye şirketi Hapag-Lloyd, Basra Körfezi'ni açık denizlere bağlayan Hürmüz Boğazı'ndan geçişi "ikinci bir duyuruya kadar" askıya aldığını açıkladı.
Danimarkalı şirket Maersk de, gemilerin güzergahlarının değiştirilmesi nedeniyle olası teslimat gecikmeleri konusunda müşterilerini uyardı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından New York’taki BM Genel Merkezi’nde acil oturum düzenledi.
İran'ın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Emir Said İravani, BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantısında, ABD ve İsrail'in düzenlediği saldırılarda yüzlerce sivilin öldüğünü ve yaralandığını söyledi.
İravani, İran'ın misilleme saldırılarını öz savunma meselesi olarak nitelendirerek, düşman güçlerin üslerini meşru askeri hedefler olarak tanımladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise, çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, diplomasi için bir fırsatın "boşa harcanmış" olmasından derin üzüntü duyduğunu belirtti.
Toplantıya İsrail'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Danny Danon da katıldı.

İran ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında öldüğünün ilan edilmesiyle başkent Tahran’daki halk İnkılap Meydanı’nda toplandı.
Meydanda toplanan İranlıların, ellerinde Hamaney’in fotoğraflarını taşıyarak ağıt yaktığı ve gözyaşı döktüğü görüldü.

İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini duyurmuştu.
İran hükümeti de Hamaney'in hayatını kaybetmesi üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından dolayı büyük bir endişe duyulduğunu açıkladı.
Bir an önce ateşkes ilan edilmesi gerektiğini açıklayan Çinli yetkililer taraflara itidal çağrısında da bulunarak diyalog ve müzakere masasına geri dönülmesi gerektiğini de duyurdu.
İran'ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine saygı duyulması gerektiğini söyleyen Çinli yetkililer vatandaşlarından İsrail'e seyahat etmemelerini ve İsrail'de bulunan vatandaşlarının ise ülkeden çıkarak daha güvenli yerlere gitmesini önerdi.
Çinli yetkililer, "İran'da olan vatandaşlarımız bir an önce ülkeden ayrılmalı" açıklamasını yaparken Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye ve Irak üzerinden ülkeden çıkılabileceğinin altını çizdi.

İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak başlattığı misilleme, Körfez ülkeleri ve Orta Doğu geneline yayıldı.
Pazar sabahı Dubai'de çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyuldu. İngiliz haber ajansı Reuters'a konuşan görgü tanıkları Dubai'de patlamaların saldırıların ikinci gününde de devam ettiğini aktardı.
Dubai Emirliği yetkilileri, Dubai International Airport ile kentin simge yapılarından Burj Al Arab’ın saldırılardan etkilendiğini açıkladı.
Dubai hükümetinin medya ofisi, pazar günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, havalimanında dört kişinin yaralandığını duyurdu.
Dubai Medya Ofisi, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Dubai Uluslararası Havalimanı’ndaki bir terminal bölümünde meydana gelen olayda sınırlı hasar oluştu ve durum hızla kontrol altına alındı” ifadelerini kullandı. Daha sonra yapılan ek açıklamada, bir insansız hava aracının etkisiz hale getirildiği ve düşen enkazın Burj Al Arab’ın dış cephesinde küçük çaplı bir yangına yol açtığı belirtildi.
Havacılık kaynakları da Reuters’a, İran saldırısı sırasında havalimanındaki terminallerden birinin zarar gördüğünü aktardı.
Abu Dhabi Havalimanları İdaresi, başkentteki Zayed Uluslararası Havalimanı’nda yaşanan bir olayda Asya uyruklu bir kişinin hayatını kaybettiğini, yedi kişinin yaralandığını açıkladı. Ancak bu paylaşım daha sonra silindi.
Dubai Medya Ofisi, ayrı bir açıklamada, hava savunma müdahalesi sırasında düşen enkaz nedeniyle Cebel Ali Limanı’ndaki bir rıhtımda yangın çıktığını bildirdi. Cumartesi günü ayrıca, kentin yapay adası Palm Jumeirah üzerindeki bir otel yakınında da yangın meydana geldiği kaydedildi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın ABD-İsrail'in ortak saldırısına misilleme olarak düzenlediği saldırılarda 137 balistik füze ve 209 insansız hava aracına (İHA) müdahale edildiğini duyurdu.
Yetkililere göre İran, Abu Dabi, Dubai ve Doha’ya füze saldırıları düzenledi. Bu üç kent, doğu-batı hava trafiği açısından dünyanın en önemli geçiş noktaları arasında yer alıyor.
Güvenlik riskleri nedeniyle birçok havayolu şirketi Orta Doğu genelinde uçuşlarını askıya aldı. Dubai ve Abu Dabi’ye yapılan seferler de iptal edildi. Uçuş takip verileri, bölgenin büyük bölümünde hava sahasının neredeyse tamamen boşaldığını gösterdi.
Orta Doğu’nun en büyük turizm ve ticaret merkezi olan Dubai’de yaşanan bu gelişmeler, çatışmanın ekonomik ve sivil etkilerinin giderek arttığına işaret ediyor.

İran devlet medyası, ülkenin dini lideri Ali Hamaney'in cumartesi günü ABD ve İsrail’in düzenlediği hava saldırılarında öldüğünü duyurdu.
Saldırılarda, Tahran’daki ana yerleşkesinin yerle bir edildiği belirtildi.
Reuters’a konuşan İsrailli bir yetkili, Hamaney’in cansız bedenine ulaşıldığını açıklarken, ABD Başkanı Donald Trump da Washington’un İsrail’le birlikte Hamaney’i hedef aldığını söyledi.

1989’da, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından dini liderlik koltuğuna oturan Hamaney, başlangıçta zayıf ve kararsız bir figür olarak görülüyordu. Ancak zamanla devletin tüm güç merkezleri üzerinde sıkı bir denetim kurdu. Carnegie Endowment for International Peace’ten Karim Sadjadpour, Hamaney’i “tarihin bir kazası” olarak tanımlayarak, “Zayıf bir cumhurbaşkanlığından, yüzyılın en güçlü İranlılarından birine dönüştü” değerlendirmesini yaptı.

Hamaney’in yönetimi, sert Batı ve özellikle ABD karşıtlığıyla şekillendi. “Büyük Şeytan” olarak nitelediği Washington’a yönelik söylemleri, 2025’te Trump’ın ikinci başkanlık döneminde de devam etti. 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya temkinli destek verse de, ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesiyle birlikte sertlik yanlılarının safına geçti.

Hamaney, İran’ın nükleer programının silah amaçlı olmadığını savundu ve nükleer silahların üretimini yasaklayan bir fetva yayımladığını hatırlattı. Buna rağmen Batı ile gerilim hiç düşmedi. 2025’te yeni bir anlaşma için yürütülen temasları da sert sözlerle eleştirdi: “İran’ın zenginleştirme yapıp yapamayacağına siz mi karar vereceksiniz?”

Hamaney dönemi, içeride bastırılan protestolarla da anılıyor. 1999 ve 2002’deki öğrenci eylemleri, 2009’daki tartışmalı seçimlerin ardından patlak veren büyük protestolar ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası yaşanan kitlesel gösteriler, güvenlik güçlerinin sert müdahaleleriyle bastırıldı. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği bu süreçler, Hamaney’in mutlak otoritesini pekiştirdi.
Silahlı kuvvetlerin başkomutanı olan Hamaney, özellikle Islamic Revolutionary Guard Corps ile yakın ilişkiler kurdu. Devrim Muhafızları’nı kilit görevlere getirdi ve rejimin temel dayanağı haline getirdi. Ayrıca Setad adlı yapı üzerinden on milyarlarca dolarlık bir ekonomik imparatorluk yönetti.
Hamaney, İran’ın Orta Doğu’daki etkisini artırmak için Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen’deki Şii ve müttefik grupları destekledi. Hizbullah, Hamas ve Husilerle kurulan “Direniş Ekseni”, İsrail ve ABD’ye karşı temel araç oldu. Ancak 2024’ten itibaren bu yapı ciddi darbeler aldı; Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesi ve İsrail’in Hamas ile Hizbullah’a yönelik operasyonları İran’ın nüfuzunu zayıflattı.

İran ile İsrail arasındaki yıllarca süren örtülü savaş, 2023 sonrası Gazze savaşıyla açık çatışmaya dönüştü. 2025 Haziran’ında İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları ve ABD’nin bu operasyona katılması, 12 gün süren bir hava savaşına yol açtı. Cumartesi günü düzenlenen son saldırı ise Hamaney’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.
Hamaney’in ölümü, İran’ı derin bir belirsizliğin içine soktu. Ülke hem ABD ve İsrail saldırılarıyla hem de özellikle genç nüfus arasında artan hoşnutsuzlukla karşı karşıya. Reuters’a konuşan 25 yaşındaki Mina, “Biz sadece normal, huzurlu bir hayat istiyoruz. Ama yöneticiler hâlâ eski düşmanlıkları sürdürüyor. Dünya değişti” sözleriyle bu ruh halini özetledi.

İsrail ordusundan, İran’a gerçekleştirilen son saldırılar ile ilgili açıklama geldi.
İsrail Savunma Kuvvetleri’nden (IDF) yapılan açıklamada, İran'ın batı ve orta kesimlerindeki hava savunma sistemleri, füze rampaları, rejim hedefleri ve askeri komuta merkezleri dahil 30'dan fazla hedefin vurulduğu belirtilerek, "İran’daki terör rejimi halkımızı tehdit edemeyecek hale gelene kadar yeteneklerini zayıflatmaya devam edeceğiz" denildi.
IDF’den günün erken saatlerinde yapılan açıklamada, İran'ın merkezindeki Kum bölgesinde bulunan bir füze fırlatma sahasının vurulduğu ifade edilmişti.
Saldırının, yüzlerce kilo patlayıcı taşıyan Ghadr H-1 balistik füzelerinin depolandığı bir tesisi hedef aldığı, bunun da rejimin misilleme kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığı ifade edilmişti. Ayrıca, İran Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının İran genelindeki askeri hedefleri vurarak İran Savunma Bakanlığı'nın 7 üst düzey yetkilisini öldürdüğü aktarılmıştı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Dubai Emirliği hükümeti, İran'ın BAE'deki ABD üslerine yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleştirilen hava savunma müdahaleleri nedeniyle Cebel Ali Limanı'nda yangın çıktığını duyurdu.
Dubai Hükümeti Medya Ofisi tarafından, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, hava savunma operasyonları sırasında düşen enkazın limandaki bir rıhtımda yangına yol açtığı, olayda herhangi bir yaralanma bildirilmediği belirtildi.
Açıklamada, Dubai Sivil Savunma ekiplerinin yangına derhal müdahale ettiği ve söndürme çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD, dün sabah saatleri itibarıyla İran'a ortak saldırılar düzenlemeye başladı.
İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail'in İran'a "önleyici saldırı" başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılar kapsamında başkent Tahran ile İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah başta olmak üzere 24 eyalette çeşitli noktalar hedef alındı.
İran Kızılayı saldırılarda şu ana kadar 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin de yaralandığını bildirdi.
İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran ordusu Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar ve Ürdün gibi ülkelerde de ABD üslerine ve hedeflerine yönelik füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırılarda bulundu.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları bütün dünyada büyük yankı uyandırırken Beyaz Saray tarafından yayınlanan fotoğraflar gündem oldu...
Fotoğraflarda ABD Başkanı Donald Trump'ın Mar-a-Lago'daki konutundan ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ise Washington'tan operasyon anını izlediği ve kurmaylarıyla iletişim halinde olduğu görülüyor.

Trump'ın beyaz renkli ve üzerinde "ABD" yazan bir şapka taktığı ve ulusal güvenlik ekibiyle yoğun bir tartışma yaşadığı görülürken yanında Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray Kalem Müdürü Susie Wiles ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine de görüldü.
Vance, Mar-a-Lago operasyonlarına bağlı olan DC'deki Durum Odası'ndan ikinci bir yetkili grubunu denetledi.

Masa başında oturan Vance'e, ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ve Hazine Bakanı Scott Bessent eşlik etti.
Beyaz Saray basın sözcüsü Karoline Leavitt, Cumartesi günü erken saatlerde Trump'ın Orta Doğu'daki durumu Mar-a-Lago'dan izleyeceğini söylemişti.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de bulunan Zayed Uluslararası Havalimanı'nda meydana gelen "olayda" 1 Asya uyruklu kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı bildirildi.
Abu Dabi Hükümetine bağlı Havalimanları Şirketi tarafından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, havalimanında yaşanan olayda 1 Asyalı vatandaşın yaşamını yitirdiği ve 7 kişinin yaralandığı belirtildi.
Açıklamada, olayın niteliğine ilişkin ise ayrıntı paylaşılmadı.
Olayın, ABD-İsrail saldırılarına karşılık olarak İran'ın BAE'deki ABD üslerini hedef alan saldırıları nedeniyle meydana geldiği belirtiliyor.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken, İsrail ve ABD dün sabah saatlerinde İran'a ortak saldırılar düzenledi.
İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail'in İran'a "önleyici saldırı" başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılar kapsamında başkent Tahran ile İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah başta olmak üzere 24 eyalette çeşitli noktalar hedef alındı.
İran Kızılayı saldırılarda şu ana kadar 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin de yaralandığını bildirdi.
İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran ordusu Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar ve Ürdün gibi ülkelerde de ABD üslerine ve hedeflerine yönelik füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırılarda bulundu.

İran hükümeti, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in İsrail ve ABD saldırısında öldürülmesine misilleme yapılacağını ve bunun "cezasız kalmayacağını" bildirdi.
Hamaney'in öldüğünün duyurulmasının ardından İran hükümeti açıklama yaptı.
Hamaney'in öldüğü saldırının cezasız kalmayacağı belirtilen açıklamada, saldırının failleri ve emri verenlerin "pişman edileceği" ifadesine yer verildi.
İran Cumhurbaşkanlığı da yaptığı açıklamada, Hamaney'e yönelik saldırının "cezasız kalmayacağı" kaydedildi.
İran hükümeti, 40 günlük ulusal yas ilan ederken, devlet dairelerinin 7 gün süreyle kapatılacağını duyurdu.
Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine "kısa süre içerisinde" misilleme saldırısı başlatacağını bildirdi.
Devrim Muhafızları Ordusu, Hamaney'in hayatını kaybetmesinin ardından bir bildiri yayımladı.
Bildiride, İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine "kısa süre içinde" misilleme saldırısı başlatacaklarını duyuran Devrim Muhafızları, özellikle ABD ile mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.
İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail'in dün düzenlediği saldırıda hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

Son haftalarda ABD-İsrail-İran hattında yaşanan gerilim sonucunda dün üç ülke birbirine girerken Orta Doğu'da yükselen tansiyon bugün başka bir boyuta ulaştı...
İran resmi medya kuruluşlarının da doğruladığı habere göre İran'ı 1989 yılından beri yöneten ve ülkedeki her kurumun kontrolüne sahip olan Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü.

Cumartesi sabahı erken saatlerde evindeki ofisine düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdiği doğrulanan Hamaney'in ardından üst düzey isimlerin de saldırılarda öldürüldüğü açıklandı.
ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times da uydu görüntülerinden faydalanarak İran'ın ruhani liderinin evinin saldırıdan sonraki halini paylaştı.
Fotoğraflarda kompleksin bombalandığı ve büyük hasar aldığı görülüyor.
Öte yandan Hamaney'in kızı, torunu, gelini ve damadının da öldürüldüğü belirtildi.
İran, cumhurbaşkanı, yargı başkanı ve bir hukukçunun geçiş sürecini denetleyeceğini açıkladı.
Resmi IRNA haber ajansı, ülkenin cumhurbaşkanı, yargı başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi hukukçularından birinden oluşan üç kişilik bir konseyin, ülkedeki tüm liderlik görevlerini geçici olarak üstleneceğini bildirdi.
İran'ın 1979 İslam Devrimi'nden bu yana sadece bir kez daha iktidar devri yaşandı; bu da 1989'da Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ölümünden sonra olmuştu.
Yüksek lider, Uzmanlar Meclisi adı verilen 88 üyeli bir din adamları kurulu tarafından atanır.
İran yasalarına göre, Uzmanlar Meclisi "en kısa sürede" bir halef seçmek zorunda. Ancak o zamana kadar, bir liderlik konseyi devreye girerek "geçici olarak tüm liderlik görevlerini üstlenebilir.
Devlet televizyonunun Hamaney'in danışmanlarından Muhammed Mokhber'e atıfta bulunarak verdiği bilgilere göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Başkanı Gulamhossein Mohseni Ejei ve ülkenin hukuk konseyinden bir başka yetkili, geçiş dönemini denetleyecek üçlünün parçası olacak.
Hamaney ve üst düzey kurmaylarının öldürülmesinden sonra İran Devrim Muhafızları'ndan dikkat çekici bir açıklama geldi...
İran Devrim Muhafızları, Hamaney'in "katillerini" cezalandıracağına yemin ederek, ABD üslerine ve İsrail'e karşı "tarihin en vahşi saldırı operasyonunu" gerçekleştireceğini duyurdu.
İran Devrim Muhafızları, yaptığı açıklamada, "İran milletinin intikam eli, Ümmetin İmamı'nın katillerine karşı sert, kararlı ve üzücü bir ceza vermek için onları bırakmayacak" ifadesini kullandı.
Açıklamada ayrıca, "İran İslam Devrim Muhafızları, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ve geniş halk Basij güçleri, liderlerinin mirasını savunmada, iç ve dış komplolara karşı dimdik durarak ve İslam vatanına karşı saldırganlara ders niteliğinde bir ceza vererek, liderlerinin yolunu güçlü bir şekilde sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
Bu arada İran hükümeti, bu "büyük suçun asla cevapsız kalmayacağı" uyarısında bulundu.

İran haber ajansı IRNA, ABD ve İsrail'in saldırılarında üst düzey iki ismin daha öldürüldüğünü duyurdu...
Ajansların son dakika gelişmesi olarak geçtiği olayda, öldürüldüğü resmi olarak duyurulan İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'in baş danışmanı Ali Şapkani ve Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Pakpur'un öldürüldüğü açıklandı.
Öte yandan İran'dan AFP muhabirleri yerel saatle 05:30 sularında Tahran'da yeni patlama seslerinin duyurulduğu ve saldırıların devam ettiğini duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarını överek, operasyonların devam edeceği uyarısında bulundu. Trump, saldırıların İran’ın füze kapasitesini yok etmeyi ve donanmasını “tamamen ortadan kaldırmayı” hedeflediğini söyledi.
Trump, Florida’daki Mar-a-Lago tatil yerinden operasyonu takip ettiğini belirterek, İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in saldırılarda öldüğünü sosyal medya üzerinden duyurdu. Daha önce Reuters’a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili de Hamaney’in cansız bedenine ulaşıldığını açıklamıştı. İran devlet medyası da daha sonra Hamaney’in ölümünü doğruladı.
Trump, Truth Social’daki paylaşımında, “Bu sadece İran halkı için değil, Hamaney ve kana susamış çetesi tarafından öldürülen ya da sakat bırakılan tüm Amerikalılar ve dünyanın dört bir yanındaki insanlar için adalettir” ifadelerini kullandı.
Trump, günün erken saatlerinde İran’daki “büyük çaplı muharebe operasyonlarında” ABD kayıpları olabileceği uyarısında bulunmuştu. Ancak saldırıların başlamasından yaklaşık 12 saat sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD tarafında can kaybı ya da çatışmaya bağlı yaralanma olmadığını, askeri tesislerdeki hasarın sınırlı olduğunu açıkladı.
ABD’li bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada saldırıların birkaç gün sürebileceğini söyledi. Trump ise bombardımanın “hafta boyunca ya da gerekirse daha uzun süre kesintisiz devam edeceğini” belirterek hedefin “Orta Doğu’da ve dünyada barış” olduğunu savundu.
Trump yönetiminden üst düzey yetkililer, İran’la son haftalarda yürütülen görüşmelere rağmen saldırı kararının alındığını söyledi. Bir ABD’li yetkili, İran’ın nükleer programdan vazgeçmeye yanaşmadığını ve görüşmeleri “oyalama taktikleriyle” uzattığını ileri sürdü.
Başka bir yetkili ise İran’ın füze programının ABD güçleri için “acil ve doğrudan tehdit” oluşturduğunu savunarak, önleyici saldırının daha büyük kayıpları engellediğini iddia etti.
Trump, yayımladığı video mesajda İran Devrim Muhafızları’na silah bırakmaları çağrısında bulundu. Silah bırakanlara dokunulmayacağını söyleyen Trump, aksi durumda “kesin ölüm” uyarısı yaptı. İran halkına da yönetime el koyma çağrısı yaparak, “Bu muhtemelen nesiller boyunca elinize geçecek tek fırsat” dedi.
Beyaz Saray’dan paylaşılan fotoğraflarda Trump’ın ulusal güvenlik ekibiyle birlikte Orta Doğu haritası başında çalıştığı görüldü. CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine toplantılara katıldı.
Ancak saldırılar ABD siyasetinde tartışma yarattı. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, operasyonu “stratejik sonu olmayan, tercih edilmiş bir savaş” olarak nitelendirdi. Meclis Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ise Kongre onayı olmadan yapılan askeri müdahalenin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Avrupa’dan müzakereye dönüş çağrıları gelirken, Trump’ın Cumhuriyetçi müttefiklerinin büyük bölümü saldırıları destekledi. Senatör Lindsey Graham, Avrupa’yı sert sözlerle eleştirerek, “Kötülükle yüzleşme konusunda yumuşadınız” dedi.

İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünün resmi olarak duyurulmasından sonra gözler Washington ve ABD Başkanı Donald Trump'a çevrildi.
İngiliz The Guardian gazetesi CBS News'e konuşan Trump'ın sözleri gündem oldu.
Trump, Cumartesi günü yaptığı açıklamalarda Hamaney'in öldürülmesinin ardından İran'ı kimin yönetmesini istediğini dair bir fikri olduğunu söylemiş fakat bir ayrıntı vermedi.
Trump, Hamaney'in ölümünün ardından ipleri kimin elinde tuttuğunu düşündüğü sorulduğunda, "Tam olarak kim olduğunu biliyorum, ama size söyleyemem" dedi.
İran'da ülkeyi yönetmesini istediği biri olup olmadığı sorulduğunda ise ABD Başkanı, "Evet, bence var. Bazı iyi adaylar var" yanıtını verdi.
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken, İsrail ve ABD sabah saatlerinde İran'a ortak saldırılar düzenledi.
İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail’in İran'a "önleyici saldırı" başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılarda, başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah başta olmak üzere 24 eyalette çeşitli noktalar hedef alındı.
İsrailli kaynaklar, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cumartesi günü düzenlenen saldırılarda öldürüldüğünü öne sürdü. Tahran yönetimi ise iddiayı yalanlayarak hem cumhurbaşkanının hem de dini liderin güvende olduğunu söyledi. Trump da yaptığı açıklamada "Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü" dedi.
Saatler sonra İran devlet televizyonu, Ali Hamaney'in hayatını kaybettiğini belirterek, "İran İslam devrimi lideri şehadete ulaştı." ifadesini kullandı.
İran hükümeti de Hamaney'in hayatını kaybetmesi üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan etti.
Öte yandan, ABD ve İsrail'in ortak düzenlediği saldırılarda İran lideri Ali Hamaney'in kızı, damadı, torunu ve gelininin de hayatını kaybettiği açıklandı.
İran, cumhurbaşkanı, yargı başkanı ve bir hukukçunun geçiş sürecini denetleyeceğini açıkladı.
Resmi IRNA haber ajansı, ülkenin cumhurbaşkanı, yargı başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi hukukçularından birinden oluşan üç kişilik bir konseyin, ülkedeki tüm liderlik görevlerini geçici olarak üstleneceğini bildirdi.
İran'ın 1979 İslam Devrimi'nden bu yana sadece bir kez daha iktidar devri yaşandı; bu da 1989'da Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ölümünden sonra olmuştu.
Yüksek lider, Uzmanlar Meclisi adı verilen 88 üyeli bir din adamları kurulu tarafından atanır.
İran yasalarına göre, Uzmanlar Meclisi "en kısa sürede" bir halef seçmek zorunda. Ancak o zamana kadar, bir liderlik konseyi devreye girerek "geçici olarak tüm liderlik görevlerini üstlenebilir.
Devlet televizyonunun Hamaney'in danışmanlarından Muhammed Mokhber'e atıfta bulunarak verdiği bilgilere göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Başkanı Gulamhossein Mohseni Ejei ve ülkenin hukuk konseyinden bir başka yetkili, geçiş dönemini denetleyecek üçlünün parçası olacak.

ABD merkezli Fox News, adı açıklanmayan ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD'nin İran'a yönelik Destansı Öfke Operasyonu'nun ilk 12 saatine ilişkin verileri haberleştirdi. Haberde, ABD ordusu tarafından İran'a karşı başlatılan Destansı Öfke Operasyonu'nun ilk 12 saatinde yaklaşık 900 saldırı gerçekleştirdiği kaydedildi.
Adı açıklanmayan yetkiliye göre, saldırılar kara, hava ve denizden gerçekleştirildi ve insansız hava araçları da kullanıldı. Tüm bu süreçte yüzlerce İran balistik füzesine karşı da savunma yapıldı.
Haberde İran'ın ilk 12 saatte yaklaşık 300 füze fırlattığı belirtilirken, İran'ın yaklaşık 2 bin uzun menzilli ve 2 bin kısa menzilli füzesinin bulunduğu aktarıldı. Adı açıklanmayan yetkili, İran'ın ABD Donanması'nın Bayren'deki 5. Filo karargahını hedef alan saldırılarının aslında "boş depolara" gerçekleştirildiğini ve hiçbir karşı saldırının Destansı Öfke Operasyonu'nun hedeflerini etkilemediğini ifade etti.
Operasyonun amacının İran'ın artık komşularını saldırma kabiliyetini kaybetmesini sağlamak olduğunu vurgulayan ABD'li yetkili, "Ne dron ne füze, ne de deniz gücü" dedi. ABD'nin İran'ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarını nerede bulundurduğunu bildiğini ifade eden ABD'li yetkili, ancak bunlara ulaşmanın zor olduğunu sözlerine ekledi. ABD'li yetkili, operasyonun birkaç hafta sürebileceğini dile getirdi.

İsrailli kaynaklar, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cumartesi günü düzenlenen saldırılarda öldürüldüğünü öne sürdü.
Tahran yönetimi ise iddiayı yalanlayarak hem cumhurbaşkanının hem de dini liderin güvende olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Trump da yaptığı açıklamada "Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü" dedi.
İddialar gündemdeki yerini korurken Hamaney’in sosyal medya X hesabından dikkat çeken bir paylaşım yapıldı.
Kılıçlı bir fotoğrafın yer aldığı paylaşıma "Yüce Haydar’ın adıyla, üzerine selam olsun" notu düşüldü.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump'ın telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu.
Burhanettin Duran, sosyal medya X hesabından yaptığı paylaşımda "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran ve Körfez ülkelerindeki son durum ve güncel gelişmeler ele alındı" dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile de ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini açıkladı.
Açıklamaya göre görüşmelerde BAE ve Katar’a yönelik saldırılar ile bölgedeki son durum ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırılar nedeniyle üzüntülerini ve geçmiş olsun dileklerini iletirken, her iki liderden de ülkelerindeki son gelişmelere ilişkin bilgi aldı.

İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD 29 Şubat 2026 cumartesi günü sabah saatlerinde İran'a ortak saldırılar düzenledi.
İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail’in İran’a “önleyici saldırı” başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılarda, başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah başta olmak üzere 24 eyalette çeşitli noktalar hedef alındı.

İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran ordusu, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün’deki ABD üsleri ile hedeflerine füzelerle ve kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi.
Orta Doğu’dan gelen haberler hız kesmeden devam ederken, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına verdiği karşılık bölgedeki krizi daha da derinleştirdi.

İsrail Başbakanı, saldırıların ardından İran’ın dini liderinin “artık hayatta olmayabileceğine dair işaretler bulunduğunu” öne sürdü. Tahran ise bu iddiayı yalanladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, hem dini lider hem de İran Cumhurbaşkanı’nın “sağ ve güvende” olduğunu açıkladı.
Ancak sabah saatlerinde İran devlet televizyonu Hamaney'in öldüğünü duyurdu.
İran devlet medyası Press TV, İran Kızılayı’na dayandırdığı haberinde, ABD-İsrail saldırıları sonucu 200’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonda ABD tarafında herhangi bir çatışma kaynaklı can kaybı yaşanmadığını bildirdi. ABD askeri tesislerinde meydana gelen hasarın sınırlı olduğu ve operasyonları etkilemediği belirtildi.
İran Silahlı Kuvvetleri’nden bir sözcü, yayımlanan video mesajında askeri operasyonların “daha da güçlü şekilde devam edeceğini” söyledi. İran’ın askeri stratejisine yakın bir kaynak ise CNN’e yaptığı açıklamada, misillemenin “saldırgan cezalandırılana kadar süreceğini” ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, saldırıların amacının İran’dan onlarca yıldır gelen tehdidi sona erdirmek ve ülkenin nükleer silah geliştirmesini engellemek olduğunu söyledi. Yeniden seçim kampanyasında kendisini “barış başkanı” olarak tanıtan Trump, İran güvenlik güçlerine silah bırakma çağrısı yaparak, bombardıman sona erdikten sonra İran halkını yönetime karşı harekete geçmeye davet etti.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamaney’in “artık hayatta olmadığına dair çok sayıda işaret bulunduğunu” söyledi. Netanyahu, Hamaney’in karargâhının yok edildiğini, Devrim Muhafızları’ndan komutanlar ile üst düzey nükleer yetkililerin öldürüldüğünü açıkladı.
İran, küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını açıkladı. Uzmanlar petrol fiyatlarında sert artış bekliyor. Rystad Energy’den Jorge Leon, fiyatların varil başına 10–20 dolar yükselebileceğini öngördü.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’ta acil toplanması beklenirken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres derhal çatışmaların durdurulması çağrısı yaptı.
Bölgede askeri ve siyasi gerilimin daha da tırmanmasından endişe edilirken, gelişmeler dünya genelinde yakından izleniyor.

İsrail, cumartesi günü İran’a yönelik düzenlenen saldırılarda İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürüldüğünü doğruladığını ileri sürdü. CNN'e konuşan konuya yakın iki İsrailli kaynak, bu bilginin güvenlik birimleri tarafından teyit edildiğini belirtti.
Kaynaklardan biri, İsrail’in Hamaney’in cansız bedenine ait bir fotoğrafa ulaştığını iddia ederken, ikinci kaynak konuyla ilgili resmi bir açıklamanın hazırlık aşamasında olduğunu söyledi.
Saldırıların ardından konuşan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hamaney’in “artık hayatta olmadığına dair birçok işaret bulunduğunu” ifade etmişti. Ancak Netanyahu, bu açıklamasında kesin bir doğrulama yapmamıştı.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada "Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü" dedi. Trump paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü. Bu sadece İran halkı için değil, Hamaney ve onun kana susamış haydut çetesi tarafından öldürülen veya sakat bırakılan tüm büyük Amerikalılar ve dünyanın birçok ülkesinden insanlar için de adalet demektir.
O, istihbaratımız ve son derece gelişmiş takip sistemlerimizden kaçamadı ve İsrail ile yakın işbirliği içinde çalışarak, kendisi veya onunla birlikte öldürülen diğer liderlerin yapabileceği hiçbir şey yoktu. Bu, İran halkının ülkesini geri alması için tek ve en büyük şanstır.
IRGC, (Devrim Muhafızları) ordu ve diğer güvenlik ve polis güçlerinin çoğunun artık savaşmak istemediğini ve bizden dokunulmazlık istediğini duyuyoruz. Dün gece söylediğim gibi, “Şimdi dokunulmazlık elde edebilirler, sonra ise sadece ölüm bekliyor onları!”
Umarım IRGC ve polis, İranlı vatanseverlerle barış içinde birleşir ve ülkeyi hak ettiği büyüklüğe kavuşturmak için bir bütün olarak çalışır. Bu süreç yakında başlamalıdır, çünkü sadece Hamaney'in ölümü değil, ülke de sadece bir gün içinde büyük ölçüde tahrip edildi, hatta yok edildi.
Ancak, ağır ve nokta atışı bombardımanlar, hafta boyunca kesintisiz olarak veya ORTA DOĞU'DA VE ASLINDA DÜNYADA BARIŞ hedefimize ulaşmak için gerekli olduğu sürece devam edecek!"
İran cephesinden ise iddialara sert bir yalanlama geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkenin cumhurbaşkanı ile dini liderinin “sağ ve güvende” olduğunu açıkladı. Buna rağmen Ayetullah Ali Hamaney’in, saldırıların başlamasından bu yana kamuoyu önüne çıkmaması ve herhangi bir video ya da fotoğrafla görülmemesi dikkat çekti.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Üyesi İsmail Kevseri, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldüğüne ilişkin ortaya atılan iddialara yanıt verdi. Kevseri yaptığı açıklamada, "Güvenilir bilgilere göre dini liderin sağlık durumu tamamen iyi ve süreci bizzat yönetmektedir. Halk, yalancı medya organlarının ortaya attığı söylentilere itibar etmemelidir. Terör girişimlerinde başarısız oldukları ve hedeflerine ulaşamadıkları için bu tür söylentileri yaymaya çalışıyorlar. Ancak bilsinler ki bu amaçlarına asla ulaşamayacaklar" ifadelerini kullandı.
Karşılıklı açıklamalar, bölgedeki bilgi savaşını ve belirsizliği artırırken, Hamaney’in akıbetine ilişkin net durumun önümüzdeki saatlerde yapılması beklenen resmi açıklamalarla netleşmesi bekleniyor. Gelişme, Orta Doğu’daki gerilimi daha da tırmandırabilecek kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Bolivya Hava Kuvvetleri’ne ait bir Hercules tipi askeri uçak, cuma akşamı El Alto kentinde düştü. Yetkililerin cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre kazada 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Ölenler arasında dört çocuğun bulunduğu, uçağın birinci pilotunun ise yoğun bakımda olduğu bildirildi.

Kaza sonrası uçağın taşıdığı yüklü miktardaki banknotların yere saçılması, kentte büyük gerginliğe neden oldu. İçişleri Bakan Yardımcısı Hernan Paredes, kazanın ardından yaklaşık 3 bin kişinin “sopa ve taşlarla son derece saldırgan bir tutumla” olay yerine geldiğini ve yerdeki paraları toplamaya çalıştığını söyledi.
Güvenlik güçleri kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Yetkililer, vandalizm suçlamasıyla 49 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Olaylar sırasında kentte tansiyonun uzun süre düşmediği belirtildi.
Yetkililer, uçakta toplam 18 ton banknot taşındığını ve bu paraların eski banknotların yerine geçmesi için nakledildiğini duyurdu. Açıklamada, söz konusu banknotların henüz yasal dolaşıma girmediği, bu nedenle hukuki geçerliliğinin olmadığı ve bulundurulmasının suç sayıldığı ifade edildi. Toplanan banknotlar daha sonra yetkililer tarafından yakıldı.
El Alto sakinlerinden Marcelino Poma, paraların yakılmasına sert tepki göstererek, “Yaktıkları paraya bakın, bu şehirde o paraya muhtaç yoksul aileler var. Yakıt sübvansiyonumuzu aldılar, bütçemizi zora soktular, şimdi de parayı ülkeden çıkarıyorlar” dedi. Cumartesi günü küçük gruplar halinde protestoların sürdüğü bildirildi.
Bolivya Polis Şefi Mirko Sokol, kazada hayatını kaybedenlerden şu ana kadar yalnızca dokuzunun kimliğinin tespit edilebildiğini, birçok cenazenin ağır hasar nedeniyle tanınamaz halde olduğunu açıkladı.
İçişleri Bakan Yardımcısı Paredes, uçağın birkaç metre mesafede bulunan 40 kadar iki ve dört katlı binaya doğru ilerlediğini, ancak pilotların son anda yaptığı manevra sayesinde daha büyük bir facianın önlendiğini söyledi.

Kazada yakınını kaybeden Cesar Mamani, “Şok içindeyiz. Hayatını kaybedenler için adalet istiyoruz. Hükümetin ve silahlı kuvvetlerin güvenlik önlemlerindeki eksikliğini kınıyoruz” dedi.
Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz, kazayı “El Alto ve ülke için büyük bir keder günü” olarak nitelendirdi ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü açıkladı. Yetkililer, uçağın kara kutusunu aramaya devam ediyor.
El Alto, Bolivya’nın en yoksul ve en hızlı büyüyen büyük kentlerinden biri olarak biliniyor. Kent, 20. yüzyılın sonlarında iş aramak için La Paz’a göç edenlerin yerleşmesiyle büyüdü. Bugün birçok El Alto sakini, dünyanın en yüksek başkentlerinden biri olan La Paz’a teleferikle gidip geliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Axios’a verdiği kısa mülakatta, İran’a yönelik askeri operasyonlara dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Trump, “Uzun vadeye yayılıp her şeyi kontrol altına alabilirim ya da iki-üç gün içinde bitirip İranlılara ‘Nükleer kapasitenizi yeniden inşa etmeye başlarsanız birkaç yıl sonra tekrar görüşürüz’ diyebilirim” ifadelerini kullandı.
Trump, ABD ve İsrail’in ortak saldırılarının ardından İran’ın yeniden toparlanmasının “birkaç yıl” süreceğini öne sürdü. ABD Başkanı, bu noktaya gelinmesinde İran yönetimiyle yürütülen müzakerelerin tıkanmasının belirleyici olduğunu savundu.
Mülakatta Trump, İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda ilerleme sağlanamamasını ve ülkenin onlarca yıldır dünya genelindeki çeşitli saldırılarla ilişkilendirilmesini gerekçe gösterdi. Ayrıca İran’ın, geçen yıl ABD tarafından vurulan ve Trump’ın daha önce “tamamen yok edildiğini” söylediği bazı tesisleri yeniden inşa etmeye başladığını iddia etti.
Trump, İran’a yönelik askeri operasyonların ne zaman ve hangi kapsamda ilerleyeceğine dair net bir takvim vermekten kaçındı. Axios’un aktardığına göre Trump, sürecin sahadaki gelişmelere bağlı olacağını ve bu gelişmeler arasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in akıbetinin de yer aldığını söyledi.
Açıklamalar, Trump yönetiminin İran politikasında sert askeri seçenekleri açık biçimde gündemde tuttuğunu ortaya koyarken, bölgedeki gerilimin daha da tırmanabileceğine dair endişeleri artırdı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün İran’a yönelik askeri saldırıya yetki vermesi ve ülkede rejim değişikliği çağrısında bulunması, Trump’ın siyasete ilk adım attığı dönemlerdeki açıklamalarıyla açık bir çelişki oluşturdu. Trump, geçmişte İran’la olası bir savaşı sert biçimde eleştirmiş ve bunu önceki ABD yönetimlerinin başarısızlığına bağlamıştı.
Trump, 2012 yılında X (o dönem Twitter) hesabından yaptığı bir paylaşımda, dönemin ABD Başkanı Barack Obama’yı hedef alarak, İran ya da Libya’ya yönelik bir saldırının kamuoyu desteği kaybını örtme amacı taşıyacağını savunmuştu. Trump, “Obama’nın anketlerdeki düşüşünü izleyin; Libya ya da İran’a saldırı başlatacak. Umutsuz” ifadelerini kullanmıştı.
Bir yıl sonra yaptığı başka bir paylaşımda ise, Obama’nın İran’la müzakere edemediğini ileri sürerek, “Başkan Obama’nın, düzgün pazarlık yapamadığı için İran’a saldıracağını uzun zaman önce öngörmüştüm” demişti.
Trump, 2016 başkanlık kampanyası sırasında rakibi Hillary Clinton’ı “savaş yanlısı” olmakla suçlamıştı. Aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Irak, Libya, Mısır ve Suriye’de uygulanan rejim değişikliği politikalarını “başarısız” olarak nitelendirmiş ve bu döngüyü sona erdireceği vaadinde bulunmuştu.
2024 seçim sürecinde de Trump cephesinden benzer mesajlar gelmişti. Trump’ın danışmanlarından Stephen Miller, X’te yaptığı paylaşımda “Kamala = Üçüncü Dünya Savaşı. Trump = Barış” ifadelerini kullanmıştı.
Aynı dönemde Ulusal İstihbarat Direktörü olan Tulsi Gabbard da, Kamala Harris’e verilecek bir oyun “savaş” anlamına geleceğini savunarak, “Donald Trump’a verilen oy, savaş başlatmak değil, savaşları bitirmek içindir” demişti.
Trump yönetiminin İran’a yönelik bugünkü askeri adımı ve rejim değişikliği söylemleri, hem kendi geçmiş açıklamalarıyla hem de seçim kampanyalarında verilen “dış çatışmalardan uzak durma” vaatleriyle ciddi bir tezat oluşturuyor. Bu durum, ABD kamuoyunda ve uluslararası arenada Trump’ın dış politika çizgisine ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sosyal medya X hesabından İran'a saldırılarla ilgili açıklama yaptı.
ABD ve ortak güçlerinin, ABD doğu yakası saatiyle 01.15'te (TSİ 09.15), "İran rejiminin güvenlik aygıtını dağıtmak amacıyla öncelikli olarak acil tehdit oluşturan yerlere yönelik saldırılar gerçekleştirdiği" belirtilen paylaşımda, hedefler arasında İslam Devrim Muhafızları Komuta ve Kontrol Tesisleri, İran hava savunma sistemleri, füze ve insansız hava aracı fırlatma rampaları ve askeri havaalanlarının yer aldığı belirtildi.
Açıklamada, ABD ve ortaklarının ilk saldırı dalgasının ardından, CENTCOM güçlerinin yüzlerce İran füzesi ve insansız hava aracı saldırısına karşı başarılı bir şekilde savunma yaptığı öne sürülerek, ABD tarafında herhangi bir kayıp veya yaralanma olmadığı, ABD tesislerine verilen hasarın da minimal düzeyde olduğu ifade edildi.
Operasyonun ilk saatlerinde havadan, karadan ve denizden hassas mühimmat fırlatıldığı aktarılan açıklamada, ayrıca, CENTCOM'un ilk kez "Akrep Saldırısı Görev Gücü" adındaki düşük maliyetli tek yönlü saldırı amaçlı silahlı insansız hava araçları (SİHA) kullandığı bilgisi paylaşıldı.
Paylaşımda, ABD uçak gemilerinden kalkan uçak ve atılan füze görüntülerine de yer verilerek, "Destansı Öfke Operasyonu, bir nesildeki en büyük bölgesel Amerikan askeri ateş gücü yoğunlaşmasını içeriyor" denildi.

İran'ın lideri Ali Hamaney'in hayatta olup olmadığına yönelik açıklama yapan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırılarda yönetimin önemli bazı isimlerinin öldüğünü savundu.
Netanyahu, saldırılara ilişkin yaptığı görüntülü açıklamada, saldırıların gerekli olduğu sürece devam edeceğini savunarak barışa yol açacağını iddia etti.
İran'ın lideri Hamaney'e yönelik suikast girişimine ilişkin Netanyahu, Hamaney'in Tahran'ın merkezindeki konutunu hedef aldıklarını belirterek "Onun hayatta olmadığına dair birçok işaret var" iddiasında bulundu.
İran halkına seslenen Netanyahu, "Rejimi devirme görevini tamamlamak için yakında topluca sokaklara çıkma zamanınız gelecek" ifadelerini kullandı.

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, konsolosluk işlemleriyle ilgili açıklama yaptı.
Büyükelçilikten yapılan yazılı açıklamada, "Mevcut güvenlik ortamında, ABD vatandaşlarına daha dikkatli ve temkinli olmalarını, hareketlerini sınırlandırmalarını ve gerektiğinde bulundukları yerde kalmaya hazır olmalarını tavsiye ediyoruz. Irak hava sahasında füze, insansız hava aracı (İHA) veya roket mermilerinin bulunduğuna dair raporlar gelmektedir. Güvenlik ortamı halen karmaşık olup hızla değişebilir durumdadır." ifadeleri kullanıldı.
ABD'nin Irak'taki misyonuna, görevlerini bulundukları yerden yerine getirebilecek tüm personeline aksi bildirilene kadar bu şekilde çalışmaları talimatı verildiği aktarılarak, "ABD vatandaşlarına yönelik hizmet saatleri dahil olmak üzere konsolosluk işlemleri şu an için askıya alınmıştır" ifadesine yer verildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın vatandaşlarına Irak'a seyahat etmemeleri yönündeki tavsiyesini yinelediği, ülkede bulunanların ise kişisel güvenlik planlarını gözden geçirmeleri ve durumun kötüleşmesi halinde bulundukları yerde kalma ya da Irak'tan ayrılma seçeneklerini değerlendirmeleri gerektiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Irak hava sahası şu anda kapalıdır. Iraklı yetkililer hava sahasını kısa süreli bildirimle kapatabilir veya yeniden açabilir. Son dönemde Bağdat ve Erbil'e gidiş-dönüş uçuş programlarında değişiklikler yaşanmıştır ve bu değişikliklerin devam etmesi muhtemeldir. En güncel uçuş bilgileri için lütfen hava yolu şirketinizle iletişime geçiniz."
ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği ile Erbil Başkonsolosluğunun açık kalmaya devam edeceği, ancak faaliyetlerin hayati operasyonlarla sınırlı tutulduğu bildirildi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul İl Teşkilatı iftarında ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla ilgili açıklama yaptı.
Erdoğan, konuyla ilgili şunları söyledi:
- "Komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz.
- Uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yoluyla müzakere masasında çözülmesi için çok ciddi emek verdik.
- İran'ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz.
- Her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.
- Hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılmadığı hem de İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı.
- Sağduyu ve aklıselim hakim olmaz, diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riskiyle karşı karşıyadır.
- Daha fazla kanın akmaması, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor.
- Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politikayla inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz.
- Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi ardından da müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız.
- Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından sorunumuz yok. Askerimiz, jandarmamız, polisimiz, istihbaratımız her türlü tedbiri en üst seviyede alıyor.
- Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhuletle çözümü noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz, yapacağız."

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ardından şiddetlenen çatışmalarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kenti İran saldırıların hedefi olmaya devam ediyor.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’a ait yeni bir füze ve insansız hava aracı (İHA) dalgasının engellendiğini açıkladı. Olay kapsamında lüks otellerin bulunduğu Palm Jumeirah bölgesinde bir binada hasar meydana geldi. BAE’li yetkililer yoğun dumanların gökyüzüne yükseldiği olaya ilişkin açıklamada, 4 kişinin yaralandığını bildirdi.
Açıklamada, olay ardından bir otelde yangın çıktığı belirtildi. Bölgeye sevk edilen acil müdahale ekiplerinin yangını kontrol altına aldığı ve olayda yaralıları hastaneye ulaştırdığı aktarıldı.
İran devlet basından Dubai’ye yönelik bir saldırı başlatıldığına yönelik bir iddia öne sürülürken, hedefin ne olduğuna ilişkin net bir bilgi paylaşılmadı. Ancak saldırının ana hedefinin BAE’deki ABD askeri varlığı olduğu düşünülüyor.
Palm Jumeirah’ın Dubai’nin simgelerinden biri olarak bilinen, yapay olarak inşa edilmiş ve lüks otelleriyle tanınan bir ada olduğu biliniyor.

İran Kızılayı, ABD ve İsrail'in saldırılarıyla ilgili açıklama yaptı. Saldırılarda 201 kişinin öldüğü ve 747 kişinin yaralandığı duyuruldu.
İran’ın Fars eyaletine bağlı Lamerd ilçesi Kaymakamı Ali Alizadeh, İsrail ve ABD’nin Fars eyaletine yönelik saldırıları hakkında bilgi verdi.
Saldırılarda bir spor salonu ile iki konutun hedef alındığını belirten Alizadeh, "en az 15 kişinin hayatını kaybettiğini" ve bu sayının artmasından endişe duyduklarını söyledi.
Alizadeh, saldırı sırasında çok sayıda İran vatandaşının da yaralandığını belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesine yönelik İsrail-ABD saldırılarıyla ilgili açıklama yaptı.
Bekayi, ABD-İsrail’in İran'ın Hürmüzgan eyaletindeki bir ilkokulu hedef almasını “terör eylemi” olarak nitelendirerek, saldırıda en az 150 kız öğrencinin hayatını kaybettiğini söyledi.
ABD ve İsrail'in saldırılarında bir okulun hedef alınmasına ilişkin açıklama yapan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, şunları kaydetti:
- "Amerikan ve Siyonist saldırganların sivil merkezlere yönelik alçakça saldırısının ardından Minab şehrindeki Şaceri Tayyiba İlkokulu'nda yaşanan yürek burkan trajedi ve onlarca masum öğrencinin şehit edilmesi, tüm İran halkının ve tüm özgür insanların kalbini derinden yaralamıştır.
- Bu barbarca eylem, saldırganların bu topraklara karşı işlediği sayısız suçun kayıtlarında kara bir sayfa daha olup, milletimizin tarihsel hafızasından asla silinmeyecektir.
- Bu insanlık dışı eylemi şiddetle kınarken, şehitlerin ailelerine, Minab'ın saygıdeğer halkına ve tüm İran milletine bu trajediden dolayı başsağlığı dileklerimi sunuyor ve derin üzüntülerini paylaşıyorum.
- Ayrıca, bölgedeki tüm yardım ve sağlık merkezlerinden ve ilgili yetkililerden, tüm kaynakları seferber ederek yaralıların ve ailelerinin acil ve kesintisiz bakımını önceliklendirmelerini rica ediyorum.
- Yüce Allah'tan, bu talihsiz olayda şehit düşenlerin en yüksek mertebelere ulaşmasını, yaralıların hızla iyileşmesini ve saygıdeğer ailelerine sabır ve huzur vermesini niyaz ediyorum."

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ülkesinin talebi üzerine, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Paris saatiyle bugün 22.00'de toplanacağını bildirdi.
Fransa Dışişleri Bakanı, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Fransa'nın talebi üzerine, BM Güvenlik Konseyi, İran ve Orta Doğu'daki durumu ele almak üzere bu akşam Paris saatiyle 22.00'de toplanacak" ifadelerini kullandı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik başlattığı saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, "İngiltere bu konuda herhangi bir rol oynamadı ancak İran rejiminin son derece iğrenç olduğunu uzun zamandır açıkça belirtiyoruz" ifadelerini kullandı.
İran'ın, İngiltere'de bile muhaliflere ve Yahudi cemaatine doğrudan tehdit oluşturduğunu savunan Starmer, "Yalnızca geçen yıl içinde, İngiltere topraklarında 20'den fazla ölümcül saldırıyı desteklediler" dedi.
Starmer, İran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin verilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Bugün İran'ın bölgedeki ortaklarına yönelik saldırılarını kınıyorum. Bu ortakların çoğu bu çatışmanın tarafı değil" değerlendirmesinde bulundu.
Ülkesinin, bu ortaklara destek ve dayanışma sunduğunu dile getiren Starmer, şunları kaydetti:
- "Orta Doğu'daki müttefiklerimizin güvenliğine yönelik taahhütlerimizin parçası olarak, bölgede bir dizi savunma kapasitesine sahibiz ve yakın zamanda bu kapasiteleri güçlendirmek için adımlar attık.
- İngiltere'nin daha önce de yaptığı gibi, uluslararası hukuka uygun olarak halkımızı, çıkarlarımızı ve müttefiklerimizi korumak için koordineli bölgesel savunma operasyonlarının bir parçası olarak, kuvvetlerimiz aktif olarak görev yapmaktadır ve İngiliz uçakları bugün de gökyüzündedir."
Starmer, daha fazla tırmanışın önlenmesi, barış, güvenlik ve sivil hayatın korunmasına yönelik diplomatik sürece geri dönülmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "İran bunu şimdi sona erdirebilir. Daha fazla saldırıdan kaçınmalı" diye konuştu.
İran'ın nükleer programlarından vazgeçmesi ve halkına karşı uyguladığı şiddet ve baskıya son vermesi gerektiğini söyleyen Starmer, "İran halkı, bizim uzun süredir savunduğumuz pozisyonumuz doğrultusunda kendi geleceğini belirleme hakkına sahiptir. Bu, gerilimin azaltılması ve müzakere masasına geri dönülmesi için izlenmesi gereken yoldur" ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri kınayarak, siviller için ağır sonuçlar doğuracak daha geniş çaplı bir savaşı önlemek adına tüm tarafları derhal müzakere masasına dönmeye çağırdı. Guterres, “Düşmanlıkları derhal durdurun” dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan karşılıklı saldırılara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Orta Doğu'daki askeri tırmanışı kınadığını belirten Guterres, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik güç kullanımı ile İran'ın bölge geneline yayılan misillemesinin uluslararası barış ve güvenliği derinden baltaladığını vurguladı.
Tüm üye devletlerin BM Şartı da dahil olmak üzere uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine saygı göstermesi gerektiğini hatırlatan Guterres, “BM Şartı, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidini veya Birleşmiş Milletler’in amaçlarıyla bağdaşmayan başka herhangi bir şekilde güç kullanılmasını açıkça yasaklamaktadır” ifadelerini kullandı.
Düşmanlıkların derhal durdurulması ve gerilimin azaltılması için taraflara acil çağrı yapan BM Genel Sekreteri, sürecin kontrolden çıkma ihtimaline dikkat çekerek, “Bunun yapılmaması, siviller ve bölgesel istikrar için ağır sonuçlar doğuracak daha geniş bir bölgesel çatışma riski taşımaktadır. Tüm tarafları derhal müzakere masasına dönmeye şiddetle teşvik ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Guterres açıklamasını, uluslararası anlaşmazlıkların BM Şartı ve uluslararası hukuka tam uygun olarak barışçıl yollarla çözülmesinden başka geçerli bir alternatif olmadığını yineleyerek noktaladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptığı açıklamada İran’ın ABD ana karasını vurabilecek bir askeri kapasiteye sahip olmadığını belirtti. Bu ifadeler, Washington’a yönelik tehdit iddialarının ardından geldi.
Bakan, diplomasiye kapıyı tamamen kapatmadıklarını vurgulayarak, “Önce saldırılar durmalı, ardından görüşme ihtimali doğar” dedi. İran’ın diyalogdan yana olduğunu belirten Bakan, ancak bunun için askeri eylemlerin sona ermesi gerektiğini kaydetti.
Arakçi ülkesinin tansiyonun düşürülmesi yönünde istekli olduğunu ifade ederek, gerilimin daha fazla tırmanmasının bölge için ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulundu.
Açıklamasında mevcut duruma da değinen Bakan, İran ile ABD arasında şu an için herhangi bir doğrudan iletişim bulunmadığını söyledi. Buna karşın, “ABD konuşmak isterse bize nasıl ulaşacağını biliyor” ifadesini kullandı.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu garanti altına alabilecek bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu düşündüğünü dile getirdi. Ancak bu sürecin karşılıklı güvene dayanması gerektiğini vurguladı.
Arakçi, İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin tutumunun net olduğunu belirterek, uranyum zenginleştirme hakkı da dahil olmak üzere hiçbir yasal haktan geri adım atılmayacağını söyledi.
Son saldırılarla ilgili değerlendirmede bulunan Arakçi, bir ya da iki komutanın kaybedilmiş olabileceğini ancak üst düzey yetkililerin neredeyse tamamının hayatta ve güvende olduğunu açıkladı.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Hamaney ve Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın hayatta olup olmadığı sorusuna, “Evet, bildiğim kadarıyla hayattalar” yanıtını verdi.
Arakçi, ABD merkezli NBC News’e verdiği röportaja ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın “Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca yalnızca meşru müdafaa hakkını kullandığını” belirtti.
Komşu ülkelerle temas halinde olduklarını ifade eden Arakçi, “ABD halkımıza saldırırken İran sessiz kalmayacaktır. Hedeflerin dost ülkelerde bulunmasından üzüntü duyuyoruz” dedi.
Arakçi ayrıca “ABD yönetiminin İran ile müzakereye başlamada ısrar edip ardından görüşmeler sürerken İran’a saldırmasının nedenini bilmiyorum. Aynı şey geçen Haziran ayında da yaşandı. 48 saat önce Umman Dışişleri Bakanı da bunu teyit etti” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesine yönelik saldırılara ilişkin açıklamada bulundu.
İran halkının barışsever bir halk olduğunu söyleyen Bekayi, “ABD bölge ülkelerindeki üslerini İran’a saldırı amacıyla kötüye kullanıyor. İran’ın girişimleri bölge ülkelerine yönelik değil. Düşman ikinci kez diplomasiye ihanet etti” ifadelerini kullandı.
Bekayi, ABD-İsrail’in İran'ın Hürmüzgan eyaletindeki bir ilkokulu hedef almasını “terör eylemi” olarak nitelendirdi.
İran’ın barış yanlısı bir ülke olduğuna vurgu yapmak için ABD ile müzakere sürecine dahil olduğunu söyleyen Bekayi, ABD’yi “İran’a saldırmak için bahane” aramakla suçladı.
Bekayi ayrıca, İran’a yönelik son saldırıların, ABD yönetim sistemi içinde İran milletine karşı derin bir düşmanlık ve kin bulunduğuna dair daha önce dile getirilen görüşleri doğruladığını öne sürdü.
ABD halkı ile bir sorunlarının olmadığını hatırlatan Bekayi, “Amerikan halkıyla bir sorunumuz yok. İran’ın ABD için bir tehdit olduğu iddiası bir yalandır. 6.500 milden daha uzaktan gelip Minab’daki çocuklarımıza saldırmayı hangi çıkar gerektiriyordu?” şeklinde konuştu.

Çin, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran'ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Pekin yönetiminin İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları nedeniyle son derece endişeli olduğu belirtildi.
Taraflara askeri eylemelere son verme çağrısı yapılan açıklamada, "İran'ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmeli." ifadesine yer verildi.
Açıklamada, taraflara gerilimi daha fazla tırmandırmaktan kaçınmaları, diyalog ve müzakereleri sürdürmeleri, Orta Doğu’da barış ve istikrarın korunmasına yönelik çabaları devam ettirmeleri çağrısında bulunuldu.
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD sabah saatlerinde İran'a ortak saldırı başlattı.
İsrail Savunma Bakanlığı, İran’a “önleyici saldırı” başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılar kapsamında başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Şiraz, Buşehr, Kirmanşah ve İlam kentleri hedef alındı.
İsrail ve İran, hava sahasını kapatırken İsrail genelinde olağanüstü hal ilan edildi, sirenler çaldı. İran'ın karşı saldırıları öncesinde İsrail halkını sığınaklara yönlendiren uyarılar yapıldı.
İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e onlarca balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran, füze saldırılarıyla Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün gibi ülkelerde eş zamanlı ABD üslerini hedef alırken Bahreyn'deki ABD donanma üssü vuruldu.

ABD ve İsrail, bugün İran'a karşı hava saldırıları başlattı. İran'ın başkenti Tahran'ın ve diğer büyük kentlerin vurulduğu bildirildi.
İran saldırılara füzelerle karşılık verdi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaşananlarla ilgili açıklama yaptı. Duran, mesajında şu ifadeleri kullandı:
- "Son dönemde ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesi ve diğer bölge ülkelerini de etkilemesi, kabul edilemez bir durumdur. Bölgemiz ve küresel barış açısından ciddi bir endişe kaynağıdır.
- Yaşanan gelişmeler, sadece taraf ülkeleri değil, geniş bir coğrafyada istikrarı ve sivillerin güvenliğini tehdit etmektedir. Bu çerçevede diyalog ve müzakere mekanizmalarının ivedilikle yeniden devreye alınması gerekmektedir.
- Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, ilkesel olarak her zaman kalıcı barıştan, bölgesel istikrardan ve uluslararası hukuka dayalı çözüm arayışlarından yana olmuştur.
- Türkiye, gerilimin düşürülmesi, sivillerin korunması ve diplomatik kanalların etkin biçimde işletilmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir.
- Devletimiz bütün kurumlarıyla bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmekte ve vatandaşlarımızın güvenliği için gerekli önlemleri almaktadır.
- İletişim Başkanlığı olarak bu süreçte, yapılmak istenen provokasyonlar ve yayılmak istenen dezenformasyonlarla mücadelemizi sürdürüyoruz. Medyamızın da süreci her zaman olduğu gibi objektif ve Türkiye merkezli ele alacağına yönelik inancımız tamdır.
- Vatandaşlarımızın bu süreçte başta dijital medya alanında olmak üzere yapılan provokasyonlara ve dezenformasyonlara karşı daha duyarlı olması; teyit edilmemiş bilgileri dikkate almaması ve resmî kurumlarımızın açıklamalarına itibar etmesini önemsiyoruz."

Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılarla ilgili ilk resmi açıklamayı yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer alıyor:
"İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla devam eden gelişmeler, bölgemizin geleceğini ve küresel istikrarı riske atacak niteliktedir.
Uluslararası hukuka aykırı ve masum sivillerin hayatını tehdit eden her türlü eylemden derin kaygı duyuyor, şiddetin tırmanmasına neden olabilecek kışkırtmaları kınıyoruz. Tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ediyoruz.
Bölgemizdeki meselelerin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, arabuluculuk konusunda gerekli desteği vermeye hazırdır.
İlgili ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın güvenlikleri önceliğimiz olup bu hususta gerekli tüm tedbirler alınmaktadır."
Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ABD ve İsrail'in bugün İran'a yönelik saldırısı ve İran'ın misillemesinin ardından Türkiye'nin bölgedeki vatandaşlarının güvenliğine ilişkin hazırlıklara dair bilgi verdi.
Yetkili, vatandaşların güvenliğine yönelik tüm hazırlıkların tamamlandığını ve sürecin yakından edildiğini bildirdi. Yetkili, şunları kaydetti:
- "Bölgedeki tüm büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımız tam kadro görev başında olup çalışmalarını kesintisiz sürdürmektedir.
- 7 gün 24 saat hizmet veren Dışişleri Konsolosluk Çağrı Merkezi (00 90 312 292 29 29), vatandaşlarımızdan gelen başvuruları yanıtlamakta, ihtiyaç duyulan yönlendirmeleri yapmakta ve acil durumlarda hızlı koordinasyon sağlamaktadır.
- Bu aşamada bölgeye giden tüm uçuşlar iptal edilmiştir. İran'la olan üç sınır kapımız ise açık durumdadır.
- Risk değerlendirmeleri belli aralıklarla güncellenmekte ve ilgili kurumlarımız ve yerel makamlarla koordinasyon halinde gerekli tedbirler devreye alınmaktadır.
- Güncel duruma ilişkin duyurular dış misyonlarımız tarafından düzenli olarak paylaşılmakta olup vatandaşlarımızın bulundukları bölgelerdeki güvenlik koşullarına dair bilgilendirmelerimiz devam edecektir."

Irak hükümeti, ülke toprakları ve hava sahasının İran'a yönelik saldırılar için geçiş veya çıkış noktası olarak kullanılmasının kabul edilmeyeceğini belirterek, saldırıları kınadı.
Irak Başbakanı Askeri Sözcüsü Sabah en-Numan tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, Irak'taki bazı noktaların (ABD ve İsrail tarafından olduğu iddia edilen) saldırıya uğramasının ardından güvenlik ve askeri liderlerle bir araya gelerek, güvenlik durumuna ilişkin bilgi aldı.
Toplantıda Irak'ın, hükümeti ve halkıyla birlikte, her türlü savaş ve saldırı anlayışını reddettiği vurgulandı. Irak'taki bazı noktalara yönelik açık saldırının sonuçları konusunda uyarıda bulunularak, bu saldırılarda bazı kişilerin hayatını kaybettiği ve çeşitli yaralanmaların meydana geldiği belirtildi.
Toplantıda, İran'a yönelik "haksız" saldırı ile İran halkını, egemenliğini ve anayasal kurumlarını hedef alan her türlü eylem kınandı ve Irak'ın egemenliğine, hava sahasına ve topraklarına yönelik herhangi bir ihlale karşı uyarıda bulunuldu.
Irak topraklarının ya da hava sahasının da İran'a yönelik saldırılar için geçiş veya çıkış noktası olarak kullanılmasının kabul edilmeyeceği belirtildi.
Irak hükümetinin, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumak için uluslararası hukuk ve teamüllerin sağladığı tüm yasal yolları kullanacağı da aktarıldı.
Toplantıda, ayrıca askeri faaliyetlerin derhal durdurulması, sorunların çözümünde diyalog ve uluslararası hukukun öngördüğü barışçıl yöntemlere başvurulması gerektiği de vurgulandı.
Irak ordusu, İran'a yakın milis grupların bulunduğu Babil vilayetine gerçekleştirilen hava saldırıları sonucu 2 kişinin öldüğünü, 3 kişinin yaralandığını duyurmuştu.
Açıklamada, saldırının kim tarafından düzenlendiği bilgisine ise yer verilmemişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ve İsrail'in saldırıları sonrası ilk kez sosyal medyadan paylaşım yaptı.
Arakçi son saldırılarla ilgili olarak "Netanyahu ve Trump’ın İran’a karşı başlattığı savaş tamamen provokasyonsuz, hukuka aykırı ve meşruiyetten yoksundur" yorumunu yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarını eleştiren İranlı bakan, "Trump 'Önce Amerika' söylemini 'Önce İsrail'e dönüştürdü ki bu da 'En son Amerika' anlamına geliyor" diye yazdı.
Bakan sözlerini "Güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz bugüne hazırdır ve saldırganlara hak ettikleri dersi verecektir" diyerek bitirdi.
Arakçi mesajının altına Trump'ın 9 Ekim 2012'de yaptığı bir paylaşımın ekran görüntüsünü ekledi. Ekran görüntüsünde Trump'ın "Obama'nın anket sonuçları düşüşte olduğuna göre Libya veya İran'a saldırı başlatmasını bekleyin. Çaresiz durumda" diye yazdığı görüldü.

Son anketler Trump'ın popülerliğinin genel olarak düştüğünü ve düşüş eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.
Örneğin Emerson College Polling'in yaptığı anket Trump'ın onaylanmama oranının yüzde 55'e yükseldiğini gözler önüne serdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır ve Endonezya dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri yaptı.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Fidan, birçok mevkidaşıyla telefonda görüştü.
Fidan, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır ve Endonezya dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Görüşmelerde, bölgede bugün yaşanan gelişmeler ele alındı ve saldırıların sona ermesi amacıyla atılabilecek adımlar değerlendirildi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD sabah saatlerinde İran'a ortak saldırılar başlattı.
İsrail Savunma Bakanlığı, İran’a “önleyici saldırı” başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılar kapsamında başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Şiraz, Buşehr, Kirmanşah ve İlam kentleri hedef alındı.
İsrail ve İran, hava sahasını kapatırken İsrail genelinde olağanüstü hal ilan edildi, sirenler çaldı. İran'ın karşı saldırıları öncesinde İsrail halkını sığınaklara yönlendiren uyarılar yapıldı.
İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e onlarca balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran, füze saldırılarıyla Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün gibi ülkelerde eş zamanlı ABD üslerini hedef alırken Bahreyn'deki ABD donanma üssü vuruldu.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından, ABD ve İsrail'in İran’a yönelik ortak askeri operasyonuna ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Operasyonun diplomatik bir sürecin tam ortasında gerçekleştiğine dikkat çekilen açıklamada, saldırı ‘İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğinin açık bir ihlali’ olarak nitelendirildi. Açıklamada, nevruz arifesinde ve ramazan ayında sivil alanların ve savunma altyapılarının vurulduğu ifade edildi.
İran'ın diplomasiye şans tanıdığının vurgulandığı açıklamada, “ABD ve Siyonist rejimin yeni bir askeri saldırganlık gerçekleştirme niyetinden emin olmamıza rağmen, İran ulusunun haklılığını tüm dünyaya kanıtlamak ve saldırganlığa yönelik her türlü bahanenin gayrimeşruluğunu göstermek için bir kez daha müzakerelere girdik. İran halkı, savaşı önlemek için gereken her şeyi yapmış olmaktan gurur duymaktadır. Şimdi vatanı savunma ve düşmanın askeri saldırganlığına karşı koyma zamanıdır” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada ayrıca, “Müzakerelere nasıl hazırlandıysak, savunma için de her zamankinden daha hazırlıklıyız. İran Silahlı Kuvvetleri saldırganlara otoriteyle yanıt verecektir” denildi.
Saldırıların Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali olduğu ve İran'ın 51’inci madde uyarınca meşru müdafaa hakkına sahip olduğu hatırlatılan açıklamada, uluslararası topluma da çağrı yapıldı. Açıklamada, “Açık askeri saldırganlık nedeniyle uluslararası barış ve güvenliğin ihlaline karşı derhal harekete geçilmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni göreve çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi. Bölgesel ve İslami ülkeler başta olmak üzere tüm devletlerden bu saldırganlığı kınamaları istendi.
Açıklamanın son bölümünde ise İran halkının tarihsel duruşuna atıfta bulunularak, “Tarih şahittir ki İranlılar hiçbir zaman yabancı saldırganlığa ve hegemonyaya teslim olmamıştır; bu kez de İran ulusunun yanıtı kesin ve belirleyici olacak ve saldırganları bu suç teşkil eden eylemlerinden dolayı pişman edecektir” denildi.

ABD-İsrail'in, İran'ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu hedef aldığı saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerin sayısı 85'e yükseldi.
İran devlet televizyonunun haberine göre, ülkenin güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki "Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu"na ABD-İsrail saldırısında şu ana kadar 150 kız öğrencinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
Minab Kaymakamı Muhammed Radmehr, okulun doğrudan hedef alındığını ve çok sayıda kız öğrencinin saldırıda hayatını kaybettiğini belirtti.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD-İsrail'in İran'ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki "Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu"nu hedef alan ABD-İsrail saldırısına ilişkin açıklama yayımladı.
Saldırıyı alçakça ve insanlık dışı olarak nitelendiren Pezeşkiyan, "Minab şehrindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu'nda yaşanan yürek burkan trajedi ve onlarca masum öğrencinin şehit edilmesi, tüm İranlıların ve tüm özgür insanların kalbini derinden yaralamıştır. Bu barbarca eylem, saldırganların bu topraklara karşı işlediği sayısız suçun kayıtlarında kara bir sayfa daha olup, ulusumuzun tarihsel hafızasından asla silinmeyecektir." ifadelerini kullandı.
Pezeşkiyan, Allah'tan, saldırıda hayatını kaybedenlere en yüksek dereceler, yaralılara acil şifalar ve kurbanların ailelerine sabır dileğinde bulundu.
Saldırının ardından İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sanal medya hesabından kınama mesajı yayımladı. Ortak operasyonu ‘İran şehirlerini ayrım gözetmeksizin hedef alan haksız bir saldırganlık eylemi’ olarak nitelendiren Bekayi, Minab'daki ilkokul saldırısında onlarca masum kız çocuğunun hayatını kaybettiğini ve sakat kaldığını belirtti.
Yaşananları ‘açık bir suç’ olarak tanımlayan Bekayi, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, “Dünya bu büyük adaletsizliğe karşı ayağa kalkmalıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM Şartı kapsamındaki asli sorumluluğunu yerine getirerek derhal harekete geçmelidir” ifadelerini kullandı.
ABD-İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci devam ederken İsrail ve ABD sabah saatlerinde İran'a ortak saldırılar düzenledi.
İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail’in İran’a “önleyici saldırı” başlattığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da İran'a yönelik "büyük bir operasyon" başlattıklarını açıkladı.
Saldırılar kapsamında başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Buşehr, Kirmanşah ve İlam kentleri hedef alındı.
İsrail ve İran, hava sahasını kapatırken İsrail genelinde olağanüstü hal ilan edildi, sirenler çaldı. İran'ın karşı saldırıları öncesinde İsrail halkını sığınaklara yönlendiren uyarılar yapıldı.
İran ordusu, ABD ile İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e onlarca balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşı saldırılar başlattığını duyurdu.
İran, füze saldırılarıyla Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün gibi ülkelerde eş zamanlı ABD üslerini hedef alırken Bahreyn'deki ABD donanma üssü vuruldu.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları sonrası Orta Doğu'da güvenlik riski artarken küresel havayolu şirketleri uçuşları peş peşe iptal etti.
FlightRadar24 haritalarına göre İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Bahreyn ve Ürdün hava sahaları cumartesi sabahı büyük ölçüde boş kaldı.
Avrupa Birliği Havacılık Otoritesi, Avrupalı havayolu şirketlerine bölgede, saldırılardan etkilenen hava sahalarından uzak durmaları yönünde tavsiyede bulundu.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından Orta Doğu ülkelerinin hava sahalarını kapatması nedeniyle Çin ve Hong Kong'dan hava yolu şirketleri bölgeye uçuşlarını iptal etti.
Ulusal basındaki haberlere göre, şu ana dek Çin'den İran'a 41 ve İsrail'e 16 uçuş iptal edilirken bölgede güvenlik riski nedeniyle hava sahasının kapatıldığı ülkelere yönelik seferler yapılamayacak.
Çin'in bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Air China, 28 Şubat-2 Mart tarihlerinde Pekin ve Çongçing şehirlerinden Birleşik Arap Emirlikleri'nin Abu Dabi ve Dubai şehirlerine düzenlediği seferlerin iptal edildiğini açıkladı.
China Eastern ve China Southern hava yolu şirketleri de Orta Doğu ülkelerine seferlerini hava sahalarının kapatılması nedeniyle yeniden düzenleyeceklerini bildirdi.
Hong Kong hava yolu şirketi Cathay Pasific de Orta Doğu ülkelerine tüm kargo ve yolcu seferlerini durdurduğunu duyurdu.
Türk Hava Yolları (THY): Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE ve Umman uçuşlarını iptal etti. Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Ürdün uçuşlarını ise 2 Mart'a kadar durdurdu.
Aegean Airlines: Yunanistan'ın en büyük hava yolu şirketi Aegean Airlines Tel Aviv, Beyrut ve Erbil uçuşlarını 2 Mart'a kadar askıya aldı.
Air France-KLM: Air France bugünkü Tel Aviv ve Beyrut uçuşlarını iptal etti. KLM ise Amsterdam-Tel Aviv hattındaki uçuşlarını planlanandan daha erken durdurdu ve cumartesi seferini iptal etti.
British Airways: Tel Aviv ve Bahreyn uçuşlarını 3 Mart'a kadar, bugünkü Amman uçuşunu ise iptal etti.
Iberia Express: Bugün 17.00 için planlanan Tel Aviv uçuşunu iptal etti.
IndiGo: Bölgedeki gelişmeleri yakından izlediğini açıkladı.
Japan Airlines: Tokyo Haneda-Doha uçuşunu ve 1 Mart'taki dönüş seferini iptal etti.
LOT Polish Airlines: Varşova-Dubai seferini geri çevirerek Varşova'ya döndürdü.
Lufthansa: Tel Aviv, Beyrut ve Umman uçuşlarını 7 Mart'a kadar askıya aldı. Hafta sonu için planlanan Dubai uçuşlarını iptal etti. Ayrıca İsrail, Lübnan, Ürdün, Irak ve İran hava sahalarından 7 Mart'a kadar geçmeyeceğini duyurdu.
Norwegian Air: Dubai uçuşlarını 4 Mart'a kadar durdurdu.
Scandinavian Airlines (SAS): Bugünkü Kopenhag-Tel Aviv uçuşunu iptal etti.
Virgin Atlantic: Irak hava sahasını geçici olarak kullanmayacağını açıkladı. Bugünkü Londra Heathrow-Dubai uçuşunu ise iptal etti.
Qatar Airways: Katar hava sahasının kapanması nedeniyle Doha'ya gidiş-geliş tüm uçuşları geçici olarak askıya aldı.
Wizz Air: İsrail, Dubai, Abu Dabi ve Amman uçuşlarını durdurdu ve 7 Mart'a kadar askıya aldığını açıkladı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Airbus tarafından çekilen uydu görüntüleri, İran'ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Tahran'daki karargahında ciddi hasar meydana geldiğini ortaya koydu.
Görüntülerde karargahtan siyah dumanların yükseldiği ve bazı binaların çöktüğü görüldü.
Söz konusu yerleşke, Hamaney'in ikamet ettiği ve üst düzey yetkilileri kabul ettiği yer olarak biliniyor. Ancak saldırılardan kısa süre sonra yapılan açıklamada Hamaney'in Tahran'da olmadığı ve güvenli bir yere götürüldüğü bildirilmişti.
İranlı yetkililer, üst düzey liderlerin sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi.
Fars haber ajansına göre hedef alan liderler arasında Hamaney'in yanı sıra Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ve Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei bulunuyor.
Yetkililer söz konusu yetkililerin hiçbirinin zarar görmediğini bildirdi.

Avrupa Birliği’nin istatistik ofisi Eurostat, 2024 yılına ilişkin göç verilerini yayımladı. Buna göre, AB’ye AB üyesi olmayan ülkelerden 4,2 milyon kişi göç etti. Açıklanan rakamlara, bazı ülkeler için geçici koruma statüsündeki Ukraynalı mülteciler ile sığınmacılar dahil edilmedi.
Aynı yıl içerisinde 1,5 milyon kişi de AB ülkeleri arasında göç etti.
Verilere göre, 2024’te AB genelinde her 1.000 kişi başına AB dışı ülkelerden gelen ortalama göçmen sayısı 9,2 olarak hesaplandı.
Yerleşik nüfusa oranla en yüksek göç oranı Malta’da kaydedildi. Malta’da 2024 yılında her 1.000 kişiye 60 göçmen düştü. Malta’yı, 1.000 kişide 42 göçmenle Kıbrıs ve 38 göçmenle Lüksemburg izledi.
Göç oranının en düşük olduğu ülke ise Slovakya oldu. Slovakya’da 1.000 kişi başına yalnızca 1 göçmen kaydedildi. Fransa’da bu oran 6 olurken, İtalya, Letonya, Bulgaristan ve Polonya’da ise 1.000 kişi başına 8 göçmen olarak ölçüldü.
2024 yılında, neredeyse tüm AB ülkelerinde AB dışı ülkelerden gelen göçmenlerin sayısı, diğer AB ülkelerinden gelenlerden daha yüksek oldu. Bu durumun istisnaları Lüksemburg ve Romanya olarak kayda geçti. Lüksemburg’da göçmenlerin yüzde 85,5’i diğer AB ülkelerinden gelirken, Romanya’da bu oran yüzde 56 oldu.
AB dışı ülkelerden gelen göçmenlerin toplam göç içindeki payının en yüksek olduğu ülkeler ise Çekya (yüzde 87), İtalya (yüzde 86,2) ve İspanya (yüzde 84,5) olarak sıralandı.

İran’ın İran Ulusal Güvenlik Konseyi, başkent Tahran’da yaşayanlara kenti terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu.
Konsey tarafından yapılan yazılı açıklamada, mevcut durum nedeniyle vatandaşların “sakinliğini koruyarak” başka şehir ve bölgelere seyahat etmelerinin önerildiği belirtildi.
İsrail ve ABD'nin saldırıları sonrası Tahran'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu.
Okullar ikinci duyuruya kadar tatil edilirken kentten kaçış nedeniyle şehrin birçok noktasında trafik kilitlendi.